Aydın’da Gezilecek Yerler

0
364
Aydın ve Çevresinde Gezilecek Yerler

Söke, Didim, Kuşadası ilçeleriyle yaz turizmi, iç kesimlerinde bulunan değerleri ile de kültür turizmi kulvarında koşan Aydın, Ege Bölgesi’nin en güzel yerleri arasında bulunuyor. Şehirde bulunan birbirinden kıymetli plajları dünyanın her yerinden ziyaretçiyi Aydın’a çekiyor. Verimli topraklarından ötürü tarih boyunca onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış olan Aydın’a bu medeniyetlerden kalan birçok değer mevcut. Bunun yanında Aydın’da bulunan camiler gerek mimari gerekse tarihi açıdan ziyaretçiler tarafından oldukça ilgi görüyor. Bu yazımızda Aydın’da görmeniz gereken başlıca yerleri sizler için derledik.

Aphrodisias Antik Kenti

Türkiye’nin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne giren 17. varlığı olan Aphrodisias Antik Kenti 1958 senesinde Ara Güler tarafından keşfedilmiş. Yunan ve Roma dönemlerinin tipik mimari özelliklerini tam anlamıyla yansıtan antik kentin keşfedilme hikayesi de bir hayli garip. 1958 senesinde Aydın’a giden Ara Güler yolunu kaybetmiş. Yolu bulmaya çalışırken kendini bir köyde bulmuş. Köydeki yapıların inşalarında kullanılan Roma sütunlarını, üzüm süzme işleminde kullanılan lahitleri gördüğünde ise oldukça şaşırmış. Köyde bulunan yapıları fotoğraflarını çekmiş. İstanbul’a döndüğünde ise bölge ile ilgili araştırmalar yapmaya başlamış ve tahmin edersiniz ki hiçbir şey bulamamış. Çareyi fotoğrafları uluslararası kuruluşlara yollamakta bulmuş. Times’a yolladığında ise deyim yerindeyse dananın kuyruğu kopmuş. Fotoğraflar dünya çapında büyük yankı uyandırmış ve uluslararası bir ekip Aydın’a gelmiş. Yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda ise bölgenin geçmişi Milattan Önce 500’lü yıllara dayanan ve Afrodit’e sunulmuş bir antik kent olduğu ortaya çıkmış. Eğer Müzekart’ınız yoksa antik kenti gezmek için 15 TL ödemeniz gerekecek. Daha detaylı bilgi için bu adresi ziyaret edebilirsiniz.

Aşağdıkaki panelden otobüs ve uçak bileti sorgulayabilirsiniz.

Dilek Yarımadası

Aydın sınırları içerisinde bulunan Dilek Yarımadası’nı ziyaret etmeniz için oldukça fazla sebep var. Pırıl pırıl koyları mı desek, doğal hayvanat bahçesi mi desek, Zeus mağarası mı desek… Saymakla bitmiyor. Bu yüzden bir an önce anlatmaya başlayalım. Doğal hayvanat bahçesi dediğimiz alan aslında bir milli park. Bu milli park içerisinde yaban domuzu, sincap gibi hayvanlara rastlayabiliyorsunuz. Eğer şanslı gününüzdeyseniz alageyiklerle de karşılaşabilirsiniz. Aydın’ın kavurucu sıcağı karşısında teslim olmuşsanız size güzel bir haberimiz var. Zeus Mağarası! Dağların eteklerinden çıkan buz gibi kaynak suyu Zeus Mağarası içerisinde deniz suyuyla buluşuyor ve ortaya yüzmeye doyum olmayan bir mağara gölü çıkıyor. Ambiyans da cabası. Doğanın tadını çıkarırken bu toprakların hatırasının da bir ucundan tutmak gerek. Bu sebepten Doğanbey Köyü’ne de mutlaka uğramalısınız. Mübadeleden dolayı gözü yaşlı köylerden olan Doğanbey’de Rum ve Türk kültürüyle yoğrulmuş tipik bir mimariyle karşılaşıyorsunuz. Evlerden bazıları restore edilmiş ve şehirden kaçanlar bu evlere yerleşmiş. Şöyle sakin bir yere yerleşme düşünceniz varsa Doğanbey iyi bir seçenek olabilir. Dilek Yarımadası ya da diğer bir adıyla Dilek Yarımadası Milli Parkı’na giriş ücreti 2018 yılı itibariyle 12 TL.

Milet Müzesi

Milet Antik Kenti içerisinde bulunan müzede ağırlıklı olarak Milet’ten çıkan eserler ve çevredeki kazılardan elde edilen buluntular sergileniyor. Müze içerisinde havuzlu bir hol ve iki adet salon bulunuyor. Milet Müzesi’nde Arkaik dönemden Osmanlı’ya kadar birçok döneme ait eserleri görmeniz mümkün. Müzenin karşısında bulunan Filozoflar Parkı’nda ise Miletos’ta yaşamış düşünür, sanatçı, mimar vb. kişiler hakkında bilgi levhaları bulunuyor. Milet Müzesi’ne giriş ücreti ise sadece 5 TL.

Kurşunlu Manastırı

Dilek Yarımadası içerisinde bulunan Kurşunlu Manastırı Davutlar’a 12 kilometrelik bir uzaklıkta yer alıyor. Rumların Panagia dediği manastır Meryem Ana’ya adanmış mabetlerden. Bizim tabirimizde yer alan kurşunlu isminin ise yapının üzerini kaplayan kurşundan geldiği tahmin ediliyor. Ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmeyen Kurşunlu Manastırı’nın mimari özelliklerine bakılarak Hristiyanlığın ilk dönemlerine ait bir mabet olduğu düşünülüyor. 19. yüzyılın sonlarına kadar aktif olarak hizmet veren Kurşunlu Manastırı’nın etrafında keşiş odası, yemekhane vb. yapıların kalıntılarını görmeniz mümkün. Tarihte çok defa el değiştiren manastırın tavanındaki alçı süslemeler Rum kullanımından kalmış. Manastırı kullanan her millet bu kadim yapıya kendinden bir iz bırakmış.

Güvercinada Kalesi

Aydın’ın yazlık ilçelerinden Kuşadası’na adını veren ada üzerinde bulunan Güvercinada Kalesi, 1830’da Osmanlı hakimiyetine girmesiyle büyük bir onarım geçirmiş. Adeta bir deniz karakolu olarak kullanılan Güvercinada Kalesi çevre adalardan ve bilhassa Yunanistan’dan gelen tehlikelere karşı bir kalkan görevi görmüş. Bir zamanlar yalnızca kayık vb. gibi deniz araçlarıyla ulaşım sağlanabilen kaleye bugün yaya olarak ulaşmanız mümkün. Kalenin kara ile bağlantısı olan yolun etrafında göreceğiniz teknelerle Kuşadası turları yapabiliyorsunuz. Kişi başı 5 TL vererek bir saat süren bir günbatımı turu da satın almanız mümkün. Kaleye girişler için herhangi bir ücret ödemiyorsunuz. İçeri girdiğinizde ise bu eski yapının bakımlı hali karşısında ise biraz şaşıracaksınız. Kalenin tam ortasında yer alan gözetleme kulesi ise oldukça ilgi çekici.

Tralleis Antik Kenti

Dünya’nın en kadim antik kentleri arasında bulunan antik kent Pergomon Krallığı’na ait. Kentten geriye yalnızca üç gözlü bir yapı kalmış durumda. Bu üç gözlü yapı antik dönemlerde spor ve kültürün merkezi olan Gymnasium’a ait. Tralleis Antik Kenti göründüğünden çok daha büyük bir kent. Kentin henüz gün yüzüne çıkmamış yapıları bulunuyor. Üç gözlü yapının etrafındaki hamam, tiyatro vb. yapıları çok az kısmı gün yüzüne çıkmış yapılardan. Tralleis Antik Kenti’nin kuruluşu için tarihi kaynaklar Milattan Önce 13. yüzyılı işaret ediyor. Antik kente yolunuz düşerse ilginizi çekecek yapılardan olan Latrina adı verilen genel tuvaletleri de görmenizi tavsiye ediyoruz. 65 kişilik kapasitesiyle en büyük Latrinaya Tralleis Antik Kenti sahip. Bu tuvaletler incelenerek dönemin kanal ve sulama alanındaki gelişmişliğini de gözler önüne seriyor. Tralleis Antik Kenti’ne girişler ücretsiz.

Forum Aydın

Aydın ve çevresinin en büyük alışveriş merkezi olan Forum Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’ne yürüme mesafesinde bulunuyor. Forum Aydın’ın temeli 2007 senesinde atılmış. Alışveriş merkezi Multi Turkey’in Ege’deki üçüncü yatırımı olarak biliniyor. Adnan Menderes Üniversitesi’nin 22.000 öğrencisinin yoğun olarak ziyaret ettiği Forum Aydın içerisinde alışveriş yapabileceğiniz mağazalar, yemek yiyebileceğiniz restoranlar ve çeşitli aktivite alanları bulunuyor. Forum Aydın, Aydın’ın en hareketli noktası olan Adnan Menderes Bulvarı’na da 2 kilometre uzaklığında. Yürüyerek de ulaşım sağlayabilirsiniz. Alışveriş merkezi Aydın-Denizli yolunun iki tarafından da görülebiliyor. Bunun yanında alışveriş merkezine otoyoldan da giriş yapabiliyorsunuz.

Priene Antik Kenti

Aydın’a bağlı Söke’ye 15 kilometre uzaklığındaki antik kent bilinen ilk planlı şehirlerden. Mykale Dağı’nın etek noktalarında bulunan antik kentin Milattan Önce 1200 senesinde İyonlar tarafından kurulduğu söyleniyor. Döneminin güçlü liman kentlerinden olan Priene Antik Kenti Mykale Dağı’nın çetin şartları ve sağlam burçlarıyla oldukça korunaklı bir yapıya sahipmiş. Bugün ızgara şehir sistemi olarak adlandırılan planın tarihte ilk defa Prine Antik Kenti’nde uygulandığı düşünülüyor. Limanının alüvyonlar arasında yitip gitmesinden sonra liman kenti olma özelliğini kaybeden antik kent Bizans döneminde önemini kaybetmiş, 2. yüzyılda ise tamamen terkedilmiş. Müzekart ile ücretsiz girebildiğiniz antik kenti Müzekart sahibi değilseniz 5 TL karşılığında gezebiliyorsunuz.

Arpaz Kalesi

Nazilli ilçesine bağlı Esenköy’de bulunan Arpaz Kalesi bazı kaynaklarda Arpaz Kulesi olarak da geçiyor. Tanıtım konusunda eksik olmasından ötürü çok fazla ziyaretçi çekmiyor. Fakat oldukça önemli bir tarihi varlık. Harpasa Kalesi’nin etek kısımlarında bulunan Arpaz Kalesi özellikle mimarisiyle dikkat çekiyor. Karşı tarafında Arpaz Beyler Konağı bulunan kalenin yapım yılı olarak 19. yüzyıl işaret ediliyor. Fakat kale etrafındaki buluntuların 17 ve 18. yüzyıllara ait olduğu saptanmış. Bu durum kalenin daha eski bir tarihte inşa edildiği ve 19. yüzyılda kapsamlı bir restorasyona uğradığı sonucunu doğuruyor.

Saplı Ada

Kuş bakışı bakıldığı zaman kimileri tarafından cezveye, kimileri tarafından ise kaşığa benzetilen Saplı Ada, bugün Didim-Akbük’ün adeta sembol noktası. Karaya çok da uzak olmayan Saplı Ada’ya suların çekildiği dönemlerde deniz içerisinden yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Bölgeye farklı bir aura kazandıran Saplı Ada’nın oldukça hoş bir efsanesi de bulunuyor. Rivayete göre adadaki çakıl yoldan 10 çakıl taşı toplarsanız ömrünüz 10 sene uzuyor. Saplı Ada özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistin oldukça rağbet gösterdiği yerlerden. SİT alanı olarak koruma altına alınmış olan Saplı Ada, Ege Denizi’nde yer alan bir volkanın patlaması sonucu biriken küllerden oluşmuş. Birikim şekillerini bugün dahi görmeniz mümkün. Bunun yanında Didim’in serin sularında kulaç atmak isterseniz Saplı Ada oldukça ideal bir seyahat rotası.

Zeus Mağarası

Dilek Yarımadası’nda bulunan mağara milli parkın girişinde bulunuyor. Giriş kısmının saklı olmasından ötürü çoğu kişi mağarayı göremeden milli parktan ayrılmak zorunda kalıyor. Mağaranın neden bu ismi aldığına dair birçok rivayet bulunuyor. Söylenene göre Zeus denizler tanrısı kardeşiyle kavga ettiklerinde kardeşinin gazabından kurtulmak için bu mağaraya sığınır, burada kalır, yıkanırmış. Mağaranın suyunun sıcaklığı yaz-kış sabit, 5 derece. Yaz aylarında yüzmek isteyenler için oldukça cazip. Derinlik kıyı kısmına yakın olan bölgelerde 4-5 metre aralığında. Kayaların altına doğru ise derinlik 7-8 metreyi buluyor. Mağaranın sualtındaki kısımlarında oldukça etkileyici sarkıtlar bulunuyor. Ne yazık ki bu sarkıtlar yalnızca profesyonel dalgıçlar tarafından görülebiliyor. Mağaranın dibinde bulunan karanlık kısmın ise nereye kadar gittiği bilinmiyor. Bu efsanevi güzellik ne yazık ki insan elinin hoyratlığından nasibini almış. Çevresinde bu güzelliğe hiç yakışmayan çöpler bulunuyor.

Altınkum Plajı

Didim’de bulunan Altınkum Plajı, bugün Didim dendiğinde akla ilk gelen yer oluyor. Adeta sembolleşmiş. Yabancı turistler tarafından oldukça ilgi gören plaj bu sebepten ötürü yaz aylarında oldukça kalabalık oluyor. Ülkemizin başlıca mavi bayraklı plajlarından olan Altınkum temizliği ve berraklığıyla konuklarına oldukça keyifli bir yüzme deneyimi yaşatıyor. Denizinin sığ olmasından ötürü de özellikle çocuklu aileler ve yüzme bilmeyenler tarafından gönül rahatlığıyla tercih ediliyor. Didim ilçesinin en popüler plajı olan Altınkum’da plaj boyunca sıralanmış bar, restoran, kafe vb. bulunuyor. Bunun yanında ihtiyaç duyacağınız duş, tuvalet, soyunma kabini gibi yerler de mevcut.

Bozdoğan

Madran Dağı eteklerinde kurulu bu şirin ilçe iki tepe üzerine kurulmuş. Aydın’a 76 kilometrelik bir uzaklıkta bulunan Bozdoğan, ekmeğini tarımdan kazanıyor. Kuruluş senesi olarak 13. yüzyıl işaret edilse de ilçenin çevresinden elde edilen buluntular çok daha eski tarihlere ait. İlçe civarında Selçuklu, Roma, Bizans dönemine ait buluntular mevcut. Koyuncular Köyü yakınlarında bulunan Neopolis, Körteke Kalesi, Kemer Köprüsü, Piginda Antik Kenti Bozdoğan’ın kültürel zenginliklerinden. İlçede incir, pamuk, üzüm başta olmak üzere çok fazla çeşitte tarım ürünü yetişiyor.

Kuşadası

Aydın’ın önemli turistik ilçelerinden olan Kuşadası yaz aylarında hem yerli hem de yabancı turistler tarafından akına uğruyor. Tarih ve doğanın iç içe olduğu Kuşadası’nda gezip görebileceğiniz birçok yer mevcut. İlçenin en ünlü bölgesi ise giriş ücretinin 4 TL olduğu (motosikletliler için 8 TL ve otomobille girişlerse 12 TL) Kuşadası Milli Parkı. Burada yemyeşil ormanın bitiminde masmavi bir denize kavuşuyorsunuz. Etrafta dolaşan ve artık evcilleşmiş yabancı hayvanlar ise çevreye ayrı bir güzellik katıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here