İstanbul’daki 11 Tarihi Camii

0
99
Sultanahmet Camii

470 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik etmiş İstanbul, Osmanlı’nın tarihi ve kültürel mirasını yansıtan camiilere de ev sahipliği yapıyor.

Osmanlı mimarisindeki farklı dönemleri yansıtan tarihi camiiler, İstanbul’da mutlaka görülmesi gereken tarihi eserler ve eşi benzeri olmayan ibadethaneler.

İşte karşınızda İstanbul’da mutlaka görülmesi gereken tarihi camiiler:

İstanbul’daki Camiler

Fatih Camii ve Külliyesi

Fatih Camii ve Külliyesi

App_indir_banner_mobil

Osmanlı İmparatorluğu’nda padişah veya aileleri tarafından yaptırılan camileri selatin camileri adı veriliyordu.

Fatih Camii de İstanbul’un Fethi’nden sonra yaptırılan ilk selatin camisi olma özelliği taşıyor. Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen caminin yanında, içerisinde 16 adet medrese, hamam, aşevi, kütüphane, konukevi ve hastanenin bulunduğu bir külliye yer alıyor.

1766’da yaşanan büyük deprem sonucunda neredeyse tamamen yıkılan cami, 1771 yılında yeniden yapılmış.

Daha sonra, Gölcük Depremi sonrasında zemin kayması yaşanmış, yeniden restore edilen cami, 2012 yılında tekrardan ibadete açılmış.

Mimar Atik Sinan tarafından tasarlanan cami, günümüze kadar orijinal halini koruyarak ulaşmayı başaramamış.

ucakbileti_sorgula (1)

Fatih Camii’ni diğer camilerden ayıran özellik ise sahip olduğu ruhtur. Ayrıca, 1932 yılında ilk Türkçe ezanın okunduğu cami unvanını taşıyor.

Fatih Camii, yalnızca mimarisi veya külliyesi sebebiyle değil, hemen yanında yer alan türbeleri sebebiyle de oldukça ilgi görüyor. Fatih Sultan Mehmet, Gazi Osman Paşa ve Gülbahar Valide Sultan gibi Osmanlı tarihinde önemli yere sahip olan isimlerin kabri, burada yer alıyor.

Adını verdiği semtte, Fevzi Paşa Caddesi üzerinde konumlanan Fatih Camii ve Külliyesi’ne gitmek için Eminönü istikametinde hareket eden ve Yavuzselim Durağı’ndan geçen otobüsleri kullanabilirsiniz.

Yeni Camii (Valide Sultan Camii)

Yeni Camii (2)

Valide Sultan Camii olarak da bilinen Yeni Camii, İstanbul’da Osmanlı ailesi tarafından yaptırılan son büyük cami olma özelliği taşıyor. Buna ek olarak, Osmanlı Dönemi’nde, yapımı en uzun süren cami de yine Yeni Camii.

Sultan III. Murad’ın eşi Safiye Sultan’ın emriyle 1597 senesinde temelleri atılan cami, ancak 1665 senesinde, IV. Mehmet’in annesi Turhan Hatice Sultan’ın büyük emekleri ve yapılan bağışlar sonucunda tamamlanabilmiş.

Dönemin İstanbul’una görsel zenginlik katan caminin yapımına Mimar Davut Ağa başlanmış, Mimar Dalgıç Ahmet Ağa tarafından devam ettirilmiş ve Mimar Mustafa Ağa tarafından bitirilmiş.

Caminin yapımı sırasında temelden fazla miktarda su çıkması, inşaatın aksamasına neden olmuş. Zemini sağlamlaştırmak için uçlarına kurşun kızaklar bağlı kazıklar çakılmış ve üzerine de taş bloklar döşenmiş. Bu işlem sonucunda duvar seviyeleri yerden epey bir yüksekte konumlanmış.

Caminin bulunduğu alana, camiyle birlikte Valide Sultan Türbesi, Sübyan Mektebi, Hünkar Kasrı, Darülkurra ve Sebil yaptırılmış. İlerleyen zamanlarda da külliyeye türbe, muvakkithane ve kütüphane eklenmiş.

1660’da İstanbul’da yaşanan büyük yangında oldukça fazla zarar gören cami, Köprülü Mehmet Paşa’nın emriyle onarılarak şehre kazandırılmış.

otobusbileti_sorgula2

Fatih ilçesinde Eminönü semtinde konumlanan Yeni Camii’ne gitmek için Eminönü’nden hareket eden otobüsleri kullanabilirsiniz. Anadolu yakasından geleceklerse, Eminönü’ne kadar vapurla gelip, buradan da otobüsle yollarına devam edebilirler.

Eyüp Sultan Camii ve Türbesi

Eyüp Sultan Camii (2)

Türk ve İslam dünyasında büyük öneme sahip olan Eyüp Sultan Camii, İstanbul’un Fethi’nden sonra 1458’de yapılmış.

Cami inşa edilmeden önce bölgede Eyüp Sultan Hazretleri’nin türbesi bulunması ve padişahların bu alanda kılıç kuşanması nedeniyle şehrin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiş.

Zamanla yıkılmaya yüz tutan camiyi III. Selim, temeli ve minerali hariç tamamen yıktırarak yeniden inşa ettirir. 1798’de başlayan çalışmalar 1800’de son bulur ve cami, günümüzdeki görünümünü alır.

Eyüp Sultan Hazretleri’nin kabrinin bulunmasından sonra bu alana, İstanbul’un ilk külliyesi inşa edilir ve kabir için de bir türbe yapılır.

Padişahların ve tüm Osmanlı halkının Eyüp Sultan Hazretleri’ne duyduğu büyük saygı ve minnet neticesinde, padişahların tüm kılıç kuşanma törenleri Eyüp Sultan Türbesi’nde yapılır.

Eyüp ilçesine konumlanan Eyüp Sultan Camii’ne gitmek için, Eyüp Sultan Bulvarı’ndan geçen, 39, 39B, 39D, 39O, 39Y, 39Ç, 48A, 55EY, 86V ve 94Y numaralı otobüsleri kullanabilirsiniz. Bu araçların hepsi Eyüp Sultan Durağı’ndan geçmese de Eyüp Sultan Bulvarı’nda inebilir, kısa bir yürüyüşle camiye ulaşabilirsiniz. Metro kullanmak isteyenler, Kirazlı – Yenikapı Metro Hattı’nı kullanarak Bayrampaşa’ya kadar gelebilirler. Buradan da dilerseniz 15 – 20 dakika kadar yürüyebilir, dilerseniz de otobüs veya minibüse binerek Eyüp Sultan Camii’ne ulaşabilirsiniz. Metrobüs ile gelecekler olanlarsa Ayvansaray Durağı’nda indikten sonra 10 dakika kadar yürüyerek camiye gidebilirler.

Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii (2)

Kanuni Sultan Süleyman adına 1551 senesinde Mimar Sinan tarafından inşa edilmeye başlanan Süleymaniye Camii, 1557 senesinde tamamlanmış.

Aslında bakacak olursak cami, medreseler, hazire, hastane, sıbyan mektebi, hamam, kütüphane, imaret, ve dükkânlarla birlikte Süleymaniye Külliyesi’nin bir parçası diyebiliriz.

Mimar Sinan, inşa ettiği Süleymaniye Camii için ‘Kıyamete kadar yıkılmayacak’ demiş ve 500 senedir birçok yangın, deprem vs. atlatsa dahi tek bir çatlak dahi oluşmamıştır.

Mimar Sinan’ın çıraklık, kalfalık ve ustalık eserleri diye tabir ettiği 3 eserinden kalfalık eseri, Süleymaniye Camii’dir.

Cami kubbesinin etrafında yer alan 65 küp sayesinde içeride harika bir akustik oluşmuş ve namaz kılmak için hiçbir teknolojik alet kullanmaya gerek kalmamış.

Ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan ve Hürrem Sultan gibi pek çok önemli şahsiyetin kabri, Süleymaniye Külliyesi’nde yer alıyor.

Fatih ilçesinde, Süleymaniye Mahallesi’nde konumlanan Süleymaniye Camii’ne gitmek için tramvay ve otobüs seçeneklerini kullanabilirsiniz. Tramvay gelecek olanlar Kabataş – Bağcılar Tramvay Hattı’nı kullanarak Laleli – Üniversite Durağı’na gelip, buradan yürüyerek camiye ulaşabilirler. Otobüs kullanacak kişiler ise Hamidiye Mahallesi – Taksim Hattı’nda çalışan 48T numaralı otobüse binerek Süleymaniye Camii Durağı’nda inebilirler.

Sultanahmet Camii

Sultanahmet

Çok ufak yaşta tahta geçip genç yaşta vefat eden Padişah I. Ahmed tarafından inşa ettirilen Sultanahmet Camii’nin yapımına 1609 yılında başlanmış.

7 yıl süren çalışmaların ardından yapımı tamamlanan cami, Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Sedefkar Mehmet Ağa tarafından tasarlanmış.

Külliyesiyle birlikte Türkiye’nin en büyük camisi kabul edilen Sultanahmet Camii’nin külliyesi, maalesef günümüze kadar tam anlamıyla ulaşmayı başaramamış.

1934’te Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesiyle Sultanahmet Camii, Türkiye’nin ana camisi olarak kabul görmeye başlamış.

Günümüzde hem ibadete hem de ziyarete açık olan Sultanahmet Camii, içerisindeki İznik çinileri sebebiyle Avrupalılar tarafından Mavi Camii olarak da adlandırılır.

6 minerali tek selatin cami olma özelliği taşıyan Sultanahmet Camii’nin yapımından önce halk, caminin 6 minerali olmasına tepki göstermiş. Kabe’nin de 6 minaresi bulunmasından dolayı gösterilen bu tepkiye padişah hak vermiş ve Kabe’ye yedinci minareyi yaptırdıktan sonra Sultanahmet Camii’nin yapımı tamamlanmış.

Camii, adını verdiği semt olan Sultanahmet’te konumlanıyor. Camiye ulaşmak için Bağcılar – Kabataş hattında çalışan herhangi bir tramvaya binebilirsiniz. Anadolu yakasından geleceklerse Kabataş veya Eminönü’ne vapurla gelip, buradan tramvayla aktarma yapabilirler.

Ortaköy Camii (Büyük Mecidiye Camii)

Ortaköy Camii

Abdülmecit tarafından yaptırılan Ortaköy Camii, ihtişamlı görünümüyle Ortaköy İskelesi’nde insanları selamlıyor. Barok mimarinin en önemli eserlerinden bir tanesi olan cami, şehrin sembol yapıları arasında yer alıyor. Cami inşa edilmeden önce bölgede yer alan ve Vezir İbrahim Paşa’nın damadı Mahmut Ağa tarafından inşa ettirilen mescit, Patrona Halil İsyanı sırasında yıkılınca boş kalan alana Ortaköy Camii inşa ettirilmiş. 1894’te yaşanan İstanbul depremi sonucu minaredeki külah bölümü hasar alınca yeniden şekillendirilmiş. 1960 senesinde çökme riski sebebiyle sağlamlaştırılan Ortaköy Camii, 1984’te ise yangın tehlikesi atlatmış. Bunun üzerine de asına uygun olarak restore edilmiş. Son olarak 2014’te, yenileme gerekçesiyle kapatılan cami, açıldıktan sonra yerli ve yabancı ziyaretçilerinin akınına uğruyor. Pembe mozaik kaplı kubbesi, beden duvarları üzerine yerleştirilerek sağlamlaştırılmış. Tek şerefeli iki minaresi bulunan caminin mihrabı ise mermer ve mozaikten yapılmış. Yapının kuzey yanındaki girişinde konumlanan eliptik merdiven, caminin iki katlı olmasını sağlamış.

Ortaköy Meydanı’nda, gayet merkezi bir konumda yer alan Ortaköy Camii’ne gitmek için Beşiktaş istikametinde hareket eden otobüslere binebilirsiniz. Anadolu yakasından gelecek olanlar ise Beşiktaş’a kadar vapurla gelebilir, buradan da 15 – 20 dakika yürüyerek camiye ulaşabilirler.

Dolmabahçe Camii (Bezmialem Valide Sultan Camii)

Dolmabahçe Camii

Bezmialem Valide Sultan tarafından inşasına başlanan cami, Sultan Abdülmecid tarafından tamamlanmış.

Celi-sülüs hat ile kaleme alınan caminin kitabesi dört beyitten oluşuyor. Batı tarzında ve akant yapraklarıyla süslenen kitabenin ortasında ise Sultan Abdülmecid tuğrası yer alıyor.

Caminin mimarları, Nihohos Balyan ile babası Garabet Amira Balyan’dır.

Osmanlı mimarisinde görmeye pek alışık olmadığımız yuvarlak pencerelerle tavus kuşu kuyruğuna benzeyen şekli ile hayli ilginç bir tasarımı bulunuyor.

Tek şerefeli iki minareden oluşan yapının kubbesinden ise değerli bir avize sarkıyor.

Caminin mihrabı ve minberi ise kırmızı somaki mermerinden yapılmış.

1855 senesinde ibadete açılan Dolmabahçe Camii’nin en büyük özelliği, tasarımının net bir geometriyle yapılmış olmasıdır.

Aynı mimarın elinden çıkma Ortaköy Camii ile hayli benzerlik gösteriyor.

Aydınlatma pencereleri ile minare alemlerinin Ortaköy Camii’nden farklı olduğu yapının hünkar kısmı ise dikdörtgen biçiminde tasarlanmış.

Barak ve ampir tarzı süslemeleriyle Osmanlı’nın geleneksel süsleme ve bezeme anlayışından kopuşunun en iyi örneklerinden olan Dolmabahçe Camii’nin diğer adı ise Bezmialem Valide Sultan Camii’dir.

1960’dan bu yana Yassı ada İrtibat Kurulu tarafından kullanılan yapı, Deniz Müzesi olarak Beşiktaş’a taşındıktan sonra, 1960 senesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yenilenmiş ve yeniden ibadete açılmış. Günümüzdeki görünümüne ise 2007 yılında geçirdiği son restorasyon çalışmasıyla kavuşmuş.

Dolmabahçe Sarayı’nın güneyin, Beşiktaş ve Kabataş’ın arasında konumlanan Dolmabahçe Camii’ne gitmek için kullanabileceğiniz pek çok ulaşım aracı bulunuyor.

Beyazıt Camii

Beyazıt Camii (2)

İstanbul’un Fethi’nden sonra, Sultan II. Beyazıt tarafından inşa ettirilen Beyazıt Camii, 1509 senesinde yaşanan İstanbul depreminde büyük hasar görmüş.

Caminin onarımı, ufak müdahalelerle geçiştirilse de asıl yenileme işleme Mimar Sinan tarafından yapılmış.

Mimar Sinan, camiyi güçlendirmek adına kemer inşa ettirmiş. 1683’te çıkan yangın sonucunda minare külahlarından bir tanesi yanmış, 1743’te ise minarelerden birine yıldırım düşmüştür.

Büyük zarar gören cami, yapılan yenileme çalışmaları neticesinde günümüze kadar ulaşmayı başarmış. Beyazıt Camii’nin içerisinde hamam, medrese, tabhaneler, sıbyan mektebi ve kervansaray yer alıyor.

Mimarı kesin olarak bilinmese de Mimar Hayrettin, Mimar Yakupşah, Mimar Sultanşah veya Mimar Kemaleddin tarafından inşa edildiği söyleniyor.

Caminin haziresinde ise II. Beyazıt’ın kabri bulunuyor. Fatih ilçesinde, Beyazıt Mahallesi’nde konumlanan Beyazıt Camii’ne gitmek için kullanabileceğiniz birçok ulaşım aracı bulunuyor. Zeytinburnu – Kabataş Tramvay hattı ile Beyazıt ya da Çemberlitaş Durağı’na gelebilirsiniz veya Sirkeci – Halkalı hattında çalışan trenlerle Yenikapo İstasyon Tren Durağı’na ulaşabilirsiniz. Bunların dışında; camiye fünikülerle gelmek için Karaköy Füniküler Durağı’nda, metro ile gelmek için Yenikapı Metro İstasyonu Durağı’nda, IDO arabalı vapuru ile gelmek için Sirkeci IDO Arabalı Vapur Durağı’nda, otobüsle gelmek içinse Beyazıt Durağı’nda inmeniz gerekiyor.

Rüstem Paşa Camii

Rüstem Paşa Camii

1561 senesinde inşasına başlanan ve yapımı 3 senede tamamlanan Rüstem Paşa Camii’nin en önemli özelliği, eşi benzeri görülmemiş bir çinicilik işçiliğine sahip olması.

Öyle ki Mimar Sinan’a ait bu eser rivayetlere bile konu olmuş. Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı, Rüstem Paşa’nın da karısı olan Mihrimah Sultan’a aşık olan Mimar Sinan, aldığı bu görevden hiç memnun olmaz ve camiyi, Osmanlı tarihinde bir ilk olacak tarzda, apartman cami şeklinde tasarlar. Bu durumdan memnun olmayan Mihrimah Sultan, durumu Kanuni Sultan Süleyman’a bildirince Mimar Sinan, durumu kurtarmak adına camide görenleri kıskandıracak incelikte çinicilik işçiliği çıkartır.

Rivayetin ne kadarı doğrudur bilinmese de, camiye girdiğiniz an çinilerden etkilenmemeniz mümkün değil. Hatta bu işçiliğe Amerika Birleşik Devletleri’nin ünlü dergilerinden Newsweek de kayıtsız kalamamış ve Rüstem Paşa Camii’ni Avrupa’nın en güzel camisi seçmiş.

Tahtakale’de, Hasırcılar Çarşısı içinde konumlanan Rüstem Paşa Camii’ne gitmek için kullanabileceğiniz pek çok ulaşım alternatifi bulunuyor. Kabataş – Bağcılar Tramvay Hattı’nda çalışan tramvaylardan herhangi bir tanesine binerek Eminönü’ne gelebilirsiniz. Ayrıca Eminönü istikametine giden otobüsleri de kullanabilirsiniz. Anadolu yakasından geleceklerse Eminönü’ne vapurla geçebilecekleri gibi, Marmaray ile Sirkeci’ye gelebilir, buradan da yaklaşık 5 – 10 dakika yürüyerek Rüstem Paşa Camii’ne ulaşabilirler.

Mihrimah Sultan Camii

mihrimah sultan camii (2)

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan adına İstanbul’da yapılmış biri Edirnekapı’da diğeri de Üsküdar’da konumlanan iki cami bulunuyor.

Bir rivayete göre Kanuni Sultan Süleyman, kızının ismini koyarken ”Bir yanağın güneş, diğer yanağın da ay kadar parlak olsun” demiş, ve adını, güneş anlamındaki mihir ve ay anlamındaki mah kelimelerinin birleşimi olan Mihrimah koymuş. Mimar Sinan tarafından yaptırılan iki caminin özelliği ise; eğer iki camiyi de görecek bir açıda duruyorsanız, Üsküdar’da yer alan caminin minareleri arasında güneş doğarken, Edirnekapı’da yer alan caminin kubbesinin tam üstünden ay batar. Akşamları da bu durumun tam tersi söz konusudur.

Üsküdar ilçesinin çevresinde şekillendiği Üsküdar Mihrimah Sultan Külliyesi ve Camii, merkezi konumuyla her gün binlerce kişinin gözüne ilişiyor.

Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii ise Üsküdar’da bulunan camiden sonra inşa edilmiş. Mihrimah Sultan, Mimar Sinan’a caminin yerini kendisinin belirlemesini söyleyince, Mimar Sinan da Mihrimah ismine atıfta bulunabilmek adına Edirnekapı’yı seçmiş.

Üsküdar merkezde, rıhtımda konumlanan Üsküdar Mihrimah Sultan Camii’ne gidecek olanlar, otobüs veya minibüsle Üsküdar sahile kadar gelebilirler. Avrupa yakasından gelecekler olanlar ise vapurla Üsküdar’la geçerlerse, camiyi karşılarında görebilirler.

Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii de merkezi bir konumda yer aldığı için metrobüs, metro, tramvay veya otobüs gibi ulaşım seçeneklerinden herhangi bir tanesini tercih ederseniz, indiğiniz yerden yürüyerek kısa bir süre içerisinde camiye ulaşabilirsiniz.

Hz. Yuşa Türbesi ve Yuşa Tepesi

Hz. Yuşa Türbesi ve Yuşa Tepesi

Hz. Yuşa Türbesi, Yuşa Tepesi’nde yer alıyor. 17 metre uzunluğundaki mezarın bu denli uzun bir alan içerisinde bulunmasının sebebi ise mezarın tam olarak nerede olduğunun bilinmemesidir.

Türbenin yanında bir de Hz. Yuşa Camii bulunuyor.

Bu bölge, tarihin ilk dönemlerinden beri kutsal alan ilan edilmiş. Zamanında, Hz. Yuşa Türbesi’nin bulunduğu yerde Zeus Tapınağı ve Hagios Michael Kilisesi varmış fakat, depremden dolayı yıkıldıkları için günümüze kadar ulaşmayı başaramamış.

1755 senesinde alana bir mescit ilan edilmiş ve Hz. Yuşa’ya ait olduğu düşünülen mezarın çevresi duvarla örülmüş.

İlerleyen yıllarda Hz. Yuşa Camii’nde yangın çıksa da Sultan Abdülaziz, camiyi restore ederek günümüze kadar ulaşmasını sağlamış.

Kanuni Sultan Süleyman’ın hükümdar olduğu dönemde süt kardeşi Şeyh Yahya Efendi bir rüya görür. Rüyasına giren kişi Yahya Efendi’ye ”Ben Yûşa Peygamberim. Beni ziyaret et. Şu tepede yatıyorum, gel ve beni bul.” der. Rüyayı ciddiye almayan Şeyh Yahya Efendi tepeye gitmez, Ertesi gece rüyasında aynı kişiyi görür ve Hz. Yuşa ”Gelmedin, yarın gel ve beni bul.” der. Bunun üzerine Hz. Yuşa’nın mezarını araştıran Yahya Efendi, mezarın Filistin’de olduğunu öğrenir. Rüyada gördüğü tepeye bir daha uğramayan şeyh, rüyayı da ciddiye almaz. O gece yeniden rüyasına giren Hz. Yuşa, Şeyh Yahya Efendi’yi azarlar. Çok korkan Şeyh Yahya, sabah ilk iş rüyasında gördüğü tepeye gider. Tepede bir çoban, hayvanlarını otlatmaktadır. Şeyh Yahya çobana, burada ilginç bir şeyler olup olmadığı sorar. Çoban da yeşil bir alanı göstererek, ”Hayvanlarımı ne zaman buraya getirsem, şu yeşil alana ne basarlar ne de orada otlarlar.” der. Şeyh Yahya Efendi durumu Kanuni Sultan Süleyman’a anlatır ve şu an bulunduğu alana bir türbe yaptırılır.

Haftanın her günü ziyarete açık olan türbeye saat 09:00 – 18:00 arasında gidebilirsiniz. Beykoz ilçesinde konumlanan Hz. Yuşa Türbesi’ne gitmek için 15T, 15TY ve 135G numaralı otobüsleri kullanabilirsiniz.

Blogger, içerik yazarı, editör, besteci, söz yazarı, gitarist, turizmci, seyahat tutkunu, müzik ve kedilere hasta☺️

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here