Kategoriler AvrupaYurt Dışı

Sevilla’da Gezilecek 10 Yer

Sevilla’da ziyaret edilmesi gereken tarihi eserler ve doğal güzellikler hakkında ayrıntılı bilgiyi yazımızda bulabilirsiniz. Sevilla hakkında genel bilgi edinmek, Sevilla’ya ulaşım, Sevilla’da yeme-içme ve konaklama ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek için Sevilla Seyahat Rehberi yazımızı inceleyebilirsiniz.

Sevilla’da Görülmesi Gereken Yerler

Tarihi Yerler

İspanyol Meydanı (Plaza de España)

María Luisa Park’ta yer alan Plaza de España yani İspanya Meydanı, mimar Aníbal González tarafından 1929 yılında Ibero-American Expo için sembolik bir alan olarak tasarlandı.

Hiç şüphesiz İspanya’nın en heybetli mimari yapılarından biri olarak ön plana çıkan meydan, toplam 50 bin metrekarelik bir alana sahiptir.

İspanya Meydanı İspanyol, Moro ve Rönesans mimarisinin eşsiz bir birleşimini sunmaktadır.

Meydanın şekli, günümüzde çoğunlukla devlet kurumları olarak kullanılan bir dizi bina ile çevrili yarı dairedir. Meydanın yanlarında iki uzun kule var.

Meydanın bir ucundan diğer ucuna kadar yerleştirilmiş banklar ve kullanılan freskler, İspanya’nın 52 eyaletini temsil etmektedir.

Meydanın tüm çevresi boyunca, tekneyle Seyahat edebileceğiniz 515 metre uzunluğunda bir kanal bulunmaktadır.

Sevilla Katedrali ve Giralda Çan Kulesi

Daha önce Roma’da bulunan Saint Peter ve Londra’da bulunan Saint Paul katedralinden sonra dünyanın üçüncü büyük katedrali olarak tanımlanan Sevilla Katedrali, bugün hacim bakımından karşılaştırıldığında tartışmasız dünyanın en büyük gotik katedrali olarak kabul edilmektedir.

Sevilla’yı ziyaret eden herkesin görmesi gereken bu muazzam katedral, geçmişte Almohad Camii’nin bulunduğu yerde duruyor.

Katedralin içinde, İspanya’nın büyük kiliselerinden herhangi birinde olduğu kadar zengin değerli sanat eserleri ve tarihi eserler bulunuyor.

Katedralin Güney kapısının içinde, Sevilla’nın en büyük denizcisi Kristof Kolomb’un mezarı bulunmaktadır.

Katedralin yanında bulunan Giralda Çan Kulesi, eskiden katedralin yerinde bulunan camii için tasarlanmıştır, ancak şimdi katedralin muhteşem Çan Kulesi ve Sevilla’nın sembolüdür.

Alcazar Sarayı

Morolar tarafından 10. yüzyılda inşa edilen Alcazar Sarayı Müdeccen mimarisinin iyi bir örneğidir.

14. yüzyılda I. Pedro tarafından ele geçiriken ve yenilenen saray, Endülüs’ün Arap ve Hristiyan yöneticilerine ev sahipliği yapmıştır.

Sayısız odaları, abartılı mimarisi, birçok avluya sahip lüks Bahçeleri, göletleri ve keşfedilecek sırları ile ziyaret etmek için büyüleyici bir yerdir.

Günümüzde Game of Thrones dizisinin çekildiği mekanlardan biri olarak Alcazar Sarayı, ziyaretçi akınına uğramaktadır.

Sarayı ziyaret eden turistler, Kristof Kolomb’un Amerika’ya yolculuğunun planlandığı odayı görmeyi ihmal etmemeli.

Macarena Bazilikası

La Macarena mahallesinde bulunan Bazilika, Endülüs’ün en sevilen dini görüntüsü olan Virgen de la Esperanza (Umut) heykeline ev sahipliği yapmaktadır.

Şehirdeki Semana Santa (Kutsal Hafta) kutlamalarının yıldızı olan bu muhteşem heykel, 1912’de ünlü Matador Joselito El Gallo tarafından bağışlanan altın bir taç ve beş çiçek şeklindeki elmas ve zümrüt broş ile süslenmiştir.

Tarihi 17. Yüzyıla kadar uzanan Kutsal Meryem heykelinin bulunduğu Macarena Bazilikası, 20. Yüzyılda Neo-Barok tarzda inşa edilmiştir.

Kilisenin yanında, bir zamanlar şehri kuşatan Arap duvarının kalıntıları vardır.

Altın Kule (Torre del Oro)

Torre de Oro yani Altın Kule, Müslüman Müvahhid Hanedanı tarafından inşa edilmiş bir 13. yüzyıl kulesidir.

Katolik Hıristiyanların işgalinden sonra hapishane olarak kullanılan kule, günümüzde yerel denizcilik müzesine ev sahipliği yapmaktadır.

Altın Kule, ziyarete açık iki kat ve panoramik bir terastan oluşmaktadır.

Related Post

Serginin zemin katında kulenin tarihi anlatılır. İkinci katta haritalar, grafikler ve deniz aletlerinin bulunduğu farklı dönemlerde odaklanmış bir sergi bulunur.

Panoramik terastan ise Sevilla’nın ve nehrin muhteşem manzarasını görebilirsiniz.

Santa Cruz Mahallesi

Eski Yahudi Mahallesi (Santa Cruz) Katedralin etrafında yer almaktadır.

Küçük dolambaçlı sokaklar ile doldurulur ve genellikle şehrin en büyüleyici parçası olarak kabul edilir, ama aynı zamanda oldukça turistik bir bölge olduğu için çok kalabalıktır.

III. Ferdinand kenti fethettiği zaman, şehrin Musevi nüfusunu bu mahalleye taşınmaya zorlamıştır.

18. yüzyılda mahalle, eski bir sinagogun mevcut Aziz Bartholomew Kilisesi’ne dönüştürülmesi de dahil olmak üzere önemli bir kentsel yenileme sürecine girdi.

Güzel Sanat Müzesi (Museo de Bellas Artes)

Sevilla’da çok zengin birçok müze bulunmaktadır.

Museo de Bellas Artes, Madrid’de bulunan Prado Müzesi’nden sonra İspanya’nın ikinci en önemli güzel sanatlar müzesi olarak kabul edilir.

Müze binası, 17. yüzyılda yenilenen eski bir manastırıdır ve 15 sergi salonu, Gotik dönemden 20. yüzyılın ilk başlarına kadar uzanan Sevilla sanatının kapsamlı sanat eserlerini sunmaktadır.

Lebrija Kontesi Sarayı (Museo Palacio de la Condesa de Lebrija)

Saray, hemen hemen tüm zemin katını döşeyen Roma mozaikleri koleksiyonundan dolayı “Avrupa’nın en iyi döşeli ev sarayı” olarak kabul edilir.

Ayrıca ihtişamlı vazolar, amfora, sütunlar ve paha biçilemez değerdeki heykeller koleksiyonu da vardır.

Üst katta ise birkaç sene öncesine kadar ziyarete açık bölümde geçmişte Konteslerin yaşadığı bölümler bulunur.

Bugün dünyanın her yerinden süs eşyaları ve mobilyalar ve Van Dyke, Bruegel, Alonso Cano’nun paha biçilmez sanat eserlerinin yanı sıra, Museo Palacio de la Condesa de Lebrija porselen ve cam koleksiyonları ile doludur.

Pilutus Evi (Casa de Pilatos)

La Casa de Pilatos (Pilatus Evi) Müdeccen mimarisi etkisiyle süslenmiş bir İtalyan Rönesans binası örneğidir.

Yapı, Endülüs Sarayı’nın örneği olarak kabul edilir. 15. ve 16. yüzyıllar arasında inşa edilmiş ve Sevilla’nın en büyük özel konutlarından biridir.

Tarihi merkezde yer alan Gotik Müdeccen tarzı, Rönesans yenilikleri ile harika bir şekilde birleştiğinde, sarayın en önemli özelliklerinden birini oluşturmaktadır.

Doğal Güzellikler

Maria Luisa Park

Maria Luisa Park, Sevilla’nın başlıca yeşil alanıdır.

Park için kullanılan arazilerin çoğu eskiden San Telmo Sarayı’nın bahçeleriydi.

1893’te Sevilla şehrine, Montpensier Düşesi Infanta Luisa Fernanda tarafından halka açık bir park olarak kullanılmak üzere bağışlandı.

1911’den itibaren Jean-Claude Nicolas Forestier, Bahçeleri mevcut şekillerine yeniden düzenledi. 1914’te mimar Aníbal Gonzalez, kısmen parkın içinde düzenlenen 1929 Ibero-Amerikan Sergisi için inşaata başladı.

1929 Iber-Americano Dünya Fuarı için inşa edilen Maria Luisa Park, şimdi ihtişamlı anıtlar ve müzeler ile peyzajlıdır.

Paylaş
Etiketler İspanyaSevilla
Sena Özkurt

Çocukluğundan beri atlas karıştıran ve en büyük hayallerinden biri bir gün Avustralya'ya da adım atmak olan bir gezgin adayı. Kültürel devr-i alem yapmak için Boğaziçi'nde Batı Dilleri ve Edebiyatları okudu. Şimdi de seyahatseverleri dünyaya bağlamak için çalışıyor.