2020 Resmi Tatil Günleri

0
35
2020tatil_takvim_kapak

Yıllar geçtikçe çalışma koşulları ve prensipleri de değişiyor. 2020 yılının da özellikle iş hayatındaki insanlar için oldukça yoğun geçmesi bekleniyor.

Yaz tatilleri, insanlar için rahatlama ve stres atma boşlukları olarak iyi iş çıkarsalar da bütün yılın yorgunluğunu atmak için 2 – 3 haftalık bir tatil yeterli olmuyor. Yıl içerisinde bunaldığınız anlarda kafanızı dinlemek için birkaç günlüğüne de olsa çekip gitmek son derece makul bir plana benziyor. Hele ki 2020 yılının resmi tatilleri sizlere bu imkanı sağlarken…

2020 yılında değerlendirilebilecek resmi tatiller şu şekilde;

2020 Resmi Tatiller

2020tatil_takvim

App_indir_banner_mobil
  • Yılbaşı (1 Ocak)
  • Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (23 Nisan)
  • İşçi Bayramı (1 Mayıs)
  • Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı (19 Mayıs)
  • Ramazan Bayramı (23 – 26 Mayıs)
  • Demokrasi ve Milli Birlik Günü (15 Temmuz)
  • Kurban Bayramı (30 Temmuz – 3 Ağustos)
  • Zafer Bayramı (30 Ağustos)
  • Cumhuriyet Bayramı (29 Ekim)

Bu yazımızda 2020 yılının resmi tatil günlerini nasıl değerlendirebileceğiniz hakkında birkaç öneride bulunduk. Yenilenmek veya kafasını toparlamak isteyenler bu tatil rotalarından keyfine ve bütçesine en uygun olanı seçebilir ya da alternatifleri arasında ekleyebilirler.

Tatil planınızı yapmak için son dakikaya beklemeden erkenden kararlaştırırsanız, otellerin müşterilerine sunduğu erken rezervasyon fırsatlarından yararlanabilirsiniz. Böylelikle seyahatinize ayıracağınız bütçeyi kısabilir daha verimli şeylere harcayabilirsiniz.

Yılbaşı (1 Ocak)

8 milyara yaklaşan nüfusuyla dünyanın her yerinde aynı duygularla kutlanan yılbaşı, yine çılgın eğlencelere sahne olacak. İyisiyle kötüsüyle bir yılın sona ermesi ve henüz yazılmamış yepyeni bir sayfanın açılması, insanlar tarafından caddelerde, sokaklarda, mekanlarda hatta evlerde coşkuyla kutlanıyor.

ucakbileti_sorgula (1)

Yılbaşı gecesi olan 31 Aralık, Salı gününe denk geliyor. Yılbaşı tatili ise Çarşamba günü. Eğer iş yerinizden iki günlük izin alabilirseniz, Cuma akşamı yola çıkıp Çarşamba akşamı dönebilirsiniz. Bu sayede yılbaşı havasını 5 gün yaşamış olursunuz.

Yeni yıl yeni kararlarla, tazelenmiş bir beyin ve bedenle girmek istiyorsanız, hiç vakit kaybetmeden gitmek istediğiniz yer için rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz. Bu yılbaşında daha önce hiç görmediğiniz bir yerde yeni bir anı, yeni bir deneyim bırakmak, 2020’yi sizin için oldukça özel kılacak.

Rota: Cape Town, Güney Afrika Cumhuriyeti

Cape Town Güney Afrika

Sevdiklerinizle birlikte gireceğiniz yeni yıl, o günü ne kadar özel kılacaksa, bu özel günü nerede geçireceğiniz de son derece önemli. Yılbaşı için genellikle evinizde, bir mekanda yılbaşı partisinde veya yurt içi tatilinde olmak yerine bu kez bir değişiklik yapın ve yurt dışına çıkın. Ne de olsa yılbaşı, her yerde yılbaşı.

Yeni yıla giriş yapmak için seçilen en egzotik rota Güney Afrika. Güney Yarımküre’de bulunmasından dolayı 31 Aralık gecesini hafif kıyafetlerle geçirebilirsiniz çünkü o esnada yaz mevsimini yaşıyor olacaksınız. Her açıdan farklı bir deneyim olacak Güney Afrika’da Cape Town, yılbaşını unutulmaz kılmak için seçilebilecek en iyi yer.

Cape Town’a İstanbul’dan direkt uçuş bulabilirsiniz. Yaklaşık 10 saat süren uçuşun sonunda şehre ulaşabilirsiniz. Erken rezervasyon yaptırmanız durumunda konaklamaya harcayacağınız parayı gezmeye ve eğlenmeye yatırabilirsiniz.

27 Aralık Cuma akşamı yola çıkacağınızı varsayarsak, Cumartesi sabaha karşı Cape Town’da olursunuz. İlk iş otele uğrayıp eşyalarınızı bırakmak, ardından da güzel bir kahvaltıyla güne başlamak. Yılbaşı havasını erkenden solumaya başlayacağınız Cape Town sokaklarında gezmeniz gereken onlarca doğal ve tarihi güzellik bulunuyor.

Şehrin simgelerinden biri haline gelmiş Masa Dağı, gezilecek yerlerin başında geliyor. Kent merkezinin güneyinde konumlanan Masa Dağı Ulusal Parkı, maceraperestler için inanılmaz olanaklar sunuyor. Parkurlarda zirveye tırmanabilir, teleferik yolculuğuyla eşsiz bir manzaraya tanıklık edebilirsiniz. Asma teleferiklerin 360 derece dönüş açısı olduğu için karşınıza büyüleyici bir şehir ve okyanus manzarası çıkacak.

İlk gününüzü Masa Dağı’nda geçirdikten sonra geriye kalan iki gününüzün ilkinde Victoria & Alfred Waterfont’a gidebilirsiniz. 19. Yüzyılın sonlarına doğru Kraliçe Victoria’nin oğlu Alfred tarafından yaptırılan bu hareketli liman, yıllar boyu Avrupalı denizcilerin uğrak noktası olmuş.

Arkasında Masa Dağı, önünde ise Atlantik Okyanusu’nun uzandığı yapı içerisinde alışveriş merkezleri ve restoranlar hizmet veriyor. Ayrıca Two Oceans Aquarium’da balinalarla dalış yapabilirsiniz.

Dünyanın hiçbir yerinden izleyemeyeceğiniz günbatımına tanıklık ettikten sonra düzenlenen eğlencelerle yılbaşı atmosferini yakalayabilirsiniz.

30 Aralık günü ise, yılbaşını enerjik geçirmek için çok uzun mesafeler kat etmeden, şehrin kalbinde konumlanan Ümit Burnu Kalesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Güney Afrika’nın en eski binası olan kale, yıldız şeklinde tasarlanmış. 1666 senesinde inşa edilen kale, zamanında Hollanda sömürgesinin yönetim ve askeri merkezi olarak kullanılmış. İçerisinde Iziko Müzesi ve Askeri Müze bulunuyor.

otobusbileti_sorgula2

Yılbaşından önce kültürel gezinizi tamamlayıp Cape Town’u tanıdıktan sonra dünyanın en iyi eğlencesi için hazırlıklara başlayabilirsiniz. Şehirde yılbaşı için birçok etkinlik düzenleniyor. Masa Dağı’nda, Victoria & Alfred Waterfront’ta hatta Kirstenborsch Botanik Bahçeleri’nde çeşitli konserler, partiler ve eğlenceler organize ediliyor. Ama bunlardan en özeli, her yeni yıl öncesi düzenlenen Boomerang New Year’s Eve partisi. 31 Aralık’ta başlayan açık hava elektronik müzik festivali 2 Ocak’a kadar sürüyor. Yurt içi ve yurt dışından insanların katıldığı festival, unutulmaz bir yılbaşı deneyimi fırsatı sunuyor.

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (23 Nisan)

Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilen Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı yalnızca çocukları değil, iş sahibi yetişkinleri de son derece mutlu ediyor.

Kış ayının kasvetli havasından sıyrılıp, güneşin yavaş yavaş yüzünü göstermeye başladığı ve her bir yanda yeni çiçeklerin filizlendiği Nisan ayı, tatil planı yapmak için oldukça güzel bir zaman. İş stresinden kurtulmak ve deşarj olmak isteyenler tatil planlarını erkenden yapmaya başladılar.

Nisan ayının son günlerinde havalar yavaş yavaş ısınıyor. Hatta tatil kasabalarında deniz sezonu dahi açılıyor. Bu nedenle, Akdeniz ya da Ege kıyılarına gidip, güneşin kumun ve denizin tadını doyasıya çıkartabilirsiniz.

2020 yılında 23 Nisan, Perşembe gününe denk geliyor. Eğer işten 1 gün izin alabilirseniz, hafta sonunu da bağlayarak 4 günlük bir tatile çıkabilirsiniz. 22 Nisan Çarşamba akşamı yola çıkıp, 26 Nisan Pazar akşamı dönebilirsiniz.

Rota: Mersin

Silifke, Mersin

4 günlük tatili verimli değerlendirmek için yurt içinde kalmak daha mantıklı olacak. Tüm tatilinizi yollarda geçirerek daha çok stres sahibi olmak istemiyorsanız, yurt içerisinde özellikle de Akdeniz Bölgesi’nde tatilinizi geçirebilirsiniz.

Biraz rahatlamak isteyenler içinse, ilkbahar aylarında fiyatlar ucuz diye bölgeye akın eden Rusların tatil yaptığı Antalya kıyıları yerine Mersin’i tercih edebilirsiniz.

Antalya’nın en kaliteli tatil alternatifi olan Mersin, doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor. Üstelik Nisan ayında ortalama sıcaklık 20 santigrat derece civarında olduğu için ne üşüyorsunuz, ne de aşırı bunalıyorsunuz. Üstelik deniz sezonu da açılmış oluyor.

Mersin’deki 4 günlük tatiliniz boyunca otel içerisinde bulunan havuz başına inmekten, açık büfede yemek ihtiyacınızı gidermekten ve uyumaktan başka yapabileceğiniz birçok aktivite bulunuyor.

Gezmek, şehri keşfetmek, farklı yemekler tatmak ve yeni kültürler tanımak, daha iyi hissetmenizi sağlayarak, iş hayatının getirdiği yıkıcı etkileri azaltacak. Hem böylece, geri döndüğünüzde anlatacak pek çok hikaye de biriktirebilirsiniz.

Mersin’e ayak basanların gitmeleri gereken ilk yer Cennet – Cehennem Çöküğü. Silifke ilçesinde konumlanan çöküklerin biri 70, diğeri de 128 metre derinliğinde. Mağaraların çökmesi sonucu oluşan doğal yapıya dağcılık ekipmanınız olmadan inmek son derece tehlikeli. Bu nedenle de adına Cehennem Mağarası deniyor. Mağara içerisinde bir de müze bulunuyor. Ayrıca, Cennet – Cehennem Çöküğü yolunda pek çok kahvaltıcı hizmet veriyor. Burada, yöreye özgü bazlamalar, reçeller ve biberlerden tadabilir, kısaca “Yörük kahvaltısı” yapabilirsiniz.

Yalnızca doğal değil tarihi güzellikleriyle de ayrı bir yere sahip Mersin’de, Milattan Önce 3. Yüzyılla Milattan Sonra 3. Yüzyıla arasında yapıldığı düşünülen Adam Kayalar bulunuyor. Erdemli ilçesinde Şeytan Vadisi’nde konumlanan bu yapılar halen gizemini koruyor. 9 nişte, 11 erkek, 4 kadın, 2 çocuk, 1 dağ keçisi ve 1 Roma kartalından oluşan figürler bulunuyor. Oldukça dik bir yamaçta yer aldığı için iyi ayakkabı giymenizde yarar var.

Yatarak değil hareket ederek modunuzu yükselteceğinizi unutmayın. Bu nedenle, özellikle akşamları kendinize otel odasına kapatmak yerine Mersin sokaklarını turlayın. Burada, birçok gece kulübü, bar ve diskonun yanı sıra fasıl ve ocakbaşı mekanlar hizmet veriyor. Balığın yanına sevdiklerinizle içeceğiniz bir duble rakı, size bütün dertlerinizi unutturup hiç bitmeyecekmiş hissi veren bir mutluluk dalgasına kapılmanıza neden olacak.

Mersin’e gitmişken kendinize ve sevdiklerinize hediye almayı da ihmal etmeyin. El sanatlarının yaygın olduğu bölgede, size daima tatilinizi hatırlatacak ve evinizin vazgeçilmezleri arasına girecek halı ve kilimlerden satın alabilirsiniz. Ayrıca, Mezitli bezinden ve muz lifinden üretilen çeşitli hediyelik eşyalar, sevdiklerinizi mutlu etmenin kolay ve etkili olduğunu sizlere bir kez daha hatırlatacak.

İşçi Bayramı (1 Mayıs)

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı değerlendiremeyen çalışanlar, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda kendilerini ufak bir tatille ödüllendirebilirler. Yaz ayının da yavaş yavaş kapıdan baktığı Mayıs’ta, Ege sahillerine seyahat edebilirsiniz.

Çoğu ege kasabasında Mayıs ayının başında sezon açılıyor. Yerli ve yabancı turistler bölgeye gelemeye başlıyorlar. Şezlonglar sahillere yerleştiriliyor, kimileri güneşleniyor kimileri de denize giriyor. En güzeli de sıcaklık insanı asla bunaltmıyor.

2020 yılında 1 Mayıs, Cuma gününe denk geliyor. Bu da demek oluyor ki hafta sonu ile birleştirdiğiniz takdirde 3 günlük tatiliniz oluyor. Üstelik iş yerinden ekstra izin almanıza da gerek yok. 30 Nisan akşamı yola çıkarsanız, 3 Mayıs akşamı dönebilirsiniz.

3 gün çok da uzun bir zaman olmadığı için planınızı erkenden yapıp biletinizi ayırtın. Bu sayede hem olağandışı bir sürprizle karşılaşmazsınız hem de otellerin sundukları erken rezervasyon fırsatlarından faydalanabilirsiniz. Cebinizde kalan parayla da güzel bir yemek yer, gece kulübünde doyasıya eğlenirsiniz.

Rota: Bodrum, Muğla

Bodrum Kalesi

3 günlük tatil için yurt dışına çıkmak oldukça mantıksız olur. Belki Bulgaristan, Gürcistan gibi sınır bölgelerine gidebilir fakat, bu sefer de vize işlemleri zaman kaybettirir. Bu sebepten ötürü, hazır havalar da ısınmışken, Ege kasabalarına kaçmak en mantıklı seçenek. Bunun için de henüz turistlerin akınına uğramamış, sezonu açsa da nispeten sakin günler geçiren Bodrum’a gidebilirsiniz.

Bodrum, her anlamda ziyaretçisini tatmin eden bir yer. Eğlence mekanlarının çeşitliliği, plajlarının güzelliği ve insanlarının güler yüzüyle tam randıman alacağınız bir tatil sizleri bekliyor.

Bodrum Yeme İçme Rehberi

Bodrum’a gelip de kendinizi otel odalarına kapatmayın. Dinlenmek istiyorsanız da bunu aktif olarak yapın. Gündüzleri çok geç kalkmayın. Kahvaltıdan önce Ege denizinin buz gibi sularına dalın. Tazelendiğinizi hissedeceksiniz. Kahvaltınızı yaptıktan sonra da Bodrum’un daha önce keşfedilmemiş bölgelerini ziyaret edin. Günbatımını sahil kenarında sevdiklerinizle birlikte yaparak günü noktalayın.

Bodrum’da ziyaret edilecek ilk yer, kasabanın simgesi haline gelmiş olan Bodrum Kalesi. İki liman arasında kayalık bir alan üzerine yapılmış olan kalenin yapımında, dünyanın yedi harikasından biri olan Mausoleion’un (Halikarnas Mozolesi) taşları kullanılmış. St. Jean şövalyeleri tarafından hem gözlem hem de savunma amaçlı ilan edilen kale, 19. yüzyılda sürgün yeri olarak da kullanılmış. Bodrum Kalesi’nin içinde bir de Sualtı Arkeoloji Müzesi bulunuyor. Gelmişken, denizin derinliklerinden oksijenle temas eden bu tarihi kalıntılara mutlaka göz atın.

Bodrum’un diğer bir simgesi de Halikarnas Mozolesi. Kral Mausolos adına, karısı ve kız kardeşi tarafından Halikarnasos’a inşa ettirilen yapı, dünyanın yedi harikasından biri. Günümüzde sadece birkaç parçası yerinde bulunan eser, Yunan mimarisiyle Mısır mimarisini birleştiren devası bir mezar. Halikarnas Mozolesi’nin bütünüyle yerli yerinde olmamasının sebebi, bölgede arkeolojik kazı çalışmasına katılan İngiliz Charles Thomas Newton’un Mausolos ve Artemisia heykelleriyle birlikte dört atlı arabanın parçalarını British Museum’a götürmüş olması. Ayrıca, 1846’da İngiltere Büyükelçisi Stratford Canning, dönemin sultanı Abdülmecit’ten izin alarak Bodrum Kalesi’nde görülen Mozole kabartmalarını İngiltere’ye götürmüş.

Bodrum Muğla

Bodrum’u yaşamak, hissetmek için yalnızca orada bulunmak yetmez, sokaklara karışmanız gerekir. Yeni insanlarla tanışmanız Bodrum’un havasına ayak uydurmanız gerekir. Güneş battıktan sonra gençleşen ve canlanan Bodrum sokaklarında mutluluğun resmini görebilirsiniz. Geceleri yolda gördüğünüz herkesin ortak bir amacı bulunuyor; eğlenmek. Siz de negatif elektriğinizi Bodrum barlarında üstünüzden atabilirsiniz.

Bodrum’da eğlence mekanları oldukça çeşitli. Rock sevene rock, pop sevene pop, caz sevene caz müzik çalan mekanlar bulunuyor. Ayrıca canlı müzik eşliğinde bir şeyler içip arkadaşlarınızla sohbet edebileceğiniz işletmeler de mevcut. Bodrum’un simgesi Kule Rock City, sosyetik insanların takıldığı Vittoria ve iki yanı da barlarla çevrili Tekilacılar Sokağı. Bu mekanlardan hiçbirini başka yerde göremezsiniz.

Bodrum’a kadar gelmiş ve unutulmaz bir tatil geçirmişken kendiniz ve sevdikleriniz için hatıra almadan dönmek olmaz. Bodrum’da süngercilik oldukça meşhur olduğu için deniz süngeri alabilirsiniz. Sokaklarından sanat akan Bodrum’da karikatürünüzü çizdirebilirsiniz veya Gümüşlük’e gidip yerli halkın kendi elleriyle yaptığı el işi ürünlerine göz atabilirsiniz.

Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı (19 Mayıs)

Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlere armağan ettiği Gençlik ve Spor Bayramı, Atatürk’ün vefatıyla birlikte Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaya başlamış. Tabii 19 Mayıs, yalnızca gençler için değiş yetişkinler için de bayram niteliği taşıyor. Çünkü, uzun zamandır bekledikleri tatil fırsatını 19 Mayıs’ta yakalayabiliyorlar.

Mayıs ayının sonlarına geldikçe artık havalar da iyice ısınıyor. Turistler rezervasyonlarını yapmış hatta birçoğu Türkiye’deki tatillerini başlamış oluyorlar. Bu nedenle yurt içi yerine yurt dışında bir yerleri keşfetmekte yarar var. Ancak, tatilin süresinden ötürü öyle uzaklara değil de Bulgaristan’ı ziyaret etmek mantıklı görünüyor. Hem oldukça yakın hem de ucuz. Üstelik doğal ve tarihi güzelliklerle bezeli bir ülke.

2020 yılında 19 Mayıs Salı gününe denk geliyor. Bu da demek oluyor ki, iş yerinizden bir gün izin aldığınız takdirde tatilinizi hafta sonuyla birleştirerek 4 güne çıkartabilirsiniz. 15 Mayıs Cuma akşamı yola çıksanız, aynı günün gecesi Bulgaristan’dasınız. 19 Mayıs Salı akşamı da geri döner, ertesi gün işbaşı yaparsınız.

Bulgaristan’a gitmeden önce vize işlemlerinizi halletmeyi unutmayın. Ayrıca, uçak biletinizi önceden alır, otellerin de erken rezervasyon kampanyalarından yararlanırsınız, yol ve konaklama masraflarından baya kısarsınız. Bu parayı da gezmek, eğlenmek ya da bir hatıra almak için kullanabilirsiniz.

Rota: Bulgaristan

Sofya Ulusal Tarih Müzesi 

Mayıs ayının sonlarına doğru yurt içinde, özellikle de Ege ve Akdeniz kıyılarında sezon açıldığı için turistler bölgeye akın etmeye başlıyor. İş hayatının yorgunluğunu atabileceğiniz, hem dinlenip hem de eğlenebileceğiniz bir tatil yapmalısınız. Sürenizin de kısıtlı olduğunu düşünürsek, Bulgaristan en iyi alternatif olarak karşımıza çıkıyor.

Alexander Nevsky Katedrali Sofya

Bulgaristan her daim sakin bir şehir olma özelliği taşıyor. Başkent Sofya, yaz – kış turistlerin akınına uğrarken, sahil kesiminde yer alan şehirler nispeten daha sakin oluyor. Varna da bu kıyı şehirlerinden bir tanesi. Ülkenin en güzel plajlarına sahip şehirde, stresten uzak bir 4 gün geçirebilirsiniz. Yanınıza sevdiklerinizi de alıp unutulmayacak bir tatile imza atmak için, Sofya yerine Varna’yı tercih edin. Tabii kültürel açıdan daha gelişmiş ve tarihi yapıları içerisinde barındıran bir şehir olduğu için Sofya’ya da bir gününüzü ayırabilirsiniz.

Varna’ya gidip de kendinizi havuz başında ya da sahil kenarına atıp, tatil bitene kadar yatmayın. Yeni yerler görüp farklı kültürler tanımak, en iyi deşarj yöntemi. İyi bir uyku, leziz yemekler ve sevdiklerinizle yaşayacağınız güzel anlar, 4 gün boyunca yatıp güneşlenmenin size vereceği pozitif enerjiden kat kat fazlasını verir.

Largo Sovyet Binaları Sofya

Varna’ya adımınızı atar atmaz otel odasına eşyalarınızı bırakıp temiz bir uyku çekin. Sabah kalktığınızda kahvaltı yapmadan kendinizi denizin buz gibi sularına bırakın. Ardından sağlam bir kahvaltıyla birlikte yola koyulun. İlk durak noktası, Varna Katedrali. Bulgaristan’ın en büyük ikinci katedrali olan Varna Katedrali, 1886 yılında ibadete açılmış. Şehrin simgelerinden biri haline gelen katedralin mimarisi, görenleri kendine hayran bırakacak cinsten.

Tarihi eserlerinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de insana huzur veren Varna’da, Sea Garden yani Deniz Bahçesi bulunuyor. Şehrin Central Park’ı olarak nitelendirebileceğimiz park, şehrin en büyük ve en eski parkı olarak kabul görüyor. Balkanlar’da insan emeğiyle yapılmış en büyük park olduğu söylenen Deniz Bahçesi, bir noktada sahille birleşiyor. Yeşille mavinin buluşma noktası olan park görenlerin aklına ve kalbine kazınıyor.

Sofya Sinagogu

Varna da sezonluk yaşayan şehirlerden biri. Nisan aylarının sonlarında canlanmaya başlayan şehirde eğlence Kasım ayının başlarına kadar sürüyor. Siz de tatilinizi Mayıs ayında yaptığınıza göre, güneşin batmasıyla birlikte kendinizi sokaklara atabilirsiniz. Günün yorgunluğunu atmanın en iyi yolu bir şeyler içmek. Bunu da Varna’nın sayısız eğlence mekanından zevkinize en çok hitap edeninde gerçekleştirebilirsiniz. Şehirde, Cubo’dan Bankers Disco’ya Punta Cana’dan Menthol’e kadar sayısız işletme hizmet veriyor.

Ta Bulgaristan’a kadar gidip de kendinize ve sevdiklerinize hatıra almadan dönmek olmaz. Şehirde alışveriş için iki farklı seçenek bulunuyor. Bunlardan biri alışveriş merkezleri, diğeri ise yerel açık hava pazarları. Alışveriş merkezleri, sizlerin de aşina olduğu bildiğimiz alışveriş merkezleri. Tek farkı İstanbul yerine Varna’da olması. Yerel açık hava pazarları ise Dr Piskiuliev ve Blaga Bagoeva’da kuruluyor. D-r Piskiuliev’de daha çok yöreye ait sebze – meyveler, taze balıklar ve kuyumcular bulabilirsiniz. Blaga Bagoeva’da ise ülkenin ünlü moda tasarımcılarının elinden çıkma giysilerden satın alabilirsiniz.

Ramazan Bayramı (23 – 24 – 25 – 26 Mayıs)

Yalnızca İslam aleminde kutlanan Ramazan Bayramı, Müslümanların oruç tutma ayından sonra gerçekleştiriliyor. Şeker Bayramı olarak da adlandırılan Ramazan Bayramı, Hicri takvim baz alındığında Şevval ayının ilk 3 günü kutlanıyor. Ancak, Hicri takvim ile Miladi takvim arasında fark olduğu ve biz Türkler de Miladi takvim kullandığımız için, Ramazan Bayramı her yıl 11 – 12 gün erken kutlanıyor.

Tüm Müslüman alemi büyük bir sorumluluğu yerine getirirken bir yandan da iş stresiyle uğraşıyor. Bu nedenle Ramazan Bayramı’nda ufak bir tatili hakkediyorlar. Hele bir de 19 Mayıs’ta tatil yapmamışlarsa, birkaç güçlüğüne de olsa mutlaka bir yerlere kaçmalılar.

2020 yılında Ramazan Bayramı 23 Mayıs Cumartesi günü başlıyor, 26 Mayıs Salı günü sona eriyor. 27 Mayıs’ta da çalışanlar iş başı yapıyor. Eğer imkanınız varsa iş yerinden izin alıp Ramazan Bayramı tatili ile Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı tatilini birleştirebilirsiniz. Bu sayede iş yerinden yalnızca 3 gün izin alarak 11 gün tatil yapabilirsiniz. Böyle bir imkanınız yoksa eğer, 4 günle idare etmeniz gerekiyor.

Ramazan Bayramı’nda herkes tatile çıktığı için genellikle uçaklar, otobüsler, oteller ve pansiyonlar dolu oluyor. Tatilinizin zehir olmasını istemiyorsanız erkenden biletinizi alıp rezervasyonunuzu yaptırmalısınız. Böylelikle otellerin kampanyalarından da faydalanabilirsiniz.

Rota: Datça, Muğla

Datça

İlkbaharın son günlerinde, havalar da sıcaklığını iyiden iyiye hissettirmeye başladığına göre tatilinizi kıyı kesimlere yönelik yapmak gerekiyor. Sıcaklığın yanı sıra iş hayatı da insanları bunalttığı için, denize girip güneşlenecek, kumların üzerine uzanacak bir tatil yeri arayışına giriyorlar. Ancak, Ramazan Bayramı dolayısıyla Akdeniz ve Ege kıyılarının tamamı turistlerle dolu oluyor. Bu nedenle, görece sakin ve bakir yerleri tercih etmenizde yarar var.

Son yıllarda popülerleşmeye başlamış olan Datça, kayıtlarda huzurun adresi olarak geçiyor. Genç nüfusun yavaş yavaş seyahat etmeye başladığı bölge, tam anlamıyla kafa dinlemelik bir yer. Üstelik doğal ve tarihi güzellikleriyle de insanı kendine hayran bırakıyor. Bir yandan, ayak bastığınız topraklar üzerindeki medeniyetlere zaman yolculuğu yaparken bir yandan da doğa ananın mucizelerine tanıklık edebilirsiniz.

Datça’da 4 günlük tatil, size en az 4 aylık çalışma performansı sağlar. Tamamen tükenmiş ziyaretçileri bile hayata döndüren Datça’da yan gelip yatmak yerine hayata karışmak gerekiyor. Datça, keşfedilmeyi bekliyor. Bu nedenle, eşyalarınızı otele bırakır bırakmaz kendinizi dışarı atın ve keşfetmeye başlayın.

Datça’da keşfedilmeyi bekleyen ilk yer Knidos Antik Kenti. Binlerce yıllık tarihe sahip bu antik kent, zamanında dünyanın ticaret, kültür, sanat ve bilim kentiymiş. Günümüzde ise değerini pek fazla bilememişiz. Hatta, Halikarnas Mozolesi’nin parçalarını British Museum’a kaçıran İngiliz Charles Newton, Bodrum’dan sonra Knidos’ta kazı çalışmalarına katılmış ve bulduğu eserleri yine British Museum’a götürmüş. Ancak Knidos, halen görülmeye değer. Hem ne demişler, ‘‘Knidos’u görmeden, Datça’yı gördüm deme.’’

Datça Muğla

Sizin de bildiğiniz üzere Datça, koylarıyla meşhur. Tabii en meşhur koylarından bir tanesi de Kargı Koyu. Masmavi ve berrak suları, inci tanesi kumlarıyla cennetten bir karenin tasviri gibi uzanan Kargı Koyu’na tatilin tadını çıkartmak isteyenler bayılacaklar. Rahatlamak için ideal yerlerden olan Kargı Koyu’nun arkası ağaçlık olduğu için, maviyle yeşilin uyumuna kendi gözlerinizle şahitlik edebilirsiniz. Bir yandan denize girip güneşlenirken bir yandan da biranızı yudumlayıp hiçbir şey düşünmeyebilirsiniz.

Datça’nın diğer tatil beldelerinden tek eksiği belki de gece hayatı. Gündüzleri olduğu kadar geceleri de hayatın yavaş aktığı Datça’da birkaç pub ve barın dışında eğlence mekanı bulunmuyor. Yine de sevdiklerinizle denize nazır bir restoran balığınızı yiyip rakınızı içebilirsiniz. Zaten Datça, huzuru arayanların buluştuğu yer.

Kendinizi Datça tatiliyle şımartmış olabilirsiniz. Peki sevdiklerinizi nasıl şımartacağınızı hiç düşündünüz mü? Tabii ki onlara hediyelik eşya alarak. Böylece onları hatırladığınızı ve değer verdiğinizi göstermiş olursunuz. Datça, balı ve bademiyle ünlü olsa da kurulan semt pazarlarında birçok şifalı bitki de bulabilirsiniz. Büyük şehirlerde uygun fiyatlara satın almanın neredeyse imkansız olduğu altın otu, pelin otu, yüzük çayı gibi bitkilerin Datça’da hem tazesini hem de ucuzunu bulabilirsiniz. Daha kalıcı bir şeyler isterseniz de yöre halkının kendi elleriyle yaptığı takı ve süs eşyalarına göz atabilirsiniz.

Demokrasi ve Milli Birlik Günü (15 Temmuz)

15 Temmuz 2016’da ülkemiz, hain bir darbe girişimine maruz kaldı. Son yılların en karanlık günlerinden biri olan 15 Temmuz’da Türk halkı, sokaklarda darbecilere karşı direnerek adeta destan yazdı. Başarısız girişim olarak Türk tarihine geçen darbe girişiminin tarihi, Demokrasi ve Milli Birlik Günü olarak kitaplardaki yerini aldı.

Yaz mevsiminin tam ortasında olmasından dolayı Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyıları alev alev yanıyor. Bunaltıcı sıcakların hakim olduğu bu günlerde rotanızı yurt içi değil de yurt dışı olarak belirlemek daha mantıklı olur.

2020 yılında 15 Temmuz, Çarşamba gününe denk geliyor. Eğer iş yerinden izin almazsanız bu tatilin pek de bir anlamı olmayacak. 2 gün izin aldığınız takdirde hafta sonunu da birleştirecek 5 günlük bir tatil yapabilirsiniz. 30 C derecenin altında işe gidip gelenlerin kendilerini toparlamaları için yeterli bir süre.

15 Temmuz’da Kuzey Yarım Küre’de yer alan birçok ülkede yaz sezonu açıldığı için yol ve konaklamayı erkenden halletmek gerekiyor. İşinizi son dakikaya bıraktığınız takdirde planlarınız suya düşebilir. Hem rezervasyonunuzu önceden yaptırırsanız, otellerin müşterilerine sağladıkları fırsatlardan da yararlanabilirsiniz.

Rota: Ibiza, İspanya

İbiza İspanya

Yaz ayları kendini iyiden iyiye hissettirdiğinde insanların kanı da kaynamaya başlıyor. Sıcaklar, doğal bir rahatlık ve boşvermişlik yaratırken, bir şeyler içme, sabaha kadar dans etme, yeni yerler görme arzusu insanların içerisinde bastıramadıkları bir duygu olarak yetişiyor. Bu duygunun üstesinden gelmek yerine tatmin etmek, iş veriminizi olumsuz anlamda etkilememek açısından son derece önemli.

15 Temmuz’da iş yerinden 2 gün izin alırsanız 5 günlük bir tatil yapabilirsiniz. Çalışan insanlar için uzun sayılabilecek bu süre zarfında tatilinizi yurt içinde değil de yurt dışında değerlendirmek daha mantıklı olur. Daha önce hiç görmediğiniz, keşfetmeye açık ve eğlencenin asla bitmediği bir yer arıyorsanız, İbiza tam size göre. İspanya’ya bağlı özerk Balear Takımadaları’ndan biri olan İbiza Adası’nda ruhen ve bedenen arınabilir, daha önce hiç tatmadığınız zevkleri tadabilirsiniz.

İbiza’ya 6 – 8 saatlik uçuşun ardından ulaştığınızda ilk işiniz otele yerleşmek olsun. Akşam yola çıktığınızı varsayarak birkaç saatlik uygunun ardından güneşin yükselmesiyle birlikte kahvaltınızı yapıp yola koyulabilirsiniz. İlk durak noktası Büyük İbiza Katedrali. 14. Yüzyıl Katalan – Gotik mimariyle inşa edilen bu yapıya kutsal eşyaların saklandığı oda 1592 yılında eklenmiş. 18. yüzyılda restorasyon çalışmalarının tamamlandığı Büyük İbiza Katedrali’nde pek çok göz alıcı vitray ve heykel bulunuyor.

Cala San Vicente Plajı, İbiza, İspanya

İbiza’nın keşfe açık bir yer olduğunu söylerken şaka yapmıyorduk. Gizemli Es Vedra Adası, İbiza’nın batısında, elinizi atsanız dokunacağınız uzaklıkta konumlanıyor. Gizemli sıfatı ise adanın, 155 milyon yıl önce yaşanan depremler sonucu battığına inanılan Kayıp Şehir Atlantis’in bir parçası olduğuna inanılması. Aynı zamanda üzerinde hiç metal birikimi olmamasına rağmen Bermuda’dan sonra çekim gücü en kuvvetli ikinci nokta. Fenikelilerin Ay Tanrısı Tanit’in evi olduğu söylenen bu adada UFO görüldüğü de iddia ediliyor. Hatta 1979’da, Mallorca seferi düzenleyen bir uçak, Es Vedra üzerinden geçerken, tanımlanamayan bir cisim sebebiyle rotasını değiştirmiş. Siz de, bu gizemi çözemeseniz de kendi gözlerinizle görüp fikir yürütebilmek, dünya üzerinde gizemi çözülemeyen gözle görülebilir ender şeylerden biri olan Es Vedra Adası’nın gerçekliğine tanıklık etmek için bölgeyi mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Adeta bir turizm cenneti olan İbiza’yı unutulmaz yapan diğer bir özelliği ise gece hayatı. Dünyanın en renkli ve hareketli gecelerine ev sahipliği yapan İbiza’da 16. Yüzyıldan kalma tarihi kent Dalt Vila’da, en iyi eğlence mekanları hizmet veriyor. Pacha, Veto, Swag İbiza, Bora Bora gibi işletmeler, dünya ünlü DJ’lere ev sahipliği yapıyor. Gece boyu dansçıların performans sergilediği, Köpük banyolarının yapıldığı İbiza’da eğlence, günün ilk ışıklarına kadar sürüyor. Size de yalnızca unutulmaz bir gece yaşamak kalıyor.

İbiza’ya gidip de hatıra almadan dönmek olmaz. Gerek kendinize gerek sevdiklerinize İbiza’yı anımsatacak bir şeyler satın alabilirsiniz. Hippi atmosferinin halk pazarlarında yaşatılmaya devam ettiği şehirde yerel halkın kendi elleriyle yaptıkları aksesuar ve hasır şapkalara bir göz atabilirsiniz. Ayrıca tamamen organik olan zeytinyağından, Türkiye’de koyduğunuz yemeklere İbiza tadı vermesi adına az da olsa götürebilirsiniz.

Kurban Bayramı (30 – 31 Temmuz – 1 – 2 – 3 Ağustos)

İslam aleminin en önemli bayramlarından bir tanesi olan Kurban Bayramı, Hicri takvim baz alındığında Zilhicce ayının 10. Gününde kutlanmaya başlıyor. 4 gün bayram, 1 gün de arifeyle toplamda 5 gün resmi tatil ilan ediliyor. Ancak, Miladi takvim ile Hicri takvim birbirinden farklı olduğu için Kurban Bayramı her yıl, bir önceki bayramdan 10 gün önce kutlanıyor.

Kurban Bayramı, genelde aile ve akraba ziyaretleriyle geçtiği için tatil pek de ön plana çıkan bir seçenek olmuyor. Fakat, bu Kurban Bayramı’nda tüm aile fertlerini de yanınıza alarak hep beraber sevgi dolu bir tatile çıkabilirsiniz. Bu sayede hem eski ile yeni jenerasyon arasındaki bağlar kuvvetlenmiş olur hem de sevdiklerinizle 20 sene sonra dahi unutulmayacak birkaç güne imza atmış olursunuz.

Kurban Bayramı önümüzdeki yıl Temmuz ayının sonunda başlıyor. 30 Temmuz Perşembe gününde 3 Ağustos Salı gününe kadar resmi tatil olan süre boyunca insanlara 5 günlük tatil hakkı tanınıyor. Ailecek kısa ama keyifli bir tatile çıkmak için 5 gün yeterli bir süre.

Sizin de bildiğiniz üzere yaz sezonu sebebiyle Türkiye genelinde oteller oldukça dolu oluyor. İşin içine bir e Kurban Bayramı girince, insanların bilet alma telaşı başlıyor. Siz, hiç bu hengameye karışmadan tatil planınızı yapabilir, biletinizi birkaç ay öncesinden alabilir, oteli rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz. Hem oteller, erken rezervasyonda müşterilerine büyük indirimler sağlıyor. Bu sayede konaklamaya harcayacağınız parayı ailecek yapılacak güzel bir pikniğe yatırabilirsiniz.

Rota: Çanakkale

Truva Çanakkale

Yaz mevsiminde çalışmak bütün insanlara zor geliyor. Sıcağın altında, insan yığının arasında işe gidip gelmek insanı hem bedensel hem de zihinsel anlamda yıpratıyor. Böyle durumlarda insanların kendilerini yenilemesi gerekiyor. Bunun için hayata geçirilebilecek en iyi çözüm ise tatile çıkmak.

Saros Çanakkale

Kurban Bayramı, rejenerasyon için oldukça iyi bir fırsat olsa da genellikle akraba ziyaretleriyle geçiyor. Anneye, babaya, halaya, amcaya, teyzeye gitmekten kafanızı dinleyecek bir gününüz dahi olmuyor. Bu durumu çözüme kavuşturmak için, akrabalar arasında bir rota belirlemek yerine hepsini yanınıza alıp rotanızı Türkiye içerisinde belirleyebilirsiniz.

Kaz Dağları, Çanakkale

5 gün tatil için kısa bir süre olmasa da kalabalık yapılacak seyahatlerde meydana gelebilecek kimi durumlarla uğraşmaktan vaktin nasıl geçtiği anlaşılamayabiliyor. Özellikle yoldayken pek çok problemle karşılaşılabiliyor. Bu nedenle, Türkiye içerisinde bir yerlere gitmek son derece mantıklı. Havasıyla bunaltmayan, denize girebileceğiniz, görece sakin ve tarihiyle insanı şaşırtan bir yer neresi olabilir diye düşünmenize gerek yok. Tüm bu kriterleri Çanakkale karşılıyor.

Çanakkale Şehitlik

Çanakkale, Kurban Bayramı tatili için oldukça ideal bir lokasyon. Yolculuğunuzu gerçekleştirip otele yerleştikten sonra yan gelip yatmak yerine dolaşmaya çıkabilirsiniz. Aile fertlerinizden gelmek istemeyenler havuz başında veya deniz kenarında pinekleyebilir, sizin ilk durak noktanızsa Troya Antik Kenti. 30 yılı aşkın süredir UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan antik kent, Homeros’un İlyada destanında anlattığı Truva Savaşı’nın yapıldığı yer olarak dünya çağında büyük önem arz ediyor. Üstelik, Truva Savaşı’nda kullanılan Truva Atı’nın gerçek boyutlardaki canlandırmasını yine burada görebilirsiniz.

Bozcaada, Çanakkale

Troya Antik Kenti’nin dışında Çanakkale’de gezilip görülmesi gereken çok fazla yer var. Ancak tatilin 5 gün olduğu düşünülürse, hepsini görmeye yetecek vakit yok. Babakale, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Kaz Dağları, Assos, Bozcaada, Gökçeada, Biga, Küçükkuyu, Çimenlik Kalesi, Çanakkale Deniz Müzesi ve Saat Kulesi arasından konakladığınız lokasyona en yakın olanları veya mutlaka görmek istediklerinizi seçip ziyaret edebilirsiniz.

Assos Çanakkale

Çanakkale’nin kalabalık tatiller için en ideal yer olmasının diğer bir nedeni de gece hayatı. Her telden çalan farklı mekanlara sahip şehirde farklı yaş gruplarının gerek birlikte gerekse ayrı ayrı eğlenebilecekleri gece kulüpleri, barlar, publar ve restoranlar hizmet veriyor. Gece hayatının nabzı, Barlar Sokağı, Kordon Boyu ve Saat Kulesi Meydanı’nda atıyor. Siz de bu bölgelerde kendinizi ve sevdiklerinizi tatmin edip gecenizi güzel yapacak herhangi bir işletmeye gidebilirsiniz.

Çanakkale’de hem modern hem de geleneksel alışveriş seçenekleri bulunuyor. İsteyen AVM’den ya da halk pazarından alışverişini yapabiliyor. Halk pazarlarında yöreye özgü taze sebzeler, ekmekler, zeytinyağlı sabunlar, erişteler vb. ürünler görücüye çıkıyor. Zengin biyoçeşitliliğe sahip Kazdağları’nı da bünyesinde barındıran şehirde kantaron otu, Kazdağı kekiği, karabaş otu gibi başka yerde bulunması zor olan ürünleri de satın alabilirsiniz.

Zafer Bayramı (30 Ağustos)

Türkiye’nin düşman işgalinden kurtulmasının kutlandığı 30 Ağustos, tüm Türkiye’de coşkuyla karşılanıyor. Zafer Bayramı kapsamında tüm caddeler ve meydanlar Türk bayraklarıyla dolup taşıyor, konserler ve etkinlikler düzenleniyor. Tabii bu bayram, çalışanlar için farklı bir anlam da ifade ediyor. 30 Ağustos’un denk geldiği tarihe göre iş yerinden 1 – 2 gün izin koparabilenler, hafta sonuyla da birleştirerek 4 – 5 gün tatil yapabiliyorlar.

2020’de 30 Ağustos Pazar gününe denk geliyor. Hafta içine denk gelmediği için, çalışanların yalnızca 2 günlük tatil fırsatı bulunuyor. Yine de, zihnini boşaltmak ve biraz uzaklaşmak isteyenler, iki günlüğüne ufak bir kaçamak yapabilirler.

Rota: Şile, İstanbul

Şile İstanbul

Yaz mevsimine elveda derken güzel bir kapanış yapmak herkesin hakkı. Belki de son kez denize girip güneşlenebileceğiniz Zafer Bayramı’nı denize kıyısı olan, yakın bir konumda geçirmeniz daha mantıklı olur. İstanbul’da ikamet edenler için en iyi alternatif olarak Şile’yi önerebiliriz.

Hem İstanbul’a yakınlığı hem de denize kıyısı olmasından dolayı Şile, günübirlik tatilciler oldukça iyi bir seçenek. Bir yandan kafanızı dinlerken bir yandan da gezebileceğiniz, dolu dolu iki gün geçirebileceğiniz bir lokasyon. Şile’de geçireceğiniz günlerde 1859 senesinde inşa edilmiş Fransız tasarımı Şile Feneri’ni ziyaret edebilirsiniz. Sekizgen yapısı ve siyah beyaz boyasıyla ilginç bir görünüme sahip olan fener, Türkiye’nin en büyük dünyanın da aktif olarak kullanılan ikinci büyük feneri. Sultan I. Abdülmecit tarafından inşa ettirilmiş.

Şile’deki ikinci gününüzü de Akçakese Köyü’nde geçirebilirsiniz. Oldukça sakin olan bölgede birçok bakir koy bulunuyor. Akçakese’nin özelliği ise Maden Tetkik Arama Enstitüsü tarafından yapılan araştırma sonucunda sahilde ekonomik değeri olmayan altın tozuna rastlanmış olması. Bu nedenle kumsallar, güneşin altında ışıl ışıl parlıyor.

Şile’de eğlence anlamında geceleri gidebileceğiniz mekan bulunmasa da sahilde yürüyüşe çıkabilir veya otel barında takılabilirsiniz. Ancak, Şile’den hediyelik eşya alabilirsiniz. Her cumartesi ve Pazar günü kurulan Şile Doğal Ürünler Pazarı’ndan Şile’ye has pek çok leziz ürün alabilirsiniz. Aynı zamanda Şile denilince akla gelen Şile bezinden yapılma hediyelik eşyalara da göz gezdirebilirsiniz.

Cumhuriyet Bayramı (29 Ekim)

29 Ekim 1923 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi kuruluş yılı olarak kabul ediliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması ve cumhuriyet rejimiyle yönetilen bir devletin kurulması her yıl 29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramı adı altında coşkuyla kutlanıyor.

Sonbaharın en güzel zamanlarında aşk dolu bir tatile imza atmak için Cumhuriyet Bayramı’ndan daha iyi bir seçenek olamaz. Buğulu bir gökyüzünün çevrelediği sokaklarda sevdiğinizle el ele tutuşup, farklı kültürler tanımaktan daha iyi bir aktivite olamaz.

2020 yılında 29 Ekim, Perşembe gününe denk geliyor. Bu da demek oluyor ki, iş yerinden bir gün izin aldığınız takdirde hafta sonunu da ekleyerek 4 günlük tatil yapabilirsiniz. Bu süre, iş hayatından uzaklaşmak ve stres atmak için oldukça yeterli.

29 Ekim’i değerlendirmek isteyecek başka insanlar da olduğu için konaklama yerleriyle ilgili problemler yaşayabilirsiniz. Son dakikada kalacak yer bulamadığınız için tatilinizi iptal etmek yerine erkenden rezervasyon yaptırabilirsiniz. Bu sayede otellerinde erken rezervasyon kampanyalarından da faydalanabilirsiniz.

Rota: Batum, Gürcistan

Piazza Meydanı Batum

Sonbahar akşamları birbirine derinden bağlı insanları her zaman etkiler. İster balkonda kitap okurken, ister sokakta kulaklıkla müzik dinleyip dolaşırken olsun en basit anlarda dahi sonbaharın farklı bir atmosferi var. Bu atmosferi daha canlı ve yaşanır kılmak adına sevdiğiniz kişiyle çıkacağınız ufak bir tatil, hem aranızdaki bağı kuvvetlendirecek hem de unutulmaz bir anı olarak hafıza defterinizde yer edecek.

Sonbaharda, özellikle de Ekim ayında ülkemiz, oldukça güzel karelere sahip olsa da 4 günlük tatilinizi yurt dışında değerlendirmek daha mantıklı olabilir. Tabii tatilin 4 gün olduğunu düşünürsek uzaklara gidip tüm vaktinizi yolda harcamak da istemezsiniz. Bu nedenle, Karadeniz’e kıyısı olan, Türkiye’yle sınır komşusu Gürcistan’ın başkenti Batum’a bir gezi düzenleyebilirsiniz.

Batum Tiyatrosu

Gerek tarihi gerekse doğal güzellikleriyle her ziyaretçinin kalbinde ayrı bir yer edinen Batum’da gezinize Gonia Kalesi’nde başlayabilirsiniz. İlk olarak Milattan Sonra 1. Yüzyılda Pliny ve Elder tarafından atıf yapılan kale, zamanında oldukça korunaklı bir Roma kentiymiş. Kasaba, tiyatro ve hipodrom bulunan bölgede aynı zamanda Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Matthias’ın mezarının olduğu düşünülüyor. Bu bölgeye yapacağınız kültürel ve tarihi gezi kapsamında, tertemiz plajlarında denize de girebilirsiniz.

Batum’da geçireceğiniz süre boyunca bir gününüzü mutlaka Batum Botanik Bahçesi’ne ayırmalısınız. 1880’lerde Rus botanikçi Andrey Nikolayevich tarafından temelleri atılan ve 1912’de resmen hizmete açılan bahçenin dekorasyonu Fransız D ’Alphonse ve Gürcü Yason Gordeziani tarafından yapılmış. İçerisinde 2037 çeşit taksonomik ağaçsı bitki bulunan bahçe, dokuz floristik bölgeye ayrılıyor.

Batum, Gürcistan

Eğlence hayatı içerisinde de Batum, göz ardı edilmiş olsa da diğer Avrupa şehirlerine göre oldukça ucuz. Turizm potansiyeli yüksek bir şehir olmasından kaynaklı da bölgede hizmet veren pek çok gece kulübü, bar ve pubın yanı sıra kumarhaneler ve masaj salonları da bulunuyor. Bir yetişkinin eğlenmek için aradığı her şeye sahip olan Batum’da gerçek bir 4 günün ardından rüya gibi bir de 4 gece geçirebilirsiniz. Batum’un en popüler mekanları arasında; BQ Wine Bar, Chacha Time ve Sheraton Hotel Casino bulunuyor.

Tıpkı İstanbul’da olduğu gibi Batum’da da çoğunlukla alışveriş merkezleri yer alıyor. Her ihtiyacın tek bir alandan toplanıp halka sağlandığı şehirde Türkiye’ye göre parfüm, tekstil ve elektronik ürünler oldukça ucuz. İçki ve tütün mamulleri de ülkemize oranla neredeyse yok pahasına satılıyor. Bu nedenle Batum’dan hediyelik eşya almak yerine ihtiyacınıza yönelik alışveriş yapmak çok daha mantıklı olur. Tabii hatıra olarak bir şeyler almak isterseniz de yerel halk arasında popüler olan ahşap el oymacılığıyla yapılan ürünlere göz atabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here