İstanbul’da Gezilecek Yerler – Dev Liste

0
143

Yalnızca ülkemizin değil, tüm dünyanın göz bebeği, Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul, pek çok medeniyete ev sahipliği yaptığı gibi çağ başlatan bir şehir. Türkiye’nin en kalabalık şehri olan İstanbul dünyanın da en kalabalık 10 şehri arasında yer alıyor ve hem tarihi dokusu hem doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini fazlasıyla çekiyor. İster İstanbul’da yaşayın, isterseniz şehir dışında isterseniz de ülke dışından İstanbul’u ziyarete gelmiş olun. Sizler için, İstanbul’da gezebileceğiniz 100 yeri listeledik. İstanbul’u tanımak ve bu şehri anlamak isteyenlerin mutlaka görmesi gereken yerler arasında saraylar, camiler, müzeler, parklar, hamamlar, çarşılar ve daha bir sürü doğal ve tarihi güzellik bulunuyor. Belki de tüm bu noktaları gezmek için zamanınız olmayacak fakat, en azından birbirine yakın olan yerlerden birkaçını gezmeniz bize, İstanbul’un tarihi, kültürü ve inanı hakkında bilgi sahibi olmanıza yetecektir.

İçindekiler

İstanbul’daki Saraylar & Kasırlar & Hamamlar

1. Çırağan Sarayı

ciragan

Çırağan şenlikleri olarak bilinen meşale şenliklerinden adını alan Çırağan Sarayı’na 17. yüzyılda Kazancıoğlu Bahçeleri deniyormuş. Taş işçiliğinin en güzel örneklerini barındıran saray, zamanında önemli toplantılara ev sahipliği yapıyormuş. Günümüzde ise ilave edilen yapılarla otel haline dönüştürülen Çırağan Sarayı’na pek çok sosyal aktivite ve etkinlik gerçekleştiriliyor. Sarayda yer alan ilk yapıt, Fatma Sultan adına eşi Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından inşa ettirilmiş. 1834 senesinde sarayın olduğu alan Sultan II. Mahmut tarafından yeniden yapılandırılarak bölgede yer alan yalı yıktırılmış. 1857’de ise Abdülmecit, Sultan II. Mahmut’un yaptırdığı sarayı yıktırmış, fakat vefatından dolayı yeniden inşa edilen saray yarıda kalmış. Saray 1871’de Abdülaziz tarafından tamamlanmış. Görenleri adeta büyüleyen sarayın işlemeli kapısı ise Vortik Kemhacıyan tarafından yapılmış. Dünyanın en nadide malzemeleriyle inşa edilen Çırağan Sarayı’nın inşası için 2.5 milyon altın harcanmış. 1909 senesinde Meclis-i Mebusan hizmet binası olarak kullanılmaya başlanan Çırağan Sarayı, 1910 senesinde çıkan yangında tamamen yanmış. O yıldan itibaren başlayan restorasyon ve yenileme çalışmaları ise 2006 senesinde tam anlamıyla bitirilmiş. Günümüzde Kempinski otelcilik tarafından işletilen Çırağan Sarayı’nda konaklayabileceğiniz gibi düğününüzü burada yapabilir, her pazar günü saat 12.00 – 16.00 arasında servis edilen kahvaltıya katılabilirsiniz. Çırağan Sarayı’nda 195 TL olan kahvaltı fiyatı, 6 – 11 arası çocuklar için %50 indirimli, 0 – 5 yaş arası çocuklar içinse ücretsiz. Düğün fiyatlarınınsa oldukça yüksek olduğu sarayda düğün için gerekli malzemelerin tutarı 20 bin TL ile 300 bin TL arasında değişirken, kişi başı yemek için 600 TL, orkestra için 50 bin TL ve kamera için de 7 bin TL gibi ücret talep ediliyor. İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde, Çırağan adlı cadde üzerinde konumlanan Çırağan Sarayı’na ulaşmak için Sarıyer, Kabataş, Beşiktaş ve Taksim’den kalkan belediye otobüslerini kullanabilirsiniz.

Aşağdıkaki panelden otobüs ve uçak bileti sorgulayabilirsiniz.

2. Dolmabahçe Sarayı

dolmabahce

İstanbul’un belki de en güzel lokasyonunda konumlanan Dolmabahçe Sarayı, zamanında Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetildiği bir sarayken günümüzde ise müze olarak hizmet veriyor. Beşiktaş-Ortaköy Gezi Rehberi‘nde de bahsettiğimiz Dolmabahçe Sarayı henüz inşa edilmemişken, şu an bulunduğu lokasyonda Osmanlı Donanması demirlemiş. Zamanla denizcilik şölenlerinin yapılmaya başlandığı mekan bataklık haline gelince, 1800’lü yıllarda doldurulmuş ve padişahların dinlendikleri has bahçelerden biri haline getirilmiş. Sultan I. Abdülmecit döneminde inşasına başlanan Dolmabahçe Sarayı, 1855 senesinde tamamen bitirilerek padişahların konakladığı önemli yerlerden biri halini almış. Cumhuriyet Dönemi’nde de pek çok yabancı temsilcinin ağırlandığı sarayın son misafiri ise Mustafa Kemal Atatürk olmuş. Günümüzde Milli Saraylar arasında kabul edilen Dolmabahçe Sarayı, mimarisi, işçiliği ve koleksiyonlarıyla tarihe ışık tutuyor. Aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının gerçekleştiği oda ve yatağı, görenleri bir kez daha hüzne boğuyor. Atatürk’ün ölüm yıl dönümü olan 10 Kasım’da ziyaretçiler için ücretsiz olarak hizmet veren sarayın diğer günlerdeki giriş fiyatları ise şu şekilde; Selamlık 60 TL, Harem – Camlı Köşk – Saat Müzesi 40 TL, Selamlık – Harem – Camlı Köşk – Saat Müzesi 90 TL, Saray Koleksiyonları Müzesi 20 TL. Tüm bu biletlerin indirimli fiyatı, ücretin yarısını tekabül ederken, öğrenci için biletler ise 10 TL’den satılıyor. Pazartesi hariç haftanın her günü saat 09:00 ile 16:00 arasında açık olan saray, Beşiktaş ve Kabataş arasında yer alan Dolmabahçe Caddesi üzerinde konumlanıyor. Dolmabahçe Sarayı’na gitmek için metrobüsle Zincirlikuyu durağında inip, Taksim yönünde hareket eden otobüslere binebilir, Kabataş veya Beşiktaş’a giden otobüsleri kullanabilir, Taksim – Hacıosman Metrosu’nu kullanarak Taksim’e gelip buradan da fünikülere binerek Kabataş’a geçebilirsiniz.

3. Topkapı Sarayı

topkapi_sarayi

Anadolu yakasının açık ara en güzel manzarasına sahip olan Topkapı Sarayı, 1460 ile 1478 tarihleri arasında, Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiş. 15. – 19. yüzyıllar arasında, Dolmabahçe Sarayı yapılan kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim merkezi olarak kullanılmış. Topkapı Sarayı inşa edildikten sonra ‘Yeni Saray’, Topkapı’ya taşınmadan önce ikamet edilen saraya da ‘Eski Saray’ deniliyormuş. Ancak, sarayın dışında İstanbul’un fethi için kullanılan topların sergilenmesinden dolayı yerel halk bu saraya ‘Topkapı Sarayı’ demeye başlamış. İlk başlarda bine yakın insanı ağırlayan sarayın nüfusu zaman içerisinde 5 bine, festivallerde ise 10 bine kadar yükselmiş. İlk inşa edildiğinde 70 bin metrekare alanı kaplayan Topkapı Sarayı, ilave edilen bölümlerle bugün 80 bin metrekare alan üzerinde yükseliyor. 3 Nisan 1924’te müzeye dönüştürülen saray, aynı zamanda Cumhuriyet tarihinin ilk müzesi olma unvanını taşıyor. Topkapı Sarayı, Bab-ı Hümayun, Sofa-i Humayun, Alay Meydanı, Enderun Avlusu, Divan Meydanı ve Harem olmak üzere altı bölümden oluşuyor. Bu bölümlerde Aya İrini Kilisesi’nden İmparatorluk Darphanesi’ne, kaşıkçı elmasından Peygamber efendimizin sakalına, Çin koleksiyonundan kutsal emanetlere kadar tarihin arka odalarında saklı kalan her şeyi bulabilirsiniz. Topkapı Sarayı giriş ücretleri ise şu şekildedir; Topkapı Sarayı Müzesi 60 TL, Harem bölümü 35 TL ve Aya İrini Müzesi 30 TL. Kışın (30 Ekim – 15 Nisan) saat 09:00 ile 16:45, yazın (15 Nisan – 30 Ekim) ise saat 09:00 ile 18:45 aralığında, salı günleri hariç ziyarete açık olan Topkapı Sarayı’na 18 yaşından küçükler ve 65 yaşından büyükler ücretsiz olarak girebiliyorlar. Topkapı Sarayı’na bebek arabasıyla girmek müze içerisinde sigara içmek ve fotoğraf çekmek yasak olduğu gibi Kutsal emanetler bölümüne girmek için de uygun kıyafetler giyilmesi gerekiyor. Topkapı Sarayı’na gitmek için metrobüse binerek Cevizlibağ durağına gidin. Buradan Kabataş’a doğru giden tramvaya binerek Sultanahmet durağında inin. Sultanahmet’ten Topkapı Sarayı’na yürüyerek kısa süre içerisinde ulaşabilirsiniz.

4. Yıldız Sarayı

Zamanında av sahası olarak kullanılan bölge, sonradan kasırlar yaptırılarak yerleşik bir düzen haline getiriliyor. Yıldız Sarayı ise, III. Selim’in annesi Mihrişah Sultan adına inşa ettiriliyor ve yapımı 1807’de tamamlanıyor. Yıldız Sarayı, yapımından yıllar sonra önem kazanıyor. II. Abdülhamit, Dolmabahçe Sarayı’nın denizden kuşatılma ihtimaline karşın Yıldız Sarayı‘na taşınıyor ve imparatorluğu 33 sene buradan yönetiyor. Bir dönem Harp Akademileri binası olarak da hizmet veren bina, 1994 senesinden sonra halka açılıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde saray hayatını en iyi biçimde yansıtması, orman havası ve eşsiz Boğaziçi manzarasıyla Yıldız Sarayı, hem doğal hem de tarihi güzelliklerinin bir potada eridiği ender mekanlardan bir tanesi olarak kabul ediliyor. Günümüzde müze olarak kullanılan Yıldız Sarayı’na ücretsiz olarak girilebilse de şu an için tadilat nedeniyle ziyaret kapalı bulunuyor. Müze açıldıktan sonra; kışın (3 Ekim – 14 Nisan) saat 09:00 – 17:00 arasında yazın ise (15 Nisan – 2 Ekim) 09:00 – 19:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde, Barbaros Bulvarı’na bağlı Serencebey Yokuşu’nda konumlanan Yıldız Sarayı’na gitmek için Anadolu yakasından vapurla Beşiktaş’a gelebilir, buradan da otobüsle veya yürüyerek saraya ulaşabilirsiniz. Metrobüsle gelecek ziyaretçiler ise Zincirlikuyu Durağı’nda inerek Beşiktaş yönünde hareket eden herhangi bir otobüse binip YTÜ Durağı’nda inebilirler. YTÜ Durağı’ndan Yıldız Sarayı’na yürüyerek birkaç dakika içerisinde ulaşabilirsiniz.

5. Beylerbeyi Sarayı

beylerbeyi_sarayi

Sultan Abdülaziz tarafından 1861 senesinden inşasına başlanan Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde padişahlar tarafından yazlık saray olarak kullanıldığı gibi yabancı devlet yetkililerinin ağırlanmasında da rol üstlenmiş. Mermer işçiliği, içerisinde bulunan eşyalar, boğaz manzarası ve yazlık saray olması nedeniyle sıcak havalarda da dahi serin kalma özelliğiyle Beylerbeyi Sarayı, İstanbul’da gezilecek yerlerin başında geliyor. Hatta bu güzide yapıyı gezmekle kalmayıp, içerisinde kahvaltınızı dahi yapabilirsiniz. Boğaza nazır Beylerbeyi Sarayı’nda servis edilen kahvaltının fiyatı, yapının azametine göre oldukça uygun olsa da, yer bulmak (özellikle hafta sonu) yoğunluktan dolayı oldukça zor olabiliyor. Pazartesi günlere kapalı olan Beylerbeyi Sarayı’na giriş ücreti ise tam 40 TL, indirimli 20 TL. Ayrıca, kahvaltı için de sarayı gezmek için de olsa bahçeye girmek istiyorsanız, giriş ücreti olan 5 TL’yi ödemek durumundasınız. İstanbul’un Üsküdar ilçesinde, Beylerbeyi mevkiinde konumlanan Beylerbeyi Sarayı’nı saat 09:00 ile 17:00 aralığında ziyaret edebilirsiniz. Saraya gitmek için; Üsküdar’dan kalkan ve Beykoz istikametinde hareket eden tüm otobüsleri kullanabilirsiniz. Avrupa yakasından metrobüsle gelmek içinse, Boğaziçi Köprüsü Durağı’nda inmeniz, ardından kısa bir yürüyüş yaparak Üsküdar’a giden otobüslerin geçtiği durağa gelerek, Üsküdar’a varmanız gerekiyor. Devamında da Beykoz’a giden herhangi bir otobüse binebilirsiniz.

6. Adile Sultan Sarayı

adile sultan

Adile Sultan Sarayı, 1858 senesinde, Salkis Balyan tarafından, Sultan Abdülmecit’in kız kardeşi Adile Sultan’a hediye amacıyla inşa ettirilmiş. Sultan Abdülmecit’in ölümüyle birlikte kardeşi Sultan Abdülaziz tahta geçmiş ve Abdülmecit’in vasiyet niteliği taşıyan hediyesini vermek için işe koyulmuş. 1861’de harabeye dönen sarayı yıktıran Sultan Abdülaziz, konağın yerine günümüze kadar ulaşmayı başaran Adile Sultan Sarayı‘nı yaptırmış. Bir süre restorasyon çalışmaları nedeniyle kapalı olan saray, 2007 senesinde tekrardan kapılarını ziyaretçilerine açmış. Düğün, mezuniyet, toplantı, seminer, etkinlik gibi organizasyonlar için kullanılan Adile Sultan Sarayı’nda konukların ağırlandığı Oval Salon, 500 kişi kapasiteli. Aynı zamanda içerisine, 1 adet 200 kişilik toplantı salonu, 17 adet 30 – 50 kişilik seminer salonu, 1300 metrekarelik kokteyl alanı ve 1000 kişi kapasiteli bahçesi bulunuyor. Boğazın yanı başında kahvaltı ve akşam yemeği hizmetleri de sunan Adile Sultan Sarayı’nda lezzetli yemeklerle eşsiz manzara bir araya gelerek insana tarifi zor duygular yaşatıyor. Saray, düğün organizasyonları için de sıklıkla tercih ediliyor. İstanbul’un Üsküdar ilçesinde, Kandilli Mahallesi’nde konumlanan Adile Sultan Sarayı’na gitmek için Kız Lisesi Otobüs Durağı’nda inmeniz gerekiyor. Bu duraktan geçen İETT otobüsleri ise; Çavuşbaşı – Üsküdar ve Şen Evler – Üsküdar otobüsleri.

7. Malta Köşkü

Yıldız parkı içerisinde yer alan ve sedir köşkü olarak 1871 senesinde inşa edilen Malta Köşkü, Çadır Köşkü olarak da biliniyor. Zamanında V. Murat’ı tahta çıkarmaya çalışan Ali Suavi Sultan, Çırağan baskınını düzenlese de başarılı olamamış. Bunun üzerine V. Murat bir süre Malta Köşkü’nde saklanmak durumunda kalmış. Andülhamit’in sürgün edilmesiyle birlikte 40 sene boyunca kullanılmayan Malta Köşkü, 1941’de Maliye Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmiş. 1949 – 1960 arasında Avadis Çakır adlı bir işletmeci tarafından Markiz Pastanesi olarak kullanılan köşk, 1960 darbesinden sonra Tanzimat Müzesi olarak hizmet vermeye başlamış. 1982’de Türkiye Turing ve Otomobil Kurumuna devredilmiş ve 1995’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından geri alınarak restorasyon çalışmalarına başlanmış. 1997’de tamamlanan yenileme çalışmalarının ardından Beltur firması tarafından lokanta hizmeti verilmesi adına tekrardan açılmış. Günümüzde enfes kahvaltılarıyla bilinen Malta Köşk’ünde hafta içi, saat 09:00 – 14:00 aralığında 32.50 TL’ye kahvaltı menüsü sunuluyor. hafta sonu ise 09:00 – 13:00 saatleri arasında 42.50 TL’ye açık büfe kahvaltıdan yararlanabiliyorsunuz. Saat 09:00 ile 23:00 aralığında açık olan köşk, İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde konumlanıyor. Bölgeye herhangi bir toplu taşıma aracı bulunmadığı için, taksi ya da şahsi aracınızı kullanmanız gerekiyor. Avrupa yakasından gelecekler, Eminönü – Beşiktaş veya Sarıyer – Beşiktaş yolunu takip ederek Yıldız Parkı’na, buradan da Malta Köşkü’ne ulaşabilirler. Anadolu yakasından gelecekler ise Boğaziçi Köprüsü’nden geçerek Beşiktaş yol ayrımından Yıldız Parkı’na, oradan da Malta Köşk’üne ulaşabilirler.

8. Hidiv Kasrı

hidiv_kasri

Mısır Hidivi (Baş Veziri) Abbas Hilmi Paşa tarafından 1907 yılında Çubuklu sırtlarına inşa ettirdiği Hidiv Kasrı, paşanın Mısır’daki görevinden alınmasıyla bir süre kendisi ve ailesi tarafından ikamet etmek amacıyla kullanılır. Abbas Hilmi Paşa’nın 1930’lu yıllarda İstanbul’u terk etmesiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alınan konak, 1982’ye kadar atıl şekilde bırakılmış. 1982’de başlayan restorasyon çalışmaları 1984’te tamamlanmış ve Beltur firmasının hizmetinde kafe ve restoran olarak yeniden hizmete açılmış. Hidiv Kasrı, aynı zamanda düğün organizasyonlarına da ev sahipliği yapıyor. Gerek mimarisi, gerek tarihi, gerekse manzarasıyla İstanbul’un en güzide yapılarından bir tanesi olan Hidiv Kasrı’nın büyüleyici manzarası eşliğinde kahvaltınızı yapabilir, kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Hafta içi, saat 09:00 ile 14:00 aralığında kişi başı 25 TL karşılığında serpme kahvaltı yapabilirsiniz. Hafta sonu ise saat 09:00 ile 13:00 aralığında kişi başı 35 TL ücretle açık büfe kahvaltıdan faydalanabilirsiniz. Saatler, yaz ve kış döneminde farklılık gösterebildiği için eğer kahvaltının son saatlerine yetişecekseniz, önceden arayıp net bir bilgi almakta yarar var. İstanbul’un Beykoz ilçesine, Çubuklu sırtlarında konumlanan Hidiv Kasrı’na otobüsle gitmek isteyenler, Üsküdar’dan Beykoz istikametine giden İETT otobüslerine binerek Kanlıca Durağı’nda inebilir, buradan da yürüyerek Hidiv Kasrı’na ulaşabilirler.

9. Küçüksu Kasrı

kucuksu

Tarihi Bizanslılara kadar uzanan Küçüksu Kasrı, Osmanlı döneminde has bahçe olarak kullanılmış. Sultan IV. Murat döneminde ‘Gümüş Selvi’ olarak adlandırılan bu bölge, bu dönemde farklı amaçlara hizmet etmiş. Sadrazam Divitdar Mehmet Emin Paşa’nın I. Mahmut’tan aldığı izinle Küçüksu Kasrı’nın yapımına başlanmış. Mühendis Yusuf Efendi tarafından tasarlanan ahşap binanın inşası tamamlanmış ve 1751 senesinde organize edilen törenle hizmete açılmış. Taş ve tuğlalar kullanılarak inşa edilen 3 katlı binada, Türk ev tipi mimarisi yansıtılmış. III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde büyük restorasyon çalışmaları yapılan Küçüksu Kasrı’nın tam anlamıyla yapımı 1857’de tamamlanmış. Sultan Abdülaziz döneminde ise kasır, zengin bir görsellik kazanmış. Cumhuriyet Dönemi’nde devlet tarafından konuk evi olarak kullanılan yapı, 1996 senesinde müze – saray haline getirilerek hizmete açılmış. Küçüksu Kasrı içerisinde ortalama 15 – 20 TL’ye kahvaltı yapabilirsiniz. Ayrıca, dürüm, döner, fajita gibi seçenekleri de bulunuyor. Pazartesi günleri ziyarete kapalı olan Küçüksu Kasrı’na giriş ücretleri öğrenciler için 5 TL iken, diğer ziyaretçiler için 10 TL’dir. Kasır, ziyaret için saat 09:00 ile 17:00 aralığında açıkken, yemek yemek için kullanılan kafe bölümü ise 09:00 – 02:00 arasında hizmet veriyor. İstanbul’un Beykoz ilçesinde, Anadolu Hisarı’nda konumlanan Küçüksu Kasrı’na toplu taşıma aracıyla gitmek isteyenler, Kadıköy’den Üsküdar’a giden otobüslere binerek Küçüksu Durağı’nda inebilirler. Bu durakla Küçüksu Kasrı arasında yaklaşık 200 metrelik bir mesafe bulunuyor.

10. Ihlamur Kasrı

ihlamur

Abdülmecit tarafından inşa ettirilen Maresim Köşkü ile Maiyet Köşkü’nden Ihlamur Kasrı’nın Merasim Köşkü olduğu iddia ediliyor. Kesme taştan yapılmış, dikdörtgen planlı iki yapıdan Maiyat Köşkü, mimari anlamda Merasim Köşkü’ne nazaran daha sadedir. Sultan ve harem kadınları tarafından kullanıldığı söylenir. Havuzlu Ihlamur Mahalli, Muhabbet Bahçesi ve Hacı Hüseyin Bağı olmak üzere üç ayrı bölümden oluşan Ihlamur Kasrı, Sultan III. Ahmet döneminde has bahçeye dönüştürülmüş. Bu iki kasır da Cumhuriyet Dönemi’nde kullanılmadıkları için isimlerinde değişiklikler olmuş. Maiyat Köşkü, Tarihi Köşkler Müzesi olurken, Merasim Köşkü de Tanzimat Müzesi ismini almış. Pazartesi günleri hariç saat 09:00 ile 17:00 arasında ziyarete açık olan Ihlamur Kasrı’na tam giriş ücreti 20 TL iken, indirimli giriş ücreti ise 10 TL’dir. Aynı zamanda, kasrın içerisinde kahvaltı yapma imkanınız da bulunuyor. Serpme kahvaltı için kişi başı fiyat 32.50 TL iken, açık büfe kahvaltının fiyatı ise 42.50 TL’dir. İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde, Abbasağa Mahallesi, Ihlamurdere Caddesi’nde konumlanan Ihlamur Kasrı’na gitmek için birkaç alternatifiniz bulunuyor. İlk olarak, Zeytinburnu – Kabataş hattında çalışan tramvaya binerek Fındıklı Durağı’nda inebilirsiniz. Ayrıca, Taksim – Kabataş, Beyoğlu – Taksim, Çağlayan – Eminönü, Çağlayan – Yenikapı, Yeşilpınar – Taksim, Hasköy – Şişli, Ortaköy/Dereboyu – Taksim hatlarında çalışan fünikülerle de kasra ulaşabilirsiniz. Diğer bir seçenek ise metro. Çağlayan – Eminönü, Çağlayan – Yenikapı, Kuştepe – Taksim, Çıksalın – Taksim, Hasköy/Şişli – Taksim ve Ortaköy/Dereboyu – Taksim hatlarında çalışan herhangi bir metroya binerek Osmanbey Durağı’nda inmeniz gerekiyor. Ihlamur Kasrı’na IDO ile gitmek içinse, Kabataş – Bostancı, Kabataş/Adalar – Bostancı, Kadıköy – Sarıyer hatlarında çalışan vapurlardan birine binerek Kabataş IDO Vapur İstasyonu’nda inebilirsiniz. Son olarak, IETT ile gitmek isteyenlerse, Gayrettepe – Eminönü, Fulya Mahallesi – Eminönü, Dikilitaş – Eminönü ve Taksim – Dikilitaş hatlarında çalışan otobüslerinden herhangi birine binerek Şair Nedim Durağı’nda inebilir, buradan da yürüyerek Ihlamur Kasrı’na ulaşabilirsiniz.

11. Aynalıkavak Kasrı

300 yıl boyunca Haliç kıyılarına demir atan Aynalıkavak Kasrı, Osmanlı Dönemi’nde Aynalıkavak Sarayı ya da Tersane Sarayı olarak adlandırılıyormuş. İstanbul’un tarihine ışık tutan kaynaklar baz alındığında Aynalıkavak Kasrı’nın Bizans Dönemi’nde imparatorlar tarafından bir çeşit dinlenme yeri olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Haliç kıyılarından başlayarak Okmeydanı ile Kasımpaşa sırtlarına kadar devam eden bu koruya, İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak diğer Osmanlı padişahları da büyük ilgi göstermiş. Kasımpaşa’ya tersane açılmasıyla Tersane Has Bahçesi adı verilen bölgeye, 17 yüzyıldan itibarense Aynalıkavak Sarayı denmeye başlanmış. Osmanlı klasik mimarisinin en güzel örneklerini yansıtan Aynalıkavak Kasrı’nın deniz cephesinde iki, kara cephesinde ise tek kat bulunuyor. III. Selim döneminden izler taşıyan kasırda sedir, kanepeler, mangal, kandil gibi eşyalarla süslenmiş odalar, günümüze ulaşmayı başaramamış bir kültürün izlerini taşıyor. Aynı zamanda, kasrı 2. katında III. Selim anısına inşa ettirilmiş Türk Çalgıları Müzesi yer alıyor. Milli Saraylar arasında yer alan Aynalıkavak Kasrı’nda, saat 09:00 ile 18:00 arasında restoran hizmeti alabilirsiniz. Pazartesi ve Perşembe hariç diğer günler, saat 09:00 – 17:00 arasında ziyarete açık olan kasra giriş ücreti, tam bilet 10 TL iken, indirimli bilet ise 5 TL’dir. Beyoğlu ilçesinde, Hasköy’de konumlanan Aynalıkavak Kasrı’na gitmek için, Cebeci, Taksim (36T), Yeşilpınar – Eminönü (47), Binevler – Eminönü (47E), Nur Sitesi – Eminönü (47N) otobüslerini kullanarak Aynalıkavak Durağı’nda inebilirsiniz.

12. Maslak Kasrı

Maslak Kasrı’nın bulunduğu alan ilk olarak 1800’lü yıllarda yapılaştırılmaya başlanmış ve Sultan II. Mahmut tarafından av ve dinlenme yeri olarak kullanılmış. Günümüzdeki yapının ise bir kısmının Sultan Abdülaziz, bir kısmının da Sultan II. Abdülhamit tarafından inşa ettirildiği düşünülüyor. II. Abdülhamit, şehzadelik döneminde kaldığı Maslak Kasrı’nda zamanının çoğunu kitap okuyarak ve marangozlukla geçirmiş.  II. Abdülahmit’in tahta davet edildiği yer olarak Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan kasrın bölümleri arasında; Kasr-ı Humayun, Paşa Dairesi, Limonluk, Çadır Köşk ve Mabeyn-i Hümayun bulunuyor. 170 dönüm alan üzerine kurulu yapılar, ahşap konut mimarisinin ve süslemeciliğin en güzel örneklerinden bir tanesi olarak kabul ediliyor. Kasırdan, Boğaziçi’nin Karadeniz’le buluştuğu nokta görülebiliyor. Kasr-ı Hümayun bölümü de eski arşivlere dayanarak yenilenmiş ve müze – saray olarak hizmete açılmış. Ulusal ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapan Maslak Kasrı’nda ziyaretçilerin hoşça vakit geçirebilecekleri kafeteryalar bulunuyor. Bu mekanlarda, Pazartesi ve Perşembe günleri haricinde saat 08:00 ile 18:00 arasında kahvaltınızı yapabilirsiniz. Düğün organizasyonlarına da ev sahipliği yapan kasırda evlenmek isteyen çiftlerin aylar öncesinden rezervasyon yaptırmaları ve Milli Saraylar Daire Başkanlığı Birimi ile iletişime geçmeleri gerekiyor. Maslak Kasrı, Pazartesi ve Perşembe günleri haricinde saat 09:00 ile 17:00 arasında ziyaret edilebiliyor. Yetişkinler için giriş ücreti 10 TL iken bu fiyat, öğrenciler içinse 5 TL’dir. Maslak Büyükdere Caddesi üzerinde konumlanan Maslak Kasrı’na gitmek için metroyu kullanabilirsiniz. Atatürk Oto Sanayi Durağı’nda inip birkaç dakika yürüyerek kasra ulaşabilirsiniz. Ayrıca, 4. Levent Metro’su önünden geçen minibüslere binerek kasrın tam önünde inebilirsiniz.

13. Çemberlitaş Hamamı

cemberlitas hamami

Sultan II. Selim’in eşi ve Sultan III. Murad’ın annesi olan Nurbanu Sultan tarafından inşa ettirilen Çemberlitaş Hamamı’nın yapılış amacı, Üsküdar’da konumlanan Valide-i Atik Külliyesi’ne para kazandırmasıdır. Mimar Sinan’ın ustalık eserleri arasında sayılan hamam, 1584 yılında inşa ettirilmiş. Sadeliği, işlevselliği ve zarafeti tek bir yerde buluşturmaya başaran Mimar Sinan’ın bu gösterişli eseri, günümüzde de hem yerli hem de yabancı turistlerin yoğun ilgisini görüyor. Kapalıçarşı yakınlarından konumlanan meşhur Çemberlitaş Hamamı, çifte hamamdır. Vezir Han Caddesi’nde kalan erkekler girişi, zamanla kaldırımın yükselmesi nedeniyle çukurlaşmış. Bu nedenle, içeriye on basamak inilerek giriliyor ve girişte eski bir kitabe ziyaretçilerin karşısına çıkıyor. Üç katlı ve oldukça geniş olan erkekler ve kadınların soyunma yerlerinin üzeri kubbe ile örtülmüş. Eskiden erkekler tarafından kullanılan soğukluk bölümü, günümüzde ise hamam sefası sonrası dinlenme bölümü olarak kullanılıyor. 38 kurna bulunan hamamın kubbesinin altında da kocaman bir göbek taşı yer alıyor.  Oldukça kaliteli ve güvenilir bir yer olan Çemberlitaş Hamamı’nda 15 dakikalık kese masajı, sultan ve köpük banyoları gibi hizmetler sunuluyor. Farklı masaj türlerini denemek isteyenler içinse Aromaterapik Yağ Masajı Refleksoloji, Hint Baş Masajı gibi masaj çeşitleri tavsiye ediliyor. Ayrıca, kil maskesi yaptırarak cildinizin tazelenmesini ve sıkılaşmasını sağlayabilirsiniz. Haftanın her günü, saat 06:00 ile 24:00 arasında açık olan Çemberlitaş Hamamı, tarihi yarımadada konumlanıyor. T1 numaralı tramvay hattına binip Çemberlitaş Durağı’nda inerseniz, hamama kolayca ulaşabilirsiniz.

14. Cağaloğlu Hamamı

cagaloglu hamamı

I. Mahmut döneminde inşa ettirilen Cağaloğlu Hamamı, Barok mimarisiyle oldukça dikkat çekiyor. 300 seneyi deviren bu tarihi hamamın planı Süleyman Ağa tarafından çizilmiş olsa da, vefatı dolayısıyla Abdullah Ağa tarafından inşa edilmiş. İstanbul’un en büyük çifte hamamlarından bir tanesi olan Cağaloğlu Hamamı, Klasik Osmanlı mimarisinin dışında, farklı bir tarzda inşa edilmiş. Soğukluk ve sıcaklık bölümlerinin diğer hamamlardan farklı olduğu bu yapıda kadınlar çıkışı hamam sokağına, erkekler çıkışı da caddeye bakıyor. Hamamın tam orta yerinde yek parça mermerden yapılma bir havuz bulunuyor. Havuzun da ortasında fıskiye yer alıyor. 300 senedir faaliyet gösteren Cağaloğlu Hamamı, III. Mustafa’nın, şehirde yaşanan odun ve su kıtlığından dolayı büyük hamam yapımını yasaklamasından önce yapılan son hamam olma, yani Osmanlı Dönemi’nde yapılan son hamam olma özelliğini taşıyor. Hamamda Türk masajı yaptırabileceğiniz gibi buhar banyosuyla rahatlayabilirsiniz. Ayrıca, hamamın içerisinde kafe bar bölümü, restoran, berber ve lostra bulunuyor. Haftanın her günü saat 09:00 – 12:30, 13:00 – 17:00’a kadar ziyarete açık olan Cağaloğlu Hamamı’na yerli ve yabancı turistler yoğun ilgi gösteriyor. Kazım İsmail Gürkan Caddesi’nde, Yerebatan Sarnıcı’na yakın bir yerde konumlanan Cağaloğlu Hamamı’na gitmek için tramvay ve belediye otobüslerini kullanabilirsiniz.

15. Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı

hurrem_sultan_hamamı

Dünyalar sultanı Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan tarafından 1556 yılında inşa ettirilen Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı, şehrin en ihtişamlı yapıları arasında bulunuyor. Hürrem Sultan’ın Mimar Sinan’a ricası sonucu planları hazırlanan Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı, Zeuksippos Banyoları’nın yanı başında konumlanıyor. 1910 senesine kadar aktif olarak hizmet veren hamam, daha sonra bir süreliğine de olsa kapatılmış. Eski zamanlarda, Sultan Ahmet Cezaevi mahkumlarla dolup taşınca, bir kısmı Hürrem Sultan Hamamı’na alınmış. Bunun dışında hamam, kağıt ve benzin deposu olarak da kullanılmış. 1957’de restorasyon sürecine giren hamam bir sene içerisinde yenilenmiş. 2008’de ise hamam, kamuya ait bir halı satış mağazası tarafından kullanılmış. 75 metre uzunluğundaki Hürrem Sultan Hamamı, hem mimarisi hem de işçiliğiyle görenleri adeta büyülüyor. Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı’na giriş ücreti paketleri 80 avrodan başlıyor ve yukarıya doğru gidiyor. Yaz döneminde saat 07:00 ile 24:00 arasında açık olan hamamdan, kış döneminde de saat 08:00 ile 22:00 aralığında yararlanabilirsiniz. Fatih ilçesinde, Sultan Ahmet Camii ile Ayasofya Müzesi’nin arasında yer alan Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı’na gitmek için Eminönü’nden kalkan tramvayları kullanabilirsiniz.

İstanbul’daki Kuleler & Sütunlar & Hisarlar

16. Kız Kulesi

kiz_kulesi

II. Mehmet tarafından inşa ettirilen Kız Kulesi, günümüzdeki görünümüne ise II. Mahmut tarafından kazandırılmış. Osmanlı ve Bizans mimarilerinin harmanlandığı eser, Bizans zamanında gümrük istasyonu olarak kullanılırken, Osmanlı zamanında ise gösteri platformu, sürgün istasyonu, karantina odası, savunma kalesi gibi pek çok alanda kullanılmış. Fakat, en önemli görevi olan gemilere yol gösterme görevini var olduğundan beri yerine getirmiş ve önemini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Kız Kulesi’nin bu denli çekici yapansa, zaman içerisinde efsaneleşen hikayeleridir. Bunlardan birinde, Leandros adlı genç, Afrodit’e bağlı rahibelerden Hero’ya aşık olur. Ancak, Kız Kulesi’nde yaşayan Hero’nun aşık olması yasaklanmıştır. Leandros, Hero’yu görmek için her gün Kız Kulesi’ne yüzer. Hero da, Leandros kuleyi bulabilsin diye her gece ateş yakar. Fırtınalı bir günde bu ateş söner, Leandros da yolunu kaybederek boğazın sularına gömülür. Bu acıya dayanamayan Hero ise intihar eder. Yılın 365 günü açık olan ve içerisinde kafe ve restoran gibi hizmetlerden yararlanabileceğiniz Kız Kulesi’ne kahvaltı için gitmek istiyorsanız rezervasyon yaptırmanız gerekmiyor fakat, akşam yemeği için mutlaka yer ayırtmalısınız. Ayrıca, düğün, nişan, kokteyl, lansman gibi etkinlikler için de son derece ideal olan Kız Kulesi’ne giriş ücretleri ise yetişkinler için 20 TL iken, öğrenciler ve 60 yaşının üzerindekiler için 10 TL’dir. Haftanın 7 günü, saat 09:00 ile 19:00 arasında ziyarete açık olan Kız Kulesi’ne son sefer ise 18:30’da düzenleniyor. İstanbul Boğazı, Salacak açıklarında konumlanan Kız Kulesi’ne Üsküdar ve Kabataş’tan hareket eden ring seferleriyle ulaşabilirsiniz.

17. Galata Kulesi

galata kulesi

528 senesinde fener kulesi olarak Bizanslılar tarafından yapılan Galata Kulesi, günümüze gelene kadar geçirdiği yangın, fırtına gibi sebeplerden ötürü sürekli olarak restore ediliyor. Son olarak 1967 yılında yapılan yenileme çalışmalarıyla kule, günümüzdeki halini alıyor. Yer aldığı semte adını veren Galata Kulesi, turistlerin en çok ziyaret ettiği ve fotoğrafını çektiği yapıların başında geliyor. Fakat kulenin asıl güzelliği, terasa çıktığınızda kendisini belli ediyor. 66.9 metre uzunluğundaki kulenin teras katına çıkmak için asansör bulunsa da, son iki katında oldukça dar merdivenleri kullanmanız gerekiyor. Teras katında, belediyeye ait bir de restoran bulunuyor. 5 yaşın üzerindeki tüm yerli ziyaretçiler için Galata Kulesi’ne giriş ücreti 10 TL iken, yabancı ziyaretçiler için bu fiyat 20 TL’dir. Haftanın her günü saat 09:00 – 19:00 arasında ziyarete açık olan kulenin kafeterya bölümü ise 20:30’da kapanıyor. Galata Kulesi’ne gelmek isteyenler, otobüs veya tramvayla Karaköy’e kadar gelip, buradan da yürüyerek veya fünikülerle Taksim’e çıkabilirler. Taksim’den de metroyla Şişhane’ye geçtikten sonra Galata Kulesi, birkaç dakikalık yürüme mesafesinde kalıyor. Anadolu yakasından gelecekler de vapurla Karaköy’e geçtikten sonra yukarıdaki güzergahı takip edebilirler. Taksim – Beyoğlu ve Çevresi Gezi Rehberi‘nden bölgedeki gezilecek diğer yerleri de görebilirsiniz.

18. Beyazıt Kulesi (Yangın Kulesi)

beyazit kulesi

1749 senesinde, şehirde çıkan yangınları gözlemlemek ve acil çağrı yapmak amacıyla inşa edilen Beyazıt Kulesi bu nedenle Yangın Kulesi olarak da biliniyor. Ancak, yangın kulesinin kaderini yine bir yangın belirlemiş ve tamamen yanarak kül olmuştur. 1826 yılında yeniden inşa edilen kule, bu sefer de yapımından 2 sene sonra çıkan bir Yeniçeri isyanı sonrası tekrardan yanar. Yangın söner sönmez, II. Mahmut, kulenin yeniden yapılmasını emreder. Bunun üzerine 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan tarafından inşa edilen Beyazıt Kulesi, günümüze kadar ulaşmayı başarır. 85 metre uzunluğundaki kuleye çıkmak isteyenleri 256 merdivenden oluşan zorlu bir yolculuk bekliyor. Ancak işin ucunda, neredeyse tüm İstanbul’u içerisine alan panoramik manzara ziyaretçilerini bekliyor. Zamanında meteoroloji haberlerinin tüm şehre duyurulduğu kulede eğer mavi ışık yanıyorsa ertesi gün hava açık, yeşil ışık yanıyorsa yağmurlu, sarı ışık yanıyorsa sisli, kırmızı ışık yanıyorsa karlı olacak demekti. 1955 senesinde sona eren bu uygulama, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Samsung – Osram işbirliği ile 2010’da yeniden hizmete girdi ve halen meteoroloji haberlerini İstanbul’a vermeye devam ediyor. 2013 senesinde müze olarak tescillenen ve İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kulesi Anıt Müzesi bilinen Beyazıt Kulesi’ne ziyaretler randevuyla yapılıyor. 0 (212) 440 00 00 numaralı telefon numarasını veya 10715 dahili numarasını çevirerek İstanbul Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nü arayabilir ve randevunuzu alabilirsiniz. Kuleye giriş için herhangi bir ücret ödemenize gerek yok. İstanbul Üniversitesi’nin Merkez Kampüsü’nde konumlanan Beyazıt Kulesi’ne gitmek için otobüs veya tramvay kullanabilirler.

19. Çemberlitaş Sütunu

cemberlitas sutunu

İstanbul’un 7 tepesinden biri olan Çemberlitaş‘a, Bizans İmparatoru I. Konstantine anısına 330 senesinde inşa edilen Çemberlitaş Sütunu’nu Bizans İmparatoru Konstantine, Roma’da yer alan Apollon Tapınağı’ndan söktürerek günümüzdeki yerine diktirmiş. Rivayete göre Çemberlitaş Sütunu’nun üzerinde güneşi selamladığı söylenen bir Apollon Heykeli varmış fakat, Konstantine sütunu İstanbul’a diktirdiğinde Apollon Heyekeli’ni kaldırtarak yerine kendi heykelini koydurmuş. 1081’de sütuna düşen yıldırım neticesinde düşen heykel yerine kaide şeklinde bir başlıkla büyük bir hac yerleştirilmiş. 1453 yılında İstanbul’un Fethi ile birlikte hac çıkartılmış, Yavuz Sultan Selim döneminde de sütun restore edilmiş. Büyük bir yangın sonucu mermerleri zarar gören Çemberlitaş Sütunu, II. Mahmut tarafından demir çemberlerle ördürülerek sağlamlaştırılmış. II. Mustafa döneminden itibarense sütunu sarmalayan demirler nedeniyle adı Çemberlitaş Sütunu olarak anılmaya başlanmış. Bir rivayete göre de, Çemberlitaş Sütunu’nun altında, İsa Peygamber’in Kudüs’te yer alan mezarından alınan birkaç eşyanın gömülü olduğu söyleniyor. Konstantinus’un annesi Helena, Kudüs ziyareti sırasında büyük bir kilise inşa ettirir. Bölgedeki Hristiyanlar da Helena’ya hediye olarak Hz. İsa’nın gerilmiş olduğu çarmıhın parçalarını, ellerine çakılan mıhları ve mucizevi özellikleri olduğu söylenen eşyaları verirler. Helena’da bu hediyeleri oğlu Konstantinus’a götürür. Konstantinus, kendisinden sonra gelecek hükümdarların bu değerli eşyalara kendisi kadar değer veremeyeceğini düşünerek yer altına taştan bir hücre inşa ettirir. Eşyaları bu hücreye koyar ve hücrenin üstüne Çemberlitaş Sütunu’nu diktirir. Fatih ilçesinde, Beyazıt meydanında konumlanan Çemberlitaş Sütunu’na toplu taşıma araçlarını kullanarak kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

20. Rumeli Hisarı

rumeli_hisarı

Boğazkesen Hisarı olarak da bilinen Rumeli Hisarı, boğazın kuzeyinden gelmesi muhtemel düşmanları önlemek amacıyla, İstanbul’un fethinden önce Fatih Sultan Mehmet tarafından Anadolu Hisarı’nın tam karşısına inşa ettirilmiş. Yapımı 90 gün süren hisar, dünyanın en büyük burçlarının yanı sıra 3 adet de büyük kuleye sahiptir. 1452 senesinde yapımına başlanan Rumeli Hisarı’nın denetimi direkt olarak bir paşaya verilirken, deniz tarafında kalan bölgenin inşası ile Fatih Sultan Mehmet bizzat ilgilenmiş. Hisarda yer alan 3 adet kuleye de, yapımlarını denetleyen paşaların adları verilmiş. Denizden bakıldığın sol tarafta yer alan kuleye Zağanos Paşa, sağ tarafta yer alan kuleye Saruca Paşa ve kıyı kesiminde yer alan kuleye de Halil Paşa denilmiş. Günümüzde Rumeli Hisarı’nda pek çok kafe ve restoran hizmet veriyor. Giriş ücreti 10 TL olan hisara MüzeKart sahipleri 2 kez giriş yapabiliyorken, MüzeKart+ kart sahipleri diledikleri kadar giriş yapabiliyorlar. Çarşamba günleri hariç haftanın her günü açık olan Rumeli Hisarı’nın ziyaret saatleri nisan ve ekim ayları arasında 09:00 – 19:00 arasında iken, Kasım ve Mart ayları arasında ise 09:00 – 17:00 arasındadır. Sarıyer ilçesinin Rumeli semtinde konumlanan Rumeli Hisarı’na gitmek için otobüs ve metrodan yararlanabilirsiniz. Hisara en yakın duraklar ise; Rumeli Hisarı otobüs durağı, Aşiyan otobüs durağı, Rumeli Hisar Üstü otobüs durağı, Boğaziçi Üniversitesi İstasyonu metro durağı ile ve Etiler Metro İstasyonu metro durağı.

21. Anadolu Hisarı

Anadolu Hisarı

Boğazın en dar noktasında, 7 bin metrekarelik alan üzerine kurulu Anadolu Hisarı, iç – dış kale surları ve kalelerden oluşuyor. İstanbul’un fethinden sonra önemini yavaş yavaş kaybeden Anadolu Hisarı, zaman içerisinde yerleşim yeri olarak kullanılmaya başlanmış. Günümüzde bir bölümü yıkık olan Anadolu Hisarı’nın ortasından bir de yol geçiyor. Yıldırım Beyazıt tarafından 1395 senesinde inşa ettirilen yapı, Cenevizliler ve Osmanlılar için büyük önem taşıyordu. Anadolu Hisarı’nın tam karşısında İstanbul’un fethi için Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen Rumeli Hisarı yer alıyor. 3 metre kalınlığındaki dış ve iç surlar, dış kale surlarıyla birleşiyor. Dış kale surlarının üzerinde de koruma amacıyla inşa edilmiş 3 adet kale yer alıyor. Aynı zamanda, topların yerleştirilmesi adına hazırlanmış menfezler de bulunuyor. Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan Anadolu Hisarı’nda günümüzde, pek çok kafe ve restoran bulunuyor. Siz de bu mekanlardan bir tanesine gidip eşsiz manzara eşliğinde yemeğin tadını çıkartabilirsiniz. Beykoz ilçesinin aynı adı taşıyan semtinde konumlanan Anadolu Hisarı’na gitmek için Üsküdar Meydanı’ndan kalkan otobüsler ve dolmuşlar kullanılabilir. Avrupa yakasından gelecekler içinse en ideal ulaşım seçeneği şehir hatları vapur seferleridir.

22. Yedikule Zindanları (Yedikule Hisarı)

yedikule_zindanları

Zindan olarak bilinse de asıl amacı, şehre gelen üst düzey yöneticileri ve kralları ihtişamlı bir şekilde ağırlamak olan Yedikule Zindanları, Milattan Sonra 413–439 yılları arasında, Kral II. Teodosios tarafından yaptırılmış. Günümüzdeki görünümünü ise İstanbul’un Fethi’nden sonra almış. Fetihten önce hapishane olarak kullanılan yapı, Osmanlı zamanında ise zaman zaman hapishane darphane, sanat evi, hayvanat bahçesi olarak da kullanılmış. Hatta bir dönem Osmanlı Hazinesi, burada muhafaza edilmiş. 1968 senesinde İstanbul Hisarlar Müzesi Müdürlüğü’ne bağlanan Yedikule Zindanları, 2004’te özel bir şirket tarafından devralınmak istense de bu karar, mahkeme tarafından iptal edilmiş. Şu an için hisarı gezmekse, yapılan restorasyon çalışması sebebiyle mümkün değil. Geçtiğimiz zamanlarda pek çok açık hava konseri düzenlenen Yedikule Zindanları’nın yakın tarihte kapılarını yeniden ziyaretçilere açması bekleniyor. Açık Hava Müzesi olarak geçse de Yedikule Zindanları içerisinde bulunan Kanlı Kuyu, Genç Osman’ın idam edildiği oda, Altın Kapı ve zindan kuleler gibi bölümler, halen negatif havayı taşıyor ve sizi, tarihin karanlık yüzüyle tanıştırmayı bekliyor. Yedikule Zindanları’nın içerisinde 7 ayrı kule bulunuyor. Bunlar; Zindan Kulesi, Genç Osman Kulesi, Hazine Kulesi, III. Ahmet Kulesi, Cephanelik Kulesi, Burak Kulesi ve Top Kulesi. Açık olduğu dönemde saat 09:00 ile 18:300 saatleri arasında kapılarını ziyaretçilere açık olan zindanlara günümüzde maalesef giriş yapılamıyor. MüzeKart sahiplerine ücretsiz olan girişler, diğer ziyaretçiler içinse 10 TL. Bakırköy Sahili’nden Sarayburnu’na kadar uzanan Yedikule Zindanları’na gitmek için otobüs ve Marmaray’ı kullanabilirsiniz. Otobüsle, Taksim’den hareket eden 80T, Eminönü’nden hareket eden 80, BN1 ve BN2, Beyazıt’tan hareket eden 80B numaralı otobüslere binerek Yedikule Otobüs Durağı’na ulaşabilirsiniz. Marmaray ile yolculuk etmek isteyenlerse Kazlıçeşme Durağı’na geldikten sonra birkaç dakika yürüyerek bölgeye varabilirler.

İstanbul’daki Çarşılar & Pazarlar & Pasajlar

23. Kapalı Çarşı

kapali_carsi

İstanbul’un hatta dünyanın en gözde turistik yerlerinden bir tanesi olan Kapalı Çarşı’nın inşasına Fatih Sultan Mehmet’in emriyle 1461 senesinde başlanmış. Kapalı Çarşı’nın giderek büyüyüp dünyanın finans merkezi haline gelmesi ise Kanuni Sultan Süleyman döneminde olmuştur. İlk inşa edilen çarşıya ek olarak yaptırılan Büyük Çarşı da yine Kanuni Sultan Süleyman’ın eseridir. Hizmete açıldığı ilk yıllarda her meslek dalından tüccar ve zanaatkarın yer aldığı çarşıda genellikle imalat ve satış atölyeleri yer alıyordu. Yıllar içerisinde irili ufaklı pek çok felaketi atlatarak günümüze kadar gelmeyi başaran Kapalı Çarşı, 110 bin metrekare alan üzerine kurulmuş, içerisinde 65 sokak, 3600 dükkan, 22 kapı ve 14 han bulunan dev bir yaşam merkezi olarak kabul görüyor. Tüm bunlara ek olarak, içerisinde, halen hizmete açık olan cami, mescit, kıraathane, restoran ve kafe gibi mekanlar da bulunuyor. Günümüzde Kapalı Çarşı’da aktarlar, nadide parçalara sahip antikacılar, deri ustaları, ayakkabıcılar, bakırcılar, takıcılar, kuyumcular, çiniciler, özel kumaşlar satan dükkanlar, el dokuması halı satan halıcılar ve Türk el sanatlarının birçok dalında imalatın ve satışın yapıldığı atölye ve dükkanları bulabilirsiniz. Fatih ilçesinin Beyazıt Mahallesi’nde konumlanan Kapalı Çarşı’nın bir ucu Beyazıt, bir ucu Çemberlitaş’a, bir ucu Cağaoğlu’na, diğer bir ucu da Mercan Yokuşu’na kadar uzanıyor. Kapalı Çarşı’ya gitmek için kullanabileceğiniz pek çok yol bulunuyor. Bunlardan en mantıklı olan;  Kabataş – Bağcılar hattında çalışan tramvaya binerek Beyazıt – Kapalı Çarşı Durağı’nda indiğiniz takdirde yürüyerek çarşıya ulaşabilirsiniz. Anadolu yakasından Kapalı Çarşı’ya gitmek içinse  Eminönü, Karaköy veya Kabataş’a vapurla gelebilir veya Sirkeci’ye Marmaray ile gelerek tramvaya aktarma yapabilirsiniz. Otobüsle yolculuk yapmak isteyenlerse Beyazıt Durağı’ndan geçen otobüslerden herhangi bir tanesini kullanabilirler.

24. Mısır Çarşısı

Mısır Carsisi

İstanbul’un en eski kapalı çarşılarından bir tanesi olan Mısır Çarşısı’nın bulunduğu yerde Bizans döneminde dahi bir çarşı olduğu söylenir. Günümüzdeki çarşı ise Sultan I. İbrahim’in eşi Haseki Turhan Valide Sultan tarafından yaptırılmış. Hatta Baş Mimarı Kazım Ağa tarafından tasarlanan bu yapıya geçmiş dönemlerde Valide Çarşısı dense de, Mısır’dan alınan vergilerle yaptırıldığı için çarşının adı Mısır Çarşısı olarak kalmış. Son olarak 1940 senesinde restore edilen ve 3 yıl süren Mısır Çarşısı, halen şehrin en çok ziyaret edilen turistik bölgelerinden bir tanesi olma unvanını taşıyor. Eminönü ilçesinde yer alan Çiçek Pazarı’nın yanında, Yeni Camii’nin ise arkasında konumlanan Mısır Çarşısı, haftanın 7 günü saat 08:00 ile 19:30 saatleri arasında kapılarını ziyaretçilere açıyor. Yalnızca 29 Ekim’de ve dini bayramlarda kapalı olan çarşı en yoğun dakikalarını ise cumartesi ve pazar günleri, saat 12:00 ile 18:00 arasında yaşıyor. Mısır Çarşısı’na gitmek için kullanabileceğiniz pek çok alternatif bulunuyor. Bağcılar – Kabataş hattında çalışan tramvaylardan birine binerek Eminönü Durağı’nda inebilirsiniz. Üsküdar, Kadıköy veya Bostancı’dan kalkan vapurları kullanabilirsiniz. Ayrıca, Eminönü istikametinde hareket eden herhangi bir otobüse binerek Mısır Çarşısı’na gelebilirsiniz.

25. Çiçek Pasajı

Cicek_Pasajı

İçerisinde 24 dükkan ve 18 lüks daire bulunan Çiçek Pasajı’nda 30 yılı aşkın faaliyet gösteren dükkanlara arasında; Maison Parret ve Vallaury’nin pastanesi, Nakumara’nın Japon mağazası, Dulas’ın Natürel çiçekçisi, Schumacher’in  ünlü fırını, Yorgo’nun meyhanesi, Keserciyan’ın terzihanesi, Acemyan’ın tütüncü dükkânı, Hristo’nun kafesi bulunuyor. 1908’de Sadrazam Küçük Said Paşa tarafından astın alınan Hristaki Pasajı’na mütareke yıllarında çok fazla çiçekçi açıldığı söylenir. Bunun üzerine pasajın adı Çiçek Pasajı olarak değiştirilir. 1950 senesinde sonra çiçekçilerin farklı lokasyonlara dağılmasıyla yerleri meyhanelerle dolmuştur. 1978’de bakımsızlık nedeniyle çöken Çiçek Pasajı’na 1988 senesine kadar bakım yapılmamış fakat, İstanbul Büyükşehir Belediyesi pasajın yeniden canlanmasını istemiş. “Çiçek Pasajını Yaşatma ve Güzelleştirme Derneği” ismi altında başlatan proje kapsamında Çiçek Pasajı yenilenerek 2005’te yeniden ziyaretçilere kapılarını açmış. 3 katlı bir bina olan pasaj, Beyoğlu’nun en güzel mekanlarından bir tanesi olarak kabul ediliyor. 19. yüzyıl havasını taşıdığı söylenen pasajın en üst katında aslan ve insan başları yer alıyor. Hüseyinağa Mahallesi, İstiklal Caddesi üzerinde konumlanan Çiçek Pasajı’na gitmek için kullanabileceğiniz birçok ulaşım alternatifi bulunuyor. Beyoğlu – Taksim hattında çalışan nostaljik tramvayla Nostaljik Tramvay Durağı’nda inerek Çiçek Pasajı’na ulaşabilirsiniz. Çağlayan – Eminönü ve Çağlayan – Yenikapı hatlarında çalışan otobüslerden bir tanesine binerek Ömer Hayyam otobüs durağında inebilirsiniz. Sirkeci – Harem ve Bakırköy – Bostancı hatlarında çalışan arabalı vapura binerek de Sirkeci İDO Arabalı Vapur Durağı’na gelip, buradan da pasaja gidebilirsiniz.

26. Arasta Pazarı

Arasta Pazarı

Arasta, tek bir çeşit ürünün veya ürün grubunun satıldığı pazarlara verilen isimdir. Ancak, zaman içerisinde farklı ürünlerin bu pazarlara girmesiyle anlamını yitirmiştir. Arasta Pazarı da zamanında Sipahiler Çarşısı olarak da bilinirmiş. Sipahiler için ürünlerin satıldığı bir arasta olduğu için bu adla anılan pazar, 1912’de çıkan bir yangın sonucu kül olmuştur. 1930’lu yıllarda bölgede yapılan arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda pazarın, Bizans döneminden kalma yapıların üzerine kurulduğu anlaşılmış. Kullanılamaz halde olan pazarda uzun süre gecekondu sakinleri yaşamış. 1980’li yıllarda ise Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen pazar, amacına uygun olarak yeniden hizmete açılmış. Günümüzde Arasta Pazarı’nda eskisi kadar dükkan ve ürün olmasa da sağlı sollu 70 dükkan bulunuyor. Bu dükkanlarda da hediyelik eşyalar, İznik çinileri ve Türkiye’yi anlatan pek çok ürün satılıyor. Arasta Pazarı’nı bu denli önemli kılan şeyse yalnızca dükkanlar değil. 1930’lu yıllarda yapılan arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda çıkartılan mozaiklerin sergilendiği bir müze pazarda ziyaretçilere kapılarını açıyor. Büyük Saray Mozaikleri Müzesi  veya Arasta Pazarı Mozaik Müzesi olarak adlandırılan bu müzede, mozaik eserlerin en güzellerini görebilirsiniz. Sultanahmet Camii’nin arkasında konumlanan Arasta Pazarı’na gitmek için Bağcılar – Kabataş hattında çalışan tramvaya binerek Sultanahmet Durağı’nda inebilir, buradan da birkaç dakika yürüyerek Arasta Pazarı’na ulaşabilirsiniz. Anadolu yakasından ulaşmak için de Kabataş, Eminönü veya Karaköy’e vapurla gelebilir ya da Sirkeci’ye kadar Marmaray’la ulaşarak tramvaya aktarma yapabilirsiniz.

İstanbul’daki Müzeler

27. Ayasofya Müzesi

Ayasofya

İlk kilise, Bizans İmparatoru Konstantios tarafından 360 senesinde yaptırılmış. Ancak, 404’te çıkan halk ayaklanması sonucu yakılıp yıkılmış. II Thedosios tarafından 415 senesinde yeniden yaptırılan kilise, ahşap çatılı anıtsal bir girişe sahip yapı olarak inşa edilmiş. 532 senesinde çıkan Nika İsyanı ile kilise yeniden yıkılmış. Günümüze kadar ulaşan Ayasofya Müzesi ise 537’de İmparator Justinianos tarafından inşa ettirilmiş. Ayrıca, Justinianos’un kilisenin içerisinde Kanuni Sultan Süleyman’a hitaben ”Ey Süleyman seni geçtim!” dediği tarihçiler tarafından aktarılıyor. İki adet narteksi, bir adet apsisi ve üç adet de nefi bulunan yapı, Aspendos, Baalbek, Ephesos, Tarsus gibi antik kentlerin kalıntıları olan sütun ve mermerlerden inşa edilmiş. Buna ek olarak, Afyon’dan, Kuzey Afrika’dan, Marmara ve Eğriboz Adaları’nda getirilen mermerler de yapının mimarisinde kullanılmış. Ayasofya Müzesi, Bizans zamanında imparatorların taç giyme törenlerinin gerçekleştirildiği yer olarak kullanılmış. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle Ayasofya, camiye dönüştürülmüş. Fethin ardından güçlendirilen yapıya, Mimar Sinan’ın eklediği, destekleyici minareler farklı bir hava katmış. Osmanlı zamanında Ayasofya Müzesi’nin içerisine minber, vaaz kürsüsü, maksureler, mihraplar ve müezzin mahfilleri yapılmış. Kanuni Sultan Süleyman, Budin seferinden döndüğünde, yanında getirdiği bronz kandilleri Ayasofya Müzesi’ne hediye etmiş. Bakanlar Kurulu tarafından müzeye dönüştürülen Ayasofya, 1 Şubat 1935’te ziyarete açılmış. 60 TL karşılığında girilebilen Ayasofya Müzesi‘ne 18 yaşın altındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile bu yaş grubundaki genç ve çocuklara rehberlik eden öğretmenlere, gazilere, 65 yaş üstündeki kişilere, engelli vatandaşlara, basın kimlik kartı olanlara, seyahat acentelerinin sorumlu müdür ve sahiplerine, UNESCO, ICOMOS ve ICOM kartı sahiplerine, Kültür ve Turizm Bakanlığı kokardı olan rehberlere, Kültür ve Turizm Bakanlığında çalışan personele ve ailesine, 12 yaşın altındaki yabancı uyruklu çocuklara ise giriş ücretsizdir. Müzekart’ın geçerli olduğu Ayasofya Müzesi, kış sezonunda (30 Ekim – 15 Nisan) saat 09:00 ile 17:00, yaz sezonunda (15 Nisan – 30 Ekim) ise saat 09:00 ile 19:00 arasında ziyaret edilebilir. Haftanın her günü açık olan müze, yalnızca Ramazan bayramında ve Kurban bayramının ilk gününde ziyarete kapalıdır. Fatih ilçesinde Ayasofya meydanında konumlanan müzeye gitmek için tramvay, tren, vapur, otobüs gibi toplu taşıma araçlarını kullanabilirsiniz.

28. Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan_sarnıcı

532 senesinde Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından inşa ettirilen Yerebatan Sarnıcı’nın yapım amacı ise sarayın ve bölgede yaşayan insanların su ihtiyacını karşılamasıydı. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u işgal etmesiyle birlikte bir süre daha kullanılan sarnıç bu sefer de Topkapı Sarayı’nın su ihtiyacını karşılamış. Osmanlı döneminde durgun suyun temiz olmadığı düşünüldüğü tesisler kurulmuş ve sarnıç bir daha kullanılmamış. 140 metre uzunluğunda ev 70 metre genişliğinde olan Yerebatan Sarnıcı’nın 100 bin ton su tutma kapasitesi bulunuyor. 9 bin 800 metrekarelik alan üzerine inşa edilen sarnıca gitmek için 52 basamaklı bir merdivenden iniliyor. Çoğu silindir şeklinde olan 336 adet sütunun başlıkları ise farklı özelliklere sahip. Bazıları Corint üslubunu yansıtırken, bazıları da Dor üslubunu yansıtıyor. MüzeKart’ın geçerli olmadığı Yerebatan Sarnıcı’na giriş ücreti yetişkinler için 10 TL, öğrenciler için 5 TL, yabancı uyruklular içinse 20 TL’dir. Sarnıç haftanın 7 günü saat 09:00 ile 17:30 arasında ziyarete açık olduğu gibi dini bayramların ilk gününde de 12:00 ile 13:00 arasında ziyaret edilebiliyor. Fatih ilçesinde, Sultanahmet semtinde konumlanan Yerebatan Sarnıcı’na gitmek isteyenler, Sultanahmet istikametinde hareket eden herhangi bir otobüse binebilecekleri gibi, Kapalı Çarşı’ya kadar otobüsle gelip, buradan da 10 – 15 dakika yürüyerek sarnıca ulaşabilirler. Kabataş – Zeytinburnu hattında çalışan tramvaylardan herhangi bir tanesine binerek de Yerebatan Sarnıcı’na kolaylıkla gelinebilir.

29. Aya İrini Müzesi

aya_rini

4. yüzyılın başlarında inşa edilen Aya İrini, camiye çevrilemeyen en büyük Bizans Kilisesi olarak biliniyor. Kilisenin, İstanbul’un fethinden sonra camiye çevrilmemesinin sebebi olarak Topkapı Sarayı’nı çevreleyen Sur-ı Sultan’ın içinde kalması gösteriliyor. Roma zamanından kalma Artemis, Apollon ve Afrodit yapılarının kalıntılarıyla yapıldığı söylenir. 700’lü ve 800’lü yıllarda bölgede yaşanan şiddetli depremler sebebiyle Aya İrini büyük hasar almış. Salı günleri hariç haftanın her günü ziyarete açık olan Aya İrini Müzesi’ne kışın (3 Ekim – 14 Nisan) saat 09.00 ile 19.00 arasında, yazın ( 15 Nisan – 2 Ekim) ise saat 09:00 ile 19:00 arasında gidebilirsiniz. Yalnız kışın bilet satışı saat 16:00’da bitiyor. MüzeKart’ın geçerli olmayan müzeye giriş ücreti ise 20 TL’dir. Fatih ilçesinde konumlanan Aya irini Müzesine gitmek için Bağcılar, Kabataş ve Zeytinburnu hattında çalışan tramvaylardan herhangi bir tanesine binebilirsiniz.

30. Çinili Köşk Müzesi

cinili_kosk

İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen Çinili Köşk , bölgede yapılan müsabakaları izlemek için Fatih Sultan Mehmet tarafından yazlık saray olarak kullanılıyormuş. Giriş kapısında yer alan 14 sütunla ziyaretçilerine gösterişli bir “Hoş geldin” diyen yapı, ön taraftan tek kat gibi görünse de arkadan bakıldığında iki kat olduğu anlaşılıyor. Sırça Köşk adıyla da bilinen eserin Çinili Köşk Müzesi adını almasının sebebi ise içerisinde yer alan çini ve seramiklerdir. Aynı zamanda, arkeolojik kazılar sonucunda ele geçirilen 2000’e yakın eser yine Çinili Köşk Müzesi’nde sergileniyor. Topkapı Sarayı’nın dış surlarının içerisinde, sarayın Gülhane Parkı’na bakan kısmında konumlanan Çinili Köşk Müzesi’ne gitmek için Kabataş – Bağcılar hattında çalışan tramvaylardan birine binerek Gülhane Durağı’nda inebilir, buradan da yürüyerek 5-10 dakika içerisinde müzeye ulaşabilirsiniz. Anadolu yakasından seyahat edecekler de Eminönü, Kabataş veya Karaköy’e kadar vapurla ya da Sirkeci’ye kadar Marmaray ile gelerek tramvay hattına aktarma yapabilirler. Yılın 365 günü açık olan Çinili Köşk Müzesi saat 09:00 ile 19:00 arasında hizmet veriyor. Ancak bilet satışları sat 18:00’da sona eriyor. 18 yaş altı ve 65 yaş üstü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, gazilere, şehir ve gazi yakınlarına, er ve erbaşlara, engelli kişilere ve onların refakatçilerine, MüzeKart sahiplerine ise giriş ücretsizdir. Diğer vatandaşların müzeye girmek içinse bilet ücreti olarak 15 TL ödemeleri gerekiyor.

31. Sakıp Sabancı Müzesi

sabanci muzesi

Sakıp Sabancı’nın 1933 ile 2004 seneleri arasında tek başına yaratmaya başladığı hat, güzel yazı, el yazması Kuran-ı Kerim ve çok değerli kitap koleksiyonları gün geçtikçe büyüdü ve yurt dışındaki müzelerden dahi ilgi görmeye başladı. Zaman zaman müzelerde de sergilenen bu nadide koleksiyonun Türk Milleti’ne daha yararlı olabilmesi adına kendi aslarına kurulan bir müzede sergilenmesinin daha doğru olacağını düşünerek Sabancı Ailesi, Emirgan’da yer alan Atlı Köşk’ü 1998 yılında Sabancı Üniversitesi’ne tahsis etti. 4 yıl içerisinde de Sakıp Sabancı Müzesi, ziyaretçilerine kapılarını açtı. Yıllar içerisinde büyümeye ve gelişmeye devam eden koleksiyonun sergilendiği müzede ayrıca pek çok etkinlik, toplantı, seminer, sempozyum ve kısa süreli sergiler düzenleniyor. Günümüzde de halen aktif olarak hizmet veren müze ayrıca, çocuklar ve yetişkinler için eğitim programları hazırlıyor. Konumu, müzecilik anlayışı ve eserleri ile Sakıp Sabancı Müzesi, son yıllarda hizmete açılmış Türkiye’nin en önemli müzeleri arasında yer alıyor. Pazartesi günleri, 1 Ocak, Ramazan ve Kurban bayramlarının ilk günü haricinde ziyaretçilere kapısı açık olan Sakıp Sabancı Müzesi’ne çarşamba günleri saat 10:00 ile 20:00 arasında, haftanın diğer günleri ise saat 10:00 ile 18:00 arasında gidebilirsiniz. Çarşamba günleri girişlerin ücretsiz olduğu müzeye diğer günler için tam bilet 20 TL, en az 10 kişilik bir grup için tek bilet 15 TL, öğretmenler için bilet ise 10 TL’den satılıyor. Öğrencilere, 14 yaşından küçüklere ve refakatçisine, engellilere ve refakatçisine, 60 yaşın üzerindekilere ve basın mensuplarına ise girişler ücretsiz. Emirgan Korusu’nun hemen altında konumlanan Sakıp Sabancı Müzesi’ne gitmek için Dentur firmasının Kabataş’tan kalkan vapurlarıyla Milli Saraylar Uğramalı Boğaz Turu kapsamında Emirgan’a kadar gelebilirsiniz. Tur şirketi ile müze arasında yapılan anlaşma sebebiyle müzeye, 15 TL ödeyerek girebilirsiniz. Müzeye otobüsle gelmek isteyenlerse, Beşiktaş – Sarıyer hattından geçen herhangi bir otobüse binerek Emirgan-Çınaraltı Durağı’nda inebilirler. Çevrede gezilecek diğer yerler için linki inceleyebilirsiniz: https://blog.obilet.com/kirecburnu-sariyer-ve-rumeli-kavagindaki-gezilecek-yerler/

32. İstanbul Oyuncak Müzesi

oyuncak muzesi

2005 senesinde Sunay Akın tarafından kurulan İstanbul Oyuncak Müzesi, alanında ilk olmuş ve diğer oyuncak müzelerinin açılmasına için de yol göstermiştir. 1700’lü yıllardan günümüze kadar uzanan oyuncak kültürünün tarihine göz atabileceğiniz, çocuklardan ziyade yetişkinlere de hitap eden İstanbul Oyuncak Müzesi’nde aynı zamanda etkinlik ve organizasyon da düzenleniyor. Müze içerisinde yer alan ve masallardan fırlamış bir konseptle dizayn edilmiş kafede soluklanmak için oturabilir, bir şeyler içebilirsiniz. Ayrıca, rezervasyon yaptırarak kahvaltı yapabilir veya doğum günü organizasyonlarınızı burada gerçekleştirebilirsiniz. Tüm bunların dışında, çoğunlukla çocuklar için düzenlenen atölyelere katılım ağlayabilirsiniz. İstanbul Oyuncak Müzesi için bilet ücretleri tam 13 TL, indirimli ise 10 TL’dir. İndirimli biletlerden 3 – 12 yaş arası çocuklar, 65 yaş üstü vatandaşlar, öğretmenler, öğrenciler ve öğretim görevlileri faydalanabiliyor. Engellilere, 3 yaşın altındaki çocuklara, MMKD üyelerine, ICOM kart sahiplerine, basın kimlik kartı olanlara ve kokartlı rehberlere ise müzeye giriş ücretsiz. Pazartesi günleri haftanın her günü ziyaretçilere kapılarını açan İstanbul Oyuncak Müzesi’ne hafta içi saat 09:30 ile 18:00 arasında, hafta sonu ise saat 09:30 ile 19:00 arasında gidebilirsiniz. Göztepe’de konumlanan müzeye gitmek için Kadıköy‘den hareket eden 10, 10B, 10S, 14Ç, 14 KS, 17, 17L, 19F, 19M, 19S, GZ1,GZ2, ER1, ER2 numaralı otobüslerden herhangi bir tanesine binip, Göztepe Durağı’nda inebilirsiniz. Ayrıca, Kartal – Kadıköy Metrosu’nu kullanarak Yenisahra Durağı’na gelirseniz, kısa bir yürüyüşle müzeye ulaşabilirsiniz.

33. İstanbul Modern Sanat Müzesi

istanbul_modern

2004 senesinde hizmete açılan ve Türkiye’nin özel girişimler aracılığıyla kurulan ilk modern sanat müzesi olma unvanını taşıyan İstanbul Modern Sanat Müzesi’nin arkasında aslında 20 seneye yakın bir çalışma yatıyor. 8 bin metrekarelik alan üzerine inşa edilen müze, kurulduğundan bu yana binlerce yerli ve yabancı misafiri ağırladı. Müze içerisinde sergiler ve galerilerin yanı sıra sinema, kütüphane, restoran, ücretsiz eğitim programları, sosyal proje çalışmaları ve atölyeler yer alıyor. Haftanın her günü kapılarını ziyaretçilerine açan İstanbul Modern Sanat Müzesi için bilet fiyatları; tam 25 TL, 10 kişi ve üzeri gruplar 20 TL, indirimli ise 10 TL. Öğrenciler, öğretmenler ve 65 yaşın üzerindeki kişiler indirimli biletlerden faydalanabiliyor. 12 yaşın altındaki çocuklar, ICOM VE CIMAM kart sahipleri ve engelliler içinse müzeye giriş ücretsiz. Ayrıca, Perşembe günleri ‘Sizin Perşembeniz’ sloganı altında müzeye ücretsiz giriş yapabiliyorsunuz. Yıllın üyelik sisteminin de bulunduğu İstanbul Modern Sanat Müzesi için 75 TL’den başlayan yıllık üyelik yaptırdığınız takdirde, yıl boyunca müzeye ücretsiz giriş, misafir ziyaretçilere indirim, sergi açılışları için davetiye, sinema programlarına ücretsiz katılım gibi pek çok avantajdan faydalanabiliyorsunuz. 1 Ocak’ta, Kurban ve Ramazan bayramlarının ilk günlerinde kapalı olan müzeyi Perşembe günleri saat 10:00 – 20:00 arasında, diğer günler ise saat 10:00 – 18:00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Beyoğlu ilçesinde, Nusretiye Camii’nin yanında konumlanan İstanbul Modern Sanat Müzesi’ne gitmek için pek çok ulaşım alternatifi bulunuyor. Bunlar; Beşiktaş’tan Eminönü istikametinde giden otobüslere binerek Tophane’de inebilir, Kabataş – Bağcılar tramvay hattında çalışan tramvaylarla ulaşımınızı gerçekleştirebilirsiniz. Anadolu yakasından seyahat edecekler ise Karaköy’e kadar vapurla gelip İstanbul Modern Sanat Müzesi’ne yürüyebilecekleri gibi, Kabataş’a kadar vapurla gelip, buradan da tramvaya binerek Tophane Durağı’nda inebilirler.

34. Panorama 1453 Tarih Müzesi

İsminden de anlaşılacağı gibi İstanbul’un Fethi’ni konu edinen Panorama 1453 Tarih Müzesi, Türkiye’nin ilk panoramik müzesi olmasının yanı sıra dünyanın da üstü kapalı tek panoramik müzesi olma unvanını taşıyor. Müzenin ilk katında İstanbul’un Fethi, ufak detaylarla anlatılıyor. Panoramik fotoğraf ise müzenin kubbe salonunda yer alıyor ve insana, kapalı alanda olmasına rağmen yeniden açık havaya çıkmış hissiyatı yaşatıyor. Yetişkinler kadar çocukların da ilgisini çeken müze, masala açılan bir kapı görevi görüyor. Müzenin Topkapı Kültür Parkı içerisinde yer alması da, müzeyi gezdikten sonra çocuklar, oyun parklarında doyasıya eğlenebiliyorlar. Panorama 1453 Tarih Müzesi’ne giriş ücretleri, tam bilet 7.5 TL, yabancı uyruklar için 15 TL, indirimli bilet ise 3.5 TL. Öğrenciler, öğretmenler ve askeri personeller indirimli biletten faydalanabiliyor. Yılın her günü açık olan müzeyi saat 08:00 ile 17:00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Zeytinburnu ilçesinde, Merkez Efendi Mahallesi’nde konumlanan Panorama 1453 Tarih Müzesi’ne gitmek için Kabataş – Bağcılar Tramvay Hattı’nı kullanıp, Tophane Durağı’nda inebilirsiniz. Ayrıca, metrobüsle Topkapı Durağı’na gelirseniz, birkaç dakika yürüyerek müzeye ulaşabilirsiniz.

35. Türk ve İslam Eserleri Müzesi

İlk olarak Evkaf-ı İslamiye Müzesi ismiyle Süleymaniye Külliyesi’nde ziyaretçilerine kapılarını açan müze, Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle birlikte Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak anılmaya başlanmış. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte ismi değişse de, müzenin bugün konumlandığı yer olan İbrahim Paşa Sarayı’nda ziyaretçiler ancak 1983’ten sonra ağırlanabilmiş. Türk ve İslam Eserleri Müzesi içerisinde Türklerin tarih boyunca yaşayışlarına ve kültürlerine ışık tutan metal ve tekstil işleri, savaş silahları, halı dokumaları gibi pek çok eser yer alıyor. Aynı zamanda, İslam Dünyası’na ait el yazmaları örnekleri de müzede sergileniyor. Topkapı ve Ayasofya gibi yerlerin sürekli göz önünde bulunmasından dolayı biraz gölgede kalan Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İstanbul’da gezilip görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. MüzeKart’ın geçerli olduğu müzeye giriş için 25 TL ücret ödemeniz gerekiyor. Yazın (15 Nisan – 2 Ekim) saat 09:00 ile 19:00 arasında ziyaretçilere kapılarını açan müzeye kışın (3 Ekim – 14 Nisan) ise saat 09:00 ile 17:00 arasında girilebiliyor. Sultanahmet Meydanı’nda, Sultanahmet Camii’nin karşısında konumlanan İbrahim Paşa Sarayı’nın içerisinde konumlanan Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ne gitmek için Bağcılar – Kabataş Tramvay Hattı’nı kullanarak Sultanahmet Durağı’na gelebilir, buradan da yürüyerek müzeye ulaşabilirsiniz. Anadolu yakasından gelecekler ise, Eminönü, Karaköy veya Kabataş’a vapurla gelerek tramvaya aktarma yapabilecekleri gibi, Marmaray ile Sirkeci’ye kadar gelerek yine tramvaya binip müzeye ulaşabilirler.

36. İstanbul Deniz Müzesi

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı olan İstanbul Deniz Müzesi, ilk olarak 1897’de Kasımpaşa’da yer alan ufak bir binada açılmış. II. Dünya Savaşı sırasında eserlerin daha iyi korunabilmesi adına Anadolu’ya gönderilen eserler, savaş sonrasında tekrardan İstanbul’a getiriliyor. Günümüzde bulunduğu yere ise 1961 senesinde taşınmış. Türkiye’nin ilk ve en büyük deniz müzesi olma unvanını elinde bulunduran İstanbul Deniz Müzesi içerisinde 20 bini aşkın eser yer alıyor. 4 ana galeri, çocuk odaları, sinevizyon odası, çok amaçlı salon, 2 fuaye ve 2 farklı sanat galerisinin yer aldığı müzede dünyanın en eski kadırgaları ile saltanat kayıkları büyük ilgi görüyor. Yetişkinler için bilet ücreti 8.5 TL olan müzeye öğrenciler ise ücretsiz olarak girebiliyor. Pazartesi günleri, yılbaşı ve dini bayramlarda ziyarete kapalı olan İstanbul Deniz Müzesi’ni hafta içi saat 09:00-17:00 arasında, hafta sonu ise 10:00 – 18:00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Beşiktaş ilçesinde, Başbakanlık Ofisi ile Shangri-La Oteli’nin hemen yanında konumlanan İstanbul Deniz Müzesi’ne gelmek için Bağcılar – Kabataş Tramvay Hattı’nı kullanabilirsiniz. Kabataş’a geldikten sonra 15 – 20 dakikalık yürüme mesafesinde kalan müzeye dilerseniz Beşiktaş istikametinde giden otobüslerle de ulaşabilirsiniz. Metrobüs ile yolculuk yapacaklar, Zincirlikuyu Durağı’nda inerek, Beşiktaş yönünde hareket eden herhangi bir otobüs veya minibüse binebilirler. Anadolu yakasından gelecekler ise Kadıköy ya da Üsküdar’dan vapura binerek Beşiktaş’a seyahat edebilirler.

37. İstanbul Fethiye Müzesi: Pammakaristos Manastırı

Pammakaristos

1292 senesinde inşa edilen yapı, günümüze kadar gelmeyi başarmış. İlk yapılan büyük kuzey kilisesi, Meryem Ana’ya adanmış. Daha sonra, Mikhail Palagiogos’un eşi Maria, büyük kiliseyi yaptırırken, kuzey kilisesinin yanına ufak bir kilise daha inşa ettirmiş. Bu ek kilisede, Maria ve Mikhail’in mezarları yer alıyor. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle kilise, kadınlar manastırına dönüştürülmüş. Daha sonra Hristiyanların elinde kaldığı için 1586’da Havarium Kilisesi’nden çıkan patrikhane buraya taşınmış. III. Murad, Azerbaycan ve Gürcistan seferlerinin anısına kiliseye minare ve mihrap eklettirmiş ve adını da Fethiye koymuş. Tüm eski kiliseler gibi günümüzde müze olarak kullanılan yapının camii bölümü ise hala ibadete açıktır. Ancak, tarihi dokusu zarar görmesin diye camii, ezandan 20 dakika önce açılır ve namazdan hemen sonra kapatılır. 1938’de restore edilen yapı, Ayasofya Müzesi’ne eklenmiş. İstanbul Fethiye Müzesi içerisinde yer alan mozaiklerin bir kısmı zarar görmüş olsa da halen göz alıcı güzelliklerini koruyorlar. Son dönem Bizans mimarisinin esintilerinin görüldüğü yapının kubbesi ve duvarları, 14. yüzyıldan kalma mozaiklerle döşenmiş. Eskiden kilise olarak kullanıldığı için Hristiyan dini motiflerinin sıklıkla görüldüğü müzenin sunak bölümünde Hz. İsa, Meryem Ana ve Vaftizci Yahya’nın tasvir edildiği ihtişamlı bir deisis yer alıyor. Yazın (15 Nisan – 2 Ekim) saat 09:00 ile 19:00 saatlerinde ziyarete açık olan müzeye kışın (3 Ekim – 14 Nisan) ise saat 09:00 ile 17:00 arasında gelebilirsiniz. Müzeye giriş ücreti ise 5 TL’dir. Oldukça merkezi bir konumda yer almasından dolayı İstanbul Fethiye Müzesi’ne, üzerinde Fatih yazan neredeyse her otobüsle gidebilirsiniz.

38. Galata Mevlevihanesi Müzesi

Galata Mevlevihanesi

1491 senesinde Afyon Mevlevihanesi Şeyhi Divane Mehmed Dede tarafından inşa ettirilen Galata Mevlevihanesi, İstanbul’un ilk mevlevihanesi olma unvanını taşıyor. 1509 yılında yaşanan Büyük İstanbul Depremi ve ardından çıkan birkaç yangın, mevlevihaneye oldukça zarar vermiş. Günümüzdeki görünümüne ise büyük ölçüde 1851 – 1859 arasında yapılan restorasyon çalışmalarıyla kazanmış. Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle birlikte mektep olarak hizmet veren Galata Mevlevihanesi, 1975’te Divan Edebiyatı Müzesi’ne dönüştürülmüş. İçerisinde; Şeyh Galip ve Halet Efendi Türbeleri, Semahane, Mahfiller, Derviş Odaları, semahlarda kullanılan enstrümanlar ile pek çok sanat eserinin yer aldığı Galata Mevlevihanesi Müzesi, 2007 ile 2011 yılların arasında yapılan yenileme çalışmaları sayesinde bugünkü görünümüne kavuşmuş. Pazartesi günleri ile Ramazan ve Kurban bayramlarının ilk günleri dışında daima açık olan Galata Mevlevihanesi Müzesi’ni kışın (1 Kasım – 15 Nisan) saat 09:00 ile 16:30 arasında, yazın (15 Nisan – 1 Kasım) ise 09:00 ile 19:00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Müzeye giriş ücreti 10 TL iken, 18 yaşında altındaki ve 65 yaşın üstündeki T.C. vatandaşlarından, gazilerden, gazi ve şehir yakınlarından, engellilerden ve refakatçilerinden, er ve erbaşlardan, 12 yaşın altındaki yabancı uyruklu çocuklardan, basın kartına sahip kişilerden ve bakanlık onaylı tur rehberlerinden ücret alınmıyor. MüzeKart’ın geçerli olduğu Galata Mevlevihanesi Müzesi’nde her Pazar saat 17:00’de sema gösterisi düzenleniyor. Bu gösteriyi izlemek içinse ekstra ücret ödemeniz gerekiyor ve MüzeKart geçerliliğini yitiriyor. İstiklal Caddesi’nin sonunda, Galipdere Caddesi’nin hemen başında konumlanan Galata Mevlevihanesi Müzesi’ne gitmek için kullanabileceğiniz birçok ulaşım aracı bulunuyor. Taksim Meydanı’ndan yürüyerek ya da metroya binip Şişhane’ye giderek müzeye ulaşabilirsiniz. Karaköy’den de 10 dakika kadar yürüyebilir veya Tünel’e giden fünikülere binebilirsiniz.

39. Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi

Dünyanın ilk 4 boyutlu heykel müzesi olma özelliği taşıyan Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi’ne yapacağınız ziyarette, 40 dakika boyunca ziyaretçilere bilgi aktarılıyor ve bu aktarım sinevizyon gösterimleri ile destekleniyor. Müzenin dikkat çekici özelliklerinden bir tanesi de bazı balmumu heykellere hareket özelliği kazandırılmış olması. Müzede, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; Kanuni Sultan Süleyman, Osmangazi, Yavuz Sultan Selim ve Fatih Sultan Mehmet, Fuzuli, Leonardo Da Vinci, Rumi, Nazım Hikmet, İbn-i Sina, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Yunus Emre ve Mimar Sinan, Elvis Presley, Arnold Schwarzenegger, Michael Jackson, Mihail Gorbaçov, Alparslan, Hürrem Sultan, Timur ve Fransa Kralı XV. Lois gibi pek çok ünlü ismin balmumu heykeli ziyaretçileri karşılıyor. Üstelik, heykelleri bulunan kişilerin kemik ölçüleri alındığı için ölçüler birebir uyuyor. Haftanın her günü kapılarını ziyaretçilere açan Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi giriş ücretleri ise; tam bilet 25 TL, indirimli bilet ise 15 TL. Ayrıca, 7 yaşın altındaki çocuklar, basın mensupları, engelliler ve refakatçileri müzeye ücretsiz girebiliyorlar. Şişli ilçesinde, Cevahir AVM içerisinde konumlanan müzeye metrobüs, metro ve otobüsle ulaşım sağlayabilirsiniz.

40. Harbiye Askeri Müzesi

15. yüzyıla dayanan tarihiyle Harbiye Askeri Müzesi, İstanbul’un gezilmesi gereken yerleri arasında üst sıralarda bulunuyor. Zaman içerisinde müzede eser sayısının artması sebebiyle bazıları Çinili Köşk’e taşınmış. Bu vesileyle de İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin temelleri atılmış. Müzenin en dikkat çekici özelliklerinden bir tanesi de sinemasının, mehterinin, kütüphanesinin ve yayınlarının zamanın çağdaş müzecilik anlayışına uygun bir müze olması. 1940 senesine kadar Aya İrine’de bulunan Harbiye Askeri Müzesi, II. Dünya Savaşı sırasında bir dönem kapatılmış. Savaşın bitmesiyle de yeniden hizmete açılmış. 1966’da binanın koleksiyonlarının yetersiz olduğu düşüncesiyle yenileme çalışmalarına başlanmış ve ancak 1993 yılında ziyarete açılabilmiş. Pazartesi ve salı günleri, dini bayramların ilk günü ve yılbaşında kapalı olan Harbiye Askeri Müzesi’ne saat 09:00 ile 16:30 arasında gidebilirsiniz. Ayrıca müzede, saat 15:00 ile 16:00 arasında mehteran takımı gösterisi gerçekleştiriliyor. Müzeye giriş ücretleri ise tam 4 TL, öğrenci 1.30 TL. Şişli ilçesinde, Mecidiyeköy Mahallesi, Valikonağı Caddesi üzerinde konumlanan Harbiye Askeri Müzesi’ne gitmek için metro, tramvay, füniküler, IDO ve otobüs kullanabilirsiniz. Toplu taşıma araçlarına göre müzeye en yakın inebileceğiniz duraklar ise şu şekilde; tramvayla seyahat edecekler için Fındıklı Tramvay Durağı, fünikülerle seyahat edecekler için Taksim Füniküler Durağı, metroyla seyahat edecekler için Şişli Metro İstasyonu, IDO ile seyahat edecekler için Kabataş IDO Vapur İstasyonu, otobüsle seyahat edecekler içinse Harbiye Otobüs Durağı’dır.

41. Rahmi Koç Müzesi

Rahmi koc

Tarihi Lengerhane binası, tarihi Hasköy tersanesi ve Açık hava sergileme alanı olmak üzere üç ana bölümden oluşan Rahmi Koç Müzesi, Rahmi Koç’un desteğiyle 1994 senesinde hizmete açılmış. Lenger, gemileri sabitlemek için denize atılan zincir ve çapa anlamına geliyor. Lengerhane de bu malzemeleri yapıldığı yer, imalathane olarak biliniyor. Lengerhane binası, 1991’de Rahmi Koç tarafından satın alınarak müzeye dönüştürülmüş. Hasköy tersanesi de Lengerhane’nin hemen karşısında konumlanıyor. 2001’e kadar devam eden yenileme çalışmalarının ardından Rahmi Koç Müzesi bünyesine eklenmiş. Tersane, 1861’de Şirket-i Hayriye tarafından, kendi gemilerinin bakım ve onarım işlerinin halledilmesi amacıyla kurulmuş. Açık hava sergileme alanı ise Hasköy Caddesi’nde konumlanıyor ve ana girişten Haliç’e kadar uzanıyor. Klasik otomobiller, Libertorlar, uçaklar ve kocaman boyutlardaki Turgut Alp Vinci’ne kadar pek çok eser açık hava sergileme alanında yer alıyor. Rahmi Koç Müzesi, kış döneminde (1 Ekim – 31 Mart) Cumartesi, Pazar ve bayram günleri saat 10:00 – 18 arasında ziyarete açıkken, yaz döneminde (1 Nisan – 30 Eylül) ise yine aynı günlerde saat 10:00 – 18 arasında kapılarını açıyor. Ayrıca, Salı ve Cuma günleri de saat 10:00 – 17:00 arasında ziyaret edilebiliyor. MüzeKart sahiplerine bilet fiyatında %20 indirim imkanı sunan müzeye giriş ücretleri ise; tam bilet 16 TL, öğrenci bileti 7 TL, denizaltı yetişkin bileti 8 TL, denizaltı öğrenci bileti 5 TL, keşif süresi yetişkinler ve öğrenciler için bilet ise 3 TL. Hasköy’de konumlanan Rahmi Koç Müzesi’ne belediye otobüsleri, Şişhane – Alibeyköy hattında çalışan minibüsler, şehir atları, Üsküdar – Eyüp hattında çalışan vapurlar ve Halıcıoğul Metrobüs Durağı’ndan hareket eden metrobüsler ile ulaşım sağlamak mümkün.

42. Pera Müzesi

pera muzesi

Pera Müzesi, tasarımı Mimar Achille Manoussos tarafından yapılan Bristol Oteli binasının cephesi korunarak 2005 senesinde hizmet vermeye başlamış. Müzenin kuruluş amacı, Suna ve İnan Kıraç Vakfı’na ait olan “Oryantalist Resim”, “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri” ve “Kütahya Çini ve Seramikleri” koleksiyonlarını sergiler ve düzenlenen etkilerle kamuyla paylaşmak. Şehrin en hareketli bölgesinde konumlanan müze, çağdaş müzecilik anlayışıyla faaliyet gösteriyor. İçerisinde 300’den fazla eserin bulunduğu Oryantalist Resim Koleksiyonu, Pera Müzesi’nde sergileniyor. Bu koleksiyonda, 17. ve 19. yüzyıl Avrupa oryantalistlerinin eserleri yer alıyor. Bu oryantalistlerin en büyük özelliği ise eserlerini, Osmanlı kültüründen etkilenerek ortaya çıkarmış olmaları. Müzede, ‘Pera Film’ adı altında her ay düzenlenen tematik film etkinliklerine katılabileceğiniz gibi, ‘Pera Eğitim’ adıyla çocuk ve gençlerin faydalandığı eğitimlere katılabilirsiniz. Pazartesi günleri kapalı olan Pera Müzesi’ne salı ve cumartesi günleri saat 10:00 ile 19:00 arasında, pazar günleri de saat 12:00 ile 18:00 arasında gidebilirsiniz. Ayrıca müze, ‘Uzun Cuma’ adı altında her Cuma saat 18:00 – 22:00 arasında ücretsiz olarak kapılarını ziyaretçilere açıyor. Pera Müzesi’ne giriş ücretleri ise; tam bilet 20 TL, grup bileti 15 TL ve öğrenci bileti de 10 TL olarak belirlenmiş. Pera Müzesi Dostları, Genç Çarşamba (öğrenciler), engelliler ve refakatçileri, 12 yaşın altındaki çocuklar, ICOM kart sahipleri ve basın kartı sahipleri müzeden ücretsiz şekilde yararlanabiliyorlar. Tepebaşı semtinde, TRT binasının arkasında konumlanan Pera Müzesine gitmek için ilk olarak Taksim’e giden otobüslere binip, Tepebaşı Durağı’nda inmeniz gerekiyor. Ardından, Meşrutiyet Caddesi üzerinde ilerlediğiniz takdirde sol tarafınızda Pera Müzesi’ni göreceksiniz.

43. Yeşilköy Havacılık Müzesi

Yesilkoy_havacilik

I. Dünya Savaşı sonunda elde edilen ganimetlerle birlikte düşman milletlere ait uçaklar, müze kurma fikrini ortaya çıkarmış. Kurtuluş Savaşı sırasında zarar göreceği düşünülen bu parçalar Maltepe’ye taşınmaya başlamış fakat, nakliye sırasında uçaklar zarar görmüş ve müze kurma fikri rafa kaldırılmış. 1960 yılına gelindiğinde Hava Kuvvetleri Komutanı Hv. Org. İrfan Tansel, bir havacılık müzesi kurulması emrini vermiş ve yapılan çalışmalar sonucunda müze 1971 yılında İzmir’de faaliyete başlamış. Fakat müzeye yeterince ilgi gösterilmediği için 1985 senesinde günümüzdeki yerine taşınmış. 3 bin metrekare kapalı, 12 bin metrekare açık, toplamda 15 bin metrekare alan üzerine kurulu olan Yeşilköy Havacılık Müzesi’nde, Türk Hava Kuvvetleri’nin geçmişten günümüze dek kullandığı hava araçları, maket koleksiyonları, havacılıkta kullanılan araç ve gereçler, havacı şehitlerimizin elbiseleri, havacılığın dünden bugüne olan serüveni konulu eserler ve silahlar gibi pek çok eser yer alıyor. Buna ek olarak, müzeyi gezdikten sonra içeride bulunan kafeteryada kahvenizi yudumlayarak biraz soluklanabilir, oldukça uygun fiyatlarla müzede konumlanan mağazadan maket uçak satın alabilirsiniz. Pazartesi günleri dışında her gün açık olan Yeşilköy Havacılık Müzesi’ne hafta içi saat 09:00 ile 17:00 arasında, hafta sonu ise saat 10:00 ile 18:00 arasında gidebilirsiniz. Yetişkinler için 8.50 TL olan giriş ücreti öğrencilerden alınmamaktadır. Yeşilköy’de Hava Harp Okulu Destek Bölüğü’nün, askeri havalimanının yanında konumlanan Yeşilköy Havacılık Müzesi’ne gitmek için, Sirkeci Halkalı Banliyö Treni’ni kullanabilirsiniz. Trenle Yeşilköy Durağı’na gelerek 5 – 10 dakika yürüdüğünüz takdirde müzeye ulaşabilirsiniz.

44. Kariye Müzesi

kariye muzesi

Tarihi 500’lü yıllara dayanan Kariye Müzesi, ilkin manastır olarak yapılmış. Daha sonra birkaç kez restorasyon çalışmaları yapılan müze, bugünkü halini ise Teodor Metokhites’in elinden çıkan yenileme çalışmasıyla almış. Bizans’ın son dönem resim sanatının en güzel örneklerini görebileceğimiz kilise, İstanbul’un Fethi’nden sonra da uzunca bir süre kilise olarak kullanılmaya devam etmiş. 1511’de Atik Ali Paşa tarafından camiiye dönüştürülen kiliseye bir süre Atik Ali Paşa Camii denmiş. Kilisenin camiye dönüştürülmesi sürecinde fresklere asla zarar verilmemiş yalnızca üzeri sıvayla kaplanmış. Bu sebeple, 1948’de ve 1954’te sona eren restorasyon çalışmaları sonucunda bu fresklere ilk günkü gibi ulaşmak mümkün olmuş. Bu fresklerde Hz. İsa ve Meryem Ana’nın hikayesi anlatılır. Haftanın her günü ziyarete açık olan Kariye Müzesi’ni yazın saat 09:00 ile 19:00 arasında, kışın ise saat 09:00 ile 16:30 arasında ziyaret edebilirsiniz. MüzeKart sahiplerinin ücretsiz olarak yararlanabildiği müzeye giriş fiyatı ise 30 TL. Fatih ilçesinde, Edirnekapı’da konumlanan Kariye Müzesi’ne gitmek için pek çok ulaşım alternatifi bulunuyor. Otobüsle Kariye Müzesi’ne gitmek için; 41ST, 522B, 500A, 500T, 500L, 41AT, 75M, 77M ve 93M numaralı otobüsleri kullanabilirsiniz. Anadolu yakasından müzeye gelecekler olanlar ise metrobüs ile Edirnekapı’ya kadar gelip, buradan da 10 – 15 dakika yürüyerek müzeye ulaşabilirler. Eğer yürümek istemiyorsanız, Suriçi istikametinde hareket eden herhangi bir minibüs veya otobüsü kullanabilirsiniz.

45. Türkiye İş Bankası Müzesi

Fotoğraflar, belgeler, belgeseller ve hatıralar 83 sene boyunca toplanmış ve Türkiye İş Bankası Müzesi’nde sergilenmeye başlanmış. Müze, 1890’da inşa edilen Postane Binası’nda yer alıyor. Adı Postane Binası olsa da, Sirkeci’de bulunan büyük postane binasının yapımının tamamlanması ve kullanıma açılmasından dolayı bina, uzun yıllar postane olarak kullanıma açılmadı. Yapı, 1917 yılında kırılan Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası’na devredildi. 1927’de ise İş Bankası, Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası ile birleşti. Böylece bina, İş Bankası bünyesine geçmiş oldu. 2004’e kadar Türkiye İş Bankası’nın bir şubesi olarak hizmet veren binanın aynı yıl içerisinde iki üst katı kaldırıldı ve 2005’te de müze olarak hizmet vermesi için çalışmalara başlandı. Eski eşyalar, duvarlar ve işlemeler korunurken, en alt katta yer alan kasalar da sergilenmeye açık hale getirildi. Üst katları sergi alanı olarak tasarlanan binada, geçmiş dönemlerde Atatürk, Çanakkale Savaşı, Cumhuriyet’in ilk yılları, bankacılık tarihi ile ilgili sergiler organize edilmiş ve devam eden süreçte de düzenlenmesi planlanıyor. Eminönü’nde, Bankacılar Caddesi üzerinde konumlanan Türkiye İş Bankası Müzesi’ne girişler ücretsiz. Pazartesi günleri, dini bayramların ilk günü ve 1 Ocak’ta ziyarete kapalı olan müzeyi diğer günlerde saat 10:00 ile 18:00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Oldukça merkezi bir konumda yer almasından dolayı da hem tramvay hem de otobüsle rahatça ulaşım sağlayabilirsiniz.

46. Büyük Postane (PTT Müzesi)

ptt muzesi

1905’te yapımına başlanan ve 1909’da tamamlanan Büyük Postane (PTT Müzesi), Türkiye’nin en büyük postane binası olma unvanını taşıyor. Posta ve Telgraf Nezareti Binası olarak hizmet vermesi amacıyla inşa edilen bina ilkin Posta ve Telgraf Nezareti Binası olarak adlandırılsa da 1930’da Yeni Postane, birkaç yıl sonra da Büyük Postane adıyla anılmaya başlanmış. Mimar Vedat Tek tarafından tasarlanan yapı, 3 bin 200 metrekarelik alan üzerine kurulu 4 katlı bir binadan meydana geliyor. Osmanlı klasik mimarisi ile çini işlemeciliği ön plana çıkan yapı, zamanında İstanbul Radyo Evi olarak da faaliyet göstermiş. 1958’de ise tam anlamıyla postane olarak hizmet vermeye başlamış. Günümüzde ise halen, aktif olarak PTT Başmüdürlüğü olarak faaliyet gösteriyor. Fatih ilçesinde, Sirkeci’de konumlanan Büyük Postane’ye hafta içi her gün saat 09:00 – 17:00 arasında gidebilirsiniz. Hafta sonu hizmete kapalı olan postaneye girişler ise ücretsiz. Büyük Postane’ye gitmek için birçok ulaşım aracını tercih edebilirsiniz. Bu ulaşım araçlarından; tren ile Sirkeci Tren İstasyonu’na, tramvay ile Sirkeci Tramvay Durağı’na, arabalı vapur ile Sirkeci İDO Arabalı Vapur İstasyonu’na, otobüsle ise Eminönü İskele Otobüs Durağı’na gelerek postaneye ulaşım sağlayabilirsiniz.

47. Pelit Çikolata Müzesi

pelit_cikolata

İçerisinde çikolatadan bir dünyanın yaratıldığı Pelit Çikolata Müzesi, çikolata severlerin tam anlamıyla bayılacağı mekanlardan bir tanesi. Pelit tarafından, çikolata severler için düzenlenen bu müze, hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap ediyor. Müzenin içerisinde çikolatadan inşa edilmiş köyler, ünlü isimlerin heykelleri, çikolata çeşmeleri gibi pek çok yapı bulunuyor. Bu yapıların en önemli özelliği de sadece çikolatadan yapılmış olmaları. İmalat alanının üzerinde konumlanan cam bir tüpün içerisine girerek tüm imalat sürecine tanıklık edebildiğiniz gibi Pelit’e ait bazı eski üretim malzemelerini de inceleyebiliyorsunuz. Bu çikolata dünyasının içinde ayrıca, çocukların pastacılığı öğrenmeleri ya da en azından fikir edinmeleri için kurulmuş bir mini mutfak yer alıyor. Burada çocuklara, pasta yapımı ile ilgili eğitim ve workshoplar veriliyor. 5 yaşın altındaki çocukların ücretsiz girebildiği Pelit Çikolata Müzesi’ne giriş ücreti, diğer herkes için kişi başı 40 TL. Ayrıca, haftanın her günü saat 10:00 – 17:00 arasında kapılarını ziyaretçilerine açıyor. Esenyurt ilçesinde konumlanan ve 25 bin metrekarelik alan üzerine inşa edilmiş Pelit Çikolata Müzesi’ne, Esenyurt istikametinde hareket eden otobüslere binerek ulaşabilirsiniz.

48. İstanbul Arkeoloji Müzesi

arkeoloji muzesi

Fatih Sultan Mehmet’e kadar uzanan tarihi ve içerisinde yer alan tarihi eserleriyle İstanbul Arkeoloji Müzesi, yaşadığımız coğrafyanın tarihine, kültürüne, mimarisine ve yaşayış biçimine ışık tutuyor. Dünyanın sayılı müzeleri arasında gösterilen İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin bu klasmanda sayılmasını sağlayansa, 1881’de müze müdürlüğüne atanan Sadrazam Edhem Paşa’nın oğlu Osman Hamdi Bey’dir. Müzeyi topluma kazandıran Osman Hamdi Bey, aynı zamanda arkeolojik kazılara bizzat katılarak müzeyi daha da zenginleştirir. On binlerce yıl öncesinden kalma eserlerin dahi sergilendiği müze, tüm dünyayı kıskandıracak nitelikte eserler barındırıyor. Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere 3 ayrı birimden oluşan müze içerisinde İskender Lahdi, Tabnit Lahdi, Çiviyazılı Belgeler Arşivi, Gezer Takvimi, Siloa Yazıtı ve Vize Tümülüsü gibisi dünyada eşi bulunmayan, çok nadide eserlere ev sahipliği yapıyor. Dünyanın en eski tarihi miraslarından bir tanesine sahip olan müzede 1 milyona yakın eser sergileniyor. Pazartesi günleri için diğer günlere ziyarete açık olan müzeye yazın (15 Nisan – 2 Ekim) saat 09:00 – 19:00 arasında, kışın (3 Ekim – 14 Nisan) ise saat 09:00 – 17:00 arasında gidebilirsiniz. MüzeKart’ın geçerli olduğu İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne giriş ücreti 20 TL iken, 18 yaşın altında ve 65 yaşın üstündeki T.C. vatandaşları, 12 yaşın altındaki yabancı uyruklu çocuklar, gaziler, gazi ve şehit yakınları, er ve erbaşlar, engelliler ve refakatçileri, rehberler, rehberlik eden öğretmenler ve basın kimlik kartı olanlar ise müzeye ücretsiz giriş yapabiliyor. Osman Hamdi Bey Yokuşu üzerinde konumlanan İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne gitmek için Bağcılar – Kabataş hattında çalışan tramvaya binerek Gülhane Durağı’nda inebilir, buradan da yürüyerek müzeye ulaşabilirsiniz. Anadolu yakasından gelecekler ise Eminönü veya Kabataş’a kadar vapurla gelip, tramvaya aktarma yapabilirler.

49. Madame Tussauds İstanbul Balmumu Heykel Müzesi

Madame Tussauds

Dünya çapında üne sahip olan müze, ilk olarak bundan tam 250 sene önce, dönemin başarılı balmumu sanatçılarından Dr. Philippe Curtius’un eğitim verdiği Marie tarafından Londra’da açılmış. İngiltere’deki müzenin geniş kitleler tarafından ziyaret edilmesi ve ilgi görmesi sonucu ikili, kraliyet ailesine eğitim vermek adına Fransa’ya geçmiş ve burada birçok sergi açmış. İlk başlarda müzede kraliyet mensuplarının, politikacıların ve devrimcilerin  heykelleri bulunsa da, zaman içerisinde sporcuların, bilim insanlarının ve müzisyenlerin de heykelleri müzeye eklenmiş. Böylece Madame Tussauds, milyonlarca kişiye kendisine hayran bırakan bir cazibe merkezi haline dönüşmüş. 2016’da kapılarını ziyaretçilerine açan Madame Tussauds İstanbul Balmumu Heykel Müzesi ise Madame Tussauds’un 21. şubesi olarak biliniyor. Heykellerin bu denli ilgi görmesinin en büyük sebebi ise  asıllarıyla birebir aynı ölçüleri taşıyor olması. Bunun için, heykeli yapılacak kişinin defalarca ölçüsü alınıp yüzlerce fotoğrafı çekiliyor. Daha sonra, alınan ölçüler ve fotoğraflardan yararlanarak 140 kilogramlık kilden kalıp oluşturuluyor. 6 ayrı işlemden daha geçen heykel, en sonunda 300 bin dolar değerinde bir şahesere çevriliyor. Madame Tussauds İstanbul Balmumu Heykel Müzesi’nde yer alan eserler; müzik, spor, bilim ve kültür, VIP party, tarih ve liderler olmak üzere 5 ayrı kategoriye ayrılıyor. Her bir kategoride, alanının en başarılı isimlerin heykellerini görmek mümkün. Saat 10:00 ile 20:00 arasında ziyarete açık olan müzeye 0 – 3 yaş arası çocuklar ücretsiz giriş yapabiliyor. 14 yaşından küçük çocuklara ise mutlaka bir yetişkinin eşlik etmesi gerekiyor. Müzeye giriş için tek kullanımlık ve VIP olmak üzere 2 ayrı kategoride bilet satılıyor. Tek kullanımlık biletler, 14 yaşın üzerindeki kişiler için 50 TL, öğrenciler ver 3 – 14 yaş arasındaki çocuklar içinse 40 TL’den satılıyor. 13 yaş üzeri kişilerin yararlanabildiği VIP biletin fiyatı ise 102 TL. Bu biletin ziyaretçilere sağladığı avantajlar ise; hediyelik eşya mağazasından indirim hakkı, rehber kitapçık, fotoğraf ve balmumu el figürü hediyesi ve sıra beklemeden müzeye giriş hakkı. İstiklal Caddesi üzerinde, Grand Pera Alışveriş Merkezi’nde konumlanan Madame Tussauds İstanbul Balmumu Heykel Müzesi’ne gitmek için otobüs, minibüs, metro, vapur ve füniküler kullanabilirsiniz.

İstanbul’daki Camiler

50. Fatih Camii ve Külliyesi

Fatih Camii ve Külliyesi

Osmanlı İmparatorluğu’nda padişah veya aileleri tarafından yaptırılan camileri selatin camileri adı veriliyordu. Fatih Camii de İstanbul’un Fethi’nden sonra yaptırılan ilk selatin camisi olma özelliği taşıyor. Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen caminin yanında, içerisinde 16 adet medrese, hamam, aşevi, kütüphane, konukevi ve hastanenin bulunduğu bir külliye yer alıyor. 1766’da yaşanan büyük deprem sonucunda neredeyse tamamen yıkılan cami, 1771 yılında yeniden yapılmış. Daha sonra, Gölcük Depremi sonrasında zemin kayması yaşanmış, yeniden restore edilen cami, 2012 yılında tekrardan ibadete açılmış. Mimar Atik Sinan tarafından tasarlanan cami, günümüze kadar orijinal halini koruyarak ulaşmayı başaramamış. Fatih Camii’ni diğer camilerden ayıran özellik ise sahip olduğu ruhtur. Ayrıca, 1932 yılında ilk Türkçe ezanın okunduğu cami unvanını taşıyor. Fatih Camii, yalnızca mimarisi veya külliyesi sebebiyle değil, hemen yanında yer alan türbeleri sebebiyle de oldukça ilgi görüyor. Fatih Sultan Mehmet, Gazi Osman Paşa ve Gülbahar Valide Sultan gibi Osmanlı tarihinde önemli yere sahip olan isimlerin kabri, burada yer alıyor. Adını verdiği semtte, Fevzi Paşa Caddesi üzerinde konumlanan Fatih Camii ve Külliyesi’ne gitmek için Eminönü istikametinde hareket eden ve Yavuzselim Durağı’ndan geçen otobüsleri kullanabilirsiniz.

51. Yeni Camii (Valide Sultan Camii)

Yeni Camii (2)

Valide Sultan Camii olarak da bilinen Yeni Camii, İstanbul’da Osmanlı ailesi tarafından yaptırılan son büyük cami olma özelliği taşıyor. Buna ek olarak, Osmanlı Dönemi’nde, yapımı en uzun süren cami de yine Yeni Camii. Sultan III. Murad’ın eşi Safiye Sultan’ın emriyle 1597 senesinde temelleri atılan cami, ancak 1665 senesinde, IV. Mehmet’in annesi Turhan Hatice Sultan’ın büyük emekleri ve yapılan bağışlar sonucunda tamamlanabilmiş. Dönemin İstanbul’una görsel zenginlik katan caminin yapımına Mimar Davut Ağa başlanmış, Mimar Dalgıç Ahmet Ağa tarafından devam ettirilmiş ve Mimar Mustafa Ağa tarafından bitirilmiş. Caminin yapımı sırasında temelden fazla miktarda su çıkması, inşaatın aksamasına neden olmuş. Zemini sağlamlaştırmak için uçlarına kurşun kızaklar bağlı kazıklar çakılmış ve üzerine de taş bloklar döşenmiş. Bu işlem sonucunda duvar seviyeleri yerden epey bir yüksekte konumlanmış. Caminin bulunduğu alana, camiyle birlikte Valide Sultan Türbesi, Sübyan Mektebi, Hünkar Kasrı, Darülkurra ve Sebil yaptırılmış. İlerleyen zamanlarda da külliyeye türbe, muvakkithane ve kütüphane eklenmiş. 1660’da İstanbul’da yaşanan büyük yangında oldukça fazla zarar gören cami, Köprülü Mehmet Paşa’nın emriyle onarılarak şehre kazandırılmış. Fatih ilçesinde Eminönü semtinde konumlanan Yeni Camii’ne gitmek için Eminönü’nden hareket eden otobüsleri kullanabilirsiniz. Anadolu yakasından geleceklerse, Eminönü’ne kadar vapurla gelip, buradan da otobüsle yollarına devam edebilirler.

52. Eyüp Sultan Camii ve Türbesi

Eyüp Sultan Camii (2)

Türk ve İslam dünyasında büyük öneme sahip olan Eyüp Sultan Camii, İstanbul’un Fethi’nden sonra 1458’de yapılmış. Cami inşa edilmeden önce bölgede Eyüp Sultan Hazretleri’nin türbesi bulunması ve padişahların bu alanda kılıç kuşanması nedeniyle şehrin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiş. Zamanla yıkılmaya yüz tutan camiyi III. Selim, temeli ve minerali hariç tamamen yıktırarak yeniden inşa ettirir. 1798’de başlayan çalışmalar 1800’de son bulur ve cami, günümüzdeki görünümünü alır. Eyüp Sultan Hazretleri’nin kabrinin bulunmasından sonra bu alana, İstanbul’un ilk külliyesi inşa edilir ve kabir için de bir türbe yapılır. Padişahların ve tüm Osmanlı halkının Eyüp Sultan Hazretleri’ne duyduğu büyük saygı ve minnet neticesinde, padişahların tüm kılıç kuşanma törenleri Eyüp Sultan Türbesi’nde yapılır. Eyüp ilçesine konumlanan Eyüp Sultan Camii’ne gitmek için, Eyüp Sultan Bulvarı’ndan geçen, 39, 39B, 39D, 39O, 39Y, 39Ç, 48A, 55EY, 86V ve 94Y numaralı otobüsleri kullanabilirsiniz. Bu araçların hepsi Eyüp Sultan Durağı’ndan geçmese de Eyüp Sultan Bulvarı’nda inebilir, kısa bir yürüyüşle camiye ulaşabilirsiniz. Metro kullanmak isteyenler, Yenikapı – Atatürk Havalimanı veya Kirazlı – Yenikapı Metro Hattı’nı kullanarak Bayrampaşa’ya kadar gelebilirler. Buradan da dilerseniz 15 – 20 dakika kadar yürüyebilir, dilerseniz de otobüs veya minibüse binerek Eyüp Sultan Camii’ne ulaşabilirsiniz. Metrobüs ile gelecekler olanlarsa Ayvansaray Durağı’nda indikten sonra 10 dakika kadar yürüyerek camiye gidebilirler.

53. Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii (2)

Kanuni Sultan Süleyman adına 1551 senesinde Mimar Sinan tarafından inşa edilmeye başlanan Süleymaniye Camii, 1557 senesinde tamamlanmış. Aslında bakacak olursak cami, medreseler, hazire, hastane, sıbyan mektebi, hamam, kütüphane, imaret, ve dükkânlarla birlikte Süleymaniye Külliyesi’nin bir parçası diyebiliriz. Mimar Sinan, inşa ettiği Süleymaniye Camii için ‘Kıyamete kadar yıkılmayacak’ demiş ve 500 senedir birçok yangın, deprem vs. atlatsa dahi tek bir çatlak dahi oluşmamıştır. Mimar Sinan’ın çıraklık, kalfalık ve ustalık eserleri diye tabir ettiği 3 eserinden kalfalık eseri, Süleymaniye Camii’dir. Cami kubbesinin etrafında yer alan 65 küp sayesinde içeride harika bir akustik oluşmuş ve namaz kılmak için hiçbir teknolojik alet kullanmaya gerek kalmamış. Ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan ve Hürrem Sultan gibi pek çok önemli şahsiyetin kabri, Süleymaniye Külliyesi’nde yer alıyor. Fatih ilçesinde, Süleymaniye Mahallesi’nde konumlanan Süleymaniye Camii’ne gitmek için tramvay ve otobüs seçeneklerini kullanabilirsiniz. Tramvay gelecek olanlar Kabataş – Bağcılar Tramvay Hattı’nı kullanarak Laleli – Üniversite Durağı’na gelip, buradan yürüyerek camiye ulaşabilirler. Otobüs kullanacak kişiler ise Hamidiye Mahallesi – Taksim Hattı’nda çalışan 48T numaralı otobüse binerek Süleymaniye Camii Durağı’nda inebilirler.

54. Sultanahmet Camii

Sultanahmet

Çok ufak yaşta tahta geçip genç yaşta vefat eden Padişah I. Ahmed tarafından inşa ettirilen Sultanahmet Camii’nin yapımına 1609 yılında başlanmış. 7 yıl süren çalışmaların ardından yapımı tamamlanan cami, Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Sedefkar Mehmet Ağa tarafından tasarlanmış. Külliyesiyle birlikte Türkiye’nin en büyük camisi kabul edilen Sultanahmet Camii’nin külliyesi, maalesef günümüze kadar tam anlamıyla ulaşmayı başaramamış. 1934’te Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesiyle Sultanahmet Camii, Türkiye’nin ana camisi olarak kabul görmeye başlamış. Günümüzde hem ibadete hem de ziyarete açık olan Sultanahmet Camii, içerisindeki İznik çinileri sebebiyle Avrupalılar tarafından Mavi Camii olarak da adlandırılır. 6 minerali tek selatin cami olma özelliği taşıyan Sultanahmet Camii’nin yapımından önce halk, caminin 6 minerali olmasına tepki göstermiş. Kabe’nin de 6 minaresi bulunmasından dolayı gösterilen bu tepkiye padişah hak vermiş ve Kabe’ye yedinci minareyi yaptırdıktan sonra Sultanahmet Camii’nin yapımı tamamlanmış. Camii, adını verdiği semt olan Sultanahmet’te konumlanıyor. Camiye ulaşmak için Bağcılar – Kabataş hattında çalışan herhangi bir tramvaya binebilirsiniz. Anadolu yakasından geleceklerse Kabataş veya Eminönü’ne vapurla gelip, buradan tramvayla aktarma yapabilirler.

55. Ortaköy Camii (Büyük Mecidiye Camii)

Ortaköy Camii

Abdülmecit tarafından yaptırılan Ortaköy Camii, ihtişamlı görünümüyle Ortaköy İskelesi’nde insanları selamlıyor. Barok mimarinin en önemli eserlerinden bir tanesi olan cami, şehrin sembol yapıları arasında yer alıyor. Cami inşa edilmeden önce bölgede yer alan ve Vezir İbrahim Paşa’nın damadı Mahmut Ağa tarafından inşa ettirilen mescit, Patrona Halil İsyanı sırasında yıkılınca boş kalan alana Ortaköy Camii inşa ettirilmiş. 1894’te yaşanan İstanbul depremi sonucu minaredeki külah bölümü hasar alınca yeniden şekillendirilmiş. 1960 senesinde çökme riski sebebiyle sağlamlaştırılan Ortaköy Camii, 1984’te ise yangın tehlikesi atlatmış. Bunun üzerine de asına uygun olarak restore edilmiş. Son olarak 2014’te, yenileme gerekçesiyle kapatılan cami, açıldıktan sonra yerli ve yabancı ziyaretçilerinin akınına uğruyor. Pembe mozaik kaplı kubbesi, beden duvarları üzerine yerleştirilerek sağlamlaştırılmış. Tek şerefeli iki minaresi bulunan caminin mihrabı ise mermer ve mozaikten yapılmış. Yapının kuzey yanındaki girişinde konumlanan eliptik merdiven, caminin iki katlı olmasını sağlamış. Ortaköy meydanında, gayet merkezi bir konumda yer alan Ortaköy Camii’ne gitmek için Beşiktaş istikametinde hareket eden otobüslere binebilirsiniz. Anadolu yakasından gelecek olanlar ise Beşiktaş’a kadar vapurla gelebilir, buradan da 15 – 20 dakika yürüyerek camiye ulaşabilirler.

56. Dolmabahçe Camii (Bezmialem Valide Sultan Camii)

Dolmabahçe Camii

Bezmialem Valide Sultan tarafından inşasına başlanan cami, Sultan Abdülmecid tarafından tamamlanmış. Celi-sülüs hat ile kaleme alınan caminin kitabesi dört beyitten oluşuyor. Batı tarzında ve akant yapraklarıyla süslenen kitabenin ortasında ise Sultan Abdülmecid tuğrası yer alıyor. Caminin mimarları, Nihohos Balyan ile babası Garabet Amira Balyan’dır. Osmanlı mimarisinde görmeye pek alışık olmadığımız yuvarlak pencerelerle tavus kuşu kuyruğuna benzeyen şekli ile hayli ilginç bir tasarımı bulunuyor. Tek şerefeli iki minareden oluşan yapının kubbesinden ise değerli bir avize sarkıyor. Caminin mihrabı ve minberi ise kırmızı somaki mermerinden yapılmış. 1855 senesinde ibadete açılan Dolmabahçe Camii’nin en büyük özelliği, tasarımının net bir geometriyle yapılmış olmasıdır. Aynı mimarın elinden çıkma Ortaköy Camii ile hayli benzerlik gösteriyor. Aydınlatma pencereleri ile minare alemlerinin Ortaköy Camii’nden farklı olduğu yapının hünkar kısmı ise dikdörtgen biçiminde tasarlanmış. Barak ve ampir tarzı süslemeleriyle Osmanlı’nın geleneksel süsleme ve bezeme anlayışından kopuşunun en iyi örneklerinden olan Dolmabahçe Camii’nin diğer adı ise Bezmialem Valide Sultan Camii’dir. 1960’dan bu yana Yassı ada İrtibat Kurulu tarafından kullanılan yapı, Deniz Müzesi olarak Beşiktaş’a taşındıktan sonra, 1960 senesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yenilenmiş ve yeniden ibadete açılmış. Günümüzdeki görünümüne ise 2007 yılında geçirdiği son restorasyon çalışmasıyla kavuşmuş. Dolmabahçe Sarayı’nın güneyin, Beşiktaş ve Kabataş’ın arasında konumlanan Dolmabahçe Camii’ne gitmek için kullanabileceğiniz pek çok ulaşım aracı bulunuyor.

57. Beyazıt Camii

Beyazıt Camii (2)

İstanbul’un Fethi’nden sonra, Sultan II. Beyazıt tarafından inşa ettirilen Beyazıt Camii, 1509 senesinde yaşanan İstanbul depreminde büyük hasar görmüş. Caminin onarımı, ufak müdahalelerle geçiştirilse de asıl yenileme işleme Mimar Sinan tarafından yapılmış. Mimar Sinan, camiyi güçlendirmek adına kemer inşa ettirmiş. 1683’te çıkan yangın sonucunda minare külahlarından bir tanesi yanmış, 1743’te ise minarelerden birine yıldırım düşmüştür. Büyük zarar gören cami, yapılan yenileme çalışmaları neticesinde günümüze kadar ulaşmayı başarmış. Beyazıt Camii’nin içerisinde hamam, medrese, tabhaneler, sıbyan mektebi ve kervansaray yer alıyor. Mimarı kesin olarak bilinmese de Mimar Hayrettin, Mimar Yakupşah, Mimar Sultanşah veya Mimar Kemaleddin tarafından inşa edildiği söyleniyor. Caminin haziresinde ise II. Beyazıt’ın kabri bulunuyor. Fatih ilçesinde, Beyazıt Mahallesi’nde konumlanan Beyazıt Camii’ne gitmek için kullanabileceğiniz birçok ulaşım aracı bulunuyor. Zeytinburnu – Kabataş Tramvay hattı ile Beyazıt ya da Çemberlitaş Durağı’na gelebilirsiniz veya Sirkeci – Halkalı hattında çalışan trenlerle Yenikapo İstasyon Tren Durağı’na ulaşabilirsiniz. Bunların dışında; camiye fünikülerle gelmek için Karaköy Füniküler Durağı’nda, metro ile gelmek için Yenikapı Metro İstasyonu Durağı’nda, IDO arabalı vapuru ile gelmek için Sirkeci IDO Arabalı Vapur Durağı’nda, otobüsle gelmek içinse Beyazıt Durağı’nda inmeniz gerekiyor.

58. Rüstem Paşa Camii

Rüstem Paşa Camii

1561 senesinde inşasına başlanan ve yapımı 3 senede tamamlanan Rüstem Paşa Camii’nin en önemli özelliği, eşi benzeri görülmemiş bir çinicilik işçiliğine sahip olması. Öyle ki Mimar Sinan’a ait bu eser rivayetlere bile konu olmuş. Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı, Rüstem Paşa’nın da karısı olan Mihrimah Sultan’a aşık olan Mimar Sinan, aldığı bu görevden hiç memnun olmaz ve camiyi, Osmanlı tarihinde bir ilk olacak tarzda, apartman cami şeklinde tasarlar. Bu durumdan memnun olmayan Mihrimah Sultan, durumu Kanuni Sultan Süleyman’a bildirince Mimar Sinan, durumu kurtarmak adına camide görenleri kıskandıracak incelikte çinicilik işçiliği çıkartır. Rivayetin ne kadarı doğrudur bilinmese de, camiye girdiğiniz an çinilerden etkilenmemeniz mümkün değil. Hatta bu işçiliğe Amerika Birleşik Devletleri’nin ünlü dergilerinden Newsweek de kayıtsız kalamamış ve Rüstem Paşa Camii’ni Avrupa’nın en güzel camisi seçmiş. Tahtakale’de, Hasırcılar Çarşısı içinde konumlanan Rüstem Paşa Camii’ne gitmek için kullanabileceğiniz pek çok ulaşım alternatifi bulunuyor. Kabataş – Bağcılar Tramvay Hattı’nda çalışan tramvaylardan herhangi bir tanesine binerek Eminönü’ne gelebilirsiniz. Ayrıca Eminönü istikametine giden otobüsleri de kullanabilirsiniz. Anadolu yakasından geleceklerse Eminönü’ne vapurla geçebilecekleri gibi, Marmaray ile Sirkeci’ye gelebilir, buradan da yaklaşık 5 – 10 dakika yürüyerek Rüstem Paşa Camii’ne ulaşabilirler.

59. Mihrimah Sultan Camii

mihrimah sultan camii (2)

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan adına İstanbul’da yapılmış biri Edirnekapı’da diğeri de Üsküdar’da konumlanan iki cami bulunuyor. Bir rivayete göre Kanuni Sultan Süleyman, kızının ismini koyarken ”Bir yanağın güneş, diğer yanağın da ay kadar parlak olsun” demiş, ve adını, güneş anlamındaki mihir ve ay anlamındaki mah kelimelerinin birleşimi olan Mihrimah koymuş. Mimar Sinan tarafından yaptırılan iki caminin özelliği ise; eğer iki camiyi de görecek bir açıda duruyorsanız, Üsküdar’da yer alan caminin minareleri arasında güneş doğarken, Edirnekapı’da yer alan caminin kubbesinin tam üstünden ay batar. Akşamları da bu durumun tam tersi söz konusudur. Üsküdar ilçesinin çevresinde şekillendiği Üsküdar Mihrimah Sultan Külliyesi ve Camii, merkezi konumuyla her gün binlerce kişinin gözüne ilişiyor. Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii ise Üsküdar’da bulunan camiden sonra inşa edilmiş. Mihrimah Sultan, Mimar Sinan’a caminin yerini kendisinin belirlemesini söyleyince, Mimar Sinan da Mihrimah ismine atıfta bulunabilmek adına Edirnekapı’yı seçmiş. Üsküdar merkezde, rıhtımda konumlanan Üsküdar Mihrimah Sultan Camii’ne gidecek olanlar, otobüs veya minibüsle Üsküdar sahile kadar gelebilirler. Avrupa yakasından gelecekler olanlar ise vapurla Üsküdar’la geçerlerse, camiyi karşılarında görebilirler. Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii de merkezi bir konumda yer aldığı için metrobüs, metro, tramvay veya otobüs gibi ulaşım seçeneklerinden herhangi bir tanesini tercih ederseniz, indiğiniz yerden yürüyerek kısa bir süre içerisinde camiye ulaşabilirsiniz.

60. Hz. Yuşa Türbesi ve Yuşa Tepesi

Hz. Yuşa Türbesi ve Yuşa Tepesi

Hz. Yuşa Türbesi, Yuşa Tepesi’nde yer alıyor. 17 metre uzunluğundaki mezarın bu denli uzun bir alan içerisinde bulunmasının sebebi ise mezarın tam olarak nerede olduğunun bilinmemesidir. Türbenin yanında bir de Hz. Yuşa Camii bulunuyor. Bu bölge, tarihin ilk dönemlerinden beri kutsal alan ilan edilmiş. Zamanında, Hz. Yuşa Türbesi’nin bulunduğu yerde Zeus Tapınağı ve Hagios Michael Kilisesi varmış fakat, depremden dolayı yıkıldıkları için günümüze kadar ulaşmayı başaramamış. 1755 senesinde alana bir mescit ilan edilmiş ve Hz. Yuşa’ya ait olduğu düşünülen mezarın çevresi duvarla örülmüş. İlerleyen yıllarda Hz. Yuşa Camii’nde yangın çıksa da Sultan Abdülaziz, camiyi restore ederek günümüze kadar ulaşmasını sağlamış. Kanuni Sultan Süleyman’ın hükümdar olduğu dönemde süt kardeşi Şeyh Yahya Efendi bir rüya görür. Rüyasına giren kişi Yahya Efendi’ye ”Ben Yûşa Peygamberim. Beni ziyaret et. Şu tepede yatıyorum, gel ve beni bul.” der. Rüyayı ciddiye almayan Şeyh Yahya Efendi tepeye gitmez, Ertesi gece rüyasında aynı kişiyi görür ve Hz. Yuşa ”Gelmedin, yarın gel ve beni bul.” der. Bunun üzerine Hz. Yuşa’nın mezarını araştıran Yahya Efendi, mezarın Filistin’de olduğunu öğrenir. Rüyada gördüğü tepeye bir daha uğramayan şeyh, rüyayı da ciddiye almaz. O gece yeniden rüyasına giren Hz. Yuşa, Şeyh Yahya Efendi’yi azarlar. Çok korkan Şeyh Yahya, sabah ilk iş rüyasında gördüğü tepeye gider. Tepede bir çoban, hayvanlarını otlatmaktadır. Şeyh Yahya çobana, burada ilginç bir şeyler olup olmadığı sorar. Çoban da yeşil bir alanı göstererek, ”Hayvanlarımı ne zaman buraya getirsem, şu yeşil alana ne basarlar ne de orada otlarlar.” der. Şeyh Yahya Efendi durumu Kanuni Sultan Süleyman’a anlatır ve şu an bulunduğu alana bir türbe yaptırılır. Haftanın her günü ziyarete açık olan türbeye saat 09:00 – 18:00 arasında gidebilirsiniz. Beykoz ilçesinde konumlanan Hz. Yuşa Türbesi’ne gitmek için 15T, 15TY ve 135G numaralı otobüsleri kullanabilirsiniz.

İstanbul’daki Doğal Güzellikler

61. Belgrad Ormanı

Belgrad Ormanı (2)

Belgrad Ormanı adını, Kanuni Sultan Süleyman’ın Sırbistan seferi dönüşünde beraberinde getirdiği Sırp esirleri bu alanda barındırmasından almış. Ormana ve içme sularına zarar veren Sırplar, 1800’lü yıllarında sonunda bu alandan çıkartılmış ve Belgrad Ormanı, halka açık hale gelmiş. 5 bin 400 hektarlık bir alan üzerine kurulu olan Belgrad Ormanı’nın büyüklüğü sebebiyle içeride farklı mesire alanları yaratılmış. Bu mesire alanlarından; Binbaşı Çeşmesi Mesire Yeri Bahçeköy – Kemerburgaz yolu üzerinde, Mehmet Akif Ersoy Mesire Yeri Bahçeköy’den Sarıyer’e inen Çayır Başı Caddesi üzerinde, Falih Rıfkı Atay Mesire Yeri Bahçeköy Girişi’nden sonra gelen Neşet Koyu’nun hemen yanında, Bentler Mesire Yeri Bahçeköy Girişi’nden itibaren sağa ayrılan asfalt yolun sonunda, Ayvad Bendi Mesire Yeri Kemerburgaz Girişi’nden girilip, Kurtkemeri Mesire Alanı’nı geçtikten hemen sonra, Fatih Çeşmesi Mesire Yeri Bahçeköy – Kemerburgaz yolu üzerinde, Irmak Mesire Yeri ise Maslak – Bahçeköy girişinde sola doğru giden yolun 4 kilometre ilerisinde konumlanıyor. Belgrad Ormanı’na giriş ücretleri hafta içi 5 TL iken, hafta sonu 11 TL’dir. Sarıyer ve Eyüp ilçeleri arasında konumlanan Belgrad Ormanı’na gitmek için 42T, 42R, 42M, 42HM ve 153 numaralı belediye otobüslerini kullanabilirsiniz.

62. Atatürk Arboretumu

1940’lı yıllara kadar uzanan tarihi, içerisinde 2000’e yakın bitki çeşidinin bulunduğu açık hava müzesi, temiz havası ve eşsiz manzarasıyla Atatürk Arboretumu, İstanbul’a gelenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken yerlerin başında geliyor. Ayrıca, düğün, nişan gibi fotoğraflarınızı burada çektirebilirsiniz. “İstanbul’un Gizli Cenneti” olarak da bilinen Atatürk Arboretumu, insanın ruhunu dinlendirdiği, şehir hayatından uzaklaşarak özüne döndüğü bir yer. Arboretumun en güzide köşesi, şüphesiz ki açık hava müzesi. 2000’e yakın bitki çeşidinin bulunduğu müzede, bitkilere zarar gelmemesi için evcil hayvanla girilmemesi, yiyecek tüketilmemesi gibi bazı ziyaretçi kuralları bulunuyor. Sarıyer’de konumlanan Atatürk Arboretumu’nu giriş ücretleri, hafta için öğrenci 2.5 TL, yetişkin 7.5 TL iken, hafta sonu ise öğrenci 7.5 TL yetişkin 20 TL oluyor. Arboretumdan farklı hizmetler almak için de faydalanabiliyorsunuz. Film, reklam vb. video içerik çekimleri için 8 bin 850 TL, fotoğraf katalog vb. profesyonel fotoğraf çekimleri için 5 bin 310 TL, Düğün ve nişan fotoğrafları içinse 472 TL ödemeniz gerekiyor. Sünnet, hamile ve mezuniyet çekimlerine ise izin verilmiyor. Pazartesi günü dışında haftanın diğer günlerinde ziyarete açık olan Atatürk Arboretumu’na saat 08:30 ile 17:00 arasında giriş yapabiliyorsunuz. Üstelik ziyaretçiler, gün batımına kadar arboretumda kalabiliyorlar. Atatürk Arboretumu’na girebilmeniz için uymanız gereken bazı kurallar ise şu şekilde; Profesyonel çekim yapılabilecek her türlü ekipman ve kostüm, her türlü yiyecek (çocuk maması hariç), alkollü ve alkolsüz içecek (su hariç), evcil hayvan, tripod, bisiklet, top, uçurtma, balon, konfeti ve diğer açık alanlarda oynanabilen oyun ve oyuncaklarla içeriye girmek yasak. Sarıyer’de konumlanan Atatürk Arboretumu’na gitmek için; metro ile Hacıosman Durağı’na kadar gelip, buradan da 42HM numaralı otobüse binerek Bahçeköy’e kadar seyahat edebilirsiniz. Bahçeköy’den Atatürk Arboretumu’na gitmekse yürüyerek ortalama 5 – 10 dakika sürüyor.

63. Yıldız Parkı Korusu

Yıldız Parkı Korusu

Yıldız Parkı Korusu’nun bulunduğu alan 17. yüzyılda Kazancıoğlu Ailesi’ne ait olduğu için zamanında Kazancıoğlu Bahçesi olarak adlandırılıyordu. IV. Murat’ın kızına hediye etmek amacıyla satın aldığı bahçe, Cumhuriyet Dönemi’nde de zaman zaman bazı işletme ve kurumlara kiralanmış. 1994 yılında sona eren sözleşmeden sonra bahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından halka açılmış. Yıldız Çini Fabrikası, Şale Köşkü, Malta Köşkü ve Çadır Köşkü gibi yapıların yer aldığı Yıldız Parkı Korusu’nda doğayla iç içe bir gün geçirebileceğiniz gibi Malta Köşkü ve Çadır Köşk’te yemek ve kahvaltı imkanlarından da faydalanabilirsiniz. Sultan Abdülaziz döneminde Malta’dan getirilen mermerler kullanılarak inşa edilen Malta Köşkü, günümüzde Beltur tarafından işletiliyor. Hafta içi saat 09:00 ile 14:00 arasında 32.50 TL karşılığında kahvaltı menüsü alabilir, hafta sonu saat 09:00 ile 13:30 arasında ise kişi başı 42.50 TL ödeyerek açık büfe kahvaltıdan yararlanabilirsiniz. Yine Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılan Çadır Köşk, Abdülhamit’in bir dönem Dolmabahçe Sarayı’ndan Yıldız Sarayı’na taşınmasıyla oldukça sık kullanılmış. Günümüzde ise restoran ve kafe hizmeti veren köşke hafta içi saat 09:00 ile 14:00 arasında giderek 32.50 TL’ye kahvaltı yapabilir veya hafta sonu saat 09:00 ile 13:30 arasında servis edilen açık büfe kahvaltıdan faydalanabilirsiniz. Beşiktaş merkezde, sahilden Yıldız Teknik Üniversitesi’ne kadar uzanan geniş bir alan üzerinde konumlanan Yıldız Parkı Korusu’na gitmek için herhangi bir toplu taşıma aracıyla Beşiktaş’a gelmeniz yeterli. Buradan yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta olan parka, Çırağan Caddesi üzerinden, asırlık dev çınar ağaçları arasından yürüyerek kolayca ulaşabilirsiniz.

64. Emirgan Korusu

Emirgan Korusu (2)

Sultan IV. Murad tarafından İranlı Emir Gün’e hediye edilen bu bahçe, zaman içerisinde pek çok kez el değiştirmiş. Son olarak 1940 yılında Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından kamulaştırılan Emirgan Korusu, halka açılmış. İçerisinde köşkler, çocuk oyun alanları, piknik alanları, seyir terasları, koşu ve yürüyüş parkurları gibi yerler olan Emirgan Korusu’ndan fotoğraf çekimi yapabileceğiniz yerler de bulunuyor. 1871 ve 1878 yılları arasında inşa edilen köşkler, renklerine göre isimlendirilmiş. Kuş evi görünümü ve süsleme sanatının en ince örneklerine sahip Sarı Köşk’te boğaza nazır yemeğinizi yiyebilir, kahvenizi veya çayınızı yudumlayabilirsiniz. Osmanlı evi görünümündeki Pembe Köşk ise uzun yıllar paşaların seyir mekanı olarak hizmet vermiş. Korunun en özel botanik düzenlemesine ve bitki çeşitliliğine sahip köşkü olan Beyaz Köşk ise bahar ayları geldiğinde açan rengarenk çiçeklerle bambaşka bir havaya bürünüyor. Hafta içi saat 09:00 – 13:30 arasında, hafta sonu ise saat 09:00 – 14:00 arasında kahvaltınızı yapabilirsiniz. Kahvaltı fiyatları hafta için 22.50 TL ile 25 TL (Sarı Köşk) arasında değişirken, hafta sonu ise açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Fiyatı ise kişi başı 35 TL. Emirgan Korusu’na yaya olarak girişler ücretsizken, arabanızla gelirseniz 10 TL gibi bir ücret ödemeniz gerekiyor. Sarıyer ilçesinde, Beşiktaş – Sarıyer sahil yolu üzerinde konumlanan Emirgan Korusu’na gitmek için kullanabileceğiniz pek çok ulaşım seçeneği bulunuyor. Bunlardan; 29ŞL numaralı otobüsle direkt olarak Emirgan’a gelebilir veya 4. Levent’e geçerek EL2 numaralı otobüse binebilir, Kabataş’tan 25E, 40T ve 22RE numaralı otobüsleri kullanabilir, Beşiktaş – İstinye hattında çalışan herhangi bir otobüsü tercih edebilir, Zincirlikuyu’dan hareket eden 40B numaralı otobüse binebilir son olarak Taksim’den kalkan 40, 40T ve 42T numaralı otobüsleri kullanabilirsiniz.

65. Gülhane Parkı

Gülhane Parkı (2)

İstanbul’un ilk parklarından bir tanesi olan Gülhane Parkı, Osmanlı zamanında sarayın dış bahçesi olarak kullanılsa da parkın tarihi çok daha eskilere dayanıyor. Hagios Georgies Manastırı ve Panagia Hodegetria Ayazması’nın bu bölgeye yakın olmasından dolayı Bizans zamanında da oldukça değerli olan alan, İstanbul’un Fethi sonrasında surlarla çevriler ve pek çok etkinlikle festival düzenlenir. Gülhane Parkı, Tanzimat Fermanı’nın okunduğu, Mustafa Kemal Atatürk’ün Latin alfabesini tanıttığı ve Başöğretmen unvanını aldığı bahçe olarak birçok tarihi olaya ev sahipliği yapmış. Son olarak 2003 senesinde yapılan yenileme çalışmasıyla günümüzdeki görünümüne kavuşan Gülhane Parkı’nda, çimlere uzanarak ağaçlarda sallanan kuşların cıvıltılarını dinleyebilir, Sarayburnu’na doğru çıkıp boğaz seyredebilir, Setüstü Çay Bahçesi’nde oturarak yeşilliğin tam ortasında çayınızı yudumlayabilirsiniz. Setüstü Çay Bahçesi’nin enfes manzarası eşliğinde çay – kahve içmeden olmaz. Parka ilk defa gelenler, çay bahçesinin manzarası sebebiyle fiyatların pahalı olacağını düşünseler de 1 kişilik demlik 10 TL, 2 kişilik demlik 15 TL, 3 kişilik demlik 20 TL 4 kişilik demlik 25 TL, Türk kahvesi ise 10 TL’dir. Fatih ilçesinde, Cankurtaran Mahallesi üzerinde konumlanan Gülhane Parkı’na gitmek için kullanabileceğiniz birçok ulaşım seçeneği bulunuyor. Kabataş – Bağcılar hattında çalışan tramvaylardan bir tanesine binerek Gülhane Durağı’nda inebilir, Marmaray ile Sirkeci’ye kadar gelip, buradan yürüyerek veya tramvayla parka ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Eminönü veya Kabataş’tan kalkan vapur veya otobüsleri kullanabilir, daha sonrasında tramvayla aktarma yapabilirsiniz.

66. Beykoz Korusu

beykoz forest

Abraham Paşa Korusu olarak da bilinen Beykoz Korusu adını, 1833 ile 1918 yılları arasında yaşamış olan Erem Amira’ın torunu Abraham Paşa’dan alıyor. Günümüzde Beykoz Korusu diye geçen bu alanı Abraham Paşa, yakın dostu Sultan Abdülaziz ile oynadığı bir satranç maçında galip gelmesi sonucunda kazanmış. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olan Beykoz Korusu, her gün binlerce kişiye ev sahipliği yapıyor. İçerisinde geçmiş dönemlerden kalma saray kalıntıları, kuş evleri ve beş tane havuzu bulunan koru, Fransız mimarlar tarafından zenginleştirilmiş. Beykoz Korusu’nda çok sayıda restoran ve kafe hizmet veriyor. Havaların güzelleştiği, güneşin yüzünü gösterdiği zamanlarda, burada kahvaltı yapmak oldukça keyifli bir hal alıyor. Serpme kahvaltıdan tutun da açık büfeye kadar dilediğiniz çeşitte yemeği Beykoz Korusu’nda bulabilirsiniz. Beykoz semtinde, 150 dönümlük bir alan üzerine kurulu olan Beykoz Korusu’na gitmek için Eminönü, Kabataş veya Beşiktaş vapurlarından herhangi bir tanesini kullanabilirsiniz. Ayrıca, Beykoz yönünde hareket eden herhangi bir toplu taşıma aracıyla da koruya ulaşabilmek mümkün.

67. Mihrabat Korusu ve Tabiat Parkı

İçerisinde restoran, özel davet ve organizasyon alanları, kafe, sosyal ve kültürel aktivite alanları, yürüyüş yolu ve amfi tiyatro bulunan Mihrabat Korusu, 210 bin metrekarelik alan üzerine kurulmuş. Asya ile Avrupa’yı tek kadraj içerisine sığdırabileceğiniz koru, yıllardır padişahları ve sultanları ağırlayan, eğlencenin hiç eksik olmadığı bir mekan olma özelliği taşıyor. Korunun restoran bölümünde Türk ve Osmanlı mutfağının en leziz örneklerini tadabilirsiniz. Mihrabat Korusu’dna birçok etkinlik ve organizasyon da düzenleniyor. Kişi sayısına ve bütçenize göre size sunulan paketlerden herhangi birini seçebiliyorsunuz. Ayrıca paketler, hafta içi ve hafta sonu olarak da ayrılıyor. Sabah kahvaltısı için son derece huzurlu bir yer olan koruda yer alan kafede, kahvaltı için kişi başı ortalama 40 TL ödemeniz gerekiyor. Ancak, açık büfe kahvaltıda bir tek kuş sütü eksik diyebiliriz. Boğazmanzarası eşliğinde kır düğünü yapmak isteyenler için son derece ideal bir mekan olan Mihrabat Korusu’nda açık ya da kapalı alanlarda düğününüzü organize edebilirsiniz. Üstelik, düğün fotoğrafları için arka planda yer alan manzara, tüm görenleri kıskandıracak cinsten olacaktır. Beykoz ilçesinde, Mihribat Caddesi üzerinde konumlanan Mihrabat Korusu’na Anadolu yakasından gitmek için Kavacık yol ayrımından sağ tarafa sapıp, TEM otoyolunun kenarında, sol tarafta kalan alan Mihribat Korusu, Buradan tabelaları takip ederek koruya ulaşabilirsiniz. Avrupa yakasından yolculuk edecekler ise Kavacık yol ayrımından sağa dönüp alt geçidi kullanarak yolun karşısına geçtiklerinde tabelaları takip ederek Mihribat Korusu’na gelebilirler.

68. Sultangazi Mimar Sinan Kent Ormanı

2012’den beri ziyaretçilere kapılarını aralayan Sultangazi Mimar Sinan Kent Ormanı, 820 dönümlük arazi üzerine kurulmuş. İçerisinde 2 bin 400 kişilik amfi tiyatro, 16.6 metre uzunluğunda seyir kuleleri, tünel, köprü, oyun alanları, kaydırak, şadırvan, piknik alanları, at çiftliği, tüneller yer alıyor. Birden fazla aktivite imkanı sunan Mimar Sinan Kent Ormanı’nda çalışan gezi trenleri ve faytonlar, ormana farklı bir göz atabilme imkanı tanıyor. Ayrıca, hobi bahçelerinde ziyaretçiler, kendi elleriyle meyve – sebze yetiştirmenin tadını çıkartıyor. Huzurun ve mutluluğun aynı potada eriyip insanın içine dolduğu Mimar Sinan Kent Ormanı, İstanbul’da mutlaka gitmeniz gereken yerlerin başında geliyor. Yaya olarak ücretsiz olarak giriş yapılan ormana aracınızla gelecekseniz, 10 TL’lik bir ücret ödemeniz gerekiyor. Sultangazi ilçesinde konumlanan Mimar Sinan Kent Ormanı’na gitmek için İETT otobüslerini kullanabilirsiniz.

69. Baltalimanı Japon Bahçesi

Baltalimanı Japon Bahçesi

Türkiye ile Japonya arasında kültürel iletişim gelişmesi ile iki ülke halkı arasında sevgi, saygı ve kardeşlik unsurları gelişti ve 2003 senesi, Japonya’da Türk Yılı ilan edildi. Ayrıca, İstanbul ile Shimonoseki’nin kardeş şehir olması, Baltalimanı’nda kurulan Baltalimanı Japon Bahçesi’nin açılmasına ön ayak oldu. Bu bahçe, tamamen Japon bahçelerine özgü dizayn edildi. İçerisinde şelaleler, köprüler ve bir de göletin yer aldığı bahçede 4850 çeşit bitki ve ağaç türü yer alıyor. Boğaz manzarasına sahip olan bahçenin giriş kapısı, hem İstanbul Boğazı’ndan hem de Shimonoseki Boğazı’ndan esinlenilerek yapılmış. Haftanın her günü ziyarete açık olan bahçeye girişler, hiçbir ücret ödenmeden yapılabiliyor. Kışın saat 09:00 ile 17:00 arasında, yazın ise 07:00 ile 19:30 arasında Baltalimanı Japon Bahçesi ziyaret edilebiliyor. Sarıyer ilçesinde, Baltalimanı’nda konumlanan Baltalimanı Japon Bahçesi’ne gitmek için pek çok ulaşım alternatifi bulunuyor. Dilerseniz, 4. Levent’ten hareket eden minibüslerle Baltalimanı’na gelebilir dilerseniz de Taksim’den kalkan 40, 40T, 42T ve Kabataş’tan kalkan 22, 22RE, 25E numaralı otobüslere binerek Baltalimanı Japon Bahçesi’ne ulaşabilirsiniz.

70. Bakırköy Botanik Park

Bakırköy Botanik Park

2013 yılında kapılarını ziyaretçilerine açan Bakırköy Botanik Park, 96 bin metrekarelik alan üzerine inşa edilmiş. İçerisinde 2 adet, 11.5 metre uzunluğunda Türkiye’nin en yüksek oyun kuleleri bulunuyor. Su parkı, oyun ekipmanları, tematik bahçeler, şifalı bitkiler, mutfak ve bahçe bitkilerinin yer aldığı park, hem çocuklar hem yetişkinler için güzel bir gün vaat ediyor. Ayrıca, parkın tüm enerjisi, rüzgar jeneratörleri ve güneş panelleriyle karşılanıyor. Botanik bahçelerin temel amacı, insanlara bitkileri tanıtmaktır. Bakırköy Botanik Park’ta bitkilerin hem Latince hem Türkçe isimleriyle birlikte tanıtıcı yazılarla ziyaretçilere anlatıldığı 11 adet tematik bahçe yer alıyor. 260 binden fazla bitki çeşidinin bulunduğu parktaki ağaçların bir kısmı da 40 – 50 senelik ağaçlardan oluşuyor. Tematik bahçelerin yanı sıra çocuk oyun alanları, heykeller, doğal gölet, süs havuzları, göçmen kuşlar için yapılmış bekleme alanları, piknik alanları ve sosyal tesisler çocuklarınızla veya arkadaşlarınızla hoşça vakit geçirebileceğiniz diğer yerler. Yaşlılar ve engelliler için de her şey düşünülmüş. Ücretsiz olarak golf arabaları tahsis ediliyor. Böylece diledikleri gibi parkı gezebiliyorlar. Ayrıca, ziyaretçilerin güvenliği için parkta 24 saat güvenlik görevlileri bulunuyor. Haftanın her günü saat 07:00 ile 23:00 arasında ziyarete açık olan Bakırköy Botanik Park’a girişler ise ücretsiz. Bakırköy ilçesinde konumlanan parka gidebilmek için metrobüs veya otobüse binip, İncirli Durağı’nda inebilirsiniz. Metroyla gelmek için de yine İncirli Durağı’nda inmeniz, üst geçitten karşıya geçip 100 metre kadar yürümeniz gerekiyor.

71. Polonezköy Tabiat Parkı

polonezköy (2)

İstanbul’un gürültüsünden ve karmaşasından uzakta, kuş sesleri ve devasa ağaçlar arasında bir gün geçirmek istiyorsanız, Polonezköy Tabiat Parkı‘na mutlaka gelmelisiniz. Çam, kestane, gürgen, meşe, kayın, ıhlamur, defne, kocayemiş, karayemiş, dağ muşmulası, geyikdikeni, ateş dikeni  gibi ağaçlara ev sahipliği yapan parkta ayrıca, 1 adet Sülün – Keklik Üretme İstasyonu ve 1 adet de Geyik – Karaca Üretme İstasyonu yer alıyor. Üstelik, park içerisinde kızıl geyik, karaca, yaban domuzu, çakal, tilki, sincap, sansar, gelincik, sülün, keklik, atmaca, şahin, doğan, karatavuk, saka, üveyik ve baykuş gibi hayvan türlerine de rastlayabilirsiniz. Piknik, kamping, trekking, oryantiring, yürüyüş – koşu ve bisiklet yolu bulunan Polonezköy Tabiat Parkı’nda pek çok turizm tesisi de hizmet veriyor. Polonezköy’de yapabileceğiniz aktiviteler arasında hafta sonu tatili, günübirlik gezi, piknik, mangal keyfi, akşam yemeği, düğün ve muhtelif partiler bulunuyor. Parkta görebileceğiniz, yaşayabilecekleriniz ve öğrenebilecekleriniz bunlarla sınırlı değil. Gelmişken, köyün tarihini ve eski fotoğrafları bulabileceğiniz Zofia Teyze’nin Hatıra Evi’ne mutlaka uğrayın. Ağaçtan oyma heykeller, resim sergileri, resitaller gibi birçok eseri görebileceğiniz ve etkinliğe katılabileceğiniz Polonezköy Tabiat Parkı’nda ziyaret edebileceğiniz diğer yerler ise; Tarihi Köy Kilisesi ve Kültür Evi. Toplu taşıma ile ulaşım imkanı bulunmayan parka Kavacık – Çavuşbaşı üzerinden tabelaları takip ederek ulaşabilirsiniz. Parka girmek için herhangi bir ücret ödemeniz de gerekmiyor.

72. Göktürk Göleti Mesire Yeri

İstanbul’un merkezine bu kadar yakın olmasına karşın pek fazla bilinmeyen Göktürk Göleti Mesire Yeri, şehrin karmaşasından uzakta, huzurlu bir gün vaat ediyor. Bölgeye günübirlik gidip güzel bir gün geçirebileceğiniz gibi çadır veya karavanınızla konaklayabilirsiniz de. İstanbul’u çevreleyen ormanlardan gelen suyu tutmak ve depolamak amacıyla oluşturulan gölet, zaman içerisinde mesire alanı olarak kullanılmaya başlanmış. İstanbul’un merkezinde, neredeyse tamamen ormanlarla örtülü bir alan üzerine kurulu Göktürk Göleti Mesire Yeri’nde yaban domuzu, kurt, çakal ve tilki gibi yabani hayvanlarla karşılaşmanız da mümkün. Bu nedenle, burada konaklayacak olan kişilerin yetkililerden bilgi almasında yarar var. Yayalar için mesire alanına giriş ücreti 2.5 TL. Eğer motorlu araçla girecekseniz de; motosiklet için 3.75 TL, otomobil için 8.50 TL, minibüs için 21 TL, otobüs içinse 105 TL ödemeniz gerekiyor. Bölgede konaklayacak olan kişiler içinse 4 kişilik çadır yer toplamda 17.75 TL. 4 kişiden fazla olan her kişi ekstradan 4 TL ödeniyor. Karavan yeri ise günlük 21.50 TL. Hasdal Kemerburgaz Yolu üzerinden Göktürk Merkez’e geldikten sonra İhsaniye Yolu’na dönerseniz, Göktürk Göleti’ne ulaşabilirsiniz. Otobüsle seyahat etmek isteyenlerse Eyüp Belediyesi Yol Bakım Otobüs Durağı’ndan geçen 48K ve 48P numaralı otobüsleri kullanabilirler.

73. Fatih Korusu Tema Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi

Eskiden Otağtepe Parkı olarak bilinen bölge, günümüzde ise Fatih Korusu Tema Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi adıyla geçiyor. Kuşbakışı bakıldığında hem Fatih Sultan Mehmet Köprüsü hem de Boğaziçi Köprüsü görülebiliyor. İçerisinde kafe dahi bulunmayan parktan gün doğumu ve gün batımına eşlik etmek, hayatınızda unutulmayacak anlara imza atmanızı sağlayacak. Koç Holding ve Tema Vakfı işbirliğiyle yapılan Fatih Korusu Tema Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi, 2000 yılında kapılarını ziyaretçilerine açmış. İçerisinde manolya, lale, erguvan ağacı, nilüfer, gülibrişim, at kestanesi, gümüşi ıhlamur gibi pek çok bitki türü bulunan park, doğal kültür merkezi haline getirilmiş. Bu sebeple dışarıdan toprak getirilmiş ve rehabilitasyon çalışmalarına başlanmış. 152 bin metrekarelik alan üzerine kurulu alan parkın 112 bin metrekaresinde peyzaj çalışması yapılmış. Fatih Korusu Tema Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi’nde 15 bini aşkın bitki türü bulunuyor. Parkta, ziyaretçiler için düzenlenmiş yürüyüş yolları, çim alanı, seyir teraslar bulunuyor. Beykoz ilçesinde konumlanan parka gitmek için şahsi araçlarıyla köprüye bağlandıktan sonra sağ tarafta kalan Kavacık tabelalarını takip ederek ulaşabilirler. Toplu taşıma aracıyla gidecekleri, hele ki Avrupa yakasında oturanları uzun fakat keyifli bir yolculuk bekliyor. İlk olarak Beşiktaş’tan vapurla Üsküdar’a geçmeniz, daha sonra da Beykoz yönünde giden otobüslerden bir tanesine binerek Anadolu Hisarı’na ulaşmanız gerekiyor. Buradan da minibüsle Fatih Korusu Tema Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi’ne ulaşabilirsiniz.

74. 15 Temmuz Şehitleri Hatıra Ormanı

15 Temmuz hain darbe girişiminde şehir düşen vatandaşlar adına yapılmış olan 15 Temmuz Şehitleri Hatıra Ormanı, Sarıyer’de konumlanıyor. Pek fazla kişi tarafından bilinmeyen hatıra ormanı 3. köprü (Yavuz Sultan Selim Köprüsü) manzaralı bir bölgeye yapılmış. Ormanda, devasa bir 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nı yanı sıra her şehir için bir ağaç dikilmiş olup, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü sembolize eden bir bayrakla, darbe gecesini anlatan büstler yer alıyor. 200 dekarlık bir alan üzerine kurulu olan 15 Temmuz Şehitleri Hatıra Ormanı’nda 30 bini aşkın fidan yeşeriyor. Orman içerisinde yiyecek – içecek satışı bulunmadığı gibi araçla girilmesi de yasak. Çevredeki banklar haricinde oturabileceğiniz kapalı bir alan bulunmuyor. Yılın her günü ziyarete açık olan 15 Temmuz Şehitleri Hatıra Ormanı’na saat 09:00 ile 20:00 arasında gidebilirsiniz. Girişler ise ücretsiz. Herhangi bir toplu taşıma aracının gitmediği hatıra ormanına yalnızca şahsi aracınızla ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Sarıyer merkeze geldikten sonra Rumeli Feneri yönünde ilerleyip tabelaları takip ederseniz, 15 Temmuz Şehitleri Hatıra Ormanı’na ulaşabilirsiniz.

75. Aydos Ormanı

Aydos Ormanı

İstanbul’un karmaşasından uzakta, yeşilin her tonuna ev sahipliği yapan Aydos Ormanı, şehirde nefes alabileceğiniz ender yerlerden bir tanesi olarak biliniyor. Çam ağaçları arasında oksijeni içinize çekerek hem bedeninizi hem de ruhunuzu temizleyebileceğiniz orman, her mevsim farklı renk ve özelliklere bürünüyor. Orman, Aydos Tepesi ve Aydos Göleti’ne de ev sahipliği yapıyor. Aydos Göleti’nin kıyısında bulunan işletmelerde temiz havanın açtığı iştahınızı bastırmak adına güzel yemeklerin keyfini çıkarabilirsiniz. 537 metrelik yüksekliğiyle İstanbul’un en yüksek tepelerinden bir tanesi olan Aydos Tepesi’ne çıkarak tüm bölgeyi ayaklarınızın altına alabilir ve nefes kesici manzaranın keyfini sürebilirsiniz. İçerisinde piknik alanı da bulunan Aydos Ormanı, özellikle hafta sonları ailelerin uğrak noktası oluyor. Devasa çam ağaçlarının gölgeleri altında mangal yapmak, insanı yaşamın tüm streslerinden arındırıyor. Haftanın her günü ziyaret edebileceğiniz ormana araçla giriş 13 TL iken, yaya olarak giriş ise 4 TL’den ücretlendiriliyor. Kartal ilçesinde, Kartal – Yakacık ulaşım kanalları üzerinde konumlanan Aydos Ormanı’na gitmek için Kadıköy’den hareket eden 21U numaralı otobüslere binip, Çamlık Durağı’nda inebilirsiniz.

76. Saklı Göl

Saklı Göl

İstanbul’un gürültüsünden uzakta, sakin ve huzurlu bir gün geçirmek istiyorsanız, Şile’nin Kamandere Köyü’nde yer alan Saklı Göl’e gidebilirsiniz. Yapay bir baraj gölü olan Saklı Göl’e özellikle hafta sonları nefes almak için gelen İstanbullular, hem doğa yürüyüşleriyle yenileniyor hem de gölün hemen yanında konumlanan işletmelerde keyifli vakit geçiriyor. Ayrıca, göle giden yol üzerinde yöre halkının kurduğu tezgahlar ve küçük gözleme durakları bulunuyor. Doğanın tam kalbinde, sevdiklerinizle kahvaltı yapıp hoş sohbet edebileceğiniz mekanlar bulunuyor. Sınırsız çay ve serpme kahvaltının 30 TL olduğu alanda dilerseniz piknik masası da kiralayabilirsiniz. 6 kişilik masa için 30 TL, 8 kişilik masa için 50 TL, 12 kişilik masa için de 75 TL ödemeniz gerekiyor. Saklı Göl’e ulaşmak için, Şile tabelalarını takip ederek Işık Üniversitesi’ni geçmeniz, ardından da Ahmetli Köyü yönüne dönmeniz gerekiyor. Bu yolu takip ederseniz, 3 – 4 kilometre sonra karşınıza Saklı Göl tabelası çıkacaktır. Yeniden tabelaları takip ederek bölgeye rahatça ulaşabilirsiniz. Saklı Göl’e gidebilmek için kullanabileceğiniz herhangi bir toplu taşıma aracı maalesef bulunmuyor.

İstanbul Eğlence ve Aktivite Merkezleri

77. Vialand Tema Parkı

Vialand Tema Parkı

Gürsoy Grup tarafından 650 milyon dolara inşa edilen Vialand, 2013 yılında kapılarını ziyaretçilere açmış. 600 bin metrekare üzerine kurulu bu dev tema parkın en büyük özelliği ise AVM ve gösteri merkezi ile birleştirilmiş olması. Bu özelliğiyle dünyada bir ilk olma statüsü taşıyan Vialand, Avrupa’nın da önde gelen tema parkları arasında yer alıyor. Her yaştan insana ve her zevke uygun onlarca ünitenin bulunduğu Vialand’te keyifli saatler sizleri bekliyor. Üstelik, bu ünitelerin hepsi, engelli vatandaşların rahatça kullanabileceği şekilde tasarlanmış. Eğlence alanına ek tesisin içerisinde 110 bin metrekarelik alışveriş bölümü yer alıyor. Üstü açık ve kapalı caddelerden oluşan bu alanda birbirinden ünlü 200 markaya ait mağazalar bulunuyor. Tramvayla gezinebileceğiniz bu caddelerde yemeğinizi yiyebilir, sinemaya gidebilir, bowling oynayabilir, sağlıklı yaşam merkezine uğrayabilirsiniz. Eğlence ve alışveriş alanlarının dışında Vialand’te konserlere ve kültürel etkinliklere ayrılmış 10 bin metrekarelik bir alan bulunuyor. Bu alanda yıl boyunca birçok organizasyon düzenleniyor. Vialand Tema Parkı’na giriş için biletler, günlük giriş ve yıllık giriş olmak üzere ikiye ayrılıyor. Bu biletleri gişelerden satın alabileceğiniz gibi internet üzerinden de temin edebilirsiniz. Parka 0 – 3 yaş arası çocuklar ücretsiz giriş yapabiliyor, 14 yaşın altındaki çocuklar içinse yanlarında mutlaka bir refakatçi bulunması gerekiyor. Günlük bilet için gişe fiyatları 129 TL civarındayken, biletinizi online alırsanız bu fiyat 77 TL’ye iniyor. Ayrıca, ekim, kasım gibi sezon dışı aylarda bilet fiyatlarında indirme gidiliyor. Yıllık kart almak isteyenlerse 144 TL ödeyerek, Vialand Tema Park’a yıl boyunca giriş yapabilirler. Bu kart, üniteleri sınırsız kullanım hakkı sağladığı gibi park içerisinde yer alan mağazalardan indirim de sağlıyor. Parka saat 10:30 ile 21:30 arasında gidebilirsiniz. Eyüp ilçesinde, Yeşilpınar Mahallesi’nde konumlanan Vialand Tema Park’a özel bir firmanın sağladığı ve 16 ayrı noktadan hareket eden ücretsiz servislerle gidebilirsiniz. Ancak bu araçta yerler kontenjanla sınırlı olduğu için, Şişli, Taksim ya da Eminönü’nde Yeşilpınar istikametinde hareket eden herhangi bir otobüse de binebilirsiniz.

78. İstanbul Sea Life Akvaryum

İstanbul Sea Life Akvaryum

Diğer adı Turkuazoo olan İstanbul Sea Life Akvaryum, 2009 yılında açılmış olup dünyanın 5. büyük akvaryumu olma unvanını taşıyor. 17 Milyon Avro’ya mal olan bu tesis açılır açılmaz, Legoland, Madame Tussauds, The EDF Energy London Eye, Heide Park gibi ünlü markaları bünyesinde barındıran Marlin Entertainment’e katılmış. 55 bin metrekarelik alan üzerine kurulu, 8 bin metreküp su hacmine sahip tankların yerleştirildiği İstanbul Sea Life Akvaryum, Avrupa’nın en büyük tesisi kabul ediliyor. 5 milyon litre su taşıyan tanklar içerisinde 15 bini aşkın canlı yaşıyor. Tesiste aynı zamanda, evlilik teklifi, doğum günü kutlaması gibi özel günler de izin alınarak gerçekleştirilebiliyor. İstanbul Sea Life Akvaryum, 12 farklı temaya sahip alandan oluşuyor. Bu alanlarda köpekbalıklarından kaplumbağalara, piranalardan tropikal resiflere kadar ülkemizde bir daha göremeyeceğiniz pek çok yaşam formuna tanıklık edebilirsiniz. Hafta içi saat 10:00 ile 19:00, hafta sonu ise saat 10:00 ile 20:00 arasında ziyarete açık olan akvaryuma 0 – 3 yaş arası çocuklar ücretsiz girebiliyorlar. Standart Bilet, Aile Paketi, Ortak Bilet, Yıllık Üyelik ve Süper Yıllık Üyelik gibi seçenekler sunan tesiste standart biletler 32 TL’den başlıyor. Başlangıç fiyatı 90 TL olan yıllık üyeliklerde ise kişiler,  LEGOLAND Discovery Center İstanbul biletlerinde %20’lik indirimden yararlanabiliyorlar. Ortak Bilet fiyatı ise 50 ve 68 TL olarak belirlenmiş. Bu biletle İstanbul Sea Life Akvaryum’a girebildiğiniz gibi  Madame Tussauds ve LEGOLAND Discovery Center’a da giriş yapabiliyorsunuz. Süper Yıllık Üyelik de 3 tesise birden yıl boyunca sınırsız giriş hakkı sağlıyor. Bayrampaşa’da, Forum İstanbul Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nde konumlanan İstanbul Sea Life Akvaryum’a gitmek için kullanabileceğiniz birçok ulaşım aracı bulunuyor. 32, 32A, 32M ve 32T numaralı belediye otobüsleriyle bölgeye ulaşabileceğiniz gibi Atatürk Havalimanı – Yenikapı metro hattını da kullanabilirsiniz. Anadolu yakasından gelecekler ise metrobüsle Merter’e kadar gelebilir ya da Marmaray’la Yenikapı’ya gelip, buradan metroya aktarma yapabilirler.

79. İstanbul Akvaryum

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2003 senesinde inşasına başlanan İstanbul Akvaryum, 8 sene içerisinde tamamlanmış. 2011’de kapılarını ziyaretçilere açan akvaryumda 18 farklı tema alanı ve 17 bini aşkın canlı yer alıyor. İki katlı tesiste, toplamda 6 bin 800 metreküp su taşıyan 64 ayrı tank bulunuyor. Deniz canlıları görebileceğiniz bu alanların dışında akvaryum içerisinde yağmur ormanı, bilim merkezi, çocuk eğlence alanları, sinema salonları, yeme-içme bölümleri ve mağazalar bulunuyor. Ayrıca, 6 bin metrekarelik sergi alanını gezmek için 1200 metre uzunluğunda gezi rotası oluşturulmuş. 100 dönüm arazi üzerine kurulu tesisin en ilgi çekici ve adrenalin seviyesi yüksek aktivitesi ise, köpekbalıklarıyla birlikte 5 bine yakın canlı türünün yaşadığı tankta dalış yaparak 30 dakika geçirmek. Haftanın her günü saat 10:00 ile 20:00 arasında ziyarete açık olan İstanbul Akvaryum’a günlük bilet veya yıllık kart satın alarak girebilirsiniz. Alana girmek için yetişkinlerin ödemesi gereken bilet fiyatı 69 TL. 0 – 2 yaş arası çocuklara girişler ücretsiz. Florya Sahili’nde, Atatürk Deniz Köşkü’nün hemen yanında konumlanan akvaryuma gitmek için BN1, BN2, BN3, 73Y, 73B, ve 73F numaralı otobüsleri kullanabilirsiniz. İDO ile Bakırköy İskelsi’ne ya da Marmaray ile Kazlıçeşme Durağı’na geldiğiniz takdirde, yukarıda yer alan hatları kullanarak da akvaryuma ulaşabilirsiniz. Metro ile seyahat edeceklerin ise Yenibosna Durağı’nda inip, 73Y numaralı otobüse binmeleri gerekiyor.

80. LEGOLAND Discovery Centre İstanbul

LEGOLAND Discovery Centre İstanbul

Avrupa’nın en büyük eğlence merkezlerinden bir tanesi olan Legoland’in İstanbul şubesi, 2015 yılında açılmış. 3 – 10 yaş arası çocuklara göre dizayn edildiği söylense de, 15 oyun alanı ve 2 Lego-Ride il içerisindeki çocuğu yaşatmaya çalışan herkesin ilgisini çekecek bir tesis. Loga temalı eğlenme ve öğrenme merkezinde çocukların ilgisini en çok, dünyanın en ünlü yapılarının hangisi olduğunu tahmin ettikleri ‘Miniland’ bölümü çekiyor. Ülkemizden Galata Kulesi, Ayasofya, Sultanahmet Camii gibi simgeleşmiş yapıların aslına uygun kopyaları bu alanda sergileniyor. LEGOLAND Discovery Centre İstanbul’un içerisinde Miniland’in dışında, Space Missions, Krallık Macerası ve Lego Master Builder Workshop yer alıyor. Çocuklar, bu alanlarda hem eğleniyor hem de öğreniyor. Buna ek olarak, The Lego Movie’nin yeni maceralarını izleyebileceğiniz 4 boyutlu bir sinema da gösterim sağlıyor. Haftanın 7 günü saat 10:00 ile 20:00 arasında ziyarete açık olan Legoland’e giriş için 4 ayrı bilet kategorisi bulunuyor. Miniğim ve Ben bileti, 3 – 5 yaş arasındaki bir çocuklu bir yetişkini kapsıyor. 12 ay boyunca hafta içi dilediğiniz günlerde kullanabileceğiniz bu biletin fiyatı 105 TL. Yetişkin Geceleri adı altında, içindeki çocuğu hala yaşatmak isteyenler için satılan biletlerin fiyatı ise 50 TL. Aile Paketleri, 3 ayrı seçenek halinde müşterilere sunuluyor ve fiyatı 134 ile 174 TL arasında değişiyor. Sonuncusu ise 2 yetişkinin yıl boyunca kullanabildiği Yetişkin Bileti, fiyatı ise 120 TL. Bayrampaşa ilçesinde, Forum İstanbul’da konumlanan LEGOLAND Discovery Centre ‘a gitmek için 32, 32A ve 32T numaralı belediye otobüslerini kullanabilirsiniz. Ayrıca alana, Atatürk Havalimanı – Yenikapı hattında çalışan metrolarla da ulaşım sağlayabilirsiniz.

81. Moi Park Eğlence Merkezi

Avrupa’nın en büyük eğlence merkezi olma unvanını taşıyan Moi Park Eğlence Merkezi, 12 bin metrekarelik alan üzerine kurulmuş. 4 – 10 yaş arası çocuklar için bambaşka bir dünyanın kapılarını aralayan Moi Park’ın üst katında çocuklar için çeşit çeşit eğlenceli aktivite varken, merkezin alt katında da yetişkinlerin kalplerini yerinden çıkartacak adrenalin dolu bir dünya bulunuyor. 30’a yakın eğlence alanı bulunan Moi Park Eğlence Merkezi’nde aynı zamanda parkın maskotları Taş Kafalar, sergiledikleri gösteri ve etkinliklerle eğlencenin dozunu yükseltiyor. Hafta sonu her gün, saat 15:30 ile 19:00 arasında interaktif sahne şovları düzenleyen Taş Kafalar, sevgililer günü, anneler günü vb. özel günlerde ise yerlerini özel şov ekiplerine bırakıyor. Haftanın her günü ziyaret edebileceğiniz Moi Park Eğlence Merkezi, Pazartesi günü saat 12:00 ile 22:00 arasında, diğer günlerse saat 10:00 ile 22:00 arasında hizmet veriyor. Moi Park Eğlence Merkezi’nde kullanmadığınız aletler veya katılmadığınız aktiviteler için para ödemenize gerek yok. Girişte size verilen karta TL yükletiyorsunuz. Bu kartla yapacağınız ödeme size, aletleri kullanma ve aktivitelere katılma imkanı sağlıyor. Ancak, yine de örnek vermek gerekirse, 4 kişilik bir aile ortalama 100 – 120 TL ödeyerek eğlence dolu bir gün geçirebilirler.

82. İstanbul Dolphinarium Yunus Gösteri Merkezi

2008 senesinde açılan İstanbul Dolphinarium Yunus Gösteri Merkezi’nde beyaz balina, tüylü forklar ve mors gibi büyük deniz memelilerinin hazırladıkları gösterileri izleyebilirsiniz. 5 bin 800 metrekaresi kapalı olmak üzere toplamda 8 bin 700 metrekarelik bir alan üzerine kurulu olan tesiste, 7 havuz ve 1000 kişiyi aşkın seyirci kapasitesi bulunuyor. Yunus gösteri merkezinde birer saatlik şovlar ve çeşitli etkinlikler sunuluyor. Deniz memelileriyle yapılan havuz şovlarının yanı sıra dalış, yüzme, yunuslarla tanışma gibi imkanlardan da faydalanabiliyorsunuz. Günün belirli saatlerinde düzenlenen bu şov ve etkinliklere katılmak için gitmeden önce rezervasyon yaptırmanızda yarar var. Pazartesi hariç haftanın her günü ziyarete açık olan İstanbul Dolphinarium Yunus Gösteri Merkezi’nde havuzda düzenlenen ve tribünden seyredilebilen şovlar, Cuma günü saat 15:00’te, diğer günler ise saat 14:00’te düzenleniyor. Gösteri fiyatları, normal, VİP tribün olarak ikiye ayrılıyor. Normal biletler 3 – 11 yaş arası çocuklar, öğrenciler, öğretmenler ve 65 yaş üzerindeki kişiler için 110 TL, VIP tribün ise 180 TL. Tam bilet ise normal tribün için 140 TL iken VİP tribün için 220 TL. Yunuslarla 10 dakika yüzme ve yunuslarla yakından tanışma ise 1 kişi için 850 TL, 2 kişi için 1400 TL ve 3 kişi için de 2000 TL’den ücretlendiriliyor. 20 dakika süren dalış içinse 1 kişinin ödemesi gereken ücret 1700 TL, 2 kişinin 3100 TL ve 3 kişinin de 3800 TL. Eyüp’te, Silahtarağa Caddesi üzerinde, Oğuz Canpolat Lisesi’nin karşısında konumlanan İstanbul Dolphinarium Yunus Gösteri Merkezi’ne gitmek için Aksaray Metro İstasyonu’ndan hareket eden minibüs ve otobüsleri kullanabilirsiniz. Yunus Gösteri Merkezi’ne en yakın otobüs durakları olan Çeltik ya da Sakarya Mahallesi’nde geçen belediye otobüsleri; 39, 99, 36CE, 399B, 39Ç, 39B, 48A, 399D, 39O, 39Y, 39D ve 339C numaralı otobüsler.

İstanbulda’ki Meşhur Semtler & Meydanlar & Sokaklar

83. Sultanahmet Meydanı

sultanahmet meydanı (2)

İstanbul’un sembolleri arasında yer alan Sultanahmet Meydanı, şehre elen herkesin mutlaka gitmesi gereken yerlerden bir tanesi. Osmanlılar ile Bizanslıların at yarışı yaptığı meydana olarak bilinen meydanın 1800 yıllık köklü bir geçmişi bulunuyor. Bizans askerlerinin asıldığı ağaçlar, panayırlar ve türlü türlü eğlencelere sahne olan meydanda aynı zamanda birçok tarihi yapı konumlanıyor. Sultanahmet Meydanı çevresinde gezebileceğiniz yapılar arasında; Sultan Ahmet Camii, Ayasofya Müzesi, Yılanlı Sütun, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Topkapı Sarayı, Caferağa Medresesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Yerebatan Sarnıcı, Aya İrini Müzesi ve Arasta Pazarı bulunuyor. Ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan, üzerindeki ince işlemeleriyle görenleri kendine hayran bırakan çeşmedir. Bu çeşme, Sultanahmet Meydanı’nın sembolü olarak kabul görüyor. İleride konumlanan eski Tapu ve Kadastro Müdürlüğü binası, yenilerek otel halini aldı. Nerede konaklayacağını düşünenler için iyi bir seçenek oluşturuyor. En kıdemli anıtlardan bir tanesi olan Dikilitaş’ın da bulunduğu meydanda ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri Pargalı İbrahim Mehmet Paşa’nın sarayı mutlaka gezilip görülmesi gereken yerler arasında. İstanbul’un neredeyse her yerinden ulaşımın oldukça rahat olduğu Sultanahmet Meydanı’na en kolay ulaşım şekli otobüs ve metrobüs. Metrobüsle Cevizlibağ Durağı’na geldikten sonra tramvayla Kabataş istikametinde ilerlediğinizde Sultanahmet Camii Durağı’nda inebilirsiniz. Böylece trafiğe takılmadan, hızlı bir şekilde yolculuğunuzu gerçekleştirebilirsiniz.

84. Eminönü

Eminönü

İstanbul’un tarihle iç içe yaşayan semtlerinden bir tanesi olan Eminönü, ilk duraklarınızdan bir tanesi olmalı. Bölgede, camisinden kütüphanesine, çarşısından müzelerine, parklarından köşklerine kadar pek çok doğal ve tarihi güzellik bulunuyor. 1660 senesinde Turhan Sultan yaptırılan Mısır Çarşısı da bunların başında geliyor. Aktarları ile nam salmış çarşıda eşitli baharatlar, farklı bitki tohum ve kökleri, kuru yemiş çeşitleri ve farklı şarküteri ürünlerini bulabilirsiniz. Günümüzde, Yeni Cami’nin arkasında ve Çiçek Pazarı’nın yanında konumlanan Mısır Çarşısı’nın bulunduğu yerde, Bizans zamanında da Marko Envalos adında bir çarşı yer alıyormuş. Eminönü’nde gezip görebileceğiniz diğer noktalar ise; Yeni Camii, Hidayet Camii, Zeynep Sultan Camii, Alay Köşkü, Hünkar Kasrı, Büyük Postane ve Tanzimat müzeleri, Atıf Efendi Kütüphanesi ile Nurosmaniye Kütüphanesi. Nurosmaniye Kütüphanesi’nde III. Osman ve I. Mahmut’un şahsi kitaplarına ulaşabileceğiniz gibi Bayram Paşa’ya ait 79 adet el yazması kitabı görebilirsiniz. Ayrıca, 17. yüzyılda inşa edilen ve 10 binden fazla İznik çinisiyle süslenmiş Hünkar Kasrı’nı ziyaret edebilirsiniz. Galata Kulesi’ne de çıktınız mı, Eminönü’ndeki tarihe, kültüre ve doğal güzelliklere hakimsiniz demektir. Son olarak yapmanız gereken, denize nazır bir restorana oturup, denizden taze taze tutulan balıkların tadına bakmak. Fatih ilçesinde konumlanan Eminönü’ne gitmek için vapur, otobüs, füniküler, metro, minibüs gibi ulaşım seçeneklerinden faydalanabilirsiniz.

85. İstiklal Caddesi

İstiklal Caddesi (2)

Türkiye’nin en önemli caddeleri arasında yer alan İstiklal Caddesi, 19. yüzyıldan beri önemini muhafaza ediyor. 1400 metre uzunluğundaki cadde üzerinde  iç çamaşırı, çanta, kundura, giysi, aksesuar, bijuteri dükkanları; fast food dükkanları, tatlıcılar, balık lokantaları, börekçiler, muhallebiciler; barlar, türkü evleri, fasıl mekanları, meyhaneler; sinema, sanat galerileri, kitap evleri ve tiyatro gibi kültür merkezleri yer alıyor. Böylesine çeşitli aktiviteleri tek bir çatı altında toplamasıyla turistlerin yoğun ilgisini gören İstiklal Caddesi’nde dilerseniz alışveriş yapabilir, dilerseniz de herhangi bir kültür – sanat etkinliğine katılabilirsiniz. Karnınız acıktığında size çeşit çeşit yemek imkanı sunan mekanlardan bir tanesine oturabilirsiniz. Gecenin karanlığı iyice bastırdığında ise eğlence anlayışınıza göre bar, meyhane, disko gibi yerlere geçebilirsiniz. Beyoğlu ilçesinde konumlanan İstiklal Caddesi’ne gidebilmek için Taksim’e ulaşmanız gerekiyor. Taksim’e gitmek içinse kullanabileceğiniz pek çok ulaşım alternatifi bulunuyor. Eğer karşıdan gelecekseniz, belediye otobüslerine binebilir veya vapurla Karaköy’e geldikten sonra fünikülerle Taksim’e çıkabilirsiniz. Tramvay ve metro da diğer ulaşım seçenekleri arasında yer alıyor.

86. Anadolu Kavağı

İstanbul’un Beykoz ilçesinde konumlanan bir mahalle olan Anadolu Kavağı’nın en büyük özelliği tarihi misyonuyla birlikte turistik bir balıkçı kasabası olmasıdır. Doğu Roma döneminden kalma Yoros Kalesi, turizm açısından önemli bir değere sahip. Boğaz manzarası eşliğinde kahvaltı yapmak veya taze taze tutulan balıkları afiyetle mideye indirmek isteyenlerin uğrak noktası olan bölgenin manzarası, görenleri İstanbul’a yeniden aşık edecek cinsten. Kahvaltı ya da deniz ürünleri için size önerebileceğiniz yegane mekanların başında Çam Vadisi Kafe geliyor. Hem manzarası hem de aşçılarının marifetli elleriyle gününüz bin kat daha güzelleşecek. Ayrıca, Yoros Kalesi’ne çıkarken pek çok kafe ve restoranın bulunduğu yol üzerinde Yoros Cafe’yi ziyaret edebilir, boğaz manzarası eşliğinde çayınızı yudumlayarak kahvaltınızı yapabilirsiniz. Anadolu Kavağı’na gitmek için Üsküdar’dan hareket eden Çavuşbaşı – Üsküdar ya da Şenevler – Üsküdar otobüslerini kullanabilirsiniz. Kavacık Dörtyol Kavaşağı’nda indikten sonra Kavacık Anadolu Kavağı otobüsüne binerek Anadolu Kavağı’na ulaşabilirsiniz. Belediye otobüslerinin yanı sıra Sarıyer’den hareket eden şehir hatları motorlarını da kullanabilirsiniz.

87. Moda

Moda İskelesi

Haydarpaşa İskelesi’nin de mimarı olan Vedat Bey, Moda İskelesi’nin de mimarıdır. 1916-1917 yılları arasında inşa edilen iskeleye taştan yapılma bir yol üzerinden varılıyor. İskelenin neredeyse tamamı, Kütahya çinileriyle süslenmiş. Lodos fırtınası sebebiyle iskelenin üst katı çok fazla zarar gördüğü için sonraları kaldırıldı. 2001 yılında, Kabotaj Bayramı’nda tekrardan ziyarete açılan iskele, Beltur firması tarafından işletiliyor ve restoran olarak hizmet veriyor. Güneşin ağırdan kaybolmasını ve yerini gecenin sessizliğine bırakmasını en güzel Tarihi Moda İskelesi’nden izleyebilirsiniz. Çoğu kişinin gidip de manzarayı izlemekten nutkunun tutulduğu bir yer olan iskele, Kadıköy’de bulunmasından dolayı da hem yerli hem de yabancı pek çok kişinin ilgisini çekiyor. Beltur’un işlettiği restoranda sevdiklerinizle kahvaltı yapmak, güne iyi başlamanızı sağlayacak. Açık büfe kahvaltı fiyatları ise 25 – 30 TL arasında değişkenlik gösteriyor. Şu an için yapılan restorasyon çalışmaları sebebiyle hizmet dışı olan Moda İskelesi’nin ne zaman açılacağı ise henüz bilinmiyor. İskelenin merkezi konumu, ulaşımı da kolaylaştırıyor. Otobüsle, minibüsle, metroyla veya vapurla Kadıköy merkeze gelebilir, buradan da dilerseniz yürüyerek dilerseniz de tramvayla Tarihi Moda İskelesi’ne ulaşabilirsiniz.

88. Soğukçeşme Sokağı

soğukçeşme

Topkapı Sarayı’nın hemen yanında konumlanan Soğukçeşme Sokağı, Cumbalı ve az katlı tarihi evleriyle insanın içini ısıtacak bir görsel oluşturuyor. Sokak, inşa edildiği dönemde saray çalışanları ve varlıklı ailelerin ikamet yeri olarak kabul ediliyormuş. Üzerinde 12 tane evin bulunduğu ve eski Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün de bu evlerden birinde doğduğu sokak, Gülhane Parkı, Topkapı Sarayı ve Ayasofya üçgeninde yer alıyor. Osmanlı ve Roma mimarisinden esintilere rastlayabileceğiniz Soğukçeşme Sokağı’nda konumlanan Naziki Tekkesi Osmanlı döneminin, Roma Sarnıcı da Bizans döneminin en büyük temsilcileri olarak kabul görüyor. 1900’lü yılların sonunda yapılan restorasyon çalışması sonrasında sokak, pansiyon olarak kullanılmaya başlanmış. Sokak üzerinde aynı zamanda bir otel ile Fransız ve Türk mutfağının en leziz örneklerini müşterilerine sunan bir restoran hizmet veriyor. Soğukçeşme Sokağı’na gitmek için, tıpkı Topkapı Sarayı’na gidiyormuş gibi metrobüse binerek Cevizlibağ Durağı’nda inin. Buradan, Kabataş yönünde ilerleyen tramvaya binip Sultanahmet Durağı’nda indiğinizde, yürüyerek Soğukçeşme Sokağı’na ulaşabilirsiniz.

89. İstanbul Boğazı

İstanbul Boğazı

İstanbul’da gezilecek yerlerin belki de başında gelen, dünyanın en güzel ve etkileyici boğazlarından bir tanesi olan İstanbul Boğazı, iki kıtayı birbirinden ayırıyor. Birbirinden güzel şehir manzaralarının daima merkezinde olan İstanbul Boğazı, şehre gelen turistleri de kendisine hayran bırakıyor. İstanbul Boğazı’nı uzaktan seyretmek ayrı bir tat, üzerinde bulunmak ayrı bir tat veriyor. Şehirde, belirli noktalardan düzenlenen Boğaz Turları’na katılarak siz de, kendinizi boğazın maviliklerine atabilirsiniz. Ortaköy, Eminönü, Üsküdar gibi noktalardan organize edilen turlar genelde 1 – 2 saat civarında sürüyor. Tur kapsamında, çevrenizde yer alan yapılar hakkında GPS bazlı otomatik bilgilendirme yapılıyor. Şehir Hatları’nın turlarına katılmak isterseniz, uzun boğaz turu için 25 TL, kısa boğaz turu için 15 TL, mehtap turu içinse 20 TL ödemeniz gerekiyor. 0 – 6 yaş arasındaki çocuklar için ücretsiz olan bu turlar, 6 – 12 yaş arası çocuklar içinse %50 indirimli. Eğer para sıkıntınız yoksa ve boğazı daha yakından tanımak istiyorsanız, Saffet Emre Tonguç’un rehberliğinde düzenlenen turlara katılabilirsiniz. Ayrıca, özel tekne kiralayarak da boğaza açılma imkanınız bulunuyor.

90. Büyükada

buyukada

Asırları devirmiş köşklere, çam ormanlarına, meyhanelere, tarihi kiliselere ve daha birçok güzelliğe ev sahipliği yapan Büyükada, İstanbulluların hafta sonunda kafalarını dinlemek için kaçtıkları bir yer olarak biliniyor. Şehri ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan Büyükada, İstanbul’daki Prens Adalarının en büyüğü ve en kalabalığıdır. Eski adı ‘Prinkipo’, Rumca ‘Prenses’ anlamını taşıyan adada motorlu taşıt kullanımı yasaktır. Bu nedenle ulaşım fayton, bisiklet ve elektrikli araçlarla sağlanıyor. Adanın merkezinde, neredeyse her noktada bisiklet kiralayan bir dükkan bulabilirsiniz. Saati 5 TL olan bisikletlerin günlük kiralama ücretleri ise 20 TL. Adayı faytonla dolaşmak isteyenleri ağır bir at kokusu bekliyor. Ayrıca, atlara yapılan işkenceye de ortak olacağınız bu gezide Küçük tur için 67 TL, Büyük tur içinse 79 TL ödemeniz gerekiyor. Faytonlara en fazla 4 kişi ve 2 de çocuk binilebiliyor. Eşyalar için ekstra ücretin alındığı faytonlara gece 00:00’dan sonra binmek isterseniz de %50 daha fazla ücret ödemeniz gerekiyor. Sabahtan Büyükada’ya gelip, bisikletinize atladığınız gibi Aya Yorgi Kilisesi ve Manastırı’nı, Rum Yetimhanesi’ni, Reşat Nuri Güntekin’in evini, Müslüman Mezarlığı’nı, Meryem Ana Kilisesi’ni ve Adalar Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Eğer seyahat için sıcak bir yaz gününü tercih ettiyseniz ve deniz girmek istiyorsanız, adada bulunan 8 farklı plajdan bir tanesine gidebilirsiniz. Bu plajlardan Yörükali Plajı ve Eskibağ Plajı, otelde kalanlara ücretsiz. Eğer otelde kalmıyorsanız Yörükali Plajı’na girmek istiyorsanız hafta içi 35 TL, hafta sonu 40 TL, Eskibağ Plajı’na girmek istiyorsanız da hafta içi 20 TL, hafta sonu da 30 TL ödemeniz gerekiyor. Adada yer Yada Beach Club, Prenses Koyu Plajı, Nakibey Plajı, Aya Nikola Halk Plajı, Kumsal Aile Plajı ve Halik Koyu Plajı ise otelde dahi kalsanız ücretli. Büyükada’ya gitmek için, Karaköy, Eminönü, Kabataş, Avcılar, Bostancı, Kadıköy, Kartal ve Maltepe’den kalkan vapurlara binebilirsiniz. Ortalama 1 saat 15 dakika süren yolculuk için ödemeniz gereken ücret ise 7.5 TL.

91. Heybeliada

Heybeliada (3)

Adalar seferi yapan vapurların ilk durağı olan Heybeliada’nın Büyükada’dan tek farkı daha küçük ve daha tenha olmasıdır. Motorlu taşıtların kullanılmadığı adayı bisiklet ya da faytonla dolaşabilirsiniz. Merkezde çok sayıda bisiklet kiralama noktası bulunuyor. Saati 5 TL, günlüğü ise 20 TL’den bisikletinizi kiralayabilirsiniz. Tıpkı Büyükada’da olduğu gibi Heybeliada’da faytonun fiyatı, küçük tur için 67 TL, büyük tur içinse 79 TL’dir. Konaklama açsısından oldukça zengin olan adada mutlaka görmeniz noktalar ise; Heybeliada Deniz Lisesi, Aya Yorgi Uçurum Manastırı ve Bet Yaakov Sinagogu’dur. Heybeliada’ya gidip de denize girmeden dönmek olmaz diyorsanız, kullanabileceğiniz 4 adet plaj bulunuyor. Bunlardan; Ada Beach Club’a giriş ücreti hafta içi 30 TL, hafta sonu ise 40 TL, Heybeliada Aqua Green Beach Club’a giriş ücreti hafta içi ve cumartesi günleri 35 TL, hafta sonu ise 50 TL. Akvaryum Koyu ve Alman Koyu içinse herhangi bir giriş ücreti ödemeniz gerekmiyor. Saat başı ve 2 saatte bir hareket eden adalar vapurlarına, tıpkı Büyükada’ya gitmek için olduğu gibi Karaköy, Eminönü, Kabataş, Avcılar, Bostancı, Kadıköy, Kartal ve Maltepe’den binebilirsiniz. Ödemeniz gereken ücret ise 7.5 TL.

Diğer Yerler

92. Çamlıca Tepesi

çamlıca tepesi (2)

İstanbul Boğazı’nın büyüleyici manzarası ile şehrin panoramik görüntüsüne tanıklık etmek isteyenlerin mutlaka gitmesi gereken yerler arasında, üst sıralarda bulunan Çamlıca Tepesi’ni hem İstanbul’da yaşayanlar hem de turist olarak gelenler ziyaret edebilirler. Betondan, gürültü kirliliğinden ve şehir hayatından birazcık da olsa izole olmayı başarmış Çamlıca Tepesi, bir seyir terası görevi de görüyor. Eşsiz boğaz manzarası eşliğinde yemeğinizi yiyip içeceğinizi içebileceğiniz restoranlar ve kafeler bulunuyor. Ayrıca, düğün fotoğrafları için de son derece ideal bir alan. Küçük Çamlıca Tepesi ve Büyük Çamlıca Tepesi olarak ikiye ayrılan Çamlıca Tepesi’nden küçük olanı, denizden 229 metre yüksekte konumlanıyor. Küçük Çamlıca Korusu, Sofa, Cihannüma ve Topkapı Köşkleri bölgeyi ziyaret eden kişilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor. Üstelin, Beltur firması tarafından işletilen mekanda Osmanlı ve Türk mutfağından lezzetleri deneyebilirsiniz. Denizden 262 metre yüksekte konumlanan ve üzerinde TV vericileri, Nurbaba Tekkesi, restoranlar, kafeler ve sosyal tesisler bulunan Büyük Çamlıca Tepesi, Küçük Çamlıca Tepesi’ne göre daha çok ilgi görüyor. İki tepede de kahvaltı veya akşam yemeği yapabileceğiniz, çayınızı kahvenizi içebileceğiniz mekanlar hizmet veriyor. Bu mekanlarda kişi başı ortalama fiyatlar 20 – 30 TL arasında değişiyor. Giriş ücretinin bulunmadığı Çamlıca Tepesi, Ümraniye ile Üsküdar’ın arasında bir noktada konumlanıyor. Bölgeye gitmek için ilk olarak Üsküdar’a gelmeniz, daha sonra da buradan hareket eden 11A, 11D, 11E, 11F, 11G, 11K, 11L, 11P, 11ST, 11V, 11Y, 11ÜS, 320, 9A, 9Ç, 9ÜD veya 9Ş otobüslerinden herhangi biriyle Turistik Çamlıca Tesisleri Durağı’na çıkmanız gerekiyor. Avrupa yakasından geleceklerse Taksim’e gidip, buradan kalkan 129T numaralı otobüse binebilirler.

93. Pierre Loti Tepesi

Pierre Loti Tepesi (2)

Haliç manzarasının dayanılmaz güzelliğini ayaklar altına seren Pierre Loti tepesi adını, sık sık bu tepede konumlanan bir kıraathanede zaman geçiren Fransız yazar Julien Viaud’tan almış. Viaud’un takma adı Pierre Loti‘ymiş. Zaman içerisinde tepenin adının değişmesi talep edilse de, bu istek reddedilir. Tepe, manzarasının yanı sıra aynı adı taşıyan tesisleriyle ve verilen kaliteli hizmetle pek çok kişinin uğrak noktası olmuş. Pierre Loti tepesinde konumlanan tesislerde kahvaltı, konaklama, yemek, nargile, sahur, iftar, çay, kahve gibi hizmetlerden yararlanabilirsiniz. Ancak çoğu insan, Pierre Loti’de kahvaltı yapmayı düşler. Tepede yer alan mekanda kahvaltı yapmanın bedeli kişi başı 20 ile 40 TL arasında değişiyor. Eğer sahurunuzu burada yapmak isterseniz 37 TL ödemeniz gerekiyor. Ayrıca çay 3 TL, Türk kahvesi 6 TL’den hesaplanıyor. Eyüp semtinde, Haliç’in kenarında konumlanan Pierre Loti Tepsi’ne gitmenin en güzel yolu hiç şüphesiz ki teleferik. Eyüp merkezden teleferikle Pierre Loti Tepsi’ne çıkabilirsiniz. Metrobüsle gitmek isteyenler Ayvansaray Durağı’nda inip Eyüp’e kadar yürüyebilirler veya Gaziosmanpaşa Pazar İçi minibüslerini kullanabilir. Anadolu yakasından gelecekler ise Üsküdar – Eyüp arası düzenlenen vapur seferlerini kullanabilirler. Pierre Loti Tepesi’nden geçen otobüs hatları ise; 36CE, 37M, 39, 399B, 399C, 39B, 39D, 39O, 39Y, 39Ç, 41Y, 44B, 48A, 48E, 86V, 94Y, 99, 99Y, R3 ve TB1.

94. Haydarpaşa Garı

haydarpaşa garı

1906 senesinde II. Abdülhamit tarafından inşasına başlanan Haydarpaşa Garı, Anadolu Bağdat adında Alman bir şirket tarafından 1908’de tamamlanmış. III. Selim’in paşalarından bir tanesi olan Haydar Paşa’nın ismi verilen garda, Anadolu’dan gelen veya Anadolu’ya gidecek olan vagonların içinde bulunan eşyaları yükleme ve boşaltma işlemleri için tesisler yer alıyordu. Haydarpaşa Garı’nın yapılmasının amacı ise İstanbul – Bağdat Demiryolu’nun başlangıç noktası olarak düşünülmesiydi. Helmuth Cuno ile Otto Ritter tarafından çizilen proje, İtalyan ve Alman taş ustaları tarafından hayata geçirilmiş. 1917’de yaşanan büyük yangın sonucu garın büyük bir bölümü hasar görmüş. Daha sonra restore edilse de, 1979 senesinde Haydarpaşa açıklarında tankerle gemi çarpışmış. Çarpışmanın etkisiyle ortaya çıkan sıcak hava, kurşun vitrayların zarar görmesine sebep olmuş. Son olarak 2010 yılında, Haydarpaşa Garı’nın çatı katında yangın çıkmış, garın çatısı çökmüş ve 4. kat kullanılamaz hale gelmiş. 2013’e kadar şehir içi ulaşımda banliyö hat seferleri düzenleniyordu fakat, yangın sonrası restorasyon çalışmaları kapsamında tren seferleri durduruldu. Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile Ulaşım Denizcilik ve Haberleşme Bakanı, garın iki sene içerisinde açılacağını söyleseler de, yenileme çalışmaları halen devam ediyor. Ayrıca, Haydarpaşa Garı müze statüsünde bulunmadığı için, kişilerin alanı ziyaret etmesi gibi bir durum söz konusu değil. Restorasyon çalışmalarının son günlerde hız kazandığı Haydarpaşa Garı, Marmaray CR3 projesinin tamamlanmasıyla Yüksek Hızlı Tren Garı olarak hizmete açılacak. Fakat, ne zaman açılacağına dair net bir tarih bulunmuyor. Oldukça merkezi bir noktada bulunmasından dolayı Haydarpaşa Garı’na otobüs, minibüs, metro ve vapurla ulaşabilirsiniz.

95. Florya Atatürk Deniz Köşkü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Florya Atatürk Deniz Köşkü, Osmanlı zamanında Mustafa Kemal Atatürk’e hediye edilir. Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı Atatürk de bölgeye son derece ilgi duymasından ötürü köşkü sık sık ziyaret ederdi. Denize yerleştirilen kazıkların üzerine inşa edilen köşk, karadan 70 metre uzakta konumlanıyor. Günümüzde Flora Atatürk Ormanı olarak adlandırılan köşkün içerisinde yatak odaları, kütüphane, banyo ve kabul salonu yer alıyor. 1935 senesinde Mimar Seyfi Arıkan tarafından yapılan yapı, günümüzde halka açık bir park olarak kullanılmaya başlanmış ve kısa süre içerisinde yoğun ilgi görmüş. Florya Atatürk Deniz Köşkü’nün hemen yanından, kaliteli hizmet veren birden fazla restoran bulunuyor. Bu restoranlarda yemeğinizi yiyerek manzaranın tadını çıkartabilirsiniz. Köşkün bulunduğu alan günümüzde halka açık park olarak kullanılıyor. Köşke yapılacak girişler için tam bilet 2.5 TL, indirimli bilet ise 1 TL. Saat 09:00 ile 17:00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Bakırköy ilçesine bağlı olan Florya’da konumlanan köşke gitmek için belediye otobüslerini kullanabileceğiniz gibi, banliyö trenini de tercih edebilirsiniz.

96. Laleli Taşhan

Çoğu kaynakta “Çukurçeşme” ve “Katırcıoğlu” isimleriyle yer alan Taşhan, 1763 senesinde inşa edilmiş. Yapı, sipahilerin güvenli şekilde barınabilmeleri adına III. Mustafa tarafından yaptırılmış. Bu nedenle, bazı kaynaklarda ”Sipahiler Hanı” olarak da geçiyor. İki kat ve üç avludan oluşan han, mimarisiyle farklı bir kimlik kazanıyor. Yapının en önemli özelliklerinden bir tanesi de kesme taş kullanılarak yapılmış olması. Ön cephesi tamamen kesme taştan yapılan Laleli Taşhan’ın inşa edildiği zamanı göz önüne alırsak, inşa edildiği dönemde kesme taş kullanılarak yapılan ender mimariler arasında bulunuyor. Zaman içerisinde zarar gören ve bazı bölümleri yıkılan yapının yine de günümüze kadar ulaşmayı başarmış olmasını uzmanlar, yapının kesme taştan inşa edilmesine bağlıyor. Laleli Camii’nin hemen yanında bulunan han, günümüzde çarşı olarak hizmet veriyor ve ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Herhangi bir ücret ödemeden Lalehi Taşhan’a girebilir, içerisinde bulunan dükkanlardan alışveriş yapabilirsiniz. Ayrıca, yapının içerisinde çok sayıda kafe hizmet veriyor. Tarihin tam orta yerine oturup, çayınızı kahvenizi keyifle içebilirsiniz. Lalehi Taşhan’ın çok sayıda isimle anıldığı söylemiştik. Bugünlerde ise hanın girişinde yer alan tabelada ”Historical Old Bazaar” yazıyor. Laleli semtinde, Laleli Camii’nin yanı başında konumlanan Lalehi Taşhan’a gitmek için kullanabileceğiniz pek çok toplu ulaşım aracı bulunuyor.

97. Miniatürk

MiniaTürk

Türkiye’nin en başarılı mimarilerinin minyatür ölçeklerde tasarlanmış hallerinin ziyaretçilere sunulduğu Miniatürk, 60 bin metrekarelik alan üzerinde kurulmuş olup, içerisinde havuz, küçük alışveriş merkezleri, amfi tiyatro, otopark ve oyun alanları gibi pek çok aktivite sahası hizmet veriyor. Yılın 365 günü kapılarını ziyaretçilere açan Miniatürk Açık Hava Müzesi’nin bir de 500 araçlık otoparkı bulunuyor. İçerisinde Türkiye’nin en ünlü mimari yapılarının minyatürleri yer alıyor. Üstelik, bu yapılar, 9 farklı dilde sesli rehber hizmetiyle ziyaretçilere tanıtılıyor. Aslında Miniatürk, ufak bir Türkiye turu yapmanıza olanak tanıyor. Siz de 100’den fazla eserin bulunduğu parkta, Miniatürk ekspress ile ufak bir gezintiye çıkabilirsiniz. Bayramlar ve hafta sonu da dahil olmak üzere yılın her günü hizmet veren Miniatürk’ü saat 09:00 ile 18:00 arasında ziyaret edebilirsiniz. MüzeKart’ın geçerli olmadığı alana girmek için ödemeniz gereken ücret; tam bilet 7.5 TL, öğrenci bileti 3 TL, öğretmen veya askeri personel bileti 3 TL, yabancı uyruklu kişiler için bilet ise 15 TL. Haliç Sütlüce’de, İmrahor Caddesi’nde konumlanan Miniatürk’e giden birçok ulaşım aracı bulunuyor. Bunlar arasından belediye otobüsü ile Taksim’den 54HT, Topkapı’dan 41ST, Mecidiyeköy’den 54HŞ, Eminönü’nden 47, 47E ve 47Ç numaralı otobüslerle seyahat edebilirsiniz. Buna ek olarak, metrobüsle Halıcıoğlu Durağı’na gelebilir, buradan da 41ST numaralı otobüs veya Topkapı – Seyrantepe minibüsleriyle Miniatürk’e ulaşabilirsiniz. Deniz yolu ile alana ulaşmak isteyenlerse Dentur firmasının düzenlediği Uğramalı Haliç Turları’na katılarak Miniatürk’e gelebilirler.

98. Galata Köprüsü

Galata Köprüsü

Sultan Abdülmecit tarafından Haliç üzerine inşa ettirilen Galata Köprüsü, Eminönü ile Haliç’i birbirine bağlıyor. Yapımıyla birlikte 18 sene kullanılan köprü, Sultan Abdülaziz tarafından genişletilmiş ve daha gösterişli hale getirilmiş. 490 metre uzunluğundaki köprü, Karaköy’den Sultanahmet Camii’ne geçiş olarak da kullanılıyor. Ayrıca Türkiye’nin en çok ziyaret edilen yerlerinden bir tanesi olarak biliniyor. Üzerinde, artık bir gelenek haline gelmiş ve pek çok fotoğrafa konu olmuş balıkçıları görebilirsiniz. Eğer balık tutma alışkanlığınız varsa, oltanızı Haliç’e doğru sallayabilirsiniz. Galata Köprüsü’nün hemen altında ise birçok restoran bulunuyor. Bu restoranlarda denize karşı kahvaltınızı yapabileceğiniz gibi taze tutulmuş balıkların keyfini sürebilirsiniz. Özellikle akşam saatlerinde, Galata Köprüsü altında, Haliç karşınızda, balığınız önünüzde sevdikleriniz de yanınızda oldu mu, sizden mutlusu olmayacaktır. Galata Köprüsü’ne ulaşmak için kullanabileceğiniz pek çok ulaşım aracı bulunuyor. Avrupa yakasında kalanlar için otobüs, minibüs, metro ve füniküler alternatifleri bulunurken, Anadolu yakasında oturanlar Kadıköy’den vapura binerek Galata Köprüsü’ne ulaşabilirler.

99. Türk Telekom Arena

TT Arena

İlk olarak 1996 senesinde gündeme gelse de çeşitli problemler sebebiyle inşa edilemeyen stadın daha sonrasında yeri değiştirilmiş ve 2007 senesinde temeli atılmış. O dönem Şişli’ye bağlı olan, günümüzde ise Sarıyer sınırları içerisinde kalan, birbiri ardına sıralanan 3 tepeden Şişli Belediyesi tarafından ismi Aslantepe olarak değiştirilen 120 dönümlük arazi üzerine yapılan Türk Telekom Arena, 2011’de tamamlanarak hizmete açılmış. Türk Telekom, 2010-11 sezonunun ikinci yarısından itibaren stadyuma 10 yıllık isim sponsoru oldu. 52 bin 500 kapasiteli stat, mimar Mete Arat tarafından tasarlanmış. Süper Lig ekiplerinden Galatasaray’ın maçlarını oynadığı Türk Telekom Arena, maç günlerin adeta cehenneme dönüyor. Rakipleri üzerinde inanılmaz bir etki kuran stat ve Galatasaray taraftarı, İstanbul’a geldiğinizde mutlaka görülmeye değer. Stadyuma girişler, maç zamanı Galatasaray Spor Kulübü’nün belirlediği fiyatlardan yapılıyor. Türk Telekom Arena turuna katılmak istiyorsanız eğer, 20 TL gibi bir fiyat ödemeniz gerekiyor. Bu tur kapsamında, Galatasaray Müzesi’ni ziyaret edip, bu köklü kulüp hakkında daha fazla bilgi edinebilir ve futbolda ilk defa ülkemize getirilen UEFA Kupası ve Süper Kupa’yı görebilirsiniz. Türk Telekom Arena’ya gitmek için Taksim – Hacıosman metrosuna binip, Seyrantepe Durağı’nda aktarma yapabilirsiniz.

100. Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu

Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu

Tam adıyla Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Spor Kompleksi, İstanbul’un Kadıköy ilçesinde, oldukça merkezi bir yerde konumlanıyor. Zehra ve Adnan Aksa tarafından tasarlanan yapı, 1908 senesinde hizmete açılmış ve açıldığı günden beri de Süper Lig’in başarılı ekiplerinden Fenerbahçe maçlarını, bu statta oynuyor. Türkiye’nin en büyük 4. stadyumu olma özelliği taşıyan Şükrü Saraçoğlu’nun kapasitesi 50 bin 500 kişi. Fenerbahçe’nin Avrupa’da unutulmaz başarılara imza attığı bu stadyuma girmek için düzenlenen turlara katılabilir ya da Fenerbahçe’nin herhangi bir maçına gidebilirsiniz. Fenerbahçe’yi Şükrü Saraçoğlu’nda izlemek ayrı bir tat verse de, bunu için bütçesi veya zamanı olmayalar, ortalama 20 TL bir ücretle stat turuna katılabilirler. Tur kapsamında Fenerbahçe Müzesi’ni gezebilir, bu şanlı kulübün tarihine daha yakından bakabilirsiniz. Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’na otobüs ve metro ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Metrobüsle gidecek olanlar, Söğütlüçeşme Durağı’ndan inip 5 dakika yürüyerek stadyuma gelebilirler. Otobüsle gelecek olanlar ise 16, 16D, 222, FB1, FB2, GZ1 numaralı otobüslerden herhangi bir tanesini kullanarak stadyuma ulaşabilirler. Avrupa yakasından gelecek olanlar ise metrobüsle gelebilecekleri gibi vapurla Kadıköy’e geçip, buradan da otobüs ya da minibüsle stadyuma erişim sağlayabilirler.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here