Konya’da Gezilecek Yerler

0
969
Taş ve Ahşap Eserler Müzesi (İnce Minareli Medrese) Konya

Maneviyatın dolu dolu yaşandığı şehirlerden biri olan Konya; İç Anadolu Bölgesi’ni sadece Türkiye için değil, tüm dünya için değerli kılan şehirlerden biri.

Konya denildiğinde akla ilk olarak elbette Mevlana Celaleddin Rumi geliyor. Yabancı turistlerin de büyük ilgi gösterdiği din ve düşünce adamının izleri, şehrin her bir köşesinde. Özellikle de Aralık ayına denk gelen Şeb-i Arus törenleri boyunca Mevlana’nın meşhur sözü Konya için adeta kulaklarda çınlıyor: “Gel, gel, ne olursan ol, yine gel.”

Sema Konya

Konya’daki kültür hazinelerini keşfetmek için bir haftalık bir süre bile yeterli olmayabilir. Gezi süreniz yeterli gelmezse bu nedenle dert etmeyin. Şu da var ki; bu efsunlu şehir sizi mutlaka topraklarına geri çağıracaktır. Önemli olan Konya’daki vaktinizi olabildiğince dolu dolu geçirebilmeniz.

Mevlana Konya

Anadolu’daki tüm şehirler gibi Konya’da da özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalma nadide eserlere ve mimari harikalarına kendinizi hazırlamanız gerekiyor. Köşkler, bahçeler, medreseler ve camiler bu bakımdan ilk sırada yer alıyor. Her bir binanın hem iç hem de dış cephelerinde mozaik taşlarla ve çinilerle karşılaşmanız asla sürpriz değil.

Konya Ovası, sahip olduğu uçsuz bucaksız sınırlarda doğal güzellikleri de ağırlamaktan geri kalmıyor. Bunların en başında da Türkiye’nin ikinci en büyük gölü olan Tuz Gölü geliyor elbette.

etli ekmek konya

Konya gezisini güzel kılan detaylardan bir diğeri ise; başta etli ekmek olmak üzere deneyimleyebileceğiniz yöreye has Anadolu lezzetleri. Burası Osmanlı mutfağından da nasibini almış durumda. Baştan uyaralım; hamur işi ve kırmızı etin sınırlarını zorlayacağınız uzunca bir Konya seyahatinden sonra, bir müddet detoks yapmak durumunda kalabilirsiniz.

Konya Arkeoloji Müzesi

“Mevlana Şehri” Konya, namı değer “Bozkırdaki Yuva” yüzölçümü itibariyle Türkiye’nin en büyük şehri olma özelliğini taşıyor. Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden olan Konya’da gezilecek yerler, yapılacak aktiviteler ve de tadılacak lezzetler adeta saymakla bitmiyor.

2 milyonun üzerinde nüfusu olan Konya, 1987 senesinde Büyükşehir statüsüne kavuşmuş. Milattan önce 7000 yılından beri yerleşimin olduğu bu tarihi kentin tamamını gezmek isteyenlere en az 3-4 günlük bir seyahat planı yapmalarını öneriyoruz. Cilalı Taş Devri ve Eski Bronz Çağ’dan kalma antik kalıntıların da olduğu şehrin toplam yüzölçümü ise 40.838 kilometrekare. Nüfusu ile de ülkemizin en kalabalık 7. şehri olma unvanına sahip Konya tam tamına 31 ilçeyi sınırları içerisinde barındırıyor.

Konya’yı ziyaret etmek için en doğru tarih, Şeb-i Arus nedeniyle aralık ayı. Ancak bu fırsatı kaçırdıysanız, baharda da Konya’da oldukça keyifli vakit geçirebilirsiniz. Yaz aylarını önermek, gün içindeki yüksek sıcaklık seviyeleri nedeniyle pek mümkün değil.

Aşağıdaki panelden otobüs ve uçak bileti sorgulayabilirsiniz.

Eğer yakın tarihte Konya için bir biletiniz varsa, çok şanslısınız demektir. Konya gezinize nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız; tüm rotanızı adım adım planlamak için aşağıdaki rehberden gönül rahatlığıyla faydalanabilirsiniz. Şimdiden iyi tatiller… İşte bir uçtan bir uca Konya’da gezilecek yerler:

Tarihi Eserler ve Kültür Varlıkları

Türkiye’nin tarih ve kültür başkentlerinden biri olan Konya’ya hoş geldiniz! İlk durağınız elbette şehir merkezi olmalı ancak Konya’nın ilçeleri de size dolu dolu bir gezi seçeneği sunabilir.

Tarihi eserleri ve kültür varlıklarını kapsayan turunuz boyunca çok fazla ibadethane gezeceğiniz için, kıyafetleriniz yönünden de tedbirli olmanızda fayda var. Özellikle yaz aylarında Konya’ya gelen turistler, bu bakımdan kimi zaman hazırlıksız yakalanabiliyorlar.

Alaeddin Tepesi

Alaeddin Tepesi Konya

Konya gibi düz alanlarıyla ünlü bir şehirde, gezimize bir tepe ile başlıyorsak sebebi var. Şehir merkezinde yer alan tek tepe Alaeddin Tepesi.

Tepe adını, Selçuklu Hükümdarı I. Alaeddin Keykubat’tan alıyor. Ünlü hükümdar şehre bir cami yaptırmak istediğinde, bunu yapay bir tepe üzerinde inşa ettirmeye karar vermiş. Dolayısıyla doğal bir coğrafi oluşumda değil; aksine halkın katkısıyla ve emeğiyle oluşan bir toprak parçası üzerinde bulunuyorsunuz.

Tepe ayrıca, binalardan oluşan şehir merkezinde yeşile duyduğunuz özlemi de bir nebze olsun gideriyor. Burada aynı isimle anılan bir cami, bir türbe bir de köşk var.

Kılıç Arslan Köşkü olarak anılan köşk, Selçuklu döneminde buranın bir yönetim merkezi olduğunu gösteriyor. Binaya çeşitli kaynaklarda Selçuklu Köşkü de deniliyor. Köşkün duvarları çini ve yazı bordürleri ile süslü. Belediye tarafından buraya restorasyon yönünde yapılan yatırımlara da devam edildiğini söyleyebiliriz.

Alaeddin Camii’nin hemen yanında ise, yine sekiz Selçuklu hükümdarını temsil eden bir türbe bulabilirsiniz. Konya geziniz boyunca Anadolu Selçuklu Devleti’ne ait detaylarla bol bol karşılaşacaksınız.

Şehir gezisine tepeden başlamanın bir avantajı da, burada çay ve kahve içebileceğiniz çok sayıda alternatifin de bulunması. Bu sayede önünüze haritanızı alıp gün içinde neler yapacağınızı işaretleyerek vakit de kazanabilirsiniz.

Tepe çok yüksek olmasa da, Konya’nın mimari eserlerle işlenmiş manzarasını gözler önüne sermeye yetiyor.

İplikçi Camii

İplikçi Camii Konya

Özellikle şadırvanıyla ün yapan İplikçi Camii, Konya’daki ilk maneviyat durağınız olabilir. Zaten buradan sonra da göreceğiniz cami, dergah ve türbelerin ardı arkası kesilmeyecek; buna emin olabilirsiniz.

İplikçi’ye dönecek olursak; buranın Anadolu Selçuklu Devleti’nin en önemli yapılarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Asırlar sonra bölgeyi ziyaret eden yerli ve yabancı  turister için de, Selçuklu’yu anlamak anca bu tarz yapıları yakından tanımakla mümkün oluyor.

Caminin şadırvanında 8 adet mermer sütun var. Şadırvan inşa edilirken öyle bir geometri ve mühendislik gözetilmiş ki; ses farklı bir biçimde yankılanıyor. Şadırvan tasarımında abdest alanları ve ibadet edenleri rahatsız etmeme düşüncesiyle, son derece incelikle hareket edilmiş.

Turistlerin oldukça ilgisini çeken bu bölüm dışında, caminin duvarlarından iç cephesine kadar, küçük büyük tüm dekoratif detaylar da ülkemiz için birer tarihi eser niteliği taşıma özelliğine sahip.

Selimiye Camii

Selimiye Camii Konya

Mevlana Caddesi üzerinde yer alan bir diğer görkemli yapı, Mimar Sinan’ın da eserlerinden biri olan Selimiye Camii. Mevlana Müzesi’ne çok yakın konumlandığı için Konya halkı burayı Mevlana Camii olarak da anıyor. Yine Sultan Selim Camii olarak bahsedilen de aynı yapı. Yapıya adını asıl veren; Kanuni Sultan Süleyman’ın oğullarından biri olan Sultan II. Selim.

Özellikle İstanbul ve çevresinde; Mimar Sinan’ın ölümsüz eserlerini inceleme fırsatınız olduysa buraya başka bir gözle de bakmalısınız. Selimiye Camii, Mimar Sinan’ın ustalık eseri olarak kabul edilen Edirne’deki eserle de aynı isme sahip.

İnşa tarihi olarak 1559 yılı işaret edilirken, belirli dönemlerde de buranın yeniden bakımdan ve tamirattan geçtiği biliniyor. Son dokunuşlar ise 1914 yılında Mimar Muzaffer tarafından hayata geçirilmiş.

Osmanlı  mimarisinden izler taşıyan yapının birçok yerinde, ince düşünülmüş detaylar mevcut. Mihrabı gök mavisinden, mimberi beyaz renkli mermerden oluşan bu yapıyı mutlaka gezi listenize dahil edin.

Aziziye Camii

Aziziye Cami Konya

Pencereleri kapısından daha büyük olan bir cami var sırada. Aziziye Camii, ibadethaneleri ile meşhur olan Konya’nın en güzel camilerinden biri.

Aziziye Camii, Konya şehir merkezinde, İplikçi Camii’ne de yakın bir konumda bulunuyor. Mevlana Müzesi ile de cami arasında da yalnızca 5 dakikalık bir yürüme mesafesi mevcut.

Buradaki pencerelerin büyüklüğü sayesinde kış döneminde bile, aydınlık yönünden kapalı alanda olduğunuzu hissetmeyebilirsiniz.

1867 yılından bu yana her türlü doğa olayına ve en başta da insan faktörüne rağmen dimdik ayakta duran tarihi eseri geziniz boyunca birkaç dakikalığına da olsa mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Şems-i Tebrizi Türbesi

Konya her ne kadar Mevlana’nın şehri olarak bilinse de, Mevlana ismini Şems-i Tebrizi’den ayrı düşünmek mümkün değil. Bu iki gönül dostunun birbirlerinin manevi yolculuğunda büyük bir yeri var.

Aslına bakarsanız; Konya yolunda eğer araç kullanan siz değilseniz mutlaka Mevlana ve Şems hakkında biraz okumalısınız. Bu okumalar, ziyaretinizin geri kalanına büyük bir derinlik katacaktır.

Yine bu mekanları Aralık ayındaki Şeb-i Arus dönemi boyunca gezerseniz; her birinde devlet tarafından düzenlenen çeşitli etkinliklere denk gelebilirsiniz. Tasavvuf sohbetleri ve tabii sema gösterileri bu etkinliklerin başında geliyor.

Türbeye dönecek olursak, şu anda Mevlana Müzesi olarak ziyaret edilebilen, eskiden Mevlana Celaleddin Rumi’nin dergahı olan yapıyla Şems-i Tebrizi Türbesi arasındaki mesafe yürüyerek yalnızca 10 dakika.

Türbenin 13. yüzyıl tarihli olduğu tahmin ediliyor. Burası bir mezar değil; yalnızca sembolik bir mekan. Tebrizi’nin şehri terk ettiği ya da öldürüldüğü yönünde farklı hikayeler olsa da, neticesinde kendisinden bir daha haber alan olmamış.

Mevlana’nın hocası olarak da kabul edilen Tebriz’li Şems için gerçek bir turist akını var. Bu iki önemli isim, mutasavvıf düşüncenin de iki önemli ayağı gibi. Meraklı turistlerin yanı sıra, yerli halk da burayı dua okumak ve ferahlık bulmak gibi amaçlarla sık sık ziyaret edebiliyor.

Türbe ile birlikte, aynı isimle anılan ve hemen yanı başında konumlanan bir de cami bulunduğunu belirtelim. Maneviyata önem veriyorsanız; burada hissiyatınızı birkaç kat artırmanız da mümkün.

Karatay ilçesinde yer alan caminin ve türbenin bulunduğu tüm alana Şems Parkı da denildiğine şahit olabilirsiniz.

İstiklal Harbi Şehitleri Abidesi

Konya İstiklal Harbi Şehitleri Abidesi

Konya, daha çok Selçuklu dönemi eserleriyle anılan bir şehir olsa da hem Osmanlı hem de Cumhuriyet tarihinde de bu şehrin önemli izleri var.

Konya İstiklal Harbi Şehitleri Abidesi

İşte Kurtuluş Savaşı ya da nam-ı diğer İstiklal Harbi’nde Konya’nın rolünü görmek için ziyaret edebileceğiniz bir adres.

Konya İstiklal Harbi Şehitleri Abidesi

Mevlana Müzesi’nden sonra 300 metre içinde bu abideye ulaşabilirsiniz. Savaşlarda ölen Konya Askerlik Şubesi’ne kayıtlı isimlerin adları burada kazılı. Daha sonra Kore Savaşı ve Kıbrıs’ta şehit olan isimlere de yine burada yer verilmiş.

Konya İstiklal Harbi Şehitleri Abidesi

Kısa bir süreliğine de olsa, abideyi bir durak olarak gezi listenize eklemeyi ve bu kıymetli vatan toprağını selamlamayı ihmal etmeyin.

Antik Kentler

Konya’daki uygarlıkların tarihi, milattan öncesine kadar uzanıyor. Burada çok değerli antik kalıntılar ve bu kalıntılardan oluşan kentler var. Çatalhöyük’ü duymamış olmanız zaten pek mümkün değil; ancak şehrin diğer antik zenginliklerine de mutlaka vakit ayırın. Özellikle tarih, coğrafya ve antropoloji bilimlerine ilginiz varsa, Konya sizi başka bir dille kendisine çağıracaktır.

Çatalhöyük

çatalhöyük

Konya’nın Çumra ilçesi sınırlarında yer  alan Çatalhöyük, ilçe merkezine de 10 kilometre kadar mesafede. Burası yükseltili yapısının neden olduğu görüntü nedeniyle “çatal” olarak anılıyor. Burası tüm dünya tarafından, insanlık tarihine ışık tutan bir antik yerleşim olarak kabul görüyor. Bu nedenle de Konya’ya kadar gelip, girişi tamamen ücretsiz olan Çatalhöyük’ü görmemek pek kabul edilir bir şey değil.

Burası haftanın her günü gezilebiliyor. Yaz ve kış fark etmeksizin açılış saati 09.00. Kışın 17.00’ye kadar olan ziyaret saati; yaz döneminde ise 18.40’a kadar uzatılıyor.

Çatalhöyük’te evlerin temel derinliklerinin az olmasından, aralarında sokak olmamasına ve her birinin düz damlardan oluşmasına kadar bir çok ilgi çekici detayla karşılaşacaksınız.

İlkel çağlardaki mağara resimlerinin devamı niteliğinde işlemeler de yine tecrübeli gözler için ilk anda dikkat çekiyor.

Kazılarda ortaya çıkanlar arasında boyutları 15 santimetreyi geçmeyen heykelcikler de var, iskeletler de.

Buradaki kazı buluntularının bir bölümü de Konya Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

Sille Köyü

Sille Köyü Konya

Konya’nın az bilinen tarihi güzelliklerinden biri de eski bir Rum köyü olan Sille Köyü. Buranın 3 bin yıllık bir tarihi olduğuna inanılıyor.

Şehir merkezinden yalnızca 8 kilometre mesafede yer alan köy, ticari taksi kullanarak bile uygun fiyata ziyaret edilebilir.

Mağaralar, şapeller, su yolları, çeşmeler ve camiler görebileceğiniz en değerli eserler arasında.

Sille Köyü Konya

327 yılında kilise olarak hizmete açılan Aya Elenia Müzesi ise köyde mutlaka uğramanız gereken yegane durak. Birçok tarihi varlık, Sille’de neredeyse orijinal olarak korunmuş. Azınlıkların şehirdeki yaşantısı ile ilgili de, tüm bu eserler tek tek fikir veriyor. Müze Pazartesi günleri gezilemiyor; diğer tüm tarihleri değerlendirebilirsiniz.

Sille Köyü vaktiyle Hristiyanların önemli bir durağı ve medeniyetin önemli bir beşiği olmuş olsa da bugün gezilip görülecek yer anlamında da Konya’ya büyük değer katıyor.

Köydeki turistlerin bayıldığı şeyler arasında Konya kahvaltısı var örneğin. Meşhur kahvaltı, birbirinden güzel lezzetlerle saatlerce sürebilir. Tandır ekmeği, su böreği ve tandır böreği; mutlaka denenmesi gereken tatlar arasında. Teraslı evlerde manzaraya sırtınızı verip çay ya da kahve içmeniz hayal değil. Mekanlar güzel. Bu bakımdan Konya’daki büyük bir açığı da kapatıyor. Fiyatlar turistleri rahatsız etmeyecek bir seviyede. Gözleme gibi atıştırmalıklarla çok uygun fiyata bir öğünü geçiştirmeniz de mümkün.

Sille Köyü Konya

Toprak işlemeciliği sanatı burada halen devam ettiriliyor. Dilerseniz hediyelik olarak ya da eviniz için toprak kaplar satın alabiliyorsunuz. Bu kapsamda köyde sanatçılarla bizzat tanışabileceğiniz bir sanat galerisi de var.

Konya ile ilgili zihninizde daha dar kalıplar varsa bu algıyı yıkmak için bile Sille gezilip görülebilir. Arnavut kaldırımlı sokakların yanı sıra, ince akan bir nehirde tabloyu güzelleştiriyor.

Kilistra Antik Kenti

Kilistra Antik Kenti Konya

Kilistra Antik Kenti’nin diğer adı Konya’nın Kapadokya’sı.

Tarihi MÖ 1. yüzyıla kadar uzanan bu yer, geçmişle gelecek arasında bir kapı.

Bölge, Hristiyanlık dininin ilk merkezlerinden de biri sayılıyor. Bu nedenle burada yabancı turist grupları ile karşılaşabilirsiniz.

Kilistra Antik Kenti Konya

Antik kentin konumu, Hatunsaray beldesine bağlı Gökyurt köyünde. Burası Konya şehir merkezinden sonra 45 kilometrelik bir kara yolu mesafesini gerekli kılıyor.

Havalimanından sonra özel araç kiralama yoluna gittiyseniz, bu ulaşım fırsatı sayesinde rahatlıkla kenti gezebilirsiniz.

Bölgede Frig döneminden kalma kaya mezarlarının yanı sıra; kiliseler, sarnıçlar ve şapeller de var.

Müzeler

Konya’da tarihi eserlerin ve kültür varlıklarının sayısı bu derece fazla olması, buranın bir müze şehri olmasını da zorunlu kılıyor. “Gez dünyayı, gör Konya’yı” diyenler bu hesaba, birbirinden güzel müzeleri ve kültür evlerini de katmış olmalılar. Her biri oldukça merkezi konumda yer alan müzeleri, bir gününüzü ayırarak rahatlıkla gezebilirsiniz.

Mevlana Müzesi

Mevlana Müzesi Konya

Konya’da tüm yollar Mevlana’ya çıkıyor. Bunu “Ne olursan ol gel” sözünün vücut bulmuş hali gibi de düşünebilirsiniz.

2007 yılında UNESCO tarafından tüm dünyada etkinliklere konu edilen ünlü din adamı Mevlana Celaleddin Rumi’ye ait dergah bugün müze olarak ziyaret edilebilmekte. Üstelik herhangi bir giriş ücreti ödemenize gerek yok.

Tatil günü olmaksızın haftanın her günü maneviyatı tatmak isteyenleri bekleyen müze; 09.00’da açılıyor. 17.00 olan müze kapanış saati, yaz döneminde saat 19.00’a çekiliyor.

Müze içerisinde en çok dikkat çeken yer; Yeşil Türbe olarak da anılan Mevlana Türbesi. Bunun dışında dergah eşyaları, değerli el yazmaları, sabır taşları ve keman gibi enstrümanlar da müze kapsamında incelenebilir. Mevlana’ya ait cübbe, hırka ve entari gibi giysileri de burada görebiliyorsunuz. Söylemeye bile gerek yok ama Divan-ı Kebir ve Mesnevi gibi eserler de burada sergileniyor.

Açıkçası, özellikle de tasavvufa ilgi duyuyorsanız müzeye uzunca bir süre ayırmanız yerinde olur. Dergahın dört farklı kapısını bile saatlerce dinlemek isteyebilirsiniz.

Burada dervişlerin kullandığı Dervişan Kapısı’nın dışında; dergahtan atılanların çıktığı Küstahan Kapısı, çilesini doldurup vefat eden ve dede ünvanıyla anılan dervişlerin çıktığı Hamuşan Kapısı ve mahalleden giriş için kullanılan Çelebiyan Kapısı var.

Dergahtaki farklı gelenekleri ve son yıllarını bir çilehane içinde geçiren din adamlarını mutlaka profesyonel bir rehberden dinlemelisiniz.

Taş ve Ahşap Eserler Müzesi (İnce Minareli Medrese)

Taş ve Ahşap Eserler Müzesi (İnce Minareli Medrese) Konya

Alaeddin Tepesi yönüne gelen turistlerin ilk durağı, şu anda Taş ve Ahşap Eserler Müzesi olarak hizmet veren İnce Minareli Medrese oluyor.

Tepenin batısında yer alan tarihi binanın inşa edilmesindeki amaç, hadis ilmini öğretebilmek.

Kapalı bir avluya sahip olan medresenin yapımı Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus devrine ve takvim yılı olarak da 1264 yılına denk geliyor.

Medresenin son derece orijinal olan mimarisinden de açıkça görüldüğü üzere, Konya’da müze binalarının dış cephesi bile hem yerli hem de yabancı turistlerde hayranlık uyandırmak için yeterli.

Yapıya adını veren minare, turkuaz renkli taş ve tuğlalar ihtiva ediyor. Binanın ön cephesinde ise kesme taştan yararlanılmış.

Cumhuriyet dönemi ile birlikte tamiri ve restorasyonu gerçekleştirilen, 1956 yılından bu yana da halkın ziyaretine açık olan müzeyi haftanın her günü ziyaret etmeniz mümkün. Sandukalar, kitabeler, rölyefler ve tavan, kapı ya da pencere gibi dekoratif işleme örnekleri; müzenin koleksiyonunun en nadide parçalarını oluşturuyor.

15 Nisan ve 2 Ekim tarihleri arasındaki bahar ve yaz dönemlerinde 09.00 ile 19.00 saatleri arasında müzeyi gezebilirsiniz. 3 Ekim ve 14 Nisan aralığındaki kış sezonunda ise aynı saatte açılan müze saat 17.00’de kapanıyor.

Bir yıl boyunca Müzekart ile müzeyi sınırsız ziyaret edebilir ya da girişte kişi başı 6 TL olan giriş ücretini ödeyebilirsiniz.

Karatay Medresesi ve Müzesi

Konya Karatay Medresesi ve Müzesi

Bu kez Alaeddin Tepesi’nin kuzeyinde yer alan bir başka müze, Karatay Müzesi.

Emir Celaleddin Karatay tarafından yaptırılan medresenin tarihi 1251 yılına dayanıyor. Medresenin inşa edilmesindeki amaç; tıpkı İnce Minareli Medrese’de olduğu gibi hadis ve tefsir okutmak.

Tek katlı binanın dış cephesinde, Selçuklu taş işçiliğinin de muazzam örnekleri var. Yine kapalı avlu biçiminde tasarlanan medresede lacivert ve siyah ağırlıklı olmak üzere mozaik çiniler de bulunuyor. Bugün “Çinili Eserler Müzesi” olarak da anılan Karatay Medresesi; 1952 yılından bu yana halka açık.

Sırsız seramikler, çinili tabaklar ve türlü süslemeler müzede görebileceğiniz başlıca eserleri oluşturuyor. Yapının duvarlarında bile, besmele, Ayet-el Kürsi’nin yanı sıra peygamber ve halife isimleri de her bir köşeye kusursuzca işlenerek tamamen ölümsüz bir hale getirilmiş.

Selçuklu Devleti’nin dışında, Osmanlı İmparatorluğu’nun da burada bıraktığı benzersiz izler mevcut.

Müzenin ziyaret saatleri; İnce Minareli Medrese ile aynı şekilde, yazın 09.00-19.00 ve kışın 09.00-17.00 olarak değişiklik gösteriyor. Bu müzeyi de haftanın her günü ziyaret edebilirsiniz.

Hafta sonu Konya’ya Anadolu’dan günübirlik turlar da düzenlendiğinden bir parça daha fazla yoğunluk yaşanıyor. Müzeye giriş, Müzekart’ı olmayanlar için kişi başı 6 TL olmak üzere ücretlendiriliyor.

Konya Atatürk Evi Müzesi

Konya Atatürk Evi Müzesi

Anadolu’da yer alan onlarca Atatürk Evi’nden biri de Konya’da. Ücretsiz olarak gezilebilen bu müze, Konyalıların Atatürk’e bir teşekkürü niteliğinde.

1912 yılında yaptırılan ve Konya ziyaretlerinde Atatürk’ü ağırlayan ev, 1927 yılında da tamamen Ulu Önder’e tahsis edilmiş.

Halihazırda müzede, Konya’nın Kurtuluş Savaşı’ndaki yerini en yakından belgelerle görebiliyorsunuz. Zemin katta Cumhuriyet öncesine ait bilgi ve belgeler de var. Atatürk’ün bu evde kullandığı eşyalar da büyük bir özenle korunuyor.

Atatürk Müzesi’nin Pazartesi günleri kapalı olduğunu mutlaka bir kenara not almalısınız. Çalışma saatleri ise, sezon fark etmeksizin 09.00-17.00 saat aralığında tutuluyor. Müze Meram ilçesinde yer alıyor ve öğrencilerden oluşan kalabalık grupların burayı gezmeden önce randevu almaları talep ediliyor.

Konya Arkeoloji Müzesi

Konya Arkeoloji Müzesi

Konya’daki antik kentlerde bulunma fırsatınız olduysa, yolunuz mutlaka Arkeoloji Müzesi’ne de düşecektir. Bilhassa Çatalhöyük’e ait buluntular burada sergileniyor.

1962 yılından bu yana bugünkü yerinde hizmet veren müze, daha önce Mevlana Müzesi’nde ve İplikçi Camii’nde geçici olarak ikamet etmiş.

Konya Arkeoloji Müzesi

Bugün müze girişinde ve müzenin ön bahçesinde bile çeşitli arkeolojik eserler var. Roma devri, Bizans devri ve Helenistik devirden kalan lahit, heykel ve mozaiklerin yanı sıra; müzede geçmişi Neolitik Çağ’a kadar uzanan toprak kaplara rastlıyorsunuz.

Konya Arkeoloji Müzesi

Pazartesi günleri tatil olan müze, haftanın diğer tüm günlerinde 09.00-17.00 saat aralığında gezilebiliyor. Bir başka güzel haber ise, giriş için herhangi bir ücret talep edilmemesi.

Bu müze de, tıpkı Konya Atatürk Evi gibi Meram’da konumlanıyor.

Konya Etnografya Müzesi

Konya Meram’da bulunan son bir müze de, Konya halkının yaşayış biçimlerine asırlık bir ışık tutan Etnografya Müzesi.

Yine ücretsiz olarak gezilebilen bu müze, Pazartesi günleri hizmet vermiyor. Şu ana kadarki müzelerden de açıkça anlaşılabileceği gibi, haftanın ilk günü Konya’da müze gezilerine uygun bir zaman dilimi değil. Hafta sonu kalabalığına da kalmamak için en iyisi Salı ya da Çarşamba kültür turuna çıkmak.

Etnografya Müzesi’nin içinde Konya Müze Müdürlüğü de var. Burada şehrin tarihi ile ilgili pek çok turistik ve akademik seviyede bilgiye ulaşabilirsiniz. Sergiye dahil olan eserler arasında oyalar, tokalar, keseler, bilezikler, kahve değirmenleri, mutfak kapları ve tesbihler gibi son derece geniş bir yelpaze var.

Yunus Emre Müzesi’nde konumlanan müze, Arkeoloji Müzesi ile aynı cadde üzerinde; 500 metreyi geçmeyen bir mesafede yer alıyor.

Vaktiniz kalırsa; yine aynı caddede bulunan Sahip Ata Vakıf Müzesi’ne de uğramak isteyebilirsiniz. Burada da başta çiniler olmak üzere, başka ülkelerden getirilen eserler ziyaret edilebiliyor. Ayrıca caminin hemen yanında bir de türbe mevcut.

Akşehir Batı Cephesi Karargahı Müzesi

Konya ilçelerinin her birinde de sayısız kültürel zenginlikler olduğundan söz etmiştik. İşte Akşehir ilçesi, Büyük Taarruz’da sahip olduğu önemli karargah rolüyle burada ön plana çıkıyor.

1981 yılından bu yana, şu anki konseptiyle ziyaret edilebilen müze başta mücadelede kullanılan silahlar olmak üzere Ulu Önder’in eşyalarını ve Milli Mücadele anılarını görmek isteyenler için doğru adres.

Ücretsiz olarak gezilebilen Akşehir Batı Cephesi Karargahı Müzesi’nde tatil günü de yok. Alagöz Köyü’nde yer alan eski karargah, her gün sabah 08.00 itibarıyla gezilebiliyor. Yaz ve kış sezonları fark etmeksizin, müzenin kapanış saati 16.50.

Koyunoğlu Müzesi ve Kütüphanesi

İstiklal madalyalı Ahmet Rasih İzzet Koyunoğlu tarafından şehre hibe edilen bu kütüphane, hem Konya hem de Türkiye için çok değerli.

Koyunoğlu’nun ebediyete intikal etmeden önceki sözleri bunu açıklıyor. Varlığını vatanına ve milletine veren kişi, gerçekten de insanların en mutlusu olmalı.

1974 yılındaki vefatına kadar, Türkiye’nin her köşesinden topladığı kıymetli eserleri bizzat evinde sergiye açan Koyunoğlu, Türk müzecilik tarihinde de okutulması gereken önemli bir isim.

Bugün, sanat ve tarih aşıklarını adeta mest eden kütüphanedeki kitapların sayısı 35 bini bulan bir zenginlikte.

Bugünkü müze binasının temeli 1977 yılında atılmış olup; müze 1984 yılının Şubat ayından bu yana ziyarete açık.

Pazar haricinde, haftanın her günü gezilebilen müze sınırlarında yaklaşık 3 bin metrekarelik bir teşhir alanı barındırıyor.

Müze bölümünde halı, kilim ve tesbih gibi eserler var. Tüm bunların da etnografik açıdan büyük önem taşıyan objeler olduğunu özellikle belirtmekte fayda var.

Akşehir Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi (Rüştü Bey Konağı)

Akşehir Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi (Rüştü Bey Konağı)

Türk kültüründe önemli bir halk kahramanı olan Nasreddin Hoca’nın da doğum yeri Konya. Akşehir ilçesi, turizminin önemli bir bölümünü Nasreddin Hoca’nın memleketi olmasına borçlu.

Burada her yıl Temmuz ayında Uluslararası Nasreddin Hoca Akşehir Şenliği düzenleniyor. Gezi tatillerinizi bu tarihlere denk getirirseniz, Akşehir Gölü’ne maya çalmaya girişen Nasreddin Hoca ile de gerçek hayatta karşılaşma fırsatı bulabilirsiniz.

1992 yılından bu yana ise, bölgede hocanın adıyla anılan bir de müze var. Burada yöreye özgü arkeolojik ve etnografik buluntular sergileniyor.

Akşehir Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi (Rüştü Bey Konağı)

Burayı ziyaret etmeden önce mutlaka bilgi alın; zira normalde girişin ücretsiz olduğu bu müze kimi zaman ziyarete kapalı tutulabiliyor.

Akşehir’de ayrıca, Nasreddin Hoca’nın mezarının bulunduğu türbeyi de mutlaka görmeli ve güldürürken her daim düşündüren bu filozofu saygıyla selamlamalısınız.

Doğal Güzellikler

Anadolu’nun en büyük kara parçalarından birinde olmanın, coğrafi yönden de güzel sonuçları var. Konya Ovası olarak nitelendirilen alan; göz alabildiğine tarım arazilerinden oluşuyor. Şehri transit geçenler, bu nedenle buradaki doğal güzellikleri kaçırabilirler. Konya’da doğanın cömertliğini fark edebilmek; yeşil ve mavi tonlarını yakalayabilmek için bir keşif gezisine çıkmanız da şart.

Tuz Gölü

Konya Tuz Gölü

UNESCO’nun da korumaya değer bulduğu bir doğal güzellik olarak Tuz Gölü; Türkiye’deki göller içerisinde Van Gölü’nden sonra ikinci sırada yer alıyor. Bu dev su birikintisi aynı zamanda, adından da anlaşılabileceği gibi dünyanın en tuzlu ikinci gölü.

Türkiye’nin tuz ihtiyacının yarıdan fazlası Tuz Gölü’nden elde ediliyor.

Konya Tuz Gölü

Konya’ya kadar gelip de Tuz Gölü manzarası eşliğinde bir çay içmediyseniz; en iyisi bu geziden hiç kimseye bahsetmeyin.

Endemik bitki türlerinin ve böceklerden memelilere kadar uzanan hayvan çeşitliliğinin yanı sıra; göl çevresinde özellikle de kuşlar insanı büyülüyor. Göldeki kuş yuvalama alanlarının sayısı, dile kolay, 6 bin civarında. Bu da demek oluyor ki; yolunuzu Tuz Gölü’ne çevirmeden önce cep telefonu ve fotoğraf makinesi hafızanızı tamamen sıfırlamalısınız. Bu doğa harikasında huzur bulurken, çevreniz de fotoğraflamak isteyeceğiniz ayrıntılarla dolu olacak.

Meram Bağları

Konya Meram

Kayseri’nin Gesi Bağları varsa, Konya’nın da Meram Bağları var. Aynı coğrafyada benzer bir güzellik arayanlara heyecanla duyurabiliriz.

Meram, halihazırda sahip olduğu müze ve tarihi eser nüfusu sayesinde turistler tarafından sıkça ziyaret ediliyor. Buraya kadar gelmişken ne yapın edin; karakteristik bağ evlerine de yolunuzu düşürün.

Şu kadar söyleyelim; Evliya Çelebi bile ünlü Seyahatname’sinde Meram’daki gül bahçelerinden söz etmiş.

Meram’a özel araçla gelebilir ya da merkezden sıkça kalkan otobüs ve dolmuşları kullanabilirsiniz.

Konya Meram

Günü burada batırmak her zaman iyi bir fikir. Çardaklarında çay keyfi yapabileceğiniz pek çok kafe ve restoran da burada hizmet veriyor.

Meram’a bağlı Çayırbağı bölgesinde alabalık yiyebileceğiniz yerler ilk sırada karşınıza çıkıyor.

Bölgede üzüm bağlarının ve gül bahçelerinin yanı sıra çam ağaçları da yoğunlukta.

Konya’da gece hayatının son derece sınırlı olduğu göz önüne alındığında, genç ya da yaşlı, çocuklu ya da çocuksuz aile fark etmeksizin herkes Meram Bağları’nı cazip bir etkinlik tercihi olarak gezi listesine ilave edebilir.

Meram’daki bağların gece aydınlatması; herhangi bir gece mekanının ışıklarına göre çok daha güzel.

Bölgede aynı zamanda hem Selçuklu hem de Karamanoğlu beyliklerinden kalan köprü, hamam ve türbeler sürpriz bir biçimde her an sizleri selamlayabilir.

Altınapa Barajı

Meram Çayı üzerinde yer alan Altınapa Baraji, hem içme suyu ve sulama ihtiyaçlarına cevap veriyor hem de ziyaretçilerine son derece güzel bir doğa sunuyor.

Konya’nın batısında yer alan barajın çevresini, mesire yeri olarak tercih edebilirsiniz. Burası bahar piknikleri için ideal.

Etrafı daha iyi keşfedebilmek için bu bölgede uzun yürüyüşler yapmayı da mutlaka düşünün. Baraj gölünün yakın çevresindeki görüntüler, gözünüzdeki Konya imajını da tamamen değiştirebilir. Burada yeşil ve mavinin tonları, sanki bir deniz kıyısında vakit geçiriyormuşsunuz gibi ahenkle bir araya geliyor.

Yerköprü Şelalesi

Yerköprü Şelalesi Konya

Yerli halk arasında Göksu Şelalesi olarak da adlandırılan Yerköprü Şelalesi, Konya’nın Hadim ilçesine yaklaşık 23 kilometre mesafede. Burası adını, Karasu Çayı’nın 25 metre gibi bir yükseklikten üzerine döküldüğü Göksu Nehri’nden alıyor.

İki akarsu yatağının birleşmesi, fotoğraf ve video çekmek konusunda heyecan duyanları iyice heyecanlandırabilir. Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte, burayı bilenler serinlik ve ferahlıktan yana sıkıntı çekmiyor diyebiliriz. Hafta sonları burası, şehir insanları için bir kaçış noktası.

Konya şehir merkezi ile Hadim arasında 110 kilometre mesafe olduğunu da belirtelim. Araç kiralamak, şelaleye varmanın en garantili yöntemi.

Marketten yapacağınız küçük bir gıda alışverişinin sonunda piknik sepetinizi de hazırda bulundurmayı ihmal etmeyin tabii.

Şelalenin yakınında Habiler Köyü bulunuyor.

Şelalenin bitiminde mini bir gölet ve göletin içinde de küçük bir mağara oluşumu sizleri bekliyor.

Beyşehir Gölü

Beyşehir Gölü

Milli park statüsündeki göllerden biri olarak Beyşehir Gölü de Konya’da es geçilmemesi gereken turist noktalarından biri.

Anamas Dağı buradaki göl manzaralarına eşlik ediyor. Özellikle de güneşin batışı sırasında; ilkokulda çizilen güneş, dağ ve gölden oluşan resimlerin burada canlandığına şahit olmanız mümkün.

Beyşehir Gölü üzerinde ayrıca, irili ufaklı adalar var. Adaların sayısı otuzu geçiyor, çevrede kuş gözlemciliği de yapılabiliyor.

Olta balıkçılığı, yürüyüş ya da bisiklet özellikle çocuklu aileler için ilk akla gelen aktiviteler olarak sayılabilir.

Beyşehir Gölü, kapladığı alan bakımından Türkiye’deki tatlı su gölleri arasında üçüncü sıraya sahip.

Göl üzerindeki köprü ve ada manzalarına en az bir yarım gün ayırmak isteyeceğinizden emin olabilirsiniz.

Ilgın Kaplıcaları

Konya ilçelerinin her birinde farklı doğal güzelliklerin olduğunu söylerken haksız değildik. İşte Ilgın ilçe merkezine yalnızca 2,5 kilometre mesafede yer alan kaplıcalar da bunun bir kanıtı gibi.

Konya’ya gelip belediye tarafından işletilen kaplıca tesislerinde şifa arayan çok insan var. Halk arasında, buraya bastonla girenlerin yürüyerek çıktıkları söyleniyor. Cüzzam, kadın hastalıkları ya da felç gibi bambaşka hastalıklara çare arayışında olan kişiler de karşınıza çıkabilir.

Kaplıca tatili, Konya’daki kış sezonuna da özellikle Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen yerli turistler sayesinde değer katıyor.

Kaplıcanın yapımında yine ünlü Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubat’ın etkisi var. Bu nedenle, sadece sular değil; tüm binalar da ilginizi hak ediyor. Kubbeler, duvarlar ve kitabeleri yakından incelemek isteyebilirsiniz.

Meke Krater Gölü

Meke Krater Gölü Konya

Konya’da ilçeler de göller de bitmiyor. Meke Krater Gölü adıyla anılan jeopolitik oluşum, bu kez Karapınar ilçe merkezine 8 kilometre kadar mesafede.

İki ayrı patlamada, iki ayrı krater gölünün iç içe geçmesi gibi orijinal ve doğal bir dizaynı olan göl, şeklen tam bir nazar boncuğunu andırıyor.

Çevredeki mağara oluşumlarının da Türkiye’de bir benzeri daha yok. Buraya “Konya’nın nazar boncuğu” ünvanı da veriliyor.

Gölün turizm potansiyelini artırmak için çeşitli çalışmalar yolda. Siz artan turist populasyonundan önce davranıp buradaki eşsiz güzellikleri bir an önce fotoğraflayabilirsiniz.

Blogger, içerik yazarı, editör, besteci, söz yazarı, gitarist, turizmci, seyahat tutkunu, müzik ve kedilere hasta☺️

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here