Datça Gezilecek Yerler Rehberi

1
1550
datça gezilecek yerler

“Kibrit çakıyorsun karanlıkta badem çiçeklerini görmek için

Ve mart denizlerinde tedirgin bir çift sarnıç gemisi gözlerin

Bir iş açacaksın sen başımıza yangın mı olur artık, bahar mı?”

Can Yücel’e sözleriyle aşka göz kırpan dizeleri yazdıran ve şairin sığınağı olan Datça’nın badem çiçeklerine, havasına, suyuna kavuşmanın tam vaktidir şimdi.

Gözlerinizi yumduğunuzda kendinizi esen rüzgarına bırakıp güzel plajlarına konduğunuzu hissettirecek ve cennete kavuşturacak ellerine tutununca ruhunuzu huzura kavuşturacak Datça’dan size mis gibi seyahat kokusu getirdik.

Datça Badem Çiceği

Datça’ya Nasıl Gidilir?

Datça’nın yolu epey sapa. Öyle böyle değil, baya sapa. Zaten güzelliği de buradan geliyor, çok zor ulaşıldığı için diğer tatil beldelerine göre daha iyi korunmuş durumda.

Eskiden neredeyse ıssız bir yerdi, şimdi ulaşım olanaklarının nispeten artmasıyla yavaş yavaş turist akını başlamış.

Antik zamanlarda ise Datça bir ada kabul edilirmiş, hatta Marmaris’e bağlayan daracık ve sudan çok az yükseklikteki yolun da bir dönem su altında kaldığı ve Datça’nın gerçekten bir dönem için ada olduğu düşünülüyor.

Özel aracı ile gelenlerin kullanabileceği iki yol var: Birincisi Marmaris’e gelince Datça tabelasını izleyerek yola devam etmek ve dağların etrafından kıvrılan yollar ile karadan Datça’ya ulaşmak.

İkinci yöntem ise daha ilginç ve keyifli, her gün Bodrum limanından kalkan arabalı vapur sizi aracınızla birlikte Datça’nın kuzeyinde yer alan limana getirip bırakıyor, oradan beş dakikada Datça merkeze varıyorsunuz. Böylece dağ yolunu aşmış oluyorsunuz (ama Bodrum yolunu gitmeniz gerekiyor tabii). Özellikle Bodrum’a gitmişken bir de Datça’yı görmek için çok iyi bir tercih, uzun karayolunu çekmenin alemi yok.

Arabasıyla yorulmak istemeyenler ise obilet.com üzerinden ister otobüs, ister uçak bileti alarak Datça’ya gidebilirler.

Aşağıdaki panelden otobüs ve uçak bileti sorgulayabilirsiniz.

Yaz aylarında Türkiye’nin her şehrinden Datça’ya otobüs bulunuyor.

Hava yoluyla gelmek içinse Dalaman Havalimanı en iyi tercih ama Bodrum Havalimanı’na inip yukarıda bahsettiğim feribotu kullanmak da mümkün. Sitemizden bilet fiyatlarını karşılaştırıp kendi kararınızı verebilirsiniz.

Daha sonra Havaş otobüsleri ile Marmaris’e gelip buradan Datça’ya veya Muttaş ile direkt ilçe merkezine ulaşabilirsiniz. (Marmaris Gezi Rehberi yazımızdan Marmaris hakkında daha detaylı bilgi alabilirsiniz. )

Havalimanına inince araç kiralayabileceğiniz gibi özel transfer hizmetlerinden de faydalanabilirsiniz.

Özel aracınızla seyahat ediyorsanız ortalama İzmir’den 6 saat, Ankara’dan 11 saat, İstanbul’dan 14 saat ve Muğla’dan 2 saat yolunuz var demektir.

Doğasıyla sizi büyüleyecek yollardan geçmenizi sağlayacak araba yolculuğu size iyi gelecek olsa da o kadar süre direksiyon sallamak istemeyenler için Datça’ya otobüsle ulaşım gibi bir seçenek de var. Metro Turizm, Pamukkale Turizm, Kamil Koç, ve Ulusoy gibi bir çok farklı otobüs firması ile de Datça’nın enfes kokusuna, mavisine ve yeşiline kavuşabilirsiniz.

Datça’ya Ne Zaman Gidilir?

Elbette yaz aylarında gidilir! Datça’nın mükemmel bir denizi var, henüz “turizm endüstrisi” tarafından tam olarak ele geçirilmediğinden deniz çok temiz ve berrak.

Suyun epey soğuk olduğunu da söyleyeyim, alışık olmayanlar Mayıs ve Eylül aylarında üşüyebilirler.

Aynı şey Datça’nın havası için de geçerli, Temmuz ve Ağustos aylarında bile geceleri püfür püfür eser. Kolay üşüyenlerin ince bir hırka getirmesi fena bir fikir olmayabilir.

Elbette sağlığınız için güneş kremi, şapka ve güneş gözlüğü getirmeyi de sakın ihmal etmeyin.

Datça’ya Neden Gidilir?

İşte en sevdiğim kısma geldik. Datça’ya gitmek için neden çok, sadece deniz tatili ile kalmıyor, doğa gezileri, kültür turları ve isteyene rüzgar sörfü imkanı da sunuyor.

Ülkemizin rüzgar sörfü başkentinin Alaçatı olduğu hepimizin malumu ama Datça da ikinci sırada geliyor ve meraklılarını Datça’nın hemen girişinde geniş bir tesis bekliyor.

Denize gelince, Datça’nın göbeğinde iki şahane halk plajı var, üstelik yan yana bulunuyorlar. Ben size Datça Hastanesi’nin bulunduğu Sevgi Yolu’nun karşısında olanı öneririm, limandan daha uzak, daha sakin, daha temiz.

Eskiden öğretmenevinin yer aldığı Kumluk Yolu’nun karşısında kalan plajda ise birçok restoran bulunuyor ve isterseniz bir şey yiyip içebiliyor, şezlonglarını kullanabiliyorsunuz. İki plajda da belediyenin sağladığı şemsiyeler, duş ve soyunma kabini bulunuyor.

Daha da berrak bir deniz isteyenler ise özel araçlarına atlayıp Mazı Köyü tabelasını takip ederek tek şeritli, yer yer asfaltsız, incecik dağ yollarından bu köye ve Palamutbükü Koyu’na gitmeliler. Datça merkezden Mazı Köyü’ne giden dolmuşları da alternatif olarak kullanabilirsiniz.

Yaz tatilinizde size yol arkadaşı olması amacıyla en güzel yaz şarkılarını bir araya getirdik:

 

Datça’da Gezilecek Yerler

Eski Datça ve Can Yücel Sokak

Can Yücel’in yuvası Eski Datça’yla başlarsanız rengarenk begonvillerin sarktığı o eski evleri gezerken rastlayacağınız Can Yücel Sokak’ın ardından kahvedeki büstüyle ve kalan son şarabıyla karşılaşacaksınız.

Eski Datça

Artık Can Yücel ile özdeşleşmiş durumda. Datça’ya Marmaris’ten gelirken önce Eski Datça’dan geçip sonra günümüzdeki limana ulaşıyorsunuz.

Eski Datça denen mahalle aslında asırlardır burada bulunan, denizden biraz uzak, zeytin ve badem tarımı ile uğraşan bir köy.

Can Yücel de gelip bu köydeki bir eve yerleşmiş ve bu ev hala müze olarak korunuyor. Evin bulunduğu Can Yücel Sokak’ta her zaman üstadı ziyarete gelmiş sanatseverleri görebiliyorsunuz.

Onun dışında da köyün taş döşeli sokakları el sanatlarını sergileyen tezgahlar ve minik dükkanlarla dolu.

Mola vermek için köy kahvesinde doğal limonata veya okkalı bir kahve içmenizi öneririm.

Ayrıca köyde eskiden kalma bir zeytin değirmeni de bulunuyor, burada zeytinyağı üretiliyormuş (bizi köyde yaşayan ve yanımıza gelip değirmeni gezdirmeyi öneren bir çocuk gezdirmişti).

Knidos Antik Kenti

Zamanının en önemli şehirlerinden bir tanesi olan Knidos, sanat, ticaret ve kültür merkezi olarak kendini konumlandırmıştır.

Tarihi milattan önce 14.yy’a dayanan Knidos’ta Persler, Dorlar medeniyet kurmuşlar. Knidos Antik Kenti Datça Merkeze yaklaşık 40 km uzaklıkta bulunuyor.

Yol oldukça engebeli olduğu için yaklaşık 50 dakika sürüyor.

Özel aracınız yoksa, Palamutbükü minibüsleri ile ulaşım sağlanabiliyor.

Yarımadanın en batı ucunda kalıyor ve gitmek gerçekten zor. O kadar batıda kalıyor ki GSM operatörünüzden telefonunuza “Yunanistan’a Hoş Geldiniz” diye mesaj gelip size yurt dışı tarifesi hakkında bilgi veriyor.

Toprak yol her zaman dar ve tepelerin arasında sayısız viraj yapıyor. Bir bölümünde yol o kadar daralıyor ki tek bir arabanın bile geçip geçmeyeceğinden emin olamıyorsunuz.

Tekne turları da buraya yanaşıyor ve gelmek için daha kolay bir yöntem olduğunu söyleyebilirim.

Yazının başında bahsettiğim gibi antik dönemde burası bir ada olarak görülüyormuş ve bu adadaki esas yerleşim de Knidos’muş. Neden burasının seçildiğini anlamak zor değil, iki doğal limanı birden var. Bunlardan güneydeki daha geniş olanına hala tur tekneleri yanaşıyor. Hemen kuzeyinde bulunan diğeri ise tamamen doğal haline terk edilmiş.

Güneydeki limanda ayrıca burada denize girebileceğiniz minik bir halk plajı da mevcut ama Palamutbükü, Datça, Bozburun gibi koylara bu kadar yakınken burada denize girmenin çok anlamı yok bence.

Antik Kent ise limana hakim tepenin üzerine kurulduğundan sağlam bir yürüyüş gerektiriyor, terlik ile zorlanabilirsiniz. Yukarıdan görülen manzara ise olağanüstü, o yüzden tembellik etmeyin ve kesinlikle çıkın derim! Bir yanınız Akdeniz, bir yanınız Ege, altınızda iki liman ve oradan oraya salınan tekneler, önünüzde uçsuz bucaksız masmavi deniz… Fotoğraf çekmeye doyamayacak, hatta gelip bu antik kente yerleşmek bile isteyeceksiniz.

Antik Kent’e giriş ücreti 12 TL ama Müzekart geçerli. 15 Nisan ile 2 Ekim arasında 08:00 – 19:00 saatlerinde gezilebiliyor. Zaten kış aylarında gelmenizi hiç önermem, yağışlı ve serin olacaktır. Bir şekilde yolu düşenler ise 3 Ekim ile 14 Nisan arasında 08:00 – 17:00 saatlerinde gezebilirler.

Özellikle şarap, zeytinyağı ve badem ticareti sayesinde gelişerek bir dönem Ege Adaları arasında zengin ve güçlü bir konuma ulaşan Knidos’ta Antik Yunan Mitolojisi’nden çeşitli isimlere adanmış kimi Dor kimi Korint stilinde çok sayıda tapınak, geniş bir forum ve antik yerleşimlerin olmazsa olmazı bir amfitiyatro (odeon) bulunuyor.

Hala korunmuş durumdaki güneş saati ise en ilgi çekici tarihi eser.

Palamutbükü

Knidos Antik Kenti’ne uğrayıp Knidos Feneri’ne de şöyle bir selam verdikten sonra minibüsle ulaşacağınız Palamutbükü, Datça’nın o müthiş koylarından bir tanesi olarak hem çakıl hem de kum plajlarıyla her tür ziyaretçiyi memnun etme niyetinde.

Datça’dan 25 kilometre uzaklıkta bulunan Palamutbükü’ne şehir merkezinden minübüslerle ulaşılabiliyor. Oldukça uzun bir sahil şeridi bulunuyor Palamutbükü’nde ve bu şerit boyunca  barlar, çay bahçeleri, yemek yiyecek çeşitli lokantlar vs bulabiliyorsunuz.

Datça’nın Akdeniz’e bakan kısmında yer alan Palamütbükü’nü  yeşil ve mavinin en güzel renkleriyle buluşturan Hayıtbükü, Kızılbük, Ovabükü plajları takip ediyor.

Tam Mazı Köyü kavşağından denize doğru döndüğünüzde yukarıdan denizin muhteşem bir manzarasını göreceksiniz, doya doya seyredin (ama arabayı süren sizseniz dikkatli olun da kaza yapmayın, en iyisi kenara çekmek).

Sahilin az ilerisinde çorak bir ada göreceksiniz, şekli inanılmaz biçimde klasik gitara benziyor. Resmi adı Palamutbükü Adası ama bence onun yerine Gitar Adası olmalı.

Yıllar yıllar evvel ben ilk gittiğimde Palamutbükü’nde hiçbir şey yoktu. Köy evleri sahilden biraz daha içeride kurulmuş olduğundan kıyı bomboştu ve sadece kayığıyla balık tutup Datça’ya götürerek satan bir balıkçı vardı. Arabanızı yol kenarına çekip bomboş sahilden denize giriyor, arabanıza binip Datça’ya dönüyordunuz.

Ardından her gittiğimde sahile yeni bir pansiyon veya şezlong hizmeti de sunan restoran eklenmiş oldu. Sonradan ufak bir otel de yapıldı. Her sene tesislerin sayısı ve genişliği biraz daha artıyor ve bu hızla giderse turistle kaplı herhangi bir tatil beldesine dönüşecek. O yüzden size tavsiyem elinizi çabuk tutmanız ve hemen bu yaz Palamutbükü’ne gitmeniz.

Deniz Datça’dan bile daha soğuk ama tamamen taşlık olduğundan inanılmaz berrak. Boyunuzu geçen yerlerde bile dipteki taşları net biçimde görüyor, yüzen kocaman balıkları seyredebiliyorsunuz. Bir de deniz hemen derinleşiyor, üç adımda boyunuzu geçen derinliğe geliyorsunuz. Ben Mersin yazımda bahsettiğim Anamuryum’a çok benzetiyorum. İkisine de gidin derim!

Fok Badem

Datça Limanı’nın sevimli simgesi Fok Badem’in heykelini ve amfi tiyatro yolu üzerindeki Demeter Büstü ve Aslan Heykeli’ni incelemeden geçip gitmeyin.

Kızlan Köyü

Datça’nın en serin bölgesi Kızlan Köyü’ne geldiğinizde sizi karşılayacak olan 6 adet Kızlan Yel Değirmeni’nden biri lokanta, biri ev olarak kullanılsa da kalanlar kendi haline bırakılmış durumda. SİT alanı olarak düzenlenen Reşadiye’nin de mutlaka görülmesi gerek.

Datça Olive Farm

Amerika’ya zeytin üreten bir yatırımcı tarafından alınan ama daha sonra yöreden birine satılan Datça Olive Farm ve bölgenin şarap üreticisi Datça Wineyard da ziyarete açık.

Bozburun Yarımadası

Doğa yürüyüşü seven gezginleri en çok cezbedecek yer ise şüphesiz Bozburun Yarımadası. Bu yarımada aslında Marmaris ile Datça arasında bulunuyor.

Tepelerde gezen birçok trekking grubu var, isterseniz siz de onlarda birine katılabilirsiniz. Ayrıca bu tepelerde az sayıda antik kalıntı ve yol da bulunuyor. Nereye yürürseniz yürüyün, her zaman mükemmel bir deniz manzarası seyrediyorsunuz.

Deniz demişken, Bozburun Yarımadası’nın denizi de çok güzel tabii.

Genelde klasik anlamda bir kumsal yok, Foça’da olduğu gibi direk iskeleden deniz giriyorsunuz. Deniz derin olduğu için dalgasız.

Kıyı boyunca butik otel ve pansiyonlar mevcut.

Ayrıca Datça Limanı’ndan veya Marmaris’ten bineceğiniz tekneler de Bozburun turu yapabiliyor. Yalnız tekne seçerken dikkatli olun, ben tekneyi görmeden acenteden ayarladığım için kendimi yüzden fazla Rus turistle dolu üç katlı bir gemide buldum ve o ufak teknelerle yapılan gezilerdeki kadar keyif alamadım.

Datça Konserleri

Son olarak Datça merkezde bulunan amfitiyatrodan da bahsetmek isterim. Liman ile Halk plajı arasındaki ince yoldan geçerek ulaşacağınız Datça Amfitiyatro günümüzde aktif olarak kullanılıyor, ben birkaç konser dinledim.

Ünlü isimler geldiğinde biletli olabiliyor ama Datça Belediyesi sık sık yerel sanatçılarla halk konseri de düzenliyor. Örneğin ben Datça – Simi Dostluk Konseri’ne gitmiştim, değişik bir deneyimdi. Hemen Datça’nın karşısında yer alan Simi Adası Yunanistan’a bağlı olsa da bize o kadar yakınlar ki her haftasonu feribotla gelip alışverişlerini Datça Pazarı’ndan yapıyorlar. Dolayısıyla iki yerleşimin halkı da, yöneticileri de epey yakın. Bu konserde de Türk ve Rum şarkıcılar kendi dillerinde şarkıları kah birlikte, kah sırayla söylediler; ardından Datça Belediye Başkanı çıkıp Harmandalı oynadı, Simi Belediye Başkanı ise sirtakiyle karşılık verdi. Konser genel bir şenlik havasında geçti. Dediğim gibi epey ilginç bir deneyimdi!

Datça’da Yapılacak Aktiviteler

  • Eski Datça’da Can Yücel’in adının verildiği sokaktaki evine gidip özenle hazırlanmış kütüphanesini gezebilir veya 12 Ağustos’taki anma törenine katılabilirsiniz.

  • Tatil için geldiyseniz Mavi Bayraklı Datça plajlarında veya Datça Limanı’ndan hareket eden turlarla yeşilin, mavinin en güzel tonlarıyla buluşabilirsiniz.
  • Tüm bunların yanı sıra herhalde Datça’nın en güzel yanı doğa yürüyüşleri ve su sporları olacak. Ormanlık alanlarda kurulan parkurlar günün her saati güvenilir olduğu için doğa yürüyüşlerini ideal kılıyor. Kent Park da bu ihtiyacınızı karşılayacak ve sabah sporunuz için gerekli ortamı sağlayacaktır.
  • Su sporları için elverişli sahilleriyle de rüzgâr sörfü ve yelken sevenlerin gönüllerini çalan Datça’da bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Bu yüzden Sevgi Yolu’nda bulunan kurslara gidin, utanmayın.
  • Gebekum’da bulunan tesislere giderseniz bu eğitimleri orada da almanız mümkün. Datça Belediyesi’nin açtığı yüzme, basketbol gibi çeşitli kurslara da katılmanız mümkün.
  • Son olarak Datça Wineyard’da bir bağ turu ve ardından şarap tadımı önerelim.

Datça’da Ne Yenir?

Malum, denizde yüzmek insanı acıktırıyor. Datça’da da aç kalacak değilsiniz tabii. Eskiden yemek için iki – üç seçenek vardı, şimdi her gittiğimde bir düzine yeni restoran açılmış oluyor, hatta bazı fast food zincirleri bile şube açmış.

Ben eskiden beri gittiğim Zekeriya Sofrası’nı önereceğim. Tam bir esnaf lokantası. Uygun fiyatlara ev yemekleri yiyebiliyorsunuz, ızgara köfte de var. Kumluk Yolu’ndaki halk Plajı’nın bir sokak arkasında bulunuyor. Zaten Datça’nın eskilerinin çok sevdiği bir yer olduğundan kalabalıktan yerini anlarsınız.

Deniz kenarına kurulmuş masalarda, meltemin getirdiği tuz kokusu ve dalgaların müziği eşliğinde bir yemek tercih edenler ise halk plajı boyunca sıralanmış restoranlara yönelebilirler, burada balık da mevcut.

Palamutbükü’nde deniz kıyısı boyunca sıralanan restoranlar da yemek yemeniz halinde gün boyu şezlonglarını kullanmanıza izin veriyorlar. Balık veya köfte servis ediyorlar.

Güne güzel bir kahvaltıyla başlamak isterseniz Cafe Inn Datça ev yapımı reçelleri ve kahvaltı salatası ise eşsiz bir şölen sunuyor. Datça’nın kır çiçeklerinin tat verdiği balı da burada deneyebilirsiniz.

Daha tatlı, masalsı bir ambiyansı olan Yakamengen’de ise keçi peynirli salatayla başlayıp sahanda anne usulü köfte ile devam ettikten sonra kapanışı mutlu son diye tanımladıkları bademli muhallebiyle yapabilirsiniz.

Fevzi’nin Yeri ise pirinçli midye, kaya koruğu, cevizli zeytin ezmesi, kapari filizi gibi Datça’nın meşhur mezelerine doyabileceğiniz bir yer.

Hüsnü’nün Yeri’ne giderseniz de ahtapot ızgara, kabak çiçeği dolması gibi özgün mezelerle karşılaşmanız mümkün ama burada kesinlikle yemeniz gereken şey rakının yanındaki Datça Kalamarı.

Su ürünlerini her daim taze bulacağınız Datça’da yiyebileceğiniz kadar yiyin bu ürünlerden. Tadı da başka yerde yediklerinize benzemeyen karidesin, trançaların, barbunların, lagosların herhalde sırrı Ege otlarıyla bezenmiş sofrada bulunmaları.

Yöreye özgü yemeklerden denemek isterseniz de labada, dallampa veya bir tür salyangoz yemeği olan karaville iyi birer seçim olabilir.

Konaklama

Enfes mekanlara imza atan yatırımcıların adresi Datça’dan tesislerden butik işletmelere kadar seçeneğiniz mevcut. Datça’da güzel bir tesis arıyorsanız Mavi Beyaz iyi bir tercih olacaktır. Mavi Bayraklı olan bu otelin denize sıfır oluşu kendine özel plaj alanı oluşturmasına müsaade etmiş.

Simi ve Rodos adalarına bakan Villa Aşina’nın balkonlu ve klimalı odalarını tercih edeyebilirsiniz. Bungalov tercih ederseniz Mesudiye’deki Bal Badem Bungalow da ideal bir seçenek olacaktır.

Farklı alternatiflere kapı açan Datça’da apartta konaklamak isterseniz Palamutbükü’ndeki Gebora Suits & Tatil Evleri, en hesaplı tercihleriniz için ise Knidos Butik Otel ya da Datça Kamping tercih edilebilir.

Alışveriş

Semt pazarlarından rahatlıkla bulabileceğiniz kekik, karabaş otu, biberiye, sumak, keçiboynuzu, kapari gibi yörenin bitkilerinden alabileceğiniz gibi baharatlarını da tercih edebilirsiniz.

Başta kalamar olmak üzere envaiçeşit balığı da bulabileceğiniz bu pazarlardan organik meyve sebze alabilirsiniz.

Datça’ya özgü bal ve badem ile bu iki lezzetin harmanı ballı badem almadan dönmeyin.

Olive Farm’a giderseniz oradan zeytin ezmesi, sirkeler, keçiboynuzu pekmezi, zeytinyağı gibi gıda ürünleri, bakım ve temizlik ürünleri, tekstil, ahşap ve seramik ürünleri bulabilirsiniz.

Bal ve badem aromalı beyaz şarap gibi yöresel tatları olan şarapların yanı sıra dünya çapında kabul görmüş türleri de bulabileceğiniz Datça’dan dilediğinizi hediye olarak seçebilirsiniz.

Köy ürünleri satan mağaza ve tezgahlarda el işleri ve dokuma ürünleri bulmanız da mümkün.

Eğlence ve Gece Hayatı

Datça Badem Çiçeği Festivali ile şubat aylarında ziyaretçilerini bembeyaz karşılayan Datça’nın baharı müjdeleyen kar süsüne bürünen badem çiçeklerine bayılacaksınız. Yıl nisan ayına kavuşunca da geleneksel Bademli Pilav Şenliği heyecanı sarıyor ilçeyi.

Datça’ya özgü baş kaldıran bir etkinlik daha var ki o da Datça Süslü Kadınlar Bisiklet Turu. Çevreci bir hareketle yola çıkan grubun bisikletleriyle yaptıkları gezintiye katılıp “egzoza karşı parfüm” direnişini sürdürebilirsiniz.

Geleneksel bir hale gelen etkinliklerden biri de Uluslararası Knidos’un Sır’ı Kültür ve Sanat Festivali. Çeşitli sanat eserlerine ev sahipliği yapan festivalin barış yanlısı olduğunu söylemek gerek.

Tüm bunların yanı sıra restoran ve kafelere ek olarak eğlence kulüpleri de bulabileceğiniz Datça, birbirinden önemli ismi misafir ediyor her sene. Can Yücel Sokak’taki Antik Cafe & Bar ile Eclipse Müzik Bar ve Bambu Bar’dan birini tercih edebilirsiniz.

Hem deniz hem kültür tatili yapabileceğiniz, şairleri kendine hayran bırakmış Datça’da mükemmel bir tatil geçirmeniz dileğiyle!

Adana’da doğan yazar, Ankara Fen Lisesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü mezunudur. ODTÜ Enformatik Enstitüsü’nde Bilişsel Bilimler Bölümü’nde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Yazın hayatına kaleme aldığı öykülerle başlamış ve öyküleri çeşitli dergilerde yayımlanmıştır. Yazarın yayımlanmış 9 adet kitabı bulunmaktadır. Çok bilmenin tek yolunun hem çok okumak hem de çok gezmek olduğunu düşünüp ikisini de bol bol yaptığından gezdiği yerleri anlatan seyahat yazıları yazmaya başlamıştır.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here