Kapadokya’da Gezilecek Yerler ve Seyahat Rehberi

0
2567

Lav ve kül kalıntılarının ortaya çıkardığı doğal güzelliğiyle bugün muhteşem Kapadokya’yı ele alıyoruz. İnsanları alıp bambaşka bir dünyaya götüren, her yaştan insanın mutlaka gidip görmesi gereken, dillere destan güzelliği tanımaya hazırsınız hemen bir Kapadokya turuna çıkıyoruz. Nereleri gezmeli, ne yemeli, nerelerde zaman geçirmeli sorularına tek tek yanıt vereceğimiz gezi rehberini sizler için derledik.

Peribacaları Hakkında

Görenleri kendine hayran bırakan peribacaları köklü bir geçmişe sahip. Yüzyıllar öncesinde zamanın koşulları ile şekillenen ve bugün ki halini alan peribacalarının özü aslında tüften geliyor. Bu tüfler yağmur rüzgar ve sel sularının etkisiyle aşınıp şimdilerde bizi selamlayan şeklini almış. Kapadokya’yı özel kılan bu oluşumların her birinde kendine has oyuntular var. Peribacalarının hikayesi volkanlarla başlıyor aslında. Volkanlardan taşıp püsküren lavlar platolara inerek bölgede bulunan akarsu, göl ve denizleri kurutmuş. Daha sonra bu zeminin üzerini 100 – 150 metre kalınlığında tüf tabası sarmış. Tam da burada Peribacalarının hikayesi başlamış. Bu tüf tabakasının içerisinde bazalt, kumtaşı ya da kilden özler olduğu için aşınmalar her yerde farklı derecede olmuş. Yıllar geçtikçe sellerin ve rüzgarların etkisi ile özellikle Kızılırmak bölgesinde aşınmalar yoğunlaşmış. Tüm bu aşınmalara meydan okuyan Peribacaları bugünlere kadar gelmeyi başarmış. Bu Peribacalarının çapları 1 metre ile 15 metre arasında değişiklik gösteriyor. Bu değişiklikte her boydan peribacası görmeniz için mükemmel bir avantaj sağlıyor.

Kapadokya yılın her dönemi milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamasını, göz kamaştıran doğal oluşumlarına borçlu. Ancak şehrin köklü bir tarihi de var. Roma antik döneminde Kapadokya’nın sınırlarını ilk kez Strabon isimli bir coğrafyacı çizmiş. Bu sınır Güneyde bulunan Toroslardan başlamış ve kuzey kısımda Doğu Karadeniz’i batı kısımda Aksaray’ı ve doğu kısımda Malatya’yı içerisine alarak geniş bir alana yayılmış. Şimdilerde ise durum farklı. Kapadokya olarak Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Niğde ve Kayseri illeri gösteriliyor. Kayalık Kapadokya Bölgesi olarak adlandırılan kısım ise Avanos, Ihlara, Uçhisar, Göreme ve Ürgüp. Bu kısımlar insanların en çok ziyaret ettiği, Peribacalarını yakından gördüğü yer oluyor.

Kapadokya Gezilecek Yerler

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki, Kapadokya diye bir şehir yok. Kapadokya, Nevşehir, Kayseri, Niğde, Kırşehir ve Aksaray illeri arasında kalan bölgeye verilen bir isim. O nedenle gezilecek yerler bu şehirlerin arasında dağılıyor. Bu nedenle fazlaca gezilip görülmesi gereken yer var fakat biz en bilindikleri seçtik:

Kapadokya Vadileri

Devrent Vadisi: Hayal Vadisi olarak da bilinen bu yerde Kapadokya tanıtımlarında sıkça kullanılan ve deveye benzeyen peribacası ile ünlü. Kapadokya’da her peribacası çok özel ancak bu vadide bulunan peribacalarının şekilleri çok daha dikkat çekici. Genellikle bir hayvan figürüne benzetilen bu peribacaları tahribatın önlenmesi amacıyla çitle çevrilmiş durumda. Vadi Avanos’a 15 dakika uzaklıkta bulunuyor. Bu vadiyi görmek içinse özel araç ya da taksiye ihtiyacınız var çünkü buraya gelen toplu ulaşım aracı yok.

Güllüdere Vadisi: Peribacalarının net bir şekilde görülmesi nedeniyle en çok tercih edilen yerlerden biri olan bu vadide pek çok kilise ve manastır bulunuyor. Yürüyerek tüm vadiyi gezmeli hiçbir detayı kaçırmamalısınız. Çünkü bu vadi doğ yürüyüşleri için biçilmiş kaftan. Çavuşin Köyü ve Göreme arasında kalan bu muhteşem vadi sabahın ilk ışıklarından itibaren sahip olduğu güzellikleri sergiliyor.

 

Ihlara Vadisi: 4. yüzyılda başlayan yerleşim ile yeşilin her tonunun gözlemlenebildiği vadi kayalara oyulan kiliseler ve kendine has doğal oluşumları ile oldukça ünlü bir yer. Aksaray sınırları içerisinde yer alan Ihlara Vadisi mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Ihlara Vadisi’ne geldiğinizde gezi için bir gününüzü ayırabilirsiniz. Burada görebileceğiniz yerleri Ağaç Altı Kilisesi, Sümbüllü Kilise, Kırk Dam Altı Kilise ve Yılanlı Kilise şeklinde sıralamak mümkün. Ihlara Vadisi’e Müze Kart ile girmek mümkün, bunun dışında girişi ücreti 8 TL.

Aşağıdaki panelden otobüs ve uçak bileti sorgulayabilirsiniz.

Güvercinlik Vadisi: 4100 metrelik alan, özellikle trekking için tercih ediliyor ve adını da güvercinleri beslemek için yapılan yuvalardan alıyor. Fazlası ile güvercin bulunan vadide harika zaman geçirebilirsiniz. Uçhisar’dan başlayıp Göreme açıklarına kadar uzanan bu vadi bisiklet, yoga ve koşu gibi etkinlikler için sıklıkla tercih ediliyor. Vadinin içerisine girilmesi safari turlarıyla girmek mümkün değil. Vadiye girmek için yapmanız gereken tek şey yürümek.

Paşabağ: Şapkalı peri bacalarının olduğu bu yer aslında Paşabağ Rahipler Vadisi olarak anılıyor. Zamanında keşişlerin insanlardan uzak bir yaşam sürdüğü bu alanda pek çok hediyelik eşya satan dükkân da var. Bölgede en çok dikkat çeken ise Aziz Siemon adına yapılmış olan şapel. Kendine has hikayeleri ile insanları büyüleyen bu vadinin şapelleri ve kiliseleri bir hayli ünlü. Buraya geldiğinizde tarihin tozlu sayfalarında kaybolabilirsiniz. Paşabağ ve Üç Güzeller ücretsiz bir şekilde ziyaret edilebiliyor.

Aşk Vadisi: Vadileri ile ünlü Kapadokya’da belki de en renkli görüntüleri sergileyen vadi burası. Buraya Aşk Vadisi denilmesinin nedeni ise genellikle evlilik tekliflerinin burada yapılmasıymış. Vadinin ismine yakışır bir Aşk Tepesi var burada ve vadinin tüm güzelliğini insanın ayakları altına seriyor. Göreme’den Uçhisar’a giden yolun üzerinde bulunan Aşk Vadisi’nin içerisine araçla girmek biraz zor olabilir.

Kızılçukur Vadisi: Bölgede bulunan kiliseleri Kapadokya’nın en eski kiliseleri listesine koyabiliriz. Güneş batarken misafirlerine sunduğu manzara ile dillere destan olan Kızılçukur Vadisi’nde kartpostalları aratmayacak güzellikte kareler yakalayabilirsiniz. Bölgede safari ya da ATV turları yaparken adrenalin dolu dakikalar yaşayacağınıza garanti veriyoruz. Eğer vadinin içerisine girmek isterseniz yürümeniz gerekiyor. Burada sabahın ilk ışıklarında balonların yükselişine şahit olabilirsiniz.

Gomeda Vadisi: Diğer vadiler kadar ünlü olmayan bu vadinin insanı büyüleyen bir görüntüsü olduğunu da söylemeden geçmeyelim. 6 km uzunluğundaki Gomeda Vadisi yürüyüş parkurunun tamamını yaklaşık 1,5-2 saatte yürüyebilirsiniz. Dışardan bakıldığında bir apartmanı andıran Gomeda Vadisi, tek kelimeyle Kapadokya turunuzun unutulmazlarından olacak. Roma döneminde önemli bir yere sahip olan bu vadi o zamanlar içerisinde 600 ev, 2 kilise, 1 yeraltı şehri ve 2 nekropolü barındırırmış. Gomeda Vadisi Ürgüp’e bağlı olan Mustafapaşa’da misafirlerini bekliyor.

Üç Güzeller: Kapadokya’nın simgesi nedir sorusuna alabileceğiniz ilk cevap elbette Üç Güzeller. Şapkalı peribacalarının en net şekilde kendini gösterdiği bu yerin bir de acıklı bir hikayesi var. Hikayeye göre kralın kızı bir çobana sevdalanıyor ancak kral onların evlenmesine izin vermiyor. Kralın kızı bu durumda sevdasını seçerek çoban ile kaçıp evleniyor. Bir de çocukları oluyor ancak babası onu affetmiyor. Kral onları öldürtmek için asker gönderiyor ve askerler üçünü öldüreceği sırada kız bu durumdan kurtulmak için dua ediyor. O sırada üçü taşa dönüşüp Üç Güzeller adını alıyor. Üç Güzeller herhangi bir ücret ödemeden ziyaret edilebiliyor.

Kapadokya Köprüleri

117 Yıllık Taş Köprü: 11 ayak üzerinde uzun yıllardır duran bu köprünün bugün hala hiçbir aşınmaya uğramamış olması onu özel kılıyor. 1900 yılında yapımı biten ve kullanıma açılan bu köprü için kullanılan taşlar Çeç ve Karadağ bölgelerinden özel olarak getirilmiş. Bu köprü üzerinde durup, gün batımını izleyebilirsiniz. Buraya gelmek için özel bir çabaya girmenize gerek yok. Köprü zaten sizi Avanos’un girişinde karşılıyor.

Tahta Köprü: Demir ayaklar üzerine kurulu ahşaptan yapılma bu köprü üzerinden geçerken insana her an düşeceğini düşündürtüyor. 1973 yılında yapılan ve 180 metre uzunluğunda olan Tahta Köprü, Kızılırmak Nehri’nin her iki tarafını da gezme şansı tanıyor.

Kapadokya Müzeleri

Saç Müzesi: Çömlekçiler çarşısına geldiğinizde mutlaka uğramanız gereken bu yer dünyanın en garip müzesi olarak anılıyor. 16.000’den fazla kadının saç tutamları ile çevrili bu müzenin oldukça romantik bir hikayesi de var. Fransız bir kadın severek gezdiği çömlekçi dükkanına gitmeden hatıra olsun diye bir tutam saçını bırakıyor ve bundan sonra gelen her kadın aynı harekete devam ediyor. Müzede fotoğraf çekmenin yasak olduğunu da belirtelim.

Zelve Açık Hava Müzesi: Doğal ortamda huzur içinde yürüyüşler yapmanızı sağlayan bu müzede birbirinden farklı iki toplumun bıraktıklarını yakından görebilirsiniz. Farklı din ve yaşam tarzlarını benimsemiş bu toplumların o zamanlarda birbirlerine hoşgörü ile yaklaşmış olmaları insana derinden bir mutluluk veriyor. Dilerseniz burayı adım adım gezdikten sonra vadiyi bir de safari turları ile keşfe çıkabilirsiniz. Zelve Açık Hava Müzesi’ne Müze Kart ile giriş sağlanabilmektedir, kartsız giriş ücreti ise 15 TL.

Göreme Açık Hava Müzesi: Kapadokya’nın göz bebeği yerlerden biri olan Göreme Açık Hava Müzesi her yıl birçok kişi tarafından ziyaret ediliyor. Bölgede yaklaşık 360tane kilise var ve bu kiliselerin korunmasına çok dikkat ediliyor. Doğal oluşumların arasından sıyrılıp, Göreme’nin en ilgi çekici noktalarını burada görebilirsiniz. Göreme Açık Hava müzesi kartsız giriş ücreti 15 TL. Açıkhava Müzesi girişlerinde Müze Kart geçerli ancak Karanlık Kilise’yi görmek Müze Kart ile mümkün değil. Karanlık Kilise giriş ücreti ise 8 TL.

Kapadokya Yeraltı Şehirleri

Kaymaklı Yeraltı Şehri: 8 kattan oluşan ve 5000 kişilik olan bu yeraltı şehrinin sadece ilk 4 katı gezilebiliyor. Erzak kuyuları, su depoları, salonları ve daha pek çok alanı ile görkemli bir yeraltı şehri. Yeraltı şehrine geldiğinizde ilk katında erken döneme ait izleri görebilirsiniz. Gizemli bir dünyanın kapılarını aralayan bu yeraltı şehrinde gördüklerinizden sonra tarihe daha büyük bil ilgi duyabilirsiniz. Kaymaklı yer altı şehri karstız giriş ücreti 15 TL. Müze Kart burada da geçerli.

Özkonak Yeraltı Şehri: Kapadokya’da tüm yeraltı şehirlerinde taş kapıların dışarıda yapılıp içeriye taşındığı biliniyor. Ancak bu durum Özkonak yeraltı şehri için geçerli değil. Bu yeraltı şehrini farklı kılan bir diğer özellik ise katlar arasında haberleşme amacı ile açılan uzun deliklerin olması. Özkonak Yeraltı Şehri’nde tünel üzerinde delikler görmeniz mümkün. Bu deliklerin amacı ise düşman kapıya dayandığında onların üzerine kızgın yağ dökmekmiş. Hem barınma hem de savunma için başarılı bir yeraltı şehri.

Mazı Yeraltı Şehri: Antik zamanda Mataza diye isimlendirilen bu yeraltı şehrinde mezarların çatıda bulunması oldukça tuhaf geliyor insana. Mazı Yeraltı Şehri’ne dört adet farklı giriş var. Muhtemelen o zamanlarda bu girişlerin farklı kullanım amaçları vardı. Eğer mezarları yakından görmek isterseniz çatıya çıkmanız gerekiyor. Özkonak, Mazı, Tatlarin yer altı şehirlerine Müze Kart ile giriş yapmak mümkün, kartsız giriş ücreti ise 10 TL.

Derinkuyu Yeraltı Şehri: En meşhur yeraltı şehirlerinden biri olan Derinkuyu, Kaymaklı gibi 8 kattan meydana geliyor. Ancak burada diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak misyonerler okulu, günah çıkartma yeri ve vaftiz havuzu var. Bu öğeler yeraltı şehrini daha da anlamlı kılıyor. Bilinene göre Derinkuyu’nun altında 400-500 adet yeraltı şehri varmış. Bunları küçük odalar şeklinde isimlendirmek de mümkün. 600 adet kapıya sahip olan bu yeraltı şehirlerinin kapıları şuan içerisinde insanların oturduğu evlere açıldığı için buralar ev halkı tarafından depo olarak kullanılıyormuş. Derinkuyu Yer Altı Şehri kartsız giriş ücreti 15 TL; ancak Müze Kart ile girilebiliyor.

Kapadokya Kiliseleri

Çavuşin Kilisesi: Bu kiliseye ulaşmak için oldukça zorlu bir yol ile karşılaşabilirsiniz. Ancak ulaştıktan sonra gördüğünüz kilisenin farkıyla büyülenmemeniz imkansız. İlk dönem Hristiyanlığın izlerini en ince ayrıntısına kadar taşıyan bu yer ikon boyamalarının da en iyisine sahip. Tek nefi ve üç apsisi olan Çavuşin Kilisesi’nin narteksi çok önceden yıkılmış. Ama aradan yüzyıllar geçmesine rağmen dimdik ayakta durmayı başarıyor. Çavuşin Kilisesi kartsız giriş ücreti 8 TL, ancak Müze Kart geçerli.

Vaftizci Yahya Kilisesi: Buraya geldiğiniz zaman kilisenin nerde olduğunu anlamanız hayli zor olabilir. Kapadokya bölgesinde belki de kiliseye benzemeyen tek yapı Vaftizci Yahya Kilisesi. Kaya içerisine özenle oyulmuş giriş kısmının hemen arkasında Vaftizci Yahya için yapılmış üç nefli bir bazilika var. Ancak yapı hayli zarar görmüş durumda. Bu nedenle bazilikanın fresklerini görünce üzülebilirsiniz. Aziz Hieron’a ait olan kutsal ve özel emanetler Bizans Dönemi’nde uzunca bir süre burada saklanmış.

El Nazar Kilisesi: Göreme Açık Hava Müzesine yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta bulunan bu kilise ismi ile aynı olan vadide konumlanıyor. Bir peribacası içerisine T şeklinde yapılmış olan El Nazar Kilisesi’nin hemen yanında bir mezarlık var. 10. yüzyılda yapılan ve günümüze kadar ulaşmayı başaran bu yapı Hristiyanlığın tüm izlerini hala ilk gün ki gibi taşıyor.

Diğer Yerler

Asmalı Konak: Yıllar öncesinde yayınlanan bir dizi ile meşhur olan bu konak hala o günlerin izlerini taşıyor. Geleneksel bir konak örneğini en güzel şekilde sunan Asmalı Konak 200 yıllık bir Rum mimarisine sahip. Konak hala ayakta kalsa da çok yıpranmış durumda. Eğer konağı gezmek isterseniz tüm odalarının gösterime açık olmadığını belirtmek isteriz.

Tursan Şarap Fabrikası: Asmalı Konağın hemen yanında konumlanan Tursan Şarap Fabrikası size şarabın nasıl yapıldığı hakkında bilgi veriyor. Burada diğer şarap evlerinde olduğu gibi birbirinden güzel şarapların tadına bakabilirsiniz. Gezinize Tursan Şarap Evi’nde kısa bir mola verebilir, şarap fabrikasını gezebilirsiniz.

Kocabağ Şarap Evi: Uçhisar’da bulunan Kocabağ Şarap Evi büyük bir üne sahip. Kapadokya bölgesi üzüm bağları konusunda çok şanslı. Bölgede ve çevresinde sayısız üzüm bağı bulunuyor. Bu da bölgede birbirinden güzel şarapların üretilmesine olanak tanıyor. Farklı tatlar denemek isterseniz yönünüzü Kocabağ Şarap Evi’ne çevirebilirsiniz. Gün batımında balon manzarası eşliğinde şaraplarınızı yudumlayıp, Kapadokya’nın en keyifli halini yaşamak burada mümkün

Uçhisar Kalesi: 160 metre yüksekliğindeki kaleden tüm bölge izlenebiliyor. Yumuşak toprak yapısı nedeni ile kullanılmayan kale, manzara severlerin ilk tercihi. Kapadokya bölgesinin sayısız yerinden gözüken bir Peribacasına sahip olan Uçhisar Kalesi misafirlerine tam bir görsel şölen sunuyor. Kaleye çıktığınız an tüm Göreme bölgesi ayaklarınızın altında kalıyor. Gün batımını burada izledikten sonra hayranlığınızın bir kat daha artacak. Uçhisar Kalesi girişlerinde malesef Müze Kart geçerli değil, giriş ücreti ise 4 TL.

Ortahisar Kalesi: Bu kale görkemli yapısıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Kapadokya’nın en büyük peribacasını Ortahisar Kalesi’nde görmeniz mümkün. Etiler zamanında insan eliyle şekillendirilmeye başlanmış bu kale. Bunun en temel nedeni ise doğal yapının korunmasıymış. Tarihte Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine şahit olan Ortahisar Kalesi o zamanlar için en iyi savunma yerlerinden biriymiş. Her köşesinde tarihin izlerini taşıyan bu kaleye çıkıp zaman Avanos, Ürgüp ve Göreme’yi seyre dalabilirsiniz.

Çavuşin Eski Cami: Çavuşin bölgesini Avanos ve Göreme arasında kalan kısım olarak adlandırmak mümkün. Avanos’a 2 kilometre uzaklıkta bulunan bu yerde en çok ziyaret edilen noktalardan biri de Eski Cami. Selçuklu döneminin izlerini taşıyan bu cami köyün en işlek camisi.

Temenni Tepesi: Ürgüp’ü yukarıdan izleme fırsatı veren bu şahane yer 1288 yılında yapılmış. Erciyes’e kadar görüş sağlayan manzarası ile Ürgüp’ün önemli ziyaret yerlerinin başında gelen Temenni Tepesi konumu dolayısıyla büyük ilgi görüyor. Temenni Tepesi’nde iki adet kümbet var. Girişte bulunan kümbetten türbe insanların dilek diledikleri, bunu yaparken de farklı bezler bağladıkları bir yer. Tepenin temenni ismini alması da buradan geliyor. Temenni Tepesi’ne çıktığınızda orta kısımda kalan kümbete de mutlaka uğrayın. Burada Tahsin Ağa Halk Kütüphanesi bulunuyor. Her ne kadar şehir merkezine taşınsa da burada da kalan eserler var.

Sobesos Ancient City: Burası bir antik kent. Ürgüp’e bağlı bir yerleşim yeri olan Şahinefendi Köyü’nde bulunan Sobesos Antik Kenti Anadolu’nun bir zamanlar yerli halkı olan Luwilerin bıraktığı izleri taşıyor. Burada yapılan kazılar sonucunda mozaiklerle kaplı bir toplantı salonu ve hamam bulunmuş.

Giriş ücretleri yıllar içerisinde değişebilir, güncel ücretleri görmek için https://www.kapadokyaweb.com/inceleme/muze-kart adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yapılacak aktiviteler 

Bu bölgede mutlaka yapmalısınız denilen aktiviteleri listeledik:

  • Vadide mutlaka at safarilerine çıkın.
  • Sabah gün doğumu ve akşam gün batımında balon turunu sakın kaçırmayın. Manzaraya birde yukarıdan bakın.
  • ATV turları ile doya doya adrenalin yaşayın.
  • Çömlek yapan ustaları ziyaret edin, hatta bir çömlek de kendinize yapın.
  • Şarap evlerine uğrayın ve bol bol enfes şarapları tadın. Unutmayın ki 4000 yıldır şarap üretilen topraklardasınız.
  • Hemen bisiklet turuna çıkın ve bölgeyi bir uçtan diğer uca arşınlayın.
  • Akşamları konakladığınız otelin terasına çıkın, gökyüzünü manzarasının altına ve sıkılana kadar yıldızları seyredin.

Yeme içme

Bölgenin en meşhur yemeği testi kebabı olduğu için ilk sırayı ona vererek hemen Millocal Restoran’a gitmelisiniz. Uçhisar’da bulunan bu şahane yer, toprak testide özenle hazırlanan tas kebabını doyasıya yiyebileceğiniz bir yer. Sac kebabı içinde yine bu bölgedeki Le Mouton restoranını tercih edebilirsiniz. Hem çok uygun fiyatlı hem de yemek yanında şahane alkolleri tüketebiliyorsunuz. Muhteşem kokusu ve lezzetiyle her yiyeni büyüleyen kiremitte kavurma yemeği için Şükrüoğulları Restoranı’na gidebilirsiniz. Burası aynı zamanda bölgedeki tek alkolsüz yer. Bol çeşitli mezeleri ve unutulmaz ortamı ile dikkat çeken başka bir restoran da Old Greek House.

Konaklama

Konaklama için karşınıza pek çok seçeneğin çıkacağı Kapadokya’da ilk tercih edilen şüphesiz Kapadokya mağara otelleri oluyor. Hem değişik bir deneyim yaşamak hem de otantik bir atmosfer solumak isteyenlerin akın ettiği oteller bölgenin tamamında var. Ancak Güzelyurt’taki Yunan Konakları ve mağara otelleri en çok sevilenler arasında. Konaklama ücretleri 150-500 TL arasında değişen otellerden en çok tercih edilenlerden bir tanesi temizliği ve dekorasyonundaki özeni ile Aydınlı Cave Hotel oluyor. Modern ve klasiğin nasıl muhteşem uyumla sunulabileceğini gözler önüne seren Magic Cave House rahatından vazgeçemeyenlerin tercihi olan ikinci otel. Bölgeyi ayaklarınızın altında hissettiren teras manzarası ile Grand Cave Suites de oldukça ünlü. Unutulmaz kahvaltıları ile dillere dolanan Fresco Cave Suites & Mansions oteli de lezzet arayanların konaklama yeri olabilir.

Alışveriş

Bölge turistik olduğu için çok fazla hediyelik eşya bulunabiliyor. Özellikle peribacası figürleri, magnetler, balonlar fazlaca satılıyor. Aynı zamanda halı ve kilim dokumacılığı burada oldukça önemli ve pek çok dükkânda hem satış hem üretim yapan halka rastlıyorsunuz. Bunun dışında cam, çini, seramik ve toprak el ürünlerine de ulaşabiliyorsunuz. Ancak bölgedeki en ilgi çekici hediyelik eşyalar şifalı taşlar oluyor. Birbirinden farklı taşlar ile yapılan takılar gerçekten göz kamaştırıcı.

Eğlence ve gece hayatı

Genellikle eğlenmek için otellerin çoğunda ‘’Türk Gecesi’’ isimli organizasyonlar sergileniyor. Bunlara katılabileceğiniz gibi Üsküp merkezde bulunan Angel Cafe Bistro Bar’a da gidebilirsiniz. Gece 03.00’e kadar eğlencenin devam ettiği mekânın yakınında ulaşım için taksiler de mevcut. Muhteşem şaraplarının tadını otantik bir ortamda çıkarmak isteyenler için de Red Red Wine Göreme isimli mekân önerilebilir. Son olarak da Red Rock Cave Bar isimli yer altı mağarası değişiklik isteyenlerin yeri oluyor. İçeride ister bilardo gibi oyunları oynayın isterseniz de içkinizi yudumlayın. Gün içinde bölgede düzenlenen o kadar çok festival var ki illaki birine denk geleceğinize emin olabilirsiniz. Özellikle son yıllarda popüler olan Cappadox Festivali bu yıl (2018) haziran ayına alındı. Bu festivalde yöresel lezzetleri tatmaktan tutun da sanatçı performanslarına ve yörenin ustaların maharetli ellerinden çıkan ürünlere ve atölye çalışmalarına kadar pek çok şey var. Koşu ve bisiklet turlarının sık sık yapıldığı şehirdeki ünlü koşu festivalleri Erciyes Ultra Sky Trail (temmuz), Runfine Kapadokya (temmuz) ve Kapadokya Ultra Rail (ekim) sayılabilir. Bisiklet festivalleri ise Erciyes Bisiklet Festivali (eylül), Salcano Kapadokya Bisiklet Festivali (eylül). Aynı zamanda müzikseverleri ağırlayan ve 1-5 Eylül tarihlerinde gerçekleşen Klasik Keyifler Uluslararası Kapadokya Festivali de oldukça popüler.

Ulaşım

Kapadokya bölgesi İstanbul’a 757 km, Ankara’ya 305 km ve İzmir’e 777 km olduğu için bu şehirlerden genellikle hava yolu ulaşımı tercih ediliyor. Nevşehir Kapadokya Havalimanı Ulaşım Rehberi yazımızdan Kapadokya-Havalimanı ulaşımı hakkında tüm detayları görüntüleyebilirsiniz. Nevşehir ya da Kayseri’ye yapılacak bir uçuştan sonra HAVAŞ servisleri ile bölgeye ulaşımınızı sağlamanız mümkün. Bu üç şehirden Kayseri’ye Pegasus Havayolları, Türk Hava Yolları ve Anadolu Jet ile hem aktarmalı hem de direkt uçuşlar gerçekleşirken, Nevşehir’e sadece THY ile aktarmalı uçuş sağlanıyor. Ulaşımınızı Kayseri üzerinden gerçekleştirmek isterseniz İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Pegasus Hava Yolları’nın her gün seferi mevcut. Bir saat süren uçuş sonrasında Kayseri’ye ulaşabilirsiniz. Kayseri üzerinden Nevşehir’e taksi ile geçmek isterseniz ödeyeceğiniz tutar 250 – 300 TL arasında değişiklik gösterebilir.

Hava yolu ulaşımı yerine kara yolunu tercih ederseniz birçok firmanın Kayseri ve Nevşehir’e seferleri olduğu müjdesini verelim. Bu seferlerinden dilediğinizi seçebilirsiniz. Özellikle büyükşehirlerden Nevşehir’e hemen hemen her gün sefer oluyor. Sefer sonunda geleceğiniz terminal Kapadokya bölgesine bir hayli yakın. Buradan taksi, şehir içi otobüs ya da özel transfer araçları ile merkeze ulaşabilirsiniz. Kara yolu alternatiflerinden biri olan treni tercih ederseniz yolculuğunuzun süresi biraz daha uzayabilir. Ne yazık ki ülkenin her yerinden buraya tren ile ulaşmak mümkün değil. Yine de yolculuğunuzda bu tadı almak isterseniz ilk öncelikle Kayseri’ye ulaşmanız gerek. Kayseri tren garından Kapadokya’ya ulaşabilirsiniz.

Eğer ki Kapadokya bölgesine yakınsanız ya otobüs ya da kendi aracınız ile seyahat etmeniz daha ekonomik olabilir. Bölgeyi gezerken en mantıklı ulaşım aracı da kiralık araç oluyor çünkü taksi ücretleri epey yüksek; araç tercih etmezseniz de dolmuşlar ile gezebilirsiniz. Nevşehir Havalimanı ve Kayseri Havalimanı’ndan dilediğiniz gibi araç kiralayabilirsiniz. Bu havalimanlarında size yardımcı olabilecek birçok araç kiralama şirketi mevcut. Dolmuşları kullanmak isterseniz biraz daha zorlanabilirsiniz. Çünkü her yere dolmuşlarla ulaşmak mümkün olmayabiliyor. Ancak sık ziyaret edilen bölgeler arasında dolmuş seferleri var. Göreme, Uçhisar, Avanos ve Ürgüp gibi noktalara bu şekilde ulaşabilirsiniz. Farklı yerler görmek, çevreden biraz uzaklaşmak isterseniz araç kiralamak en mantıklısı olur.

Tüm bu ulaşım sıkıntılarından kurtulmak için yerel tur firmaları iyi bir seçenek. Bu tur firmaları tüm gün boyunca size gezi rehberliğinde bulunurken ulaşım derdini de ortadan kaldırıyor. Bir tura bağlı kalarak gezme düşüncesi size sıcak geliyorsa hiç düşünmeden bir tur firması ile görüşebilirsiniz.

Blogger, içerik yazarı, editör, besteci, söz yazarı, gitarist, turizmci, seyahat tutkunu, müzik ve kedilere hasta☺️

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here