Kategoriler AvrupaYurt Dışı

Braga ve Guimaraes Hakkında Her Şey

Portekiz’in kuzey köşesinde yer alan Braga kenti, turistik rotalar arasında en gözde yerlerden biri olmaktan uzak. Portekiz’e yolu düşen çoğu gezgin, sadece Lizbon ve Porto‘yu görüp dönüyor.

Açıkçası benim de Braga seyahatim bir tesadüf eseri gerçekleşti, burada yer alan Minho Üniversitesi‘ndeki kongrede bir sunum yapmak için şehre gelmiştim. Üniversite de epey ilginç bir yerdi, kongreyi nedense tam üniversitenin açılışı gününe denk getirmişler, bütün öğrenciler kentte ve kampüste üzerlerinde üstü renk renk ufak yamalarla bezenmiş uzun siyah cüppeler ve kafalarında siyah garip şapkalar ile geziyordu.

Meğerse onların gelenekleri böyleymiş, ilk gün herkes dahil olduğu öğrenci gruplarının yaması işlenmiş bu cübbelerle gezermiş. Hatta Harry Potter serisinin yazarı J.K. Rowling’in de bu görüntüden esinlenerek büyücüleri bu şekilde giydirdiğini söyleyen kaynaklar mevcut.

Braga’da elbette bunun dışında da sizi bekleyen birçok ilginç şey var. Lizbon ve Porto yazılarımda da belirttiğim üzere, Portekizlilerin çok sevdiği ve bence ülkeyi çok iyi tanımlayan bir söze göre “Porto çalışır, Braga dua eder, Coimbra okur ve Lizbon eğlenir”.

Tam da buna uygun biçimde bu ufak kentin her köşesinde tarihi bir kilise bulunuyor. Şehrin yanı başındaki tepelerde ise iki muhteşem manastır yer alıyor. Ayrıca ben şehirdeki sakin, acelesiz, düzenli, naif ortamı da çok sevdim.

Bu yazımda öncelikle size Braga’da görülecek yerlerden bahsedeceğim. Yazının devamında ise buraları görmek isteyenler için bir rehber ile devam edeceğim.

Braga’da Gezilecek Yerler

Bom Jesus do Monte Manastırı

Tek başına Braga’ya gelme nedeni olabilecek bu manastırın kilisesindeki süslemeler de, sayısız heykelle bezenmiş merdivenleri de gerçekten görülmesi gereken şeyler. Ayrıca yüksek konumu sayesinde Braga’nın da hoş bir manzarasını sunuyor.

Antik çağlardan bu yana kutsallık atfedilen bu tepeye ilk şapel 1373 yılında inşa edilmiş. Sonradan kilise ve manastır binalarının eklenmesiyle genişletilmiş. Manastırın günümüzdeki hali ise 1722’de yapılmış.

Yalnız yüz metreyi aşan ve altı yüz basamaktan oluşan merdivenler epey yorucu olduğundan çıkarken kullanmanızı pek tavsiye etmem, inerken zaten her şeyi görürsünüz.

Kilisenin merdivenlerle birlikte görüntüsü kesinlikle çok etkileyici, o yüzden indiğinizde dönüp seyretmeyi ve güzel fotoğraflar çekmeyi ihmal etmeyin.

Zikzak şeklinde giden merdivenler beş kısımdan oluşuyor ve her birinde insanın farklı bir duyusuna hitap etmek üzere hazırlanmış bir çeşme bulunuyor.

Üçüncü kısımda bunlara ek olarak üç erdeme ayrılmış ayrı çeşmeler de var: İnanç, Umut ve Yardımseverlik.

Ayrıca yol boyunca içinde heykeller yer alan minnacık şapeller bulunuyor.

Alt kısımlar ise daha sade ama şahane bir ormanın içerisinden geçiyor, adeta hava oksijen kokuyor.

Çıkmak için kullanabileceğiniz tek alternatif ise yüz kırk yaşını geçmiş bir funiküler sistemi. Su ile dengede tutularak çalıştırılıyormuş. On dakikada bir kalkıyor ve birkaç dakikada tepeye ulaşıyor. Bu eski ahşap vagon yokuş yukarı gıcırdayarak tırmanırken insan hafiften tırsmıyor da değil aslında. Ama otantik bir deneyim kesinlikle. Anlayacağınız manastıra ulaşmak kolay değil!

Braga şehir merkezine yaklaşık yirmi dakika mesafede yer alıyor, en iyisi otobüs ile gelmek. Otobüs sizi alt kısımda bırakacak, oradan bilet alacaksınız, sonra ya funiküler ile ya da merdivenlerle yukarı çıkacaksınız.

Şehrin ana caddesi olan Avenida da Liberdade’den kalkan ve konaklama kısmında tavsiye ettiğim Hotel Joao XXI önünde de durağı bulunan 2, 12 veya 88 nolu otobüslerle gelebilirsiniz.

Her gün 07:30 ile 20:00 arasında ziyarete açık, üstelik girişler ücretsiz. Yalnızca funikülere para vermeniz gerekiyor, o da tek yön 1.20 Euro, gidiş geliş 2 Euro.

Merdivenleri kullanmazsanız çok şey kaçırırsınız, o yüzden üşenmeyin ve inerken funikülere binmek yerine yürüyün.

Braga Katedrali (Se Braga)

Bütün Portekiz’deki en eski katedral burası. O kadar eski ki Portekizliler bir şeyin çok eski olduğunu vurgulamak isterlerse “Braga Katedrali’nden bile daha eski” derlermiş, sanırım bizdeki “Nuh Nebi’den kalma” gibi bir deyim.

Lizbon ve Porto gibi çok daha büyük şehirlerden önce Braga’da katedral inşa edilmesi bile şehrin inancına ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor.

Zaten otobüsler, minibüsler hep şık giysilerini üzerine geçirmiş, dedikodu yapa yapa bir kiliseye yol alan yaşlı hanımlarla dolu.

Tabii ziyaret ettiğinizde göreceğiniz binanın büyük kısmı sonradan eklenmiş veya zaman içerisinde kapsamlı onarımlardan geçmiş. Örneğin katedralin şık rölyefler ile süslü girişi 15. yüzyılda yapılmış, çan kulesi 17. yüzyılda eklenmiş, metal kapılar ise 18. yüzyılda yerleştirilmiş.

Binanın içinde beş küçük şapel de bulunuyor, farklı tarihlerde yapılmışlar.

5 Euro karşılığında katedrali, içindeki şapelleri ve sunağı görebiliyorsunuz.

Largo de Paco

Başpiskopos Sarayı’nın karşısında bulunan bu meydan, kentin ikinci merkezini oluşturuyor. Burada yer alan Jardim de Santa Barbara minik ama çok hoş bir bahçe. İnanılmaz çoklukta çiçek ile bezeli ve tam bir renk cümbüşü var.

Başpiskopos Sarayı ise Braga Katedrali’nde konuşlanan ve bir yandan da bütün bölgenin dini lideri konumunda yer alan Braga Başpiskoposu’nun ikametgahı ve dini işler için ibadet merkezi. İlk olarak 1400 yılında buraya bir bina dikilmiş ama zaman içerisinde eklemeler yapılarak büyütülmüş, bu da mimari açıdan mozaik bir yapıya neden olmuş.

Santuario do Sameiro (Sameiro Tapınağı)

Bom Jesus Manastırı’nın daha da yukarısında yer alan bu kilise oldukça görkemli ve şık bir yapı ancak buraya gelmeniz için daha da iyi bir neden var: Neredeyse dağın tepesinde bulunduğundan taraçasından bütün Braga’yı ve hatta çevredeki kırsal alanı rahatça görebiliyorsunuz. Yükseklik korkusu olanlara göre değil yalnız!

Böyle bir konumda olunca gelmek çok da kolay değil tabii, Avenida da Liberdade’den 12 veya 88 nolu araçla yarım saatlik uzun bir otobüs yolculuğu gerekiyor.

Bom Jesus’u geçtikten sonra otobüs Braga’nın köylerini geziyor, ben bir an için kaybolmuş olmaktan bile korkmuştum açıkçası. Siz boş yere merak etmeyin sonunda Sameiro’ya ulaşıyorsunuz ve çektiğiniz yola değiyor.

Kilisenin bahçesi de çok güzel, güzel bir havada burada uzun uzadıya vakit geçirmek isteyeceksiniz, yalnız yukarıda olduğundan epey rüzgarlı olabiliyor, ona göre giyinin.

Kilise Braga’daki diğer yapılara göre epey yeni sayılır, 1863 yılında inşa edilmiş. Zaten bu kadar zor bir konuma inşaat yapmak da ancak yakın zamanda mümkün olmuştur diye düşünüyorum.

Mosteiro de Tibaes (Tibaes Manastırı)

Bin yıllık bu manastırı özel kılan şey içindeki altın varak kaplamalı, ince işçiliğe sahip muhteşem dekorasyonlar.

Binanın duvarları Porto’daki Sao Bento İstasyonu gibi mavi boya ile resmedilmiş seramiklerle süslü.

İçindeki şapelin ise renkli, oldukça canlı desenlerle bezenmiş bir girişi var. Ayrıca bahçesi de oldukça güzel.

Giriş ücreti 4 Euro.

Braga İstasyonu’ndan (Nova Estaçao I, aynı zamanda şehre geldiğinizde trenden ineceğiniz yer) bineceğiniz 90 nolu otobüs ile sadece 2 Euro karşılığında ulaşabilirsiniz, yol yarım saat sürüyor.

Otobüs Braga’dan her saati 40 geçe kalkıyor (08:40, 09:40 gibi). Her gün açık, ziyaret saatleri ise yıl boyu 10:00 – 19:00 şeklinde.

Museu de Biscainhos

Museu Pio XII olarak da anılan bu müze iki asırlık sade bir binada yer alıyor.

İçinde Sao Bento ve Mosteiro de Tibaes gibi yerlerde görülen resim yapılmış mozaikler başta olmak üzere Portekiz sanatından güzel bir koleksiyon sergileniyor.

2 Euro karşılığı giriliyor, Pazartesi günleri kapalı. Diğer günler 10:00 – 12:15 ve 14:00 – 17:30 arası gezilebilir.

Raio Sarayı

Bu bina da dış cephesini kaplayan mavi seramiklerle öne çıkıyor. Uzaktan fark ediyorsunuz zaten, muhtemelen Braga’nın tarihi sokaklarını arşınlarken gözünüz bu parlak maviliğe kayacak ve kendinizi binanın önünde buluvereceksiniz.

250 yıl önce zengin bir şövalye tarafından ev olarak inşa edilmiş, şimdi müze olarak değerlendiriliyor. İçinde şövalyeden kalma eski birçok eşya sergileniyor.

Capela do Sao Frutuoso ve Braga Sokakları

Theatro Circo

Bu minik şapel yedinci yüzyılda bölgeyi yöneten Vizigot krallar tarafından yaptırılmış. Beyaz renkli çok güzel bir girişi var. Ayrıca girişte heykeller de yer alıyor.

En eskisi bu olsa da Braga sokakları bunun gibi birçok şık yapı ile dolu. Size gönlünüzce dolaşmanızı, sokakları keşfe çıkmanızı öneririm.

Örneğin bulvar üzerindeki Theatro Circo eski ve şık bir opera salonu. Oyun sahnelenmiyorken içini gezebiliyorsunuz.

Capela Árvore da Vida (Yaşam Ağacı Şapeli) tüm benzerlerinden farklı, olağanüstü bir yer, tamamen ahşaptan inşa edilmiş. Braga Katedrali’nin bir sokak yanında kalıyor.

Related Post

Praça da Republika’da yer alan parkta gezerken sağ tarafta göreceğiniz Convento dos Congregados isimli manastır da şık ve tarihi bir bina.

Arco da Porta Nova

Böylece Braga’da özellikle bahsetmek istediğim yerlerin sonuna geldik ama dediğim gibi siz kafanıza estiği biçimde gezmekten çekinmeyin.

Zaten Braga kentinin kemerli eski kapısını (Arco da Porta Nova) katedrale giderken göreceksiniz, oldukça güzel bir yapı.

Oradan katedrale giden eski cadde de şehrin eski merkezini oluşturuyor ve sonunda Praça da Republica’ya çıkıyor. Bu civarda her sokak tarihi, her sokak güzel. İlla haritaya bakmadan, tabeladan tabelaya koşturmadan, Bragalıları örnek alarak siz de sakin bir yürüyüş yapın derim.

Portekiz Vizesi

Portekiz’e gitmek için Schengen Vizesi almanız gerekiyor. Başvuru sürecini önceki Lizbon Gezi Rehberi adlı yazımda anlatmıştım. Burada tekrar yazmayacağım, oradan bakabilirsiniz.

Braga’ya Ulaşım

Braga epey ufak bir yer olduğundan kendi havalimanı yok. Doğrudan Braga’ya gelecek olanların Porto Havalimanı’na inmesi ve Porto’dan bir saat süren bir hızlı tren yolculuğu ile Braga’ya geçmesi gerekiyor.

Zaten ben sırf Braga’yı görmek için vize başvurusunu ve üç buçuk saatlik uçak yolculuğunu çekmenizi önermem, en iyisi Lizbon + Porto + Braga yapmak.

Braga’ya Porto’da kaldığınız bir gün sabah erkenden gelip akşama kadar gezeceğiniz bir günü ayırmak bile yetebilir ama biraz hızlı gezmek zorunda kalırsınız, bir ya da iki gece konaklamanız halinde şöyle ferah ferah dolaşırsınız.

Trenle yolculuk ise gayet konforlu oluyor, hiç merak etmeyin. Portekiz’de trenler dakik işliyor ve Porto – Braga treni yarım saatte bir kalkıyor.

Braga içinde ulaşıma ise sadece Bom Jesus ve Sameiros gibi yerlere giderken ihtiyaç duyacaksınız. Bunun için de otobüse binmeniz gerekiyor. Otobüste nakit ödeyerek bilet alabiliyorsunuz.

Diğer yerleri ise yürüyerek kolayca gezebilirsiniz, özellikle benim aşağıda tavsiye ettiğim otelde veya onun yakınlarında bir yerde konaklarsanız.

Braga İklimi

Braga ülkenin en kuzey köşesinde yer alıyor ve okyanus kıyısında değil. Dolayısıyla iklimi azıcık daha soğuk ama büyük bir fark beklemeyin. Türkiye’ye oldukça benzer bir havası var; İstanbul, Ankara gibi kentlerde o mevsimde ne giyiyorsanız yanınızda onları götürebilirsiniz.

Ben Eylül ayında gömlek ve pantolonla rahatça gezdim, sadece Bom Jesus’tan inerken ormanlık kısım birazcık serindi.

Bir de bir akşam yağmura yakalandım ama Eylül ayında yağış normal bir durum zaten, yanınızda yağmurluk bulunsun.

Dolayısıyla özel bir hazırlık yapmanıza gerek yok, mevsim normallerine göre hareket edebilirsiniz.

Braga’da Konaklama

Braga küçük bir yer olduğu için kalacağınız her otel merkeze yakın olacaktır. Yine de ben size kendi kaldığım oteli özellikle tavsiye ediyorum: Hotel Joao XX1 (Yani 21. Jon). Hem fiyatı gayet uygun, hem de yeni bir otel olduğu için odalar temiz.

Şehrin minik merkezine ortası muhteşem renkli çiçeklerle dolu geniş bir bulvar olan kentin ana caddesinden beş dakikalık keyifli bir yürüyüşle ulaşıyorsunuz.

Manastırlara giden otobüsler ise hemen önünden kalkıyor. Paraya kıyıp biraz daha lüks bir yerde kalmak isteyenler ise hemen karşısındaki Hotel Mercure Braga Centuro’yu yeğleyebilirler.

Zaten Braga’da en fazla iki gece kalmanızı öneririm, daha fazlası sıkıcı olacaktır.

Braga Yemekleri

Praça da Republica

Braga kentinin merkezini Praça da Republica yani Cumhuriyet Meydanı oluşturuyor. Burada karşılıklı olarak yer alan iki ünlü kafe var: Cafe Brasileira ve Cafe Vianna.

Cafe Brasileira, adından da tahmin edebileceğiniz üzere kahvesiyle ünlü. Meydana taşmış ufak, yuvarlak masaları var. Kahve bir hayli sert ve her damağa göre değil.

Cafe Vianna ise kentteki en eski kafe ve bir hayli popüler. Braga Turizm Danışma Merkezi de hemen bu meydanın köşesinde bulunuyor (Cafe Vianna’nın çaprazı, Brasileria’nın karşısında).

Benim size önereceğim yer ise bir arka sokakta kalıyor. Olivia Croissant, adını hak edecek biçimde muhteşem kruvasanlar satıyor. Üstelik sadece 1 Euroya! Tereyağlı, marmelatlı, çikolatalı gibi klasiklerin yanı sıra oldukça egzotik seçenekler de mevcut. Ayrıca tost gibi hafif yiyecekler de bulunuyor. Sütlü kahve de kruvasanın yanında çok iyi gidiyor. Kahvaltı veya ara öğün olarak ideal bir tercih.

Restoran olarak önerebileceğim ise iki yer var. En iyi seçeneğin Arcoense olduğunu söyleyebilirim. Tek sorunu Praça da Republika’ya biraz uzak olması, Hotel Joao XXI’ın diğer tarafında kalıyor. Avenida da Liberdade’den 5, 41 ve 90 numaralı araçlarla gidebilirsiniz ama yorgun değilseniz yürümek de mümkün. Cabrito Pingado adında ilginç bir spesiyalleri mevcut. Oğlak etini ızgara yapıp pilav üzerinde servis ediyorlar, oldukça şaşırtıcı biçimde bana Orta Asya’daki Türk yemeklerini hatırlattı. Kim bilir, belki asırlar evvel Türk asıllı bir seyyahın veya paralı askerin yolu buraya düşmüştür de Bragalılara bu yemeği öğretmiştir!

Önerebileceğim diğer restoran olan Taberna do Felix, yani Felix’in tavernası ise daha merkezi bir konuma sahip, Braga Katedrali’nin bulunduğu sokağa girmeden hemen sol tarafta bulunuyor. Zaten bu sokak restoran ve kafelerle dolu, ne de olsa Braga’nın turistik merkezi. Ufak, samimi bir işletme olan bu tavernada karnınızı doyurabileceğiniz klasik yemekler servis ediliyor.

Braga Geceleri

Az nüfuslu, sakin bir kent olan Braga’da gece hayatı çok da canlı sayılmaz. Az sayıda bar ve club şehrin sokaklarına dağılmış durumda.

Sadece hafta sonunda (Cuma dahil) ve Çarşamba geceleri hareketli oluyorlar. Bunun nedeni Çarşamba gecelerinde üniversite öğrencilerine indirim olması ve onların akın akın gelmesi.

Şehirdeki en popüler iki bar, katedral civarında yer alan Deslize ve Insolito. İkisi de kokteylleriyle meşhur. Dans etmek isteyenler ise kentin biraz dışında yer alan Discoteca Populum’a uğrayabilirler.

Şehrin en eski diskosu olan Sardinha Biba ise konaklama için önerdiğim Hotel Joao XXI’in bir sokak arkasında bulunuyor.

Daha sakin bir gece geçirmek isteyenler ise katedralin yanındayken meydana sırtlarını verip yürüyerek birkaç dakikada Domus Vinum’a ulaşabilirler. Burası İspanyol ve Portekiz mezeleri ile birlikte geniş bir şarap seçkisi sunuyor.

Festival zamanlarında ise Braga geceleri cıvıl cıvıl oluyor, bunlardan en ünlüsü eylülde yaptıkları Beyaz Gece. Herkes beyaz giyiniyor, her köşede müzik çalıyor ve insanlar sokakta şenlik havasında yürüyorlar.

Nisan ayında, Paskalya’dan bir hafta önce ise sokaklar çiçeklerle bezeniyor ve ortalık botanik bahçesine dönüyor.

Braga şehrinin koruyucu azizi Sao Joao (San Jon) adına düzenlenen festival ise 23 Haziran gecesi gerçekleşiyor.

Mayıs ayının son Pazar gününde ise Braga’nın Antik Roma İmparatorluğu yönetimindeki parlak geçmişini yad etmek için herkes Romalı gibi giyiniyor (Antik Roma idaresinde Braga bölgenin başkentiymiş).

Braga’da Alışveriş

Braga’da tezgahlarda çok sayıda gitar biblosu göreceksiniz. Cavaquinhos denen bu biblolar Braga’ya gelenlerin anı veya hediyelik eşya olarak almayı en çok tercih ettiği nesne.

Özellikle Domingos Machado hem fiyat hem çeşitlilik açısından en uygun yer. Ayrıca şehirdeki halk pazarı olan Mercado Municipial’e de bir göz atabilirsiniz.

Bunun dışında da öğrencilerin günlük ihtiyaçları için kullandığı iki alışveriş merkezi var (BragaParque ve BragaShopping) ama ikisinin de özgün bir tarafı yok.

BragaShopping hemen Praça de Republica’nın yanında yer aldığından bir ihtiyacınız olursa oradan alabilirsiniz. Braga alışveriş için çok seçenek sunmuyor maalesef.

Portekiz’de Gezilecek Diğer Yerler

Böylece Portekiz hakkındaki gezi yazılarımın sonuna geldik. Ülkede fazladan zamanı olanlara Guimaraes’i ziyaret etmelerini de öneririm. Bir günlük gezi yeterli gelecektir. Porto’dan saat başı kalkan trenler kırk dakikada ulaşıyor. Braga’dan iki saatte bir kalkan trenler ise sadece yarım saatte varıyor.

Küçük bir şehir olan Guimaraes aslında tam bir öğrenci kenti, yerleşimin büyük kısmını üniversite oluşturuyor ve üniversite tatil olduğunda şehir de ıssız bir hale geliyor. Adeta dev bir kampüs!

Günümüzde böyle olsa da aslında tarihi açıdan çok önemli bir şehir. Portekiz Krallığı’nı kuran  Afonso Henrique’nin ilk kalesi Guimaraes’de yer alıyor, burada topladığı kuvvetler ile ülkenin kalanını şehir şehir ele geçirmiş.

Şehirdeki görülecek noktaların başında da Guimaraes Kalesi geliyor. Bin yıllık bu kale çok iyi korunmuş durumda, kralın kendisi her an köşeyi dönüp sizi selamlayacakmış gibi duruyor. Her gün 10:00 ile 18:00 arası açık, giriş ücreti de yalnızca 2.50 Euro.

Afonso’nun vaftiz edildiği ufacık, epey sade, sekiz asırlık kilise (Igreja de Sao Miguel do Castelo) de aynı saatlerde ücretsiz olarak gezilebiliyor.

Her yere yürüyerek ulaşabileceğiniz kadar ufak olan kentin ana meydanı ise Largo da Oliveira yani Zeytin Ağacı Meydanı. Burada bulunan tarihi Zeytin Ağacı Kilisesi (Igreja da Oliveira) ve Padrão do Salado da görülesi yerler.

Ayrıca altı asırlık bir geçmişe sahip olan Paço dos Duques de Bragança (Braganza Dükü Sarayı) da ziyaret edilebilir, eskiden Braga ve Guimaraes bölgesini yöneten dükler burayı idari merkez olarak kullanırlarmış. Her gün 09:00 – 18:00 arası açık olan sarayın giriş ücreti ise 5 Euro.

Son olarak, teleferik ile Montanha da Penha, yani Kaya Dağ’a çıkıp bütün bölgeyi tepeden seyredebilirsiniz, teleferik bileti gidiş dönüş toplam 5 Euro.

Son olarak bahsetmek isterim ki futbol takımının da kentin tanıtımında payı büyük. Braga Spor Kulübü şimdiye dek Avrupa kupalarında Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş ile karşı karşıya geldi. Futbolsever okurlara ismi oradan tanıdık gelmiştir.

Kulübün oldukça ilginç bir de stadı var: Dağın kenarına kurulduğundan bir yanında tribün yok, sadece çıplak kayalar yer alıyor. Braga’da fazladan zamanı olanlar uğrayabilirler.


Antik Roma İmparatorluğu’nun kayıtlarında bile günümüzdeki ismi ile geçen Braga, pek bilinmemesine ve küçük olmasına rağmen oldukça güzel ve tarihi bir şehir. Sunduğu hoş deneyim ile yavaş yavaş tur programlarında da kendine yer edinmeye başlamış durumda.

Siz de turist kalabalığı şehri hıncahınç doldurmadan bir uğrayıp sakin haliyle görmek isteyebilirsiniz, görülecek birçok yer barındıran bu şirin kente geldiğinize pişman olmayacaksınız. İyi seyahatler!

Paylaş
Etiketler BragaPortekiz
Kerem Alp Usal

Adana’da doğan yazar, Ankara Fen Lisesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü mezunudur. ODTÜ Enformatik Enstitüsü’nde Bilişsel Bilimler Bölümü’nde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Yazın hayatına kaleme aldığı öykülerle başlamış ve öyküleri çeşitli dergilerde yayımlanmıştır. Yazarın yayımlanmış 9 adet kitabı bulunmaktadır. Çok bilmenin tek yolunun hem çok okumak hem de çok gezmek olduğunu düşünüp ikisini de bol bol yaptığından gezdiği yerleri anlatan seyahat yazıları yazmaya başlamıştır.