Kategoriler Listeler

Herkesin Hayatında Mutlaka Yapması Gereken 34 Seyahat

Zaman hızla akıp geçerken bazıları oturmuş, geçmişten anı seçerek mutlu oluyor. Hayatın durağan akışında kaybolup gidiyor, yalnızca seyretmekle yetiniyor.

Halbuki insan dünyaya bir kez geliyor. Her günü, her saati hatta her dakikayı değerlendirmesi gerekiyor. Çevresinde gördükleriyle sınırlı kalmamalı kendi çizgisinin ötesine geçmeli insan. Farklı şehirlerde, farklı ülkelerde keşfedilmeyi bekleyen hikayeler dolaşıyor.

Mutlu anılar biriktirip geleceğinize aktarmak istiyorsanız asla durmayın. Sürekli hareket halinde olun, bilgiye ve yeniliklere kendinize kapamayın. O zaman gelişmeye ve değişmeye başlarsınız.

Herkesin Hayatında Mutlaka Yapması Gereken 34 Seyahat

1) Ağlayan Kaya, Manisa

Manisa‘daki Spil Dağı birçok efsaneye ev sahipliği yaparken, dağın yamacında Ağlayan Kaya bulunuyor.

Kadın yüzünü andıran bu kayanın göz biçimindeki iki kovuğundan sürekli su akıyor.

Efsaneye göre Kral’ın kızı Niobe’nin bütün çocukları gözleri önünde öldürülür. Acıya dayanamayan Niobe taş kesilir ve gözyaşları bir ömür durmaz.

2) Nemrut Krater Gölü, Bitlis

Türkiye’nin en büyük dağlarından Nemrut Dağı’na tırmanmak bir yana dursun, ülkemizin en büyük krater gölü olan Nemrut Krater Gölü’nü hayatınızda bir kereliğine de olsa mutlaka görmelisiniz.

Çölün ortasındaki bir vahayı andıran gölün çevresi yeşilliklerle kaplı olduğu için doğaseverlerin akınına uğruyor.

Manzarası akıllara kazınan Bitlis‘teki Nemrut Krater Gölü’nde yüzebilir, balık tutabilir veya sadece seyre dalabilirsiniz.

3) Girlevik Şelalesi, Erzincan

Erzincan kent merkezine 14 kilometre mesafede yer alan Girlevik Şelalesi, Türkiye’de mutlaka gidilmesi gereken yerler arasında bulunuyor.

Ülkemizde pek fazla şelale olmaması bir yana dursun, Girlevik Şelalesi’nin ağaçların arasından akan görüntüsü görenleri mest ediyor.

Çevrede piknik alanlarının bulunması da bu güzelliğe gün boyu şahitlik ederken bir yandan da sevdiklerinizle sohbet edebilir, karnınızı doyurabilirsiniz.

4) Ani Harabeleri, Kars

Kars’ın merkezine ortalama 45 kilometre mesafede bulunan Ani Harabeleri’nin inşasına 961 yılında başlanmış, 1045’te tamamlanmış.

Yurt içi ve yurt dışından pek çok ziyaretçinin geldiği harabeler, inşa edildiği dönemde Ermeni hükümdarının merkezi halini almış.

Günümüzde ziyaret edenleri tarihin yıkıcı gücüne direnen Ani Harabeleri’nde 11 – 12. yüzyıla ait İslami eserler yer alıyor.

5) Cennet – Cehennem Vadisi, Hakkari

Merkeze 45 kilometre mesafede yer alan Cennet – Cehennem Vadisi, ülkemizin eşsiz güzelliklerinden bir tanesi.

3500 rakımlı Cilo Dağı’nın bir bölümünde buzullar yer alırken, arasından fışkıran yeşillik ve çiçekler ünlü bir ressamın eseri gibi uzanıyor insanın önünde.

Bölgeye kamp yapmak, kaya tırmanışı, doğa yürüyüşü gibi etkinlikler yapmak için giden insanlar vadinin büyüsüne kapılmadan edemiyorlar.

6) İshak Paşa Sarayı, Ağrı

Doğubeyazıt’ta yer alan İshak Paşa Sarayı, Çolak Abdi Paşa tarafından yapılmış.

18. yüzyıl Osmanlı eserleri arasında en dikkat çeken sarayda 116 oda, cami, türbe, divan, harem odaları, zindanlar, iç ve dış avlular bulunuyor.

Türkiye’nin doğusundaki en önemli Osmanlı sarayı olan Ağrı‘daki İshak Paşa Sarayı, özellikle tarih meraklılarının mutlaka gitmesi gereken yerlerden biri.

7) Harput Kalesi, Elazığ

Urartular zamanı inşa edilen Harput Kalesi, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış.

Türkiye’de bulunan onca tarihi kale arasında Elazığ‘daki Harput Kalesi’ni özel kılan şey ise harçtan değil, sütten yapılmış olması.

Bu sebeple Süt Kalesi olarak da biliniyor. Kalenin sütten yapılmasının o dönemlerde su kıtlığı yaşanmasından kaynaklandığı iddia ediliyor.

8) Ahlat Mezar Taşları, Bitlis

Van Gölü kıyısında konumlanan Ahlat’ta, uzaktan bakıldığında Stonehenge’i andıran mezar taşları bulunuyor.

Uzun yıllar Selçukluların hüküm sürdüğü Bitlis‘te, Selçuklu Dönemi’nin taş işçiliği ve inanışının muazzam harmonisiyle Ahlat Mezar Taşları ortaya çıkmış.

Orhun Kitabeleri’ni de andıran mezar taşları toplamda 118 tane.

9) Tortum Şelalesi, Erzurum

Dünyanın en yüksek üçüncü şelalesi olma unvanına sahip Erzurum’daki Tortum Şelalesi, 18. yüzyılda gerçekleşen heyelan sonucunda Tortum Çayı’nın önünün kapanması ve Tortum Gölü’nü oluşmasıyla meydana gelmiş.

48 metre yüksekliğe sahip Tortum Şelalesi, filmlerde görüp de imreneceğiniz manzarasıyla insanın aklını başından alıyor.

Üstelik şelalenin yanındaki piknik alanlarında yemeğinizi yiyebilir, doğanın uyumlu sesleri eşliğinde bütün kaygılarınızdan arınabilirsiniz.

10) Muradiye Şelalesi, Van

Cennetin yeryüzündeki gölgesi Muradiye Şelalesi, görenleri kendisine hayran bırakıyor.

Doğanın mucizeleri karşısında insanların adeta nutkunun tutulduğu anlardan birini sunan şelale, Mahi Çayı’ndan başlıyor ve başlangıç kısımlarında oldukça ufak gözüküyor.

İlerledikçe ihtişamı arşa çıkan Muradiye Şelalesi, hızlı aktığı için de muhteşem bir görüntü oluşturuyor.

Yalnızca şelale değil etrafını çevreleyen çiçekler ve yeşillikler, cennetin yeryüzündeki gölgesi tabirini karşılıyor.

11) Akdamar Adası, Van

Van Gölü’nün ikinci büyük adası olan Akdamar Adası’nı özel kılan şey ise üzerinde binlerce yıllık bir kilise bulunması.

Ermenilerden kalma Akdamar Kilisesi’nin bir de hikayesi vardır ki, duyduğunuz an gözleriniz dolar.

Hele bir kelimeler, kilisenin duvarlarına çarparak akmaya başlarsa, kendinizi bir anda hikayenin içinde bulursunuz.

12) Halfeti (Saklı Cennet), Şanlıurfa

Eski Halfeti ve Yeni Halfeti olarak ikiye ayrılan bölge Saklı Cennet olarak da biliniyor.

Birecik Barajı’nın inşasıyla Eski Halfeti olarak adlandırılan bölgenin yüzde 80’i sular altında kalmış. Bunun üzerine de 15 kilometre öteye Yeni Halfeti kurulmuş.

İki bölge birleşerek Halfeti’yi oluşturmuş ve Türkiye’nin ‘Cittaslow’ları arasına girmeyi başarmış.

13) Diyarbakır Surları, Diyarbakır

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aday olan Diyarbakır Surları, Çin Seddi’nin ardından dünyanın en uzun ikinci suru olarak kayıtlara geçmiş.

Üzerindeki kabartma ve süslemelerden pek çok medeniyete ev sahipliği yaptığı anlaşılan yapı, 12 metre yüksekliğinde ve 5 kilometre uzunluğunda.

14) Hasankeyf Kalesi, Batman

Hasankeyf başlı başına bir güzellik iken, içerisinde barındırdığı spesifik yapılarla insanlara kendisine bir kez daha hayran bırakıyor.

Fırat Nehri kıyısında konumlanan 200 metre yüksekliğindeki Hasankeyf Kalesi, Roma zamanında inşa edilmiş. Sasaniler’den korunmak için yaptırılan kale tarih boyunca birçok medeniyete de ev sahipliği yapmış.

15) Zeugma Antik Kenti ve Müzesi, Gaziantep

Milattan önce 300 yılında Büyük İskender’in komutanlarından I. Selevkos Nikator tarafından kurulan Euphrates ile hemen karşısındaki Apama şehirlerinin milattan önce 31’de Roma’ya bağlanmasıyla tek şehir olarak Zeugma adını almış.

Gaziantep‘teki Zeugma Müzesi ise 2011’de kurulmuş. Burada antik kentten çıkartılan mozaikler sergileniyor.

Dünyanın en büyük mozaik müzesi olan Zeugma Müzesi, 13 renk armonisinden oluşuyor. Müzedeki en önemli yapı ise Çingene Kızı Mozaiği.

16) Balıklı Göl, Şanlıurfa

Şanlıurfa’nın sembolü olan Balıklı Göl, hikayesi nedeniyle inananlar için önem teşkil ediyor.

Hz. İbrahim, Nemrut’a başkaldırmış, Nemrut da İbrahim için Urfa Kalesi’nde ateş hazırlamış.

Ancak ateş suya, odunlar da balığa dönüşmüş. Bu nedenle Balıklı Göl’deki balıklar kutsal kabul edilir ve kimse yemez.

17) Kristal Teras, Karabük

Safranbolu’da 80 metre yüksekliğindeki kanyona inşa edilen kristal teras üzerinden aşağıya bakanların deyim yerindeyse yürekleri ağızlarına geliyor.

İlk bakışta adım atacak cesareti bulamasanız da alıştığınızda Tokat Kanyonu’nun gerçek anlamda ayağınızın altına serildiğini görüyorsunuz.

Related Post

75 ton kaldırabilen terasa aynı anda 30 kişiden fazla kişi çıkamıyor.

Kristal Teras, sizi kuş gibi özgür değil, tam anlamıyla kuş gibi hissettirecek.

18) Uzungöl, Trabzon

Bir başka saklı cennet de Trabzon’da bulunuyor. Haldizen Deresi’nin kapanmasıyla oluşan Uzungöl, muhteşem manzarasıyla gidenleri adeta büyülüyor.

Yeşilin her tonunu barındıran bölgede ufak da olsa yerleşim yeri bulunuyor. Burada, doğanın büyüleyici atmosferi altında yemek yiyebilir, gezintiye çıkabilir ve anı ölümsüzleştirebilirsiniz.

19) Sümela Manastırı, Trabzon

Trabzon’un Maçka ilçesinin Altındere Köyü’nde konumlanan Sümela Manastırı, bir yamaçta kayalıkların üzerine inşa edilmiş.

Görüntüsü korkunç bir şatoyu andırsa da manastır olarak hizmet veren yapıda manastır öğrencilerinin odaları, mutfak, misafirhane, kütüphane gibi bölümler bulunuyor.

Milattan önce 395 yılında yapıldığı düşünülen Sümela Manastırı’nın süslemeleri, freskleri ve mimarisi kendisini dünyanın en özel eserlerinden bir tanesi yapıyor.

Uzungöl, Sümela Manastırı ve Trabzon’da gezilecek tüm diğer yerler için linke tıklayabilirsiniz.

20) Divriği Ulu Camii, Sivas

Sivas sınırları içerisindeki en önemli tarihi eser olan Divriği Ulu Camii’nin yapımına 1128’de başlansa da ancak 1229 yılında tamamlanabilmiş.

Mengüçoğullarından Turan Melek Şah tarafından inşa ettirilen yapı Igımbat Dağı eteklerinde konumlanıyor.

Dikdörtgen yapıda olan caminin kapılarında ve sütunlarındaki motifleri ile taç kapısındaki işlemeleri görülmeye değer.

21) Ihlara Vadisi, Aksaray

Güzelyurt ilçesinde yer alan Ihlara Vadisi, Hasandağı Volkanı’ndan püsküren lavlar sonucu oluşmuş.

Benzersiz bir güzelliğe sahip olan Ihlara Vadisi’nde yürüyüş yapmak ve doğanın sesini dinlemek ölmeden önce mutlaka yapmanız gereken şeylerin başında geliyor.

22) Beyşehir Gölü, Konya

Ülkemizin en büyük tatlı su gölü ve en büyük üçüncü gölü olan Beyşehir Gölü, tektonik ve karstik olaylar sonucu meydana gelmiş.

2 plajı ve 22 adası bulunan gölde yüzebilir, kuş gözlemciliği, avcılık ve dağ sporları faaliyetlerinde bulunabilirsiniz.

Ayrıca Beyşehir Gölü, milli park ilan edilerek devlet tarafından koruma altına alınmış.

23) Meke Gölü, Konya

Dünyada eşi benzeri olmayan Meke Gölü, Konya‘nın Karapınar ilçesinde bulunuyor.

Çift zamanlı volkanik bir krater gölü olan Meke Gölü, yağmur suları ve yer altı sularıyla besleniyor.

Gölün içerisinde adalar bulunduğu için adeta dev bir nazar boncuğunu andırıyor.

Çok sayıda kuş türüne de ev sahipliği yapan Meke Gölü, doğal sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmış.

24) Gümüşler Manastırı, Niğde

Kent merkezine 9 kilometre mesafede yer alan Gümüşler Manastırı, büyük bir kayanın oyulmasıyla yapılmış.

Bölgenin en büyük manastırı olan Gümüşler Manastırı’nın Bizans döneminden kalma olduğu düşünülüyor.

1973’de koruma altına alınan bu yapıyı mutlaka ziyaret etmeniz gerekiyor.

25) Ulubey Kanyonu, Uşak

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Büyük Kanyon’dan sonra dünyanın en büyük ikinci kanyonu olma unvanını taşıyan Ulubey Kanyonu’nun jeolojik yapısından dolayı her çeşit meyve ve sebze yetişiyor.

Kanyonun içi bambaşka bir dünyaya merhaba demenizi sağlasa da 2005’te yapılan Cam Teras’la Ulubey Kanyonu’nu kuş bakışı görebilirsiniz.

26) Çini Müzesi, Kütahya

Türkiye’nin ilk ve tek çini müzesi, dünyaya adını çinileriyle duyuran Kütahya’da bulunuyor.

1999 senesinde açılan müzede 14. yüzyıldan günümüze kadar yapılan çiniler sergileniyor.

Osmanlı döneminde, saray, cami, türbe gibi önemli yapıların süslemesinde kullanılan çinileri kendi gözlerinizle görmek, güzellik algınızı değiştirecek.

27) Bodrum Kalesi, Muğla

Bodrum’un sembolü Bodrum Kalesi, 15. yüzyılda St. Jean Şövalyeleri tarafından inşa edilmiş.

İçerisinde ülkelerin adlarıyla anılan kaleler bulunuyor.

İhtişamlı mimarisiyle görenleri kendisine hayran bırakan kalenin 7 kapısında da farklı hayvan figürleri bulunuyor.

Bodrum Kalesi’nin içi merak uyandırırken, dışı da oturup saatlerce izleminize neden oluyor.

28) Afrodisias Antik Kenti, Aydın

Milattan önce 1. yüzyılda kurulduğu tahmin edilen antik kentte, farklı medeniyetler tarafından inşa edilmiş yapılar çıkartılmış.

Döneminin en önemli antik kenti olan Afrodisias Antik Kenti’nde, Roma döneminde inşa edilen 7 bin kişilik tiyatro, kentin kuruluşla inşa edilen, milattan sonra 6. yüzyılda kiliseye dönüştürülen Afrodit Tapınağı ve milattan sonra 2. yüzyılda Roma İmparatoru Hadriana şerefine yaptırılan Hadrian Hamamı bulunuyor.

29) Cennet Adası, Muğla

Aslında yarımada olan Cennet Adası, adından da anlaşılacağı üzere bir yeryüzü cenneti.

Tekneyle veya Yalancı Boğaz’dan yürüyerek ulaşabileceğiniz ada, yeşilin maviyle buluşarak eşsiz bir manzarayı gözler önüne seren doğal güzelliklerden biri.

İçerisinde bir de mağara bulunan Cennet Adası’na huzuru bulmak için bile gidebilirsiniz.

30) Efes Antik Kenti, İzmir

Türkiye’nin en değerli antik kenti olan Efes Antik Kenti, yıl boyunca binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.

İçerisinde, milattan sonra 2. yüzyılda, Romalılar tarafından inşa edilen Çifte Kilise, İmparator Hadrian için yapılan Hadrian Tapınağı, iki katlı, büyük havuzlu, ortasında Trajan Heykeli bulunan Trajan Çeşmesi, kenti en görkemli yapısı olan St. John Kilisesi ve daha pek çok eser günümüze kadar ulaşmayı başarmış.

Tarihin tozlu sayfaları arasında dolaşmak istiyorsanız, İzmir antik kentlerinin en ünlüsü Efes Antik Kenti’ne gitmelisiniz.

31) St. Pierre Kilisesi, Hatay

Antakya ilçesinde yer alan kilise, ilk başlarda bir mağaraymış.

Milattan sonra 29’da Hz İsa’nın havarilerinden biri olan St. Pierre buraya gelmiş. Mağaraya kilise inşa edip halka Hristiyanlık inanışını yaymak için kullanmış.

Milattan sonra 12 – 13. yüzyılda bölgeye gelen Haçlılar, kiliseye eklemeler yaparak gotik bir mimariye sahip olmuş.

Milattan sonra 4 – 5. yüzyıllara ait mozaiklerin bulunduğu St. Pierre Kilisesi’nde bir de kutsal kabul edilen su bulunuyor.

32) Kız Kalesi, Mersin

Deniz Kalesi olarak da bilinen Kız Kalesi, küçük bir adacık üzerine inşa edilmiş.

15. yüzyılda Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından restore edilen kalenin 8 burcu bulunuyor.

Muhteşem bir güzellik olan kale, seyahat planlarınız arasında bir yer hak ediyor.

33) Eğirdir Gölü, Isparta

Türkiye’nin 4. büyük tatlı su gölü olan Eğirdir Gölü ortalama 14 metre derinliğe sahip.

İçerisinde Can Adası ve Yeşil Ada bulunuyor. Göl ve çevresinde su sporları, balıkçılık, yamaç paraşütü, rüzgar sörfü gibi aktiviteler düzenleniyor.

Siz de suyun altında gözlerinizi açarak Eğirdir Gölü’nde yüzebilir, hafif güzelliğin tadını çıkarabilirsiniz.

34) Köprülü Kanyon, Antalya

Isparta’dan başlayan Antalya’da denize dökülen Köprüçay’ın vadisi Köprülü Kanyon’da her yıl rafting yapılıyor.

Üzerinde iki tane köprü bulunmasından dolayı Köprülü adını alan vadinin coşkun sularında adrenalin dolu rafting macerasına katılabilirsiniz.

Ayrıca, vadideki köprülerden büyük olanı usta tarafından, küçük olanı da çırağı tarafından yapılmış.

Paylaş
Ezgi Opan

Blogger, içerik yazarı, editör, besteci, söz yazarı, gitarist, turizmci, seyahat tutkunu, müzik ve kedilere hasta☺️