Denizde Geçen En İyi Filmler

0
212

İzlediğimiz filmleri ilgi çekici kılan en önemli unsurlardan biri, filmlerin geçtiği birbirinden farklı mekanlardır. Uzayda geçen bir bilim kurgu filmi, ormanların içindeki bir savaş hikayesi ya da bir trendeki tanışma anını anlatan romantik bir yapım kişileri mekansal olarak etkileyip hafızalarda yer edebilir.

Herkesin izlerken daha çok içine çekildiği ve sevdiği birçok farklı mekan ve atmosfer vardır. Kimi sinema tutkunlarının mekansal olarak gruplandırdıkları film listeleri bile vardır.

Sizin için hazırladığımız bu listedeki filmlerin ortak noktası ise mavi sularda geçmesi. Bu yirmi filmlik liste seyircilere, İkinci Dünya Savaşı’ndaki bir mürettabatın hikayesinden tutun, uzaylılarla insanlar arasındaki ilk teması anlatan yapımlara kadar birçok farklı hikayeyi barındırmakta. Klasikleşmiş bir romantik film ya da İrlanda mitolojisinden bir hikaye…

Gelin şimdi hep birlikte hem tarihin, hem de coğrafyanın köşelerinde gezinerek mavi sulara yelken açalım.

Denizde Geçen En İyi Filmler

Waterworld (1995)

1995 yapımı “Waterworld,” deniz ve okyanusta geçen filmler temasına ilginç bir bakış açısı getiren bir yapım. Bunun sebebi ise filmin bildiğimiz dünya sınırları içerisinde bir okyanus ve denizde geçiyor olmaması.

Filmde, buzulların erimesi sonucu, uçsuz bucaksız denizlerin kapladığı bir post-apokaliptik dünyanın hikayesi anlatılıyor.

App_indir1

İsimsiz ana karakterimizi oynayan Kevin Costner’a başrollerde eşlik edenler ise Jeanne Triplehorn ve Dennis Hopper.

Tamamen sularla kaplı bu dünyada kurtuluşu temsil eden son kara parçasını bir anne ve kızı ararken, onlara yardım eli uzatan Costner da bir yandan “Smokers” adlı tehlikeli korsanlarla mücadele etmek zorunda. 

ucakbileti_sorgula (1)

Moby Dick (1956)

Moby Dick

Amerikalı yazar Herman Melville’in, 1850 yılında yayınladığı kült roman “Moby Dick,” sinema tarihinde birçok kez hem büyük gişeli filmlere, hem dizilere hem de müzikal ya da opera gibi tiyatro oyunlarına uyarlanmıştır.

Bana İsmail deyin” cümlesi ile başlayan Moby Dick, Kaptan Ahab adlı maceracının Moby Dick isimli balinanın peşinde yaşadıklarını anlatır.

İnsana karşı doğanın mücadelesini anlatan birçok filmden biri olan “Moby Dick” belki de bu temaya sahip eserler arasında en kült ve ünlü yapım olmayı başarmıştır.

1956 yapımı John Houston imzalı “Moby Dick” döneminin klasikleri arasına girmeyi başarmıştır. Filmin en güncel uyarlaması ise 2013 yılında vizyona giren “In the  Heart of the Sea”dir.

Titanic (1997)

Titanic

Titanic” için dünya tarihinin en kült filmi dersek yanılmış olmayız.

1997 yapımı “Titanic” birçok insan için halen uzun deniz yolculuğu, buzdağı gibi kavramlarla özdeşleşmiş bir yapım.

Alt sınıfa ait Jack’in kumar sonucu yeni bir hayata başlamak üzere bilet kazandığı devasa gemi “Titanic,” hayatından pek de memnun olmayan aristokrat Rose ile yollarının kavuşmasına vesile olur.

Filmi izlemeyenlerin bile sonundan haberdar olduğu “Titanic,” günümüzde hala deniz temalı filmlerin başında geliyor.

Seyircilerle buluştuğu dönemde hem gişede hem de Oscar ödüllerinde seneye damga vurmayı başarmış “Titanic,” sinema tarihinde en çok gişe yapan filmler arasında üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala üçüncü sırayı korurken, En İyi Film ve Yönetmen gibi prestijli ödüllerin yanında toplam 11 Oscar kazanmıştır.

Life of Pi (2013)

2013 yapımı “Life of Pi”, yaşadığı kaza sonucu kendini okyanusta sürüklenen bir cankurtaran botunda bulan Pi’nin yaşam mücadelesini masalsı bir şekilde anlatıyor.

Filmin can alıcı noktası ise Pi’nin bu mücadele esnasında tek başına olmaması. Botta onunla birlikte bulunanlar, babasının sahip olduğu hayvanat bahçesinin sakinleri olan havvanlardır. Birer zebra, orangutan, sırtlan ve Richard Parker adındaki bir Bengal kaplanı yolculuğunda Pi’ye eşlik etmektedir.

Pasifik Okyanusu’nun derin sularındaki bu zorlu hayatta kalma mücadelesini anlatan film aynı zamanda Pi’nin ona eşlik eden hayvanlarla zaman içerisinde oluşan dostluğunu ve mücadelesini seyircilerle buluşturur.

Dünya çapında büyük beğeni toplayan film, 2013 Oscar Ödülleri‘nde yönetmen Ang Lee’ye En İyi Yönetmen ödülünü kazandırırken bununla birlikte toplam 4 Oscar ödülü ile tarihe geçmeyi başarmıştır.

The Life Aquatic with Steve Zissou (2004)

Son zamanların en çok ses getiren yönetmenlerinden biri olan Wes Anderson’ın 2004 yapımı filmi “The Life Aquatic with Steve Zissou” en yakın arkadaşının ölümünün intikamını almak ve yeni filmini tamamlamak için sulara açılan bir okyanus belgeselcisinin trajikomik hikayesini anlatıyor.

Zengin bir kadroya sahip filmin başrollerinde Bill Murray, Cate Blanchett, William Dafoe ve Owen Wilson gibi ünlü oyuncular yer almakta.

Ünlü yönetmenin kariyerinin erken yıllarında çektiği film, Anderson’ın filmlerinde sık sık karşımıza çıkan absürt komedi unsurlarını barındırıyor.

Luca (2021)

Listenin en yeni filmi olan, 2021 yapımı “Luca” animasyon stüdyosu devi Pixar ve Disney işbirliği ile ortaya çıkmış, kalpleri ısıtan bir film.

İtalya’nın bir balıkçı kasabasında muhteşem görsellerle tasarlanan bu dünyada Luca, en yakın arkadaşı ile deniz yüzeyine çıkarak maceralara atılan bir deniz yaratığı! Ama kimseyle paylaşamadığı bir sırrı var: ne zaman suyla buluşsa bir balığa, yani gerçek haline dönüşüyor!

Luca, bu tatlı kasabada arkadaşlığı, lezzetli makarna ve dondurmaları ve muhteşem güneşli günleri tecrübe ederken insanların dünyasından sakladığı sırrı ise filmin ana heyecan noktasını oluşturuyor! 

Jaws (1975)

Kült korku filmi denince akla gelen yapımların başında gelen 1975 yapımı “Jaws” aynı zamanda derin sularda geçen en ünlü filmlerden biri olma başarısını gösteriyor.

Ünlü yönetmen Steven Spielberg’ün kariyerinin başlangıç yıllarındaki eserlerden biri olan film, Amerikalı yazar Peter Benchley’nin aynı adlı romanından uyarlanmıştır.

Film, Amity Adası‘nda terör estiren katil köpekbalığı Jaws’ı ve kasabaya yeni atanmış polis şefi Brody’nin gerilim dolu mücadelesini anlatır.

Akıllara kazınmış gerilim müziği ve avına yaklaşan Jaws’ın gözünden izlediğimiz sahneleri ile kült haline gelmiş filmin başarısının ardından birçok “katil köpekbalığı” temalı film yapılsa da hiçbiri Jaws’ın başarısını yakalayamamıştır.

Das Boot (1981)

Ünlü savaş filmlerinden biri olan “Das Boot,” İkinci Dünya Savaşı’nda mücadele veren bir Alman denizaltısı mürettebatının yaşadıklarını anlatıyor.

Savaşın birçok yüzünü psikolojik açıdan göstermeyi başaran film, savaş konusuna sadece aksiyon gözünden bakmayarak diğer İkinci Dünya Savaşı filmlerinden ayrılıyor.

Denizaltındaki mürettebatın heyecanlarına, hayallerine ve korkularına yer vermeyi başaran film, çoğu zaman İkinci Dünya Savaşı filmlerinde düşmanlaştırılan Alman askerlerinin insani yönlerini ve aldıkları emirleri sorgulayışlarını içermesiyle dikkatleri çekmeyi başarmıştır.

1981 yapımı film, En iyi Yönetmen ve En iyi Uyarlama Senaryo ile birlikte toplam 6 Oscar adaylığı almıştır.

Cast Away (2000)

 Issız bir adaya düşmüş olsanız yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?” sorusu eğer bir film olabilseydi kesinlikle başrolünde ünlü oyuncu Tom Hanks’in olduğu 2000 yapımı, “Cast Away” filmi olurdu.

Filmde uluslararası bir kargo şirketinde çalışan Chuck Noland iş için çıktığı uçak yolculuğunda yaşadığı kaza sonrası kendini ıssız bir adada, tek başına bulur.

Bir yandan birilerinin onu kurtarmasını bekleyen Chuck bir yandan da vahşi ada hayatına alışmaya çalışmaktadır.

Modern hayatı geride bırakmak zorunda olan Chuck, insanlığını kaybetmemek için mücadele verirken, kurtuluş umudunu da kaybetmemeye çalışmaktadır. 

The Abyss (1989)

Yönetmen James Cameron diyince genellikle akıllara gelen filmler “Titanic,” “Alien,” “Terminator” ve “Avatar” gibi daha sükse yapmış yapımlar gelir.

Bu ünlü yapımların yanında açıkçası biraz göz ardı edilmiş bir film 1989 yapımı “The Abyss.”

Listedeki deniz ve okyanus temasına uygun filmler genellikle macera ve dram türlerindeyken “The Abyss,” bir bilim kurgu filmi olarak diğerlerinden ayrılıyor.

Zamanının ötesinde olan bu bilim kurgu filmi, yapımı tamamlanmamış bir nükleer santraldeki sıradışı bir kazayı araştıran ekibin macerasını anlatıyor.

Sular altında nedeni belli olmayan bir şekilde güç kaybı yaşayan bir denizaltına ne olduğunu araştırmak için keşfe çıkan ekibimiz, teknik sorunlarla karşılaşmayı beklerken karşılarına dünya dışı beklenmedik misafirler çıkar.

Bulunduğu döneme göre hala başarılı diyebileceğimiz görsellere sahip olan yapım, uzaylı temasına farklı bir şekilde bakmayı başarıyor.

Songs of the Sea (2013)

2013 yapımı, İrlanda yapımı bir animasyon olan “Songs of the Sea,” tamamıyla denizde geçmese de denizi konu alan, deniz kenarında bir deniz fenerinde yaşayan bir aileyi konu alan bir yapım.

Animasyonlarını memleketi olan İrlanda’nın kültürü ve mitlerine dair öğelerle süsleyen Tomm Moore, “Songs of the Sea”de annelerini 6 yıl önce kaybetmiş Ben ve Saoirse’nin hikayelerini sihirli bir biçimde anlatıyor.

Eğer animasyon seviyor ve yeni bir renk dünyasına adım atmak istiyorsanız, “Songs of the Sea” kesinlikle şans vermeniz gereken bir yapım. İzledikten sonra içinizin yumuşacık olacağının garantisini veriyorum.

All is Lost (2013)

“Cast Away” filmine benzer bir yaşam mücadelesini anlatan “All is Lost” filminin başrolünde ünlü oyuncu Robert Redford var.

Tecrübeli bir denizciyi oynayan Redford’un karakteri, tek başına çıktığı okyanus yolculuğunda yaşadığı kaza sonucu kendini Hint Okyanusu’nun ortasında bulur.

Kaza sonrası su almaya başlayan yatını bir an önce tamir etmesi gereken karakterimiz aynı zamanda şiddetli dalgaların arasından çıkma mücadelesi vermek zorundadır.

Klasik bir insana karşı doğa mücadelesi hikayesini anlatan film, son anlarına kadar seyircinin heyecanını canlı tutmayı başaran bir yapım.

Gemide (1998)

Türk filmleri arasında bir klasik olan, Serdar Akar imzalı 1998 yapımı “Gemide,” bir geminin dört kişilik mürettabatının başına gelenleri konu alır.

Gemi demir attığı esnada karaya ayak basarak bir kadını bir grup erkeğin yanından kaçırmak durumunda kalan bir mürettabat üyesi, kadını gemiye getirir ve olaylar gelişir.

Çıkılmaz bir girdabın içerisinde ağır bir “erkek dili”ne şahit olduğumuz bu film, günümüzde problematik unsurlara sebep olsa da esas olarak vicdan konusunu ele alır.

The Boat That Rocked (2009)

Richard Curtis imzalı “The Boat that Rocked,Philip Seymour Hoffman, Bill Nighy, Emma Thompson ve Kenneth Branagh gibi ünlü İngiliz oyuncularını başrolde izlediğimiz bir komedi.

1960‘larda rock’n roll seven bir grup tarafından korsan bir şekilde deniz üzerindeki bir gemiden yayın yapan radyo kanalının etrafında dönen hikaye, devlet baskısı, özgürlük mücadelesi gibi konuları oldukça keyifli bir yerden işliyor.

Film, özellikle soundtrack’leriyle de kendisine hayran bırakıyor!

Ponyo (2008)

Her biri, birbirinden büyüleyici dünyalarda geçen bir diskografinin yaratıcısı var şimdi sırada. Hayao Miyazaki’den bahsediyorum tabii ki!

Ghibli stüdyo yapımı Ponyo, insan olmayı dileyen fakat denizlere ait olan bir balık prensesin macerasını anlatıyor.

Bir deniz tanrıçası ve büyücünün kızı olan Ponyo, sahilde yaşayan Sousuke’yle tanışır ve ona aşık olur. İnsan olup deniz dünyasına veda etmek isteyen Ponyo’nun önündeki en büyük engel ise bu dileğine karşı çıkan büyücü babasıdır.

Büyüleyici bir animasyona ve Miyazaki filmlerine has renkli dünyasıyla her yaştan seyirciyi büyülemeyi başaran Ponyo, belki de görkemli deniz dünyasını en iyi resmeden animasyon filmi olabilir.

Karayip Korsanları – Pirates of Caribbean

Denizlerde geçen maceraları anlatan filmlerden bahsediyorsak korsanlardan bahsetmemek olmaz ve ünlü korsan filmleri diyince de hiç şüphesiz akıllara gelen ilk isim “Karayip Korsanları’dır”.

Kendine has dünyası ve unutulmaz görsel efektleri ile büyük beğeni kazanan film, 2003’te çıkan “Pirate of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl” ile çıktığı yolculuğuna sonrasında çıkan 4 ayrı filmle devam etmiştir.

Karayip Korsanları diyince ise akıllara gelen ilk şeylerden biri ise filmin imza karakteri olan Johnny Depp’in oynadığı Jack Sparrow karakteridir. Depp, kariyeri boyunca birçok ikonik ve egzantrik karaktere hayat verse de kariyerinin en ünlü karakterinin alışılmadık zekası ve kendine has karizması ile korsan Jack Sparrow olduğunu söylersek yanılmış olmayız.

2017’deki “Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales” filmden beri yeni bir filmle karşımıza çıkmayan serinin altıncı filmi ise an itibariyle yapım aşamasında.

Hijacking (2012)

Günümüzde bile uçsuz bucaksız sularda sıkça meydana gelen tüyler ürpertici bir olayı anlatıyor sıradaki film.

Danimarka yapımı “A Hijacking” filmi Danimarkalı büyük bir şirketin yük gemisindeki mürettebatının yollarının Somalili korsanlarla kesişmesini ve gemiyi ele geçiren korsanlarla şirket arasındaki gerilim dolu fidye pazarlıklarını anlatıyor.

Gemide aşçı olarak çalışan Mikkel, iki taraf arasındaki iletişimi sağlaması için seçilir ve adrenalin dolu anlar başlar.

Korsanlar tarafından türlü şiddete maruz kalan mürettebat, kurtarılmayı beklerken şirket CEO’su ise insan hayatının değerinin şirketleri için ne olucağını düşünmekle meşguldür…

Gerçek insanların birer piyon gibi kullanıldığı bu mücadelenin içine seyirciyi koyan film, bu zorlu durumda doğru yolu seçebilmenin bedelini bizlere sorar.

Hayalet Gemi – The Ghost Ship (2002)

Deniz veya okyanusta geçip de korku filmi kategorisine giren birçok film, köpek balığı ya da deniz canavarı teması taşıyor.

2002 yapımı “Hayalet Gemi,” tamamen gerilim türüne özgü tüyler ürpertici bir film. Steve Beck imzalı yapım, erken 2000’lerin en bilinen korku filmlerinden biri.

Hikayesi ise şöyle: bir kurtarma mürettabatı, Bering Denizi‘nin uzak bir bölgesinde 1962 yılında yelken açmış ama uzun süredir kayıp olan bir yolcu gemisinin kalıntılarını keşfeder.

Çok geçmeden ise gemi içerisinde uzun zaman önce ölmüş sakinlerin hala gemide olabileceklerini fark ederler. 

The Blue Lagoon (1980)

Dönemin ikonik güzellerinden biri olan Broke Shields’i beyaz perdeye taşıyan 1980 yapımı “The Blue Lagoon” özellikle mavi sular, altın kumlar ve egzotik bir birki örtüsü arasında geçen bir ada hikayesi.

Filmde Shields’a, sevgilisi rolünde Christopher Atkins, eşlik ediyor.

Viktoryen bir dönemde, Güney Pasifik’teki tropik bir ada açıklarında bir geminin batması üzerine iki çocuk ve onları uzun bir süre koruyup kollayacak gemi mürettabatı Paddy Button bir adaya çıkar.

Button’ın ölümü üzerine onlara rehberlik edecek hiçbir yetişkin olmadan birlikte basit bir hayat kuran karakterler, yaşları ilerledikçe cinselliğin de tadına varacaktır.

Shields’ın 14, Atkins’in de 19 yaşında olduğunu düşününce bir hayli sükse yaratan sahnelere sahip olan film, Hollywood’un eski değerlerine ait kült bir yapım olarak kalmaya devam edecektir. 

Moana (2016)

Geldik listemizin son filmine. Hem çocuklar hem büyükler için seyir zevki yüksek filmler üretmeyi başaran Pixar Stüdyosu‘nun yakın dönem filmlerinden biri olan “Moana“, Hawaii mitolojisinden bir hikayeyi seyircilerle buluşturuyor.

Bir ada kabilesinin üyesi olan Moana, adadaki mahsullerin günden güne tükenmesinin sebebini araştırmak için okyanusa açılır.

Macerası esnasında yarı-tanrı Maui ile tanışan Moana, Maui’yi çaldığı tanrıçanın kalbini geri vermeye ikna etmeli ve zorlu görevi tamamlayarak kabilesini kurtarmalıdır.

Önceki İçerikBursa’nın Yöresel Lezzetleri
Sonraki İçerikİstanbul’un En İyi Canlı Müzik Mekanları
gezmeden, yazmadan, hikaye anlatmadan ve dinlemeden duramaz edebiyat + medya iletişim mezunu içerik üreticisi, şimdilik beyaz yakasını renklere boyamaya çalışıyor

CEVAP VER

Lütfen yorum giriniz!
Lütfen isminizi yazınız