Diyarbakır’da Gezilecek Yerler Rehberi

0
2877
diyarbakır'da gezilecek yerler

Özüne dört elle sarılan şehir Diyarbakır, 9 bin yıllık tarihini göz önüne bırakmış ziyaretçi bekliyor. Ola ki Dicle’nin bile toprağında akmaktan mutluluk duyduğu şehre gidip tarihe, kebaba, karpuza doymak isterseniz adresiniz Güneydoğu Anadolu. Hoş sohbeti, samimiyeti ile gönülleri fetheden yöre halkının surlar içindeki yaşamına tanıklık edebilmenize olanak tanıyacak bu gezintiye çıkmadan önce bilmeniz gereken her şeyi bu yazımızda sizlerle paylaşmak istedik. İşte tüm cazibesiyle size kendini sunacak Diyarbakır’dan enstantaneler:

Diyarbakır’da Gezilecek Yerler

 

Hanlar ve Kervansaraylar

Sülüklü Han

1683 yılında inşa edildiğinde 3 katlı olan Sülüklü Han, Hanilioğlu Mahmut Çelebi ile kız kardeşinin isteği üzerine yapılmış. Yalnızca bir katı ayakta kalan bu han, bugün ziyaretçilerini ağırlayabilen otantik bir mekân olarak varlığını sürdürüyor. Zamanında Kurtuluş Savaşı’na da hizmet etmesiyle tarihi bir önem taşıyor. Kapısında bulunan kitabede hanın geçmişinin 5 dilde sunulması etnik kaynaşmanın kanıtı adeta.

Hasan Paşa Hanı

Yapımı 1573 yılında tamamlanan bu iki katlı handa bir avlu ve bir de şadırvan bulunuyor. Hanlarına sahip çıkan Diyarbakırlılar, bu tarihi hanı turistik bir merkez haline getirerek değerlendirmişler. Doğal bütünlüğü sağlayarak dekore edilen hanın içinde pek çok işletme bulunuyor. Gezinizden arta kalan yorgunluğu burada atabilmek için şöyle bir demli çay söyleyin kendinize.

Deliller Hanı

Aynı zamanda kervansaray olarak hizmet veren han, Diyarbakır Valisi Hüsrev Paşa’nın isteğiyle yaptırıldıktan sonra valinin ismiyle anılsa da zaman zaman hacı adaylarına rehberlik edecek delillerin burada ağırlanmasından dolayı Deliller Hanı olarak da bilinir olmuş. Bugün hala otel olarak kullanılan hanın restoran bölümü de var.

Kervansaray

1521 yılında yapımına başlanan Kervansarayın inşası 6 yıl sürdükten sonra 72 tane odasına ek olarak 800 deve için yapılmış ahırı ve 17 tane dükkanıyla hizmete açılmış. Bugün misyonundan çok fazla bir şey kaybetmeyen bu han, bir otelin bünyesinde hizmet vermeye devam ediyor.

Diyarbakır’daki Kaleler ve Surlar

Ağil Asur Kalesi

Oldukça stratejik olarak planlanan kale, üç taraftan vadilerle çevrili bir kayanın oyulmasıyla oluşturulmuş. Asur işçiliği bulunan kale, depolama ve sığınma alanı olarak düşünülse de yer altı tünellerine bakılırsa savaş anlarında kritik bir konumu olduğu izlenimi oluşuyor. Bu tüneller Dicle Nehri’ne kadar da ulaşıyor üstelik.  Bu kaleye geldiğinizde kalenin kuzeydoğu tarafında kalan kral mezarlarını da görebilirsiniz.

Diyarbakır Kalesi

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Diyarbakır Kalesi, heybetli görünümüyle Sur ilçesinin bir parçası olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. 9 bin yıllık surları, şehir burçları, iç ve dış kale bölümleriyle oldukça ilgi çekici bir duruş sergiliyor.

İç Kale

1207 yılında yapılan Artuklu Kemeri’nden giriş yapılabilen İç Kale, geçmişi Milattan Önce 4 bin 200 yılına kadar dayanan Amida Höyük ve sadece kalıntılarına rastlanılan Artuklu Sarayı gibi önemli eserleri saklıyor içinde. Bir dönem hapishane görevi gören İç Kale’nin içindeki bu sarayda kitaplarının kopyaları Avrupa’nın çeşitli yerlerinde, Süleymaniye ve Topkapı kütüphanelerinde bulunan El Cezeri’nin Orta Çağ’da ürettiği robotları kullanılmış.

Aşağıdaki panelden otobüs ve uçak bileti sorgulayabilirsiniz.
Dış Kale

Diyarbakır Kalesi’ni, surlarını ve burçlarını kapsayan geniş bir alanın tamamı, Dış Kale olarak adlandırılıyor. Bu haliyle bir kalkan balığına benzediği söylenen Dış Kale’nin bütünlüğü vakti zamanında dönemin valisi tarafından Dağkapı kısmındaki surlar yıktırılarak bozulmuş. Fransız bir arkeolog tarafından durdurulan yıkımdan geriye kalanlar, restorasyonlarla yaşatılmaya devam ediyor.

Şehir Burçları

Dış Kale üzerinde bulunan tam 82 burcu işaret ediyor Şehir Burçları. Üzerinde kabartmalı şekiller ve figürler olan burçlardan Güneş Tapınağı’nın üzerinde bulunan Keçi Burcu, Diyarbakır’ın en güzel manzaralarından birini sunuyor. Keçi Burcu ve Güneş Tapınağı’nı görmek isterseniz girişler ücretsiz. 1208 yılında eş zamanlı inşa edilen Yedi Kardeş Burcu ve Evli Beden Burcu, zamanla Usta Çırak Efsanesi olarak bilinen bir şehir efsanesine gebe kalmış. Efsaneye göre çırağın işi ustanınkinden iyi olunca usta yaptığı burçtan kendini bırakıyor. Bunu görünce içerleyen çırak da dayanamayıp intihar ediyor.

Diyarbakır Surları

Yüksekliği 10-12 metreyi bulan Diyarbakır Surları, İç kale içinde 5 bin 700 metre boyunca uzanıyor. Varlığı milattan öncesine dayanan surlar, zaman içinde tahrip olduğu için Milattan Önce 349’da Bizans İmparatoru Costantinus’un yenileme emriyle yeniden yükselmiş ve Mardin Kapı, Su Kapısı, Urfa Kapı ve Harput Kapı olarak adlandırılan 4 ana kapısıyla günümüze kadar ulaşmış oluyor.

Mardin Kapı

Tel Kapısı veya Tepe Kapısı olarak da bilinen Mardin Kapı, Diyarbakır’ı ele geçiren Halife Murtezid Billah tarafından yıktırılan surların içinde olmasına karşın 900’lü yıllarda Halife Muktedir Billah ile vezirinin arzusu üzerine bir mühendis tarafından onarılarak bugüne kadar ulaşmış. Kürtçe adı Deriyê Mêrdînê olan bu kapı, eski Mardin yoluna uzandığından bu isimle anılıyor.

Urfa Kapı

Halep veya Rum Kapısı adlarıyla da bilinen Urfa Kapısı aslında biri büyük, toplamda üç kapıdan oluşuyor. En eski kapı iki taraftan demir kapılara sahip bir geçit gibiyken bugün sadece kapıların ve zindanların kalıntılarıyla kalakalmış bir tünel gibi duruyor. Kürtçe söylemiyle Deriyê Ruhayê’nin sonradan açılan kapıları, Cumhuriyet zamanından kalan bir miras gibi varlığını sürdürüyor.

Harput Kapı

Harput’a doğru açıldığından Harput Kapı olarak anılan bu kapıya Dağ Kapı veya Deriyê Çiyê de deniyor. 1932’de şehre hava akışı sağlayabilmek için Dağkapı Burcu’nu takiben birkaç burç ile sur duvarlarının küçük bir kısmı yıktırılmış. Bu kapının iki katından birinde Diyarbakır Devlet Güzel Sanatlar Galerisi bulunuyor.

Dicle Kapısı – Su Kapısı

Dicle Nehri’ne ve verimli Hevsel Bahçeleri’ne açılan Su Kapısı’nın yapımına 1240 yılında başlanmış ve bir sene sonra yapımı tamamlanmış Bizans Dönemi eseri olarak günümüze ulaşmış. Tek girişi olan bu kapı, zaman zaman Dicle Kapısı olarak anıldığı gibi Yeni Kapı veya Deriyê Nû diye de isimlendiriliyor.

Diyarbakır’daki Müzeler ve Kültürel Merkezler

Diyarbakır Arkeoloji Müzesi

Zenciriye Medresesi’nde 1934 yılında açılan ama 1985’ten beri Elâzığ Caddesi’nde bulunan bu müzeyi ziyaret ettiğinizde Paleolitik Dönemi’nden Osmanlı Dönemi’ne kadar yaşanan gelişmelere tanık olacaksınız. Çeşitli ören yerlerindeki kazılar hala devam ettiği için müze, yeni buluntularla tazelenme ve yeniden cazibe merkezi olma şansına erişiyor. Yaz döneminde saat 09.00’da ve kış döneminde 08.00’de açılan müzenin kapanış saati 17.00 oluyor. Ziyaret etmek isterseniz, pazartesi günleri kapalı olan müzenin giriş ücreti 5 TL.

Çay Önü Ören Yeri

9000 yıllık Çayönü buluntularını da görmek isterseniz Ergani ilçesine yolculuk etmeniz gerekiyor. Buradaki antik kentten bulunanlar Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nde görücüye çıkıyor. Çayönü Höyüğü’nde çalışmalar devam ettiği için bölgede hareketlilik sürse de buluntular Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor. İsterseniz müzedeki buluntuları da inceleyebilirsiniz.

Gazi Köşkü

Semanoğlu Köşkü olarak da anılan Gazi Köşkü, üzerinde Akkoyunlu işçiliğini taşıyor. 15. yüzyılda yapılan köşk, 1916 yılında Kolordu Karargâhı için şehre gelen Mustafa Kemal Atatürk’ün yaklaşık bir sene kadar burada konaklaması için kullanıldıktan sonra Diyarbakır Belediyesi tarafından 1926 yılında Atatürk’ün “fahri hemşeri” sıfatına layık görüldüğünün ertesi yılı halk arasında toplanan parayla sahiplerinden alınan köşk, kendisine takdim edilmiş.  Ücretsiz olarak ziyaret edebileceğiniz köşkteki tesiste hoş vakit geçirmek isterseniz buradaki hizmetler belli bir ücret karşılığında sağlanıyor.

Cahit Sıtkı Tarancı Evi

Ünlü şairin doğduğu evin 1973 yılında müze haline getirilmesi sayesinde yöreye ait kültürel dokulara sahip 14 odası olan bu evde Cahit Sıtkı’nın gelişimlerini, şairliğe adımlarını düşünmeye dalacaksınız. Ücretsiz olarak giriş yapabileceğiniz Cahit Sıtkı Tarancı Evi bir süredir tadilat nedeniyle kapalı olsa da dışarıdan görmek için bile zaman ayırmaya değer.

Ziya Gökalp Müzesi

Şu sıralar tadilat gören Ziya Gökalp Müzesi, 1824 yılında bir yazar ve şair olarak adını duyuran Ziya Gökalp’in ailesine ait evin 1953 yılında alınmasından üç yıl sonra hizmete açılmış. Ünlü sanatçının doğup büyüdüğü bu evi, yeniden açıldıktan sonra ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Yazarın eşyaları dahil o döneme hitap eden pek çok kültürel detayı bulabileceksiniz bu müzede.

Ahmed Arif Edebiyat Müzesi

Şair Ahmed Arif’e ait eşyaların, bizzat kendi el yazısıyla yazdığı eserlerinin bulunduğu müze, kurulduğu 2011 yılından beri şu an bulunduğu konakta ziyaretçi kabul ediyor. Müzeyi gezdikten sonra pek çok edebiyat ve tarih kitaplarının yuvası olan kütüphanesinde de vakit geçirebilirsiniz. Pazar günleri kapalı olan müzeyi hafta içi sabah 9’dan akşam 5’e kadar, cumartesileri ise sabah 8’den akşam 4’e kadar ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

Diyarbakır’daki Camiler ve Medreseler

4 Ayaklı Minare

Şeyh Mutahhar Cami’yi meşhur eden minare, İslam dinindeki dört mezhebi temsil eden dört ayağa sahip oluşuyla öne çıkıyor. Akkoyunlular Dönemi’nden Diyarbakır’a hatıra kalan minarenin altından 7 kez geçenlerin dileklerinin kabul olacağına inanılıyor.

Diyarbakır Ulu Cami

Paganizm dönemlerinden bu yana farklı dinlere ibadet merkezi olarak kullanıldıktan sonra Anadolu’nun ilk camisi olarak hizmet vermeye başlayan Ulu Camii, her bir cephesini dört farklı mezhebin kullanımı için ayırmış olmasıyla da büyük önem taşıyor. Diyarbakır’ın fethinden sonra Müslüman ibadeti için Ulu Cami, Saint-Thoma Kilisesi’nden dönüştürülmüş.

Behram Paşa Cami

Oldukça süslü bir minberle gönülleri fetheden Behram Paşa Cami’yi 1564 ile 1572 yılları arasında o zamanın valisi Behram Paşa’nın isteği üzerine Mimar Sinan yapmış ve kendine has üslubuyla Osmanlı mimarisine yeni boyutlar kazandırmış.

Kale Cami

Hazreti Süleyman veya Nasıriye Camii olarak anılan Kale Camii, bu ismini İç Kale surlarıyla iç içe inşa edilmesinden alıyor. Osmanlı Dönemi’nde Diyarbakır’ın fethi sırasında ölen sahabelerin defnedildiği yer olan Kale Cami, turistler tarafından büyük ilgi görürken Diyarbakırlı halkın gözünde de çok özel bir konumda bulunuyor. Özellikle perşembe ve cumaları sahabelerin bulunduğu yer olan Meşhed büyük ilgi görüyor.

Safa Cami

Taş süslemeleriyle öne çıkan Safa Cami, 15.yüzyılda Akkoyunlular tarafından yaptırılmış. İçinde bir bitkinin de olduğu malzemelerle dikildiğinden “kokulu” anlamına gelen Parlı Cami adıyla da anılıyor. Bezemeli minaresine öyle özenilmiş ki zamanında sadece cuma günleri kullanılmak üzere üzeri örtülmüş. Mimarisiyle camiyi sönük bırakan bu minare, görkemli ve bir o kadar da zarif duruşuyla günümüze ulaşmış.

Zenciriye Medresesi

Sincariye Medresesi olarak da anılan Zenciriye, tipik bir medrese olsa da Evliya Çelebi’ye göre dönemin alimlerinin değer verdiği bir medrese konumundaymış. 1934 yılındaki onarımından sonra Diyarbakır Arkeoloji Müzesi olarak bile kullanılmışsa da sonradan Sur İlçe Müftülüğü nezdinde yatılı kuran kursu olarak hizmete girmiş.

Mesudiye Medresesi

1223 yılında Artuklular Dönemi’nde yapılan medresenin ismi, inşasını yapan ustadan geliyor. Zamanın en iyilerinden olan medresede hem İslami öğretiler verilmiş hem de Fen ilminin öğrenilmesinde katkı sağlamış. Medreseyi öne çıkaran şey ise doğal afetlere karşı uyarıcı bir etkiye sahip dönebilen sütunlar inşa edilmiş olması.

Kiliseler

Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi

3. yüzyıldan bu yana kilise, Ali Paşa’da hala ibadete açık. Onarımlardan dolayı, özgün yapısında değişikliklere gidilse de son onarımı 18. yüzyılda gördüğünden tarihin izlerini taşımaya devam ediyor. Üç avlulu Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi, tarihi eserlerini bünyesinde saklıyor.  Ziyaret etmek isterseniz giriş ücretleri öğrenciler için 1 TL iken yetişkinler için 2 TL.

Surp Giragos Ermeni Ortodoks Kilisesi

16.yüzyılda yapıldığı düşünülen kilise, geçirdiği restorasyonlardan sonra yıllar içinde büyüyerek 3 bin kişilik bir kapasiteye ulaşıyor. Savaş karargâhı ve depo olarak da kullanılan bu devasa yapı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Surp Giragos Ermeni Vakfı ortaklığında yeniden restore ediliyor. Bu yüzden kiliseye ziyaret şu sıralar pek mümkün değil. 

Mar Petyun Keldani Katolik Kilisesi

17. yüzyılda inşa edilen kilise, Doğu Kilisesi’nin öğretilerinden ayrılarak varlığını sürdüren, ancak Roma’yla da arayı iyi tutan Katolik Keldanileri’nin bünyesinde. 1681’den beri Amid Keldani Patrikliği sıfatıyla çalışmalarına devam eden kilise, bugün hala ibadethane olarak kullanılıyor. Bilinen giriş ücreti 2 TL ama ziyaret ettiğinizde bu tarihi yapının yaşaması için bağış da bırakabilirsiniz.

Diyarbakır’daki Köprüler

On Gözlü Köprü

Dicle Nehri’ne salınan Allah’a ulaşacağına inanılan dilekleri dileyen insanların hikayelerine tanıklık eden bu köprü, Kırklar Dağı’nın komşusu olmuş. Dicle Köprüsü olarak da bilinen On Gözlü Köprü, adlarını mimarisinden ve coğrafyasından alıyor. Daha uzun ömürlü olması için trafiğe kapatılan köprüyü ziyaret ederseniz bir dilek de siz dileyin.

Malabadi Köprüsü

Artukoğulları Dönemi’ne ışık tutan köprülerden biri olan Malabadi Köprüsü’nün inşa tarihi 1147 yılına kadar uzanıyor. Üzerinde çeşitli figürlerde kabartmalar bulunan bu taş kemerli köprüde barınak ve hela da tasarım aşamasında köprünün planına eklenmiş.

Devegeçidi Köprüsü

Adını üzerinde bulunduğu Devegeçidi Suyu’ndan alan köprünün ayaklarında bulunan kitabelerden Artukoğulları zamanında 1218 yılında yapıldığı öğrenilebiliyor. Bazalt taş işçiliğinin örneklerinden biri olan köprü, 1972 yılında restore edilmiş.

Diğer Yerler

Suriçi: Tarihi Diyarbakır Surlarının içinde kalan bölgeyi Suriçi olarak adlandırıyor Diyarbakırlılar. Bu yazımızda da hakkında okuyacağınız hanları, kaleleri, surları, tarihi kapıları da kapsayan bu bölge, Diyarbakır’ın en çok turist çeken bölgelerinden biri. Diyarbakır merkezine geldikten sonra dar tarihi sokaklarında ister aracınızla ister yaya olarak gezintiye çıkabilirsiniz.

Dicle Nehri: Maden Çayı ve Bırkleyn Çayı ile beslenen Dicle Nehri, Basra yakınlarında Fırat Nehri ile birleştikten sonra kol kola Basra Körfezi’ne bırakıyorlar kendilerini. Kutsal kitaplarda da adı geçen Dicle’nin Allah’a doğru uzanan bir nehir olduğuna inanılıyor. Bu yüzden On Gözlü Köprü’den dileklerini nehrin suyuna bırakan çok oluyor.

Hevsel Bahçeleri: Su Kapısı’ndan meşhur Diyarbakır karpuzlarının da yetiştiği Hevsel Bahçeleri’ne ulaşabilirsiniz. 8 bin yıllık geçmişe sahip olan bu bahçeler sadece enfes tatlarıyla gönülleri çalan sebze ve meyvelerin değil aynı zamanda pek çok hayvanın da yuvası oluyor. Yıllardır Diyarbakır’ın ekonomisine can katan bahçeleri ziyaret ettiğinizde zamanında burada yaşayan insanlar ve onların hayatları üzerine düşünmeye dalacaksınız.

Aslanlı Çeşme: Nişin içindeki iki aslanından biri Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nin kanatları altında olan Aslanlı Çeşme’nin diğer aslanı yurt dışına yasak olmayan yollarla götürülmüş. 19. yüzyıl eseri olan çeşme, bugün hala İç Kale’de varlığını sürdürüyor.

Yeni Diyarbakır: Su dışında kurulmuş yerleşime verilen bu adla birlikte modern kent, tarihi kentle birleşerek güçlü bir turizm odağı haline geliyor. Parkorman gibi bir dinlenme alanının kurulduğu Yeni Diyarbakır’da Cegerxwin Sanat Akademisi kurulmuş ve Ofis Semti olarak adlandırılan yerde bir Sanat Sokağı oluşturulmuş. Gılgameş Anıtı, Mehmet Uzun Kütüphanesi ve Amed Sanat Galerisi gibi noktalarla Diyarbakır’a yeni turizm kapıları açılmış oluyor.

Diyarbakır’da Yapılacak Aktiviteler

Diyarbakır’ın en çekici adreslerinde gezinirken atlamamanız gereken bazı şeyler var. Seyahatiniz boyunca mutlaka zaman ayırmak isteyeceğiniz aktiviteleri sizin için buraya not ediyoruz.

  • Hasan Paşa Hanı’nda çeşit çeşit peynirler ve doğal ürünlerle yapacağınız mükellef bir kahvaltıyla güne başlayabilirsiniz. Daha sonra tarihi ve kültürel bir yolculuğa çıkmaya hazır olacaksınız.
  • Surları, mağaraları, müzeleri bir bir gezdikten sonra Dört Ayaklı Minare’nin altından da 7 defa geçmeyi unutmayın. Geçenlerin dilekleri kabul oluyormuş, bizden söylemesi.
  • Cahit Sıtkı Tarancı Evi’nin de içinde bulunduğu ünlü Diyarbakır evleri gibi tarihi yapıları fotoğraflanmaya değer sanat eserlerine çevirebilirsiniz.
  • Cennetin nehirlerinden biri olarak görülen bu güzel nehir Dicle kenarında yapacağınız güzel bir yürüyüşün ardından üzerindeki On Gözlü Köprü’den nehrin sularına birer dilek bırakabilirsiniz. Zira bir inanış buraya bırakılan dileklerin Allah’a ulaşarak kabul olduğu yönünde.
  • Olta balıkçılığına merak olanlara da Diyarbakır’da üç adres var. Biri elbette Dicle Nehri, ikincisi Deve Geçidi Barajı ve sonuncusu ise Karakaya Barajı.
  • Burada yapılacak aktivitelerin en güzeli ise yöre halkının hoş sohbetine katılmak. Böylelikle şehri daha çok içselleştirme fırsatı elde etmiş olursunuz.
  • Yok kafa dinlemeye geldim, derseniz Sülüklü Han’da bir ağacın gölgesinde oturup kitap okumak da iyi bir seçenek.
  • Dicle At Çiftliği’ne uğrarsanız binicilikle ilgili yapılabileceğiniz şeyler bulmanız mümkün.
  • Diyarbakır evlerinin bulunduğu bölgede sevdalısı olduğunuz ünlü isimlerin dolaştığı sokaklarda zaman yolculuğuna çıkmayı unutmayın.

Yeme İçme

Et ağırlıklı beslenen yöre halkı yemeklerinde acı, baharat veya ekşi kullanmaktan pek hoşlanıyor. Dolayısıyla farklı tatlara imkan tanıyan Diyarbakır mutfağı ile tanıştığınızda hangisinden başlayacağınıza şaşacaksınız. Kahvaltı için Hasan Paşa Hanı’ndaki Mustafa’nin Kahvalti & Yemek Dünyası’na gitmenizi öneriyoruz. O tarihi ambiyansta yapacağınız zengin bir kahvaltıda kavurmalı yumurta yiyebilirseniz güne fazlasıyla enerjik başlayacağınıza emin olabilirsiniz. Ardından içeceğiniz muhteşem aromaya sahip o Melengiç kahvesinin tadını başka bir yerde bulmanız mümkün değil. Cartlak Kebabı, Ciğer Kebabı gibi Diyarbakır’a has kebap çeşitlerini tüm lezzetiyle Onur Ocakbaşı’nda deneyebilirsiniz. Daha farklı tatların peşindeyseniz sumakla tatlandırılmış meftuneyi, serbizeyi, kıyma ve bademin mucizesi duvaklı pilavı, iç pilavın şenlendirdiği kaburga dolmasını, meşhur mahlepli Diyarbakır çöreğini deneyip elma düzmesi veya paluze tatlısıyla günü kapatabilirsiniz. Sokaklarda karşılaşacağınız meyankökü şerbetinden de mutlaka tadın. Sohbetlerinizi daha da şenlendirmek isterseniz Süryani Şarabı tam size göre. Hevsel Bahçeleri’nin lezzetli karpuzlarıyla içinizi serinletebilirsiniz.

Alışveriş

Buradan alabileceğiniz en yöresel hediyelikleri yine bedestenlerden ve tarihi çarşılarından bulabilirsiniz. El sanatlarının oldukça çeşitli olduğu bu şehrin Sipahiler Çarşısı birbirinden güzel işlerle dolu. Hasır bilezik, halılar, keçe ürünlerle başlayıp tütün mamullerine, takunyalara kadar geniş bir yelpaze sizi bekliyor. Bakır kazanlar, cezveler, sürahiler, siniler ve semaverler tercih edebileceklerinizin en güzellerinden ve üstelik günümüzde bile hala kullanılıyor. Kuyumcular Çarşısı’na girerseniz özel işçilik görebileceğiniz altın takılardan alıp sevdiklerinizi sevindirebilirsiniz. İpek Yolu buradan geçtiği için ticari açıdan işlek bir kent olan Diyarbakır’ın ünlü çarşılarından yerel dokuma işlere alternatif ararsanız Peynirciler Çarşısı’ndan enfes lezzetlere sahip yüzü aşkın çeşitte peynir bulabilirsiniz. Giderken Süryani Şarabı ile Gül Şerbeti’nden de götürebilirsiniz.

Eğlence

Artık her şehirde çok sayıda eğlence ve alışveriş merkezi olduğu gibi Forum Diyarbakır da şehrin eğlence ve alışveriş ihtiyacını karşılamak adına varlığını sürdürüyor. Birbirinden farklı etkinliklere kapılarını açan Forum Diyarbakır, zaman zaman ünlü isimleri de ağırlıyor. 21 Mart günü düzenlenen Nevruz Kutlamaları sırasında şarkılar eşliğinde ateş üzerinden atlayarak eğlenen yöre halkına eşlik edebilirsiniz. Kürtlerin yılbaşı olarak kabul ettikleri Sersal’ı kutlayan Diyarbakırlılar çeşitli etkinlikler düzenleyip eğlenirler. Mayısın sonlarında Kültür ve Sanat Festivali düzenlendiğinde konserler, sergiler ve gösterilere kavuşabilirsiniz. En renkli eğlenceler ise Eylül ayındaki Diyarbakır Karpuz Festivali’nde düzenlenir. Gece hayatından da geri kalmayan şehrin merkezdeki Curcuna Barı’na veya canlı müzik eğlenceleri için Şark Evi’ne gidebilirsiniz. Diyar Cafe gündüz sohbetleriniz için hoş bir mekanken Brother’s Cafe sabaha kadar sürecek eğlencelerinize cevap olabilecek nitelikte.

Diyarbakır’a Nasıl Gidilir?

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tam kalbinde yer alan Diyarbakır’a ulaşım için hem hava yolunu hem kara yolunu hem de demir yolunu kullanmak mümkün. Ankara, İstanbul ve İzmir’den yılın her günü Diyarbakır’a uçuş bulabilirsiniz. Diğer illerden ulaşım için belirli günler seçilmiş olduğundan planınızı buna uygun olarak yapmanızda fayda var. Pegasus Havayolları ve Anadolu Jet firmalarını tercih ederek şehre 6 km uzaklığındaki Diyarbakır Havaalanı’na ulaşabilirsiniz. Diyarbakır uçak bileti fiyat ve sefer bilgisi için linki kontrol edebilirsiniz. Kara yolundan seyahat edecekseniz Özlem Diyarbakır, Özlem Batman, star Batman ve Star Diyarbakır otobüs firmalarını kullanabilir veya özel aracınızla şehre varabilirsiniz. Demir yollarına bağlı Diyarbakır Garı’na ulaşabilmek için Adana-Elâzığ hattında giden Fırat Ekspres’i kullanabilirsiniz. Diyarbakır-Batman, Diyarbakır-Adana, Diyarbakır-Kurtalan ve Diyarbakır-Bismil güzergahları da kullanabileceğiniz hatlardan.  Diyarkart alırsanız şehir içi otobüsleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Alternatif olarak minibüsler ve taksiler de mevcut.

Blogger, içerik yazarı, editör, besteci, söz yazarı, gitarist, turizmci, seyahat tutkunu, müzik ve kedilere hasta☺️

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here