Edirne’de Gezilecek Yerler

0
2915
Edirne'de Gezilecek Yerler

Edirne tarihiyle, doğasıyla, dokusuyla Marmara Bölgesi’nin en güzel şehirlerinden biri… Büyükşehirlerin betonundan, dumanından ve trafiğinden sıkılanlar için hem huzurlu hem de kültür dolu bir tatil imkânı sunuyor Edirne. Şehir Büyük İskender’den Bizans’a, Bizans’tan Osmanlı’ya, pek çok medeniyetin izlerini ve kültürünü barındırıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun 2. başkenti olan şehir, geçmişte taşıdığı önemi günümüzde de sürdürüyor. Balkanların geçiş kapısı Edirne, Meriç ve Tunca nehirlerinin yanı başında, Yunanistan sınırında, doğusunda Kırklareli, güneyinde ise Tekirdağ illeri ile çevrili.

Edirne’de Gezilecek Yerler

Camiler ve Diğer İbadet Alanları

Selimiye Camii

Edirne’de gezilecek yerlerden ilki, hiç şüphesiz Selimiye Camii. Mimar Sinan’ın “ustalık eseri” olarak tanımlanan Selimiye Camii, Edirne’ye gidenler için mutlaka görülmesi gereken mimari yapıların başında geliyor. Şehri çok seven padişah II. Selim, rüyasında gördükleri üzerine ihtişamlı bir cami yaptırmak istemiş ve bu görevi Mimar Sinan’a vermiş. Yaklaşık olarak 6 senede biten cami, İstanbul’da bulunan Ayasofya kadar ihtişamlı bir yapı. (Ayasofya, Sultanahmet ve Tarihi Yarımada’daki tüm eseler için linkteki yazıyı okuyabilirsiniz.) Selimiye Camii’nin dört kubbesi eskiden şehrin her yanından gözükse de, günümüzde betonlaşma yüzünden caminin manzarası az da olsa bozulmuş durumda.

App_indir_banner_mobil
Eski Camii

1414 yılında inşa edilen Eski Camii, Yıldırım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman’ın isteği üzerine yapılmış. Dokuz kubbesi bulunan iç kısım toplamda 2116 metrekarelik alana yayılıyor. İki şerefeli minare sonradan Çelebi Sultan Mehmet Han’ın isteği üzerine plana eklenirken tek şerefeli minare caminin ilk planlandığı zamandan beri var. Üç Şerefeli Camii’nin yapılmasıyla birlikte bu adı alsa da bu cami, zamanında önemli törenlere ev sahipliği yapmış. Osmanlı padişahlarından bazıları bu camide kılıç kuşandığından mütevellit cuma günleri hutbeyi okumak için imamlar kılıç ile çıkma geleneği başlatmış. Caminin vaaz kürsüsüne ise Hacı Bayram Veli’nin vaaz vermesinden beri muhterem şahsa saygılarını göstermek adına hiçbir imam çıkmak istememiş. Selimiye Camii ile komşu olan bu cami, hat sanatının müthiş örneklerini barındırıyor.

Üç Şerefeli Camii

1447 yılında yapımı tamamlanan Üç Şerefeli Camii, adını minarelerinin birinden alıyor. Mimar Sinan’a ilham olan bu cami, Osmanlı Devleti’nin en uzun minaresini bünyesinden barındırmasından ötürü tarihte oldukça önemli bir yere sahip. Felçli Mimar diye bilinen Mimar Müslihiddin’in eseri olan bu yapının adı Evliya Çelebi’nin ünlü Seyahatname kitabında da geçiyor. Osmanlı’nın genellikle kare yapıdaki camilerinin aksine dikdörtgen biçiminde olan bu cami ilk bakışta bir Selçuklu camisi izlenimini uyandırıyor.

ucakbileti_sorgula (1)

Muradiye Camii

II. Murat’ın isteği üzeri 1436 yılında yapıldığı düşünülen Muradiye Camii, dıştan sade yapılı, iki kubbeli bir cami olsa da iç mekânı oldukça süslü. Rumi motiflerle bezeli ve mihrabının çini işçiliğinin en önemli dokularını taşıdığı bu kutsal bina, 1953 yılında gerçekleşen depremden sonra zarar gördüğü için restore edilmek durumunda kalmış. İlk olarak Sultan II. Murad’ın gördüğü rüya üzerine Mevlevihane olarak yaptırılsa da dervişlerin kavgası buranın camiye dönüştürülmesine sebep olmuş. Ayrıca çeşitli Edirne şairlerinin ve Edirne’ye sürgün edilen Türk Şeyhülislam Bilgini Musa Kazım’ın mezarları da burada yer alıyor.

Edirne Büyük Sinagogu

Oldukça görkemli bir yapısı olan Edirne Büyük Sinagogu’nun yapılışı 1492 yılına dek dayanıyor. 1905 yılında yangında zarar görse de bu kutsal yapı, 1907 yılından yeniden ayağa kaldırılıyor. Bu restorasyonda o dönemin padişahı olan II. Abdülhamit’in fermanının katkısı büyük olmuş. Sabah 8.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyarete açık olan Edirne Büyük Sinagogu, Türkiye’deki en büyük sinagog olduğu gibi Avrupa’da bu anlamda üçüncü sıraya yerleşiyor.

Sweti George Bulgar Kilisesi

Kentin Osmanlı dokusunun dini çok kültürlülüğünü yansıtan eserler olarak dikkat çeken Sweti George Bulgar Kilisesi, 1880 yılından beri Kıyık semtinde ibadete açık. Bulgar kültürüne dair ipuçları bulabileceğiniz bu kilisenin çan kulesine çıktığınızda ise Selimiye Camii’ni görmeniz de mümkün.

Müzeler

Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi

Evliya Çelebi’nin “Orada öyle bir darüşşifa vardır ki; dil ile tarif edilmez, kalem ile yazılmaz.” sözleriyle bahsi geçen 2. Beyazıt Külliyesi ve Şifahanesi, 400 yıldır hastalara şifa dağıtan bir yer oldu için mutlaka gezilip görülmesi gereken bir mimari eser. Geçmişte hastalara etkin olarak şifa dağıtan bu yapı, günümüzde şehirde huzur bulabileceğiniz en önemli turistik kültürel miraslarımızdan biri. Tuna Nehri’nin kıyı komşusu Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, 1488 yılında yapımı tamamlandığında imareti, hamamı, camisi, mutfağı, depolama alanları, darüşşifa ve tıp medresesi gibi bölümlere ayrılmış kocaman bir külliyeymiş. Ancak neredeyse 100 kubbeli olan bu yapının zamanında psikolojik hastalıkları müzikle tedavi eden bir sağlık merkezinin evi olmasından dolayı bugün Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi olarak hizmet veriyor.

Bunun dışında başhekim, cerrah, göz doktoru, eczacı gibi uzman kişilerin de bulunması da buna katkı sağlıyor. Buraya gelen hastalardan herhangi bir ücret talep edilmemesi de o dönem için çok önemli bir olgu. Her gün 9.00 ile 17.30 saatleri arasında ziyarete açık olan bu müzeye giriş ücreti 5 TL, ancak öğrencilerden ücret alınmıyor.

Şükrü Paşa Anıtı ve Balkan Savaşı Müzesi

1913 Balkan Savaşı’nda şehit olanlar adına yapılmış olan bölgenin içinde savaşta büyük fedakarlıkları bulunan Şükrü Paşa’nın mezarının bulunduğu yere yapılan anıtın yanı sıra savaş dönemini yansıtan eşyalarla oluşturulan bir de müze yer alıyor. Balkan Savaşı Müzesi, şu sıralar restorasyondan dolayı ziyarete kapalı.

Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

1925 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün arzusu doğrultusunda Selimiye Camii’n avlusunda hizmet vermeye başlayan müze, daha sonra iki bölüme ayrılarak 1971 yılında yeniden çalışmalarına devam etmiş. Sergileme alanlarını bahçesine kadar taşıyan bu müzede Ankara Etnografya Müzesi’nden ve Topkapı Sarayı’ndan gelen eserleri birebir görebilirsiniz. Müzekart’ın geçerli olduğu müzeye kartsız girişler için 5 TL ödemeniz gerekiyor.

otobusbileti_sorgula2
Türk İslam Eserleri Müzesi

Selimiye Camii’nin avlusuna bırakılan Osmanlı döneminin mirasları için içinde ayrı ayrı odalar açılan Türk İslam Eserleri Müzesi, Müzekart ile ziyaret edilebiliyor. Silah odalarından Balkan Harbi Odası’na kadar 14 bölümden oluşan bu müzede Kırkpınar güreşçilerinin resimleri de yer alıyor. Müzekartsız girişler için 5 TL ödemeniz gereken Türk İslam Eserleri Müzesi’nin kış döneminde 9.00-17.30, yaz döneminde ise 9.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açık olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Edirne Kent Müzesi

Selimiye Camii’nin karşısında konumlanan Hasan Ağa Konağı’nda hizmet veren Edirne Kent Müzesi’nde şehrin tarihi hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz. Edirne’nin kültüründe harmoni içinde var olan bütün değerleriyle tek tek tanışabilecekseniz. Türkçe başta olmak üzere Bulgarca, Yunanca, İngilizce ve Arapça dillerinde sesli rehber anlatımının olduğu müzeye 2018 yılında alınan bir kararla girişler 1 TL karşılığında olacak.

Lozan Anıtı ve Müzesi

Karaağaç’ın huzurlu kollarına bırakılan Lozan Anıtı ve Müzesi, 1998 yılından beri ziyarete açık. Lozan Zaferi’nin onurunun simgesi olan bu anıtın üzerindeki her bir sütun, boy sırasına göre bakıldığında Türkiye’yi, Edirne’yi ve Karaağaç’ı temsil ediyor. Anıtın dizlerinin dibinde oturan tek yapılı bina ise Lozan’a dair her türlü belgenin ve dönemdeki gazete yazılarının arşivlendiği bir müze.

Diğer Yerler

Yemiş Kapanı Hanı

Edirne’de arkeolojik bir canlanmaya sebep olan Yemiş Kapanı Hanı, yapılan kazı çalışmaları sonucu Selimiye Camii’ne komşu çıkmış. Yaklaşık olarak 100 odası bulunduğu tahmin edilen bu hanın restorasyonu şu günlerde beklemede. Çünkü Selimiye Camii’n silüetini bozup bozmaya konusunda bir dilemma söz konusu. Yemiş Kapanı Hanı’nın bulunduğu bölgede bir arkeopark yapılacağı da konuşuluyor.

Rüstempaşa Kervansarayı

Kanuni Sultan Süleyman zamanında sadrazamlık yapmış olan Rüstem Paşa’nın arzusuyla yaptırılan bu kervansarayın sahip olduğu güzelliğin mimarı elbette ki Mimar Sinan. Tuğla süslemeli kapı kemerleri ve pencereli ile enteresan bir görünüme kavuşturulan Rüstempaşa Kervansarayı, 1972 yılından beri otel olarak hizmet veriyor. Otele dönüştürülürken geçirdiği onarım çalışmalarının başarısından ötürü Ağa Han Mimarlık ödülüne layık görülmesi de Kanuni’nin damadı olan Rüstem Paşa’nın adını taşıyan bu kervansarayın en önemli özelliklerinden.

Edirne Sokullu Hamamı

Üç Şerefeli Camii’ne yakın bir konumda bulunan Edirne Sokullu Hamamı, ismini Sokullu Mehmet Paşa’dan alıyor. Mimar Sinan’ın maharetli ellerinden çıkma olan bu hamamın yapısı iki ayrı girişi olacak şekilde planlanmış. Erkeklerle kadınların bölümlerinin bu girişler sayesinde ayrıldığı ve Türk sanatına izler bırakan bu hamam hala aktif olarak kullanılıyor. Erkekler kısmı 8.30-23.00, kadınlar kısmı ise 9.00-17.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Arzu ederseniz Edirne Sokullu Hamamı’nda turistik bir gezi yapmanız da mümkün.

Saraçlar Caddesi

Araç trafiğine kapalı olan Saraçlar Caddesi, eskiden burada koşum takımı satan dükkanların bulunmasından dolayı bu adı almış. Ancak şimdi Edirne Çarşısı olarak biliniyor. Zaman zaman konserlere de ev sahipliği yapan bu caddede pek çok restoran, kafe ve mağaza bulunuyor. Hala nostalji rüzgarlarının estiği bu Saraçlar Caddesi’ne uğrayarak Edirne’nin gerçek ruhunu hissetme şansı elde edebilirsiniz.

Sarayiçi Bölgesi

Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmış olan Edirne’deki en büyük saray olan Edirne Sarayı’nın ağırlandığı bölge olan Sarayiçi Bölgesi, aynı zamanda Kırkpınar güreşlerine de ev sahipliği yapan Kırkpınar Alanı’na da kapılarını açmış. Zaman zaman Tunca Nehri’nin yoğun yağmur sularıyla dolup taşmasından dolayı sel baskınlarına maruz kalan bir bölge olsa da hala değerleri olanca gücüyle ayakta duruyor.

Balkan Şehitliği

Balkan Savaşları sırasında hayatını kaybeden binlerce askerin anısına 1939 yılında inşa edilen şehitlik Edirne’de görmeden gitmemeniz gereken bölgeler arasında yer alıyor. Zamanında hastalık, açlık ve susuzluktan kavrulmuş olan asker ve sivil binlerce kişinin de anıları yine bu şehitlikte yaşatılıyor.

Edirne Kırkpınar

Edirne dendiğinde akla gelen şeylerden biri de şüphesiz Kırkpınar Yağlı Güreşleri. Efsaneye göre, Orhan Gazi ve kardeşi Süleyman Paşa, 40 askeriyle birlikte Domuzhisarı Kalesi’ni zapt ettikten sonra seferden dönerlerken Somona’da mola verirler ve burada güreş tutuşmaya başlarlar, fakat güreş tutan iki asker bir türlü yenişemez. Daha sonra bir Hıdırellez günü tekrar güreşe tutuşurlar ve güreş sabahın erken saatlerinden başlayıp, akşam saatlerinde her iki güreşçinin de ölümüne kadar sürer. Arkadaşları bu iki güreşçiyi bir incir ağacının altına defnederler. Yıllar sonra bölgeye tekrar geldiklerinde incir ağacının yanında pınar aktığını görürler. Burası, daha sonra Kırkpınar olarak adlandırılmaya başlanır ve ölen iki asker uğruna, burada her sene güreş turnuvaları düzenlenmeye başlanır.

Meriç Köprüsü

Mutlaka görülmesi gereken bir başka yapı ise Meriç Köprüsü. 1847 yılında yapımı tamamlanan köprü, Osmanlı döneminden günümüze kalan en yeni eserlerden biri. Sembolik olarak kültürleri, medeniyetleri ve dinleri birbirine başlayan Meriç Köprüsü’nün manzarası görülmeye değer. Gazi Mihal Köprüsü ve Beyazıt Köprüsü de görülmesi gereken mimari eserlerden.

Karaağaç Mahallesi

Edirne’nin güneybatısında yer alan bu küçük ve şirin mahalle, sizi Arnavut kaldırımlarıyla buluşturarak Lozan Anıtı’na kavuşturacak. Tunca Köprüsü’yle sizi karşılayacak yoldan itibaren huzurlu bir dünyanın kapılarını açan ve Alice’in Harikalar Diyarı’na yolculuğunu çağrıştıran güzergahı ile büyüleyici anlar müjdeleyen Karaağaç Mahallesi, Sirkeci Garı’na benzer şekilde inşa edilmiş olan Eski Tren Garı’nı, garın hemen yanında konumlanan Lozan Anıtı ve Müzesi ile Bulgar ve Sırpları Edirne’den uzaklaştırmak için şehit düşen Türk Jandarmaları anısına dikilen Jandarma Şehitliği Anıtı’nı bünyesinde bulunduruyor.

Alipaşa Çarşısı

Mimar Sinan’ın eseri olan ve Kapalı Çarşı olarak adlandırılan Alipaşa Çarşısı, zamanında ticaret ağındaki güvenliği sağlamak adına yapılmış. 100 civarı bekçi tarafından korunduğu söylenen bu çarşı, kıymetli eşyalar satan dükkanlarla doluymuş. Ancak 1992 yılında çıkan bir yangında zarar gördükten sonra onarıma ihtiyaç duymasına rağmen 5 yıllık bir restorasyon sürecinin ardından yeniden hizmet vermeye başlamış. Çarşı bugün hala çeşitli küçük dükkanların yer aldığı bir ticaret merkezi olarak kullanılıyor.

Selimiye Arastası

Mimar Davut Ağa’nın el emeği, göz nuru Selimiye Arastası, Selimiye Camii’ne finansal gelir sağlaması amacıyla yapıldığı söyleniyor. İçinde 124 dükkânın bulunduğu Selimiye Arastası’nda bir de dua kubbesi bulunuyor. Bu çarşısının esnaflarının dürüstlük adına burada ant içtiği iddia ediliyor.

Edirne’de Ne Yenir?

Edirne dendiğinde belki de ilk akla gelen yiyecek meşhur Edirne tava ciğeridir. Bunun dışında yine Edirne’de bir başka güzel yapılan triliçe, hafif ve sütlü tatlı seven bünyeler için oldukça ideal bir tercih. Meşhur bademli kurabiye, yine Edirne’nin olmazsa olmazlarından. Bunların dışında et ile meyveyi bir araya getiren mutancana ve patlıcanlı mamzana Edirne’de tadına mutlaka bakılması gereken lezzetlerden sadece birkaçı. Ünü tüm Türkiye’ye yayılmış olan kadınbudu köfte, Elbasan Tava, Soğanlı Tavuk Yahni, Zirva, Ciğer Sarma, Kabak Kalyesi Ispanak Mücveri, Kandilli Mantı, Zerde, Cevizli Oturtma gibi Osmanlı ve Hıristiyan geleneğinin kuşaklar boyunca oluşturmuş olduğu mutfağın en güzel örnekleri.

Alışveriş

Edirne gezintinizin anılarını canlandırabileceğiniz süs eşyaları bulabilmek için Selimiye Arasta’sını gezebilir, Ali Paşa Çarşısı’nda yöresel gıdalardan satın alabilir, çeşitli outlet ve alışveriş merkezlerinde keyifle alışveriş yapabilirsiniz.

Eğlence

Edirne’de eğlence denildiğinde ilk akla gelen yerlerden birisi Sokakta Hayat Var. Sokakta, performans mekânlarından barlara, barlardan kafelere, her türlü anlayışa ve bütçeye uygun eğlence alternatifi mevcut.

Ne Zaman Gidilir?

Edirne’nin geneline koyu karasal iklim hâkim. Özellikle kış ayları soğuk ve uzun sürüyor. Bu yüzden Edirne’yi kış ayları yerine bahar ve yaz aylarında ziyaret etmek sizin için daha uygun olabilir.

Edirne’ye Nasıl Gidilir?

Edirne, İstanbul’dan otoban üzerinden gidildiğinde yaklaşık olarak 2,5 saat sürüyor. Edirne Otobüs firmaları aracılığıyla rahatlıkla kente ulaşım sağlayabilir, firmaların şehir içi servisleriyle istediğiniz bölgeye kolaylıkla varabilirsiniz. Şahsi araçlarıyla İstanbul dışından gelecek olan gezginler ise Bandırma üzerinden arabalı vapur kullanılarak Tekirdağ üzerinden Edirne’ye ulaşım sağlayabilir. Şehre aynı zamanda demiryolları aracılığıyla ulaşmak da mümkün.

Edirne Şehir İçi Ulaşım

Edirne’de şehir içi ulaşım ETUS (Edirne Toplu Ulaşım Sistemi) bünyesindeki otobüs ve minibüs aracılığıyla sağlanıyor. Toplu taşıma sistemi Kent Kart adı verilen kartla gerçekleştiği için, toplu taşıma kullanacak misafirlerin bu karttan edinmesinde fayda var. Şehrin pek çok noktasında Kent Kart satış ve dolum noktaları bulunması nedeniyle şehir içi ulaşımda büyük bir problem yaşamayacağınıza emin olabilirsiniz. Edirne’de şehir içi ulaşım hem ucuz, hem de güvenilir.

Blogger, içerik yazarı, editör, besteci, söz yazarı, gitarist, turizmci, seyahat tutkunu, müzik ve kedilere hasta☺️

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here